DEHB ve İlişkiler 101: Sevgilim ilaç kullanmamı istiyor
Sevgilin DEHB ilacı kullanmanı mı istiyor? Kararın neden sende olduğunu, ilgiyle baskıyı nasıl ayıracağını ve kavgasız konuşmanın yolunu anlatıyorum.
Read this article in EnglishDiesen Artikel auf Deutsch lesenLire cet article en français
Sevgilin ilaç kullanmanı istediğinde konuşmayı kavgadan çıkarmanın yolu5 adım
- Önce isteğin altındaki derdi sor. “Neden ilaç kullanmamı istiyorsun?” sorusunu savunma için değil, merakla sor. Cevap çoğu zaman bir ilaçtan çok somut bir yorgunluk: unutulan faturalar, kaçan buluşmalar, kendini yalnız hissetmek. Duyduğunu kendi cümlelerinle geri söyle: “Yani en çok şu seni yoruyor, doğru mu anladım?”
- Kararın kimde olduğunu sakin bir cümleyle söyle. “Bu konuda senin fikrini önemsiyorum ama kararı hekimimle ben vereceğim” demek bir kapı kapatmak değil, sınırı yerine koymak. Bunu kavga bittikten sonra, sakin bir anda söyle.
- Bilgiyi doğru yerden al. Hekimle konuşmak ilaca başlamak demek değil. Seçenekleri, beklentileri ve kaygılarını bir kez de yetkin birinden duymak, kararını kimin etkisiyle değil, hangi bilgiyle verdiğini netleştirir.
- İlaç dışında yaptıklarını görünür kıl. Ortak takvim, hatırlatıcılar, terapi ya da koçluk, uyku düzeni, ev işi listesi. Ne yaptığını iki üç maddelik bir listeyle sevgilinle paylaş, böylece sevgilin sessizliği “hiçbir şey yapmıyor” diye okumaz.
- Bir ay sonra birlikte gözden geçirin. Takvime bir tarih koyun. O gün ilaç konusunu değil, anlaştığınız düzenin işleyip işlemediğini konuşun: ne iyi gitti, nerede tökezlediniz, neyi değiştirmek istiyorsunuz.
Bu yazıda 11 bölüm var
Bir akşam yine bir şey unutulmuş. Belki bir fatura, belki sözü verilmiş bir telefon. Konuşma bir yerden sonra tanıdık bir cümleye geliyor: “Neden ilaç kullanmıyorsun? Bak, kullananlar anlatıyor, hayatları değişmiş.” Sen bir anda kendini bir sınavdaymış gibi hissediyorsun. Ne desen ya kaçmak ya da inat gibi duyulacak.
Bu soru DEHB'li yetişkinlerin ilişkilerinde çok sık açılıyor ve çoğu zaman iki iyi niyetin çarpışmasından doğuyor. Sevgilin bir çıkış yolu arıyor, sen de kendi bedenin ve zihnin hakkındaki kararın elinden alınmasın istiyorsun. Bu yazı DEHB ve İlişkiler 101 serisinin bir parçası. İlaç konusundaki ısrarın genel halini DEHB ilacı konusunda ısrarcı insanlar yazısında anlatmıştım. Burada ısrar eden kişi bir tanıdık değil, en yakınındaki insan ve bu her şeyi biraz daha zorlaştırıyor.
Kısa cevabım şu: karar senin ve hekiminin. Ama sevgilinin derdi de gerçek ve onu duymadan verilen her “hayır” konuşmayı bir sonraki kavgaya erteliyor.
Karar kimin, önce bunu yerine koyalım
İlaç kullanmak tıbbi bir karar. Kime, hangi ilacın, hangi dozda uygun olduğuna; kalp, uyku, kaygı gibi durumların bu kararı nasıl etkilediğine bir hekim muayeneyle bakıyor. Senin de bu kararda söz hakkın var, hatta son söz senin. Tıpta bunun bir adı var: bilgilendirilmiş onam. Kişi, seçenekleri ve risklerini anlayarak kendi tedavisine kendisi onay veriyor.
Sevgilinin bu denklemde yeri bir danışman yeri. Fikrini söyleyebilir, gözlemlerini paylaşabilir, kaygısını anlatabilir. Ama oy veremez.
Bunu sert bir sınır olarak düşünmüyorum. Tersine, sınır yerinde durduğunda konuşmak kolaylaşıyor. Sevgilin karar verme yükünü taşımadığını bildiğinde rahatlayabiliyor, sen de karşında bir hakim değil, endişeli bir insan olduğunu görebiliyorsun.
