İçeriğe geç
Kitap Önerilerim

The Edison Gene

Thom Hartmann

DEHB'yi eski bir avcının mirası olarak anlatan, ebeveynlere yazılmış bir kitap. Avcı-çiftçi fikri çekici, kanıtı ince, ilaç karşıtlığı tartışmalı.

8 dakika okuma
Bu yazıda 10 bölüm var

The Edison Gene: ADHD and the Gift of the Hunter Child, 2003'te Vermont'taki Park Street Press'ten çıktı. Kütüphane kayıtlarında on sekiz sayfa ön bölümle birlikte 262 sayfa, Publishers Weekly ve Open Library kayıtlarında 280 sayfa yazıyor. Aradaki fark sayım biçiminden geliyor. 2005'te ciltsiz baskısı yapıldı, 2015'te de Inner Traditions kitabı ADHD and the Edison Gene: A Drug-Free Approach to Managing the Unique Qualities of Your Child adıyla yeniden yayımladı.

Doğrulanmış bir Türkçe basımına ulaşamadım; özgün adıyla yazıyorum.

Bu incelemeyi kitabın içindekiler listesine, yayınevi ve kütüphane tanıtımlarına, Publishers Weekly'nin değerlendirmesine ve hipotezin bilimsel literatürdeki yerini anlatan kaynaklara dayanarak yazdım. Bölümlerin içini sayfa sayfa bilmiyorum, bu yüzden başlıkların neyi vaat ettiğini ve doğrulayabildiğim kadarını anlatacağım.

Yazar kim

Thom Hartmann 1951 doğumlu. Hayat hikayesi klasik bir DEHB uzmanınınkine benzemiyor: elektrik mühendisliği okumuş, bir dönem şirket kurmuş, sonra New Hampshire'da Salem Children's Village adlı çocuk bakım kuruluşunun yöneticiliğini yapmış. Eşi Louise ile Rumney'de DEHB'li çocuklar için Hunter School'u kurmuş. Hipotezi, oğluna DEHB tanısı konduktan sonra geliştirdiği aktarılıyor.

Kitabın çıktığı 2003, ulusal yayın yapan radyo programının da başladığı yıl. Yani karşımızdaki, laboratuvardan gelen bir araştırmacı ya da klinik uzman değil. Bir ebeveyn, bir eğitimci ve bir radyo programcısı. Bunu kötü bir şey olarak söylemiyorum, ama kitabın bilimsel iddialarını tartarken akılda tutmak gerekiyor.

Çıkış fikri: avcı ve çiftçi

Hartmann'ın fikrine genelde “avcı-çiftçi hipotezi” deniyor ve ilk kez 1990'ların başındaki ADD: A Different Perception kitabında çıkıyor. Tez şu: insan türü yüz binlerce yıl avcı-toplayıcı yaşadı. Avcıda hızlı tepki, sürekli çevreyi tarama, yeniliğe atılma ve tehlikede keskin odak işe yarar. Tarıma geçildikten sonra sabır, rutin ve yerinde oturmak ödüllendirildi. DEHB'li çocuk ise, bu tezde, yanlış çağa düşmüş bir avcı.

Yayınevi tanıtımı, The Edison Gene'in bu çerçeveye iki şey eklediğini söylüyor: DEHB ile ilişkