DEHB'de ev işleri nasıl yapılır
Ev işlerinin zor olması tembellikle ilgili değil: görünmezler, bitmezler ve ödülleri yoktur. Üç yapısal sorun ve her birine karşı işe yarayanlar.
Read this article in EnglishDiesen Artikel auf Deutsch lesenLire cet article en français
Bu yazıda 7 bölüm var
Bir iş gününde karmaşık bir strateji kurabiliyorum. Sunum yapabiliyorum, sıkışık bir takvimi çevirebiliyorum.
Sonra eve geliyorum ve bulaşıkları yıkayamıyorum.
Bu çelişkiyi uzun süre kimseye anlatamadım, çünkü anlatınca ne duyacağımı biliyordum: “demek ki istemiyorsun.” Anlatmadıkça da kendi kafamda aynı cümleyi ben kurdum.
Oysa ev işlerinin üç yapısal özelliği var ve üçü de DEHB'nin en zorlandığı yerlere basıyor. Bunları görünce mesele bir irade sınavı olmaktan çıkıyor.
Üç yapısal sorun
Sonu yok. Rapor bitiyor, bulaşık bitmiyor. Yarın yine olacak. Bitirme duygusu, ödülü uzakta olan işlerde zorlanan bir sistem için en önemli yakıtlardan biri ve ev işleri bunu hiç vermiyor. Bir işi bitirdiğimde aldığım o küçük “tamam” hissini, evde hiç alamıyorum.
Adımları belirsiz. “Evi topla” bir iş adı gibi duruyor ama içinde otuz ayrı iş var. Belirsiz işler görev felcini tetikleyen tipik işler.
Görünmüyor. Yapıldığında kimse fark etmiyor, yapılmadığında herkes fark ediyor. Geri bildirim yalnızca olumsuz yönde geliyor. Sözlükteki adı görünmez iş. Bu yükün kadınlarda nasıl daha da ağırlaştığını DEHB'li kadın ve ev yükü yazısında ele aldım.
Ev işi zor olduğu için yapılmıyor. Ödülü olmadığı için başlanamıyor.
İşe yarayan yaklaşımlar
Alanı daraltmak. “Ev” yerine “mutfak tezgahı”. “Toplan” yerine “yerdeki her şeyi kaldır”. Küçültülmüş alan işi bitirilebilir kılıyor ve bitirme duygusu üretiyor. Bende tek bir tezgahı silmek, bütün mutfağı toplamaya niyetlenmekten her zaman daha çok iş görüyor.
Zamanlayıcı kurmak, işi değil süreyi bitirmek. On beş dakika çalışmak, süre bitince durmak. İşin ne kadarının bittiği önemsiz. Bu, bitmeyen bir işe yapay bir son çizgi ekliyor ve o çizgiye ulaştığımda gerçekten bir şeyi tamamlamış oluyorum. Bitirilemeyen bir işi bitirilebilir bir süreye çevirmek, bende en çok tekrar eden hamle.
Kategoriye göre toplamak. Bütün bardakları toplamak, sonra bütün kağıtları. Odayı düzeltmeye çalışırken bir eşyayı yerine koymak için başka odaya gitmek, sonra orada başka bir işe kapılmak bende çok sık oluyor. Kategori yöntemi bu dolaşmayı kesiyor.
Niyeti önceden bir ana bağlamak. Gollwitzer ve Sheeran'ın (2006) meta analizi, “şu durumda şunu yapacağım” biçiminde kurulan niyetlerin hedefe ulaşma olasılığını belirgin biçimde artırdığını gösteriyor. Gündelik karşılığı şu: “bir ara bulaşıkları yıkarım” yerine “yemekten kalkınca tezgahı silerim”.
Ödülü işe iliştirmek. Yalnızca ev işi yaparken dinlediğin bir podcast ya da müzik listesi. Zor işlerde en çok bildirilen yöntemlerden biri ve bende gerçekten çalışan azınlıktan.
Eşiği düşürmek. Katlanmamış ama temiz çamaşır, hiç yıkanmamış çamaşırdan iyi. Sözlükteki karşılığı yeterince iyi. Bu cümleyi kendime söylemeyi öğrenmem yıllar aldı, çünkü kafamdaki standart bir dergi sayfasıydı.
Aynı odada başka biri olması. Eşlikçi çalışma ev işlerinde de çalışıyor. Telefonda konuşurken bulaşık yıkamak buna dahil.
Sürtünmeyi azaltmak
Bir işin yapılıp yapılmamasını çoğu zaman zorluğu belirlemiyor, ona ulaşma maliyeti belirliyor.
- Çamaşır sepeti soyunduğun yerde duruyorsa çamaşır sepete giriyor.
- Temizlik bezi tezgahın altındaysa tezgah siliniyor.
- Çöp poşetleri kovanın dibindeyse yeni poşet takılıyor.