Sevgilin neden bunu istiyor olabilir
Israr dışarıdan bakınca kontrol gibi görünebilir. Çoğu ilişkide altında daha anlaşılır şeyler yatıyor.
Yorgunluk. Hatırlatan, telafi eden, takvimi tutan taraf olmak zamanla insanı tüketiyor. Robin ve Payson (2002), DEHB'siz partnerin tutulmayan sözleri zamanla ilgisizlik olarak okumaya başlayabildiğini anlatıyor. Bu noktaya gelmiş biri için ilaç, “bu yük biraz hafifleyecek mi” sorusunun cevabı gibi görünüyor.
Seni zorlanırken görmek. Bazen istek seninle değil, senin acınla ilgili. Gecenin ikisinde yetişmeyen bir işin başında, kendine söylediğin sert cümleleri duyan biri “bir şey yapalım” demek istiyor ve elindeki en görünür seçenek ilaç oluyor.
Duyduğu başarı hikayeleri. Sosyal medyada, bir arkadaşından ya da bir videodan “ilaçla hayatım değişti” cümlesini duymuş olabilir. Bu hikayeler gerçek, ama herkesin hikayesi değil.
Görünmeyen çaba. Belki sen ilaç dışında çok şey deniyorsun, ama sevgilin bunların hiçbirini görmüyor. Onun gözünde sorun var ve çözüm için hiçbir şey yapılmıyor. Bu boşluğu ilaç fikri dolduruyor.
Hangisi olursa olsun, isteğin kaynağını bilmek konuşmayı değiştiriyor. Çünkü “ilaç kullanmıyorum” cümlesi yorgunluğa cevap vermiyor. Yorgunluğa ancak yorgunluğu konuşarak cevap verilebiliyor.
Senin direncin nereden geliyor
Kendine de aynı dürüstlükle bakmak gerekiyor. İlaç istememenin çok farklı sebepleri olabilir ve hepsi aynı ağırlıkta değil.
Bazıları bilgiyle ilgili: yan etkilerden, bağımlılıktan ya da “kişiliğimin değişmesinden” korkmak. Bunların bir kısmı yanlış bilgiden besleniyor, bir kısmı gerçek ve konuşulması gereken kaygılar. Kişilik konusunu DEHB ilacı kişiliği değiştirir mi yazısında ayrıca anlattım.
Bazıları geçmişle ilgili: daha önce denemiş ve iyi gelmemiş olabilir. Ben ilaçla 28'imde ikinci kez tanıştım ve bıraktım. O yüzden iki tarafı da biraz biliyorum: hem denemenin umudunu hem bırakmanın hafifliğini.
Bazıları da tamamen ilişkiyle ilgili. İlacı başkası istediği için istememek. Kendi bedeninle ilgili bir kararda dışarıdan yönlendirilmeye itiraz etmek çok insani bir tepki ve araştırmalar da bu tepkinin gerçek olduğunu gösteriyor (aşağıda anlatacağım). Ama kendine şunu sorman işe yarar: “Bu ilacı sevgilim hiç dile getirmeseydi, ben bu konuda ne düşünürdüm?” Cevap “denemeyi düşünürdüm” ise, direnç ilaca değil ısrara olabilir. Cevap “yine istemezdim” ise, elinde ona anlatabileceğin sağlam bir gerekçe var.
İlgi ile baskı arasındaki fark
Aynı cümle hem ilgiden hem baskıdan gelebiliyor. Farkı çoğu zaman kelimeler değil, kararın kime bırakıldığı belirliyor.
| İlgi | Baskı |
|---|---|
| “Bir hekimle konuşmayı düşündün mü?” | “Yarın randevu al.” |
| “İlaç konusunda neler düşünüyorsun?” | “Neden hala başlamadın?” |
| “İstersen randevuya seninle gelirim.” | “Ben de geleceğim, hekime anlatırım.” |
| “Kararın ne olursa olsun yanındayım.” | “Kullanmazsan bu iş yürümez.” |
| “Bu ay seni çok zorlanırken gördüm.” | “Bak, yine ilaç kullanmadığın için oldu.” |
Soldaki cümleler soru soruyor, seçenek sunuyor ve kararı sana bırakıyor. Sağdakiler sonucu baştan belirliyor. Sevgilinin cümleleri sağ sütundaysa bunu ona söyleyebilirsin. Kendi cümlelerine de bakmakta fayda var, çünkü savunmaya geçen taraf da kolayca “hiç konuşmak istemiyorum” duvarına dönüşebiliyor.
Araştırmalar ısrar hakkında ne diyor
DEHB ilacı ve sevgili ısrarı üzerine doğrudan yapılmış bir araştırma bilmiyorum, bu alanda araştırma sınırlı. Ama sağlık psikolojisinde “sosyal kontrol” diye çalışılan bir konu var: yakınlarımızın sağlığımızla ilgili davranışlarımızı yönlendirme çabası.
Lewis ve Rook (1999), 242 kişiyle yaptıkları çalışmada bu çabanın iki yüzlü olabildiğini göstermiş. Belirli bir yakının yönlendirme girişimleri, sağlığa zararlı davranışların azalması ve sağlığı destekleyen davranışların artmasıyla ilişkili çıkmış. Ama aynı girişimler daha fazla psikolojik sıkıntıyla da ilişkili bulunmuş. Yani ısrar bazen davranışı değiştiriyor, bunu yaparken insanı da yıpratıyor.
Çiftlerle yapılan daha yeni bir çalışma bu ayrımı daha da netleştiriyor. Scholz ve arkadaşları (2021) sigara ve fiziksel etkinlik üzerine üç günlük kayıt çalışması yürütmüş. Partnerden gelen olumlu yönlendirme (cesaretlendirmek, hatırlatmak, övmek) istenen davranışın artmasıyla ve kişinin kendini daha iyi hissetmesiyle ilişkili çıkmış. Olumsuz yönlendirme (eleştirmek, suçlamak, baskı yapmak) ise kişinin kendini daha kötü hissetmesiyle ve tam tersini yapma ya da davranışı saklama gibi tepkilerle ilişkili bulunmuş. Yazarlar bu yüzden sosyal kontrolün çiftlerde her durumda önerilebilecek bir yöntem olmadığı sonucuna varıyor.
Bu çalışmalar DEHB ilacı üzerine değil, onu açıkça söylemem gerek. Ama tabloya çok iyi uyuyor: baskı, istenen şeyden çok direnci büyütebiliyor. İlaca başlamayı istemeyen birinin üstüne gidildikçe konu “ilaç iyi mi” sorusundan “kim kazanacak” sorusuna kayıyor.
Sevgilinin gözünden nasıl görünüyor
Şimdi bir an onun yerine geç. Her hafta benzer bir şey oluyor: bir şey unutuluyor, bir plan kayıyor, bir söz tutulmuyor. Sen her seferinde açıklıyorsun, özür diliyorsun, bir dahakine dikkat edeceğini söylüyorsun. Sevgilin de bir yerden duymuş: bu durumun bir tedavisi var.
Onun gözünden manzara şöyle olabilir: ortada bir sorun var, sorunun bilinen bir çözümü var ve sen bu çözüme yanaşmıyorsun. Ona bunun sebebi ya inat ya da ilişkiyi umursamamak gibi görünebiliyor. Orlov (2010) bu döngüyü DEHB'li ilişkilerde sık görülen bir örüntü olarak anlatıyor: bir taraf belirtilerin etkisini yaşıyor, öbür taraf bu etkiyi kişisel bir tutum olarak okuyor ve aradaki mesafe büyüyor.
Bu manzarayı haklı çıkarmak zorunda değilsin. Ama onu görmek, sevgilinin cümlelerini bir saldırı olarak değil, bir çaresizlik ifadesi olarak duymanı kolaylaştırıyor. Bunu da sevgilim hiç değişmiyorsun diyor yazısında ayrıca anlatıyorum, çünkü “ilaç kullan” ile “hiç değişmiyorsun” çoğu zaman aynı yorgunluğun iki cümlesi.
İlaç dışı adımları birlikte görünür kılmak
Bence bu konudaki en etkili hamle, tartışmayı ilacın kendisinden ilişkiyi zorlayan somut şeylere taşımak. Avrupa uzlaşı metni de yetişkin DEHB'de psikoeğitimle başlayan, ilaçla ilaç dışı yolları bir arada düşünen çok bileşenli bir yaklaşım öneriyor (Kooij ve ark., 2019). İlaç bu yollardan biri, tek yolu değil. Seçenekleri yan yana görmek istersen DEHB'de ilaç mı terapi mi yazısına bakabilirsin.