Bu düzenlemeler küçük görünüyor. Aradaki fark, işin yapılması ile yapılmaması arasında. Ben bir dönem temizlik malzemelerini “düzenli dursun” diye tek bir dolaba topladım ve o aydan itibaren hiçbir yeri silmedim. Dağınık ama elimin altında olan bir düzen, düzgün ama uzaktaki bir düzenden daha çok iş görüyor.
Yığınla ne yapmalı
Yığın yasağı işe yaramıyor. Yığın olmaya devam ediyor ve tek fark, artık suçluluk da üretmesi oluyor.
İşe yarayan şey yığına bir yer vermek: bir kutu, bir sepet, bir raf. Her şey oraya giriyor, haftada bir kez boşaltılıyor. Sözlükteki adı kutu yöntemi.
Bu, dağınıklığı sınırlandırılmış bir yere hapsediyor ve evin geri kalanı kurtuluyor. Bende bunun asıl faydası psikolojik oldu: dağınıklığın bir adresi olunca, ev “dağınık” olmaktan çıkıp “bir kutusu dolu” haline geldi.
En zor üç iş ve bende işe yarayanlar
Genel ilkeler güzel ama tıkandığım yerler hep aynı üç iş oldu. Onları ayrı yazayım.
Bulaşık. Zorluğu miktar değil, başlangıç. Tek bir bardaktan başlamak bende kapıyı açıyor; elim suya değdikten sonra devam ediyorum. Yığın büyüdüğünde ise yığına bakmadan başlıyorum: tezgahın yalnızca bir yarısını boşaltıyorum ve o kadarını bitirmiş sayıyorum.
Çamaşır. Yıkamak kolay, kaldırmak zor. Aradaki adım sayısı fazla: yıkanacak, kurutulacak, katlanacak, dolaba gidecek. Ben katlama adımını çıkardım. Temiz çamaşır bir sepette duruyor ve oradan giyiliyor. Kurala uymuyor; işliyor.
Kağıtlar. Faturalar, zarflar, okunacak belgeler. Bunlar bende yığının merkezinde duruyor, çünkü her biri bir karar istiyor. Tek yaptığım şey hepsini bir kutuya atmak ve ayda bir gün o kutuyu tek oturuşta bitirmek oldu. Kağıt işlerinin ayrı bir mantığı var ve tek tek yapılmaya hiç uygun değil.
Bu üçünde ortak bir şey fark ettim: hepsinin içinde gizli bir karar adımı vardı. Kararı kaldırdığımda iş yapılabilir hale geldi.
Kötü haftalar
Sistem her hafta aynı çalışmıyor. Hastalık, yoğunluk ya da art arda bölünmeler geldiğinde ev hızla dağılıyor ve toparlamak tam da halsizken gerekiyor.
Bu haftalar için önceden bir asgari liste belirlemek işe yarıyor. Benimki şu: çöp, bulaşık, bir temiz kıyafet. Geri kalanı bekleyebilir. Asgari liste önceden yazıldığında, kötü haftada karar vermek zorunda kalmıyorsun; zaten karar verecek halde olmadığın için o hafta kötü hafta oluyor.
Mutfağın kendi düzeni ayrı bir konu; onu yemek ve mutfak düzeni yazısında ele aldım. Eşyaların yerini görünür kılmanın sistemi ise görünür yer sistemi yazısında.
Şunu kabul ettim
Ev işleri bende bir karakter sınavına dönüşmüştü. Her yıkanmamış bardak, benim hakkımda bir şey söylüyordu.
Çözülmesi gereken şeyin teknik olduğunu görmek bunu değiştirdi: bitmeyen işe bir son çizgi çizmek, belirsiz işi adımlara bölmek ve ulaşma maliyetini düşürmek.
Evim hala dergilerdeki gibi değil. Ama artık akşam eve girdiğimde ilk hissettiğim şey borç olmuyor ve benim için ölçü bu.
Evin neden yalnızca dinlenilen yer olmadığını günlükte de yazmıştım: Evim evim güzel evim.
Sık sorulanlar
- Ev işleri DEHB'de neden bu kadar zor?
- Üç sebeple: sonu olmadığı için bitirme ödülü vermiyorlar, adımlara bölünmedikleri için başlaması zor ve yapıldıklarında kimse fark etmiyor.
- Ne işe yarıyor?
- İşi görünür ve sınırlı hale getirmek: tek oda, tek zamanlayıcı, tek kategori. Sonu belli olan iş başlatılabiliyor.
- Yığınla ne yapmalı?
- Yığına bakmak yerine yığından tek bir şey çekmek. Tamamını gözden geçirmek, başlamadan yorgunluk üretiyor.
- Kusursuz temizlik hedef olmalı mı?
- Olmamalı. Yaşanabilir bir ev ile kusursuz bir ev farklı hedefler; ikincisi DEHB'de genellikle hiç başlamamaya yol açıyor.
Yeni yazılardan haberdar ol
Yeni yazı yayınladığımda haber vereyim. Reklam yok, başka bir şey yok.