Sorun şu ki ilaç dışı adımlar çoğu zaman görünmüyor. İlaç bir kutu, bir reçete, bir saat. Bir hatırlatıcı sistemi kurmak, terapiye gitmek ya da uyku düzenini değiştirmek ise sessiz şeyler. Sevgilin bunları görmediğinde “hiçbir şey yapmıyor” sonucuna varıyor.
Bu yüzden ben olsam bunları açıkça masaya koyardım. Diyelim ki sizi en çok unutulan ödemeler ve kaçan buluşmalar yoruyor. Sakin bir akşam oturup şöyle bir metin yazabilirsiniz:
Faturaları ve ortak ödemeleri otomatik talimata bağlıyoruz, otomatik olmayanlar ortak takvimde, son günden üç gün önceye hatırlatıcıyla duruyor. Birlikte yaptığımız planları aynı gün takvime yazıyoruz. Geç kalacaksam yola çıkmadan haber veriyorum. Ayın ilk pazar akşamı yarım saat oturup neyin işlediğine bakıyoruz. İlaç konusunu bu toplantılarda açmıyoruz, ben hekimimle konuştukça kendim anlatıyorum.
Son cümleye dikkat et. Bu metin ilaç konusunu yasaklamıyor, ama onu ilişkinin her konuşmasına sızan bir koz olmaktan çıkarıyor. Ortak takvim konusunun nasıl kurulacağını sevgilim plan yapmamı istiyor yazısında daha ayrıntılı anlattım.
Bir de şu var: anlaşmayı yazıp unutmak, hiç yazmamaktan daha kötü olabiliyor. Gözden geçirme günü, işin en önemli kısmı. Orada başarısız olunan yerleri suçlu aramadan konuşmak, sevgiline “bu konuda ciddiyim” mesajını her türlü sözden daha iyi veriyor.
Sevgiline nasıl anlatırsın
İlk cümleler konuşmanın havasını belirliyor. Birkaç örnek:
Konuşmayı açarken: “İlaç konusunu birkaç kez konuştuk ve hep kavgayla bitti. Bu sefer farklı konuşmak istiyorum. Önce seni dinleyebilir miyim?”
Derdini duyduğunu gösterirken: “Yani en çok, her şeyi senin hatırlaman gerekiyormuş gibi hissetmek seni yoruyor. Doğru mu anladım?”
Sınırı koyarken: “Fikrin benim için önemli. Ama ilaç konusunda kararı hekimimle konuşarak ben vereceğim. Senden istediğim, bu kararın arkasında durman.”
Kaygını anlatırken: “İlaç fikrinden neden çekindiğimi sana anlatmak istiyorum. İkna etmeye çalışmıyorum, sadece içimden geçeni bil istiyorum.”
Teklif sunarken: “İlaç dışında şunları yapıyorum ve şunları da deneyeceğim. Bir ay sonra birlikte bakalım mı?”
Sevgilin “kullanmazsan olmaz” noktasına geldiğinde: “Bu cümleyi duyunca köşeye sıkışmış hissediyorum ve köşede doğru karar veremem. Şartı bir kenara bırakıp neyin seni bu kadar yorduğunu konuşabilir miyiz?”
DEHB'nin ne olduğunu ve neyin seni zorladığını genel olarak anlatmak için partnerine DEHB'ni anlatmak yazısındaki cümleler de işine yarayabilir.
İlacı denemeyi düşünüyorsan
Bu yazı “ilaç kullanma” yazısı değil. Faraone ve arkadaşlarının (2021) uzlaşı bildirisi, ilaç tedavisinin DEHB'de belirtileri azaltmada en iyi kanıtlanmış yollardan biri olduğunu söylüyor. Birçok insan için gerçekten bir fark yaratıyor. Bu konuşmaların sonunda kendi isteğinle denemeye karar verebilirsin ve bu da sevgiline boyun eğmek anlamına gelmiyor.
Eğer bu yöne eğiliyorsan, kararın senin kalması için birkaç şey yardımcı olabilir. Hekimle ne konuşacağını önceden yaz. Sevgilinin gelmesini istiyorsan onu bir gözlemci olarak davet et ama görüşmenin bir kısmını tek başına geçirmek istediğini de söyle. Başladıktan sonra neyin değişip neyin değişmediğine sen bak, sevgilinin gözlemlerini de bir bilgi olarak dinle. Sürecin genelde nasıl ilerlediğini DEHB ilaç tedavisinde ne beklemeli yazısında anlattım.
Bir uyarı değil, bir not: ilaç ayarını, yan etkileri ve bırakma kararını sevgilinle değil, hekiminle konuş.
Ne zaman yardım almak gerekir
Bu konu her konuşmada kavgaya dönüyorsa ya da biriniz ilişkiyi bir şarta bağlamaya başladıysa, bir çift terapisti ikinize ortak bir dil kurmakta yardımcı olabilir; ilaçla ilgili soruların için de bir hekimle konuşmak, kararını ikinci el hikayelerden değil doğru bilgiden vermeni sağlar. Çift terapisinin bu tür durumlarda nasıl işlediğini çift terapisi DEHB'de işe yarar mı yazısında anlattım.
Bana kalan
Bana kalırsa bu sorunun içinde iki ayrı soru saklı. Biri “ilaç kullanmalı mıyım”, öbürü “sevgilim neden bu kadar yorgun”. Birincisinin cevabı sende ve hekiminde. İkincisi ise ikinizin ortak meselesi ve onu konuşmak için kimsenin bir kutu ilaç açması gerekmiyor.
İlaçla ilgili kararlarımı kimsenin yerime vermesini istemezdim, sevdiğim biri olsa bile. Ama sevdiğim birinin yorgunluğunu “bu benim kararım” cümlesinin arkasına saklanarak görmezden gelmeyi de doğru bulmuyorum. Sınır koymak ile duvar örmek arasındaki fark, sınırın öbür tarafında bir teklif bırakıp bırakmadığın.
Benim tavrım net: kararını kendine sakla, ama derdini sevgilinle paylaş. Ne yaptığını görünür kıl, ne yapmadığını da dürüstçe söyle. İlaç kullansan da kullanmasan da ilişkinizi iyileştirecek olan, o ortak masaya her ay yeniden oturabilmeniz.
Sık sorulanlar
- Sevgilimin ilaç kullanmamı istemesi normal mi?
- Çok yaygın bir istek ve çoğu zaman iyi niyetten geliyor. Sevgilin seni zorlanırken görüyor ya da kendisi yoruluyor ve ilacı hızlı bir çözüm gibi görüyor. İsteğin kendisi normal, ama kararın sana ve hekimine ait olduğu da aynı ölçüde net.
- Sevgilime ilaç kullanmak istemediğimi nasıl anlatırım?
- Önce onun derdini duyduğunu göster, sonra kendi gerekçeni kısa ve sakin anlat. “Yorulduğunu görüyorum, bunu birlikte çözmek istiyorum, ama ilaç konusunda kararı hekimimle vereceğim” gibi bir cümle hem sınır koyuyor hem kapıyı açık tutuyor. Ardından ilaç dışında neler yapacağını somut olarak söyle.
- Sevgilim ilaç kullanmazsam ayrılırım diyorsa ne yapmalıyım?
- Bu artık bir istek değil, bir şart ve şart altında verilen tıbbi karar çoğu zaman kimseyi rahatlatmıyor. Bu cümlenin arkasında genellikle tükenmişlik var, onu konuşmak gerekiyor. Konuşmalar hep buraya çıkıyorsa bir çift terapistiyle oturmak iyi bir adım olabilir.
- DEHB ilacı kullanmadan ilişki düzelir mi?
- Birçok konuda düzelebilir. Ortak takvim, haber verme kuralı, iş paylaşımı ve terapi gibi adımlar ilaç gerektirmiyor. İlaç bazı insanlarda belirtileri belirgin biçimde azaltıyor, ama ilişkideki alışkanlıkları ve kırgınlıkları tek başına değiştirmiyor.
- Sevgilim hekim randevusuna benimle gelebilir mi?
- Sen istersen evet, birçok hekim bunu olumlu karşılıyor ve partnerin gözlemleri değerlendirmeye katkı sağlayabiliyor. Yalnız bu davet senden gelmeli, sevgilinin talebiyle değil. Randevunun bir kısmını tek başına geçirmek istersen bunu da söyleyebilirsin.
- İlaca başlarsam sevgilim için mi yapmış olurum?
- Kararın gerekçesi önemli. Kendi hayatındaki zorlanmalar için, hekiminle konuşarak başlıyorsan bu senin kararın, sevgilinin de memnun olması bunu değiştirmiyor. Yalnızca kavgayı bitirmek için başlıyorsan bunu kendine dürüstçe sor, çünkü bu durumda tedaviyle aran da gerilebiliyor.
Yeni yazılardan haberdar ol
Yeni yazı yayınladığımda haber vereyim. Reklam yok, başka bir şey yok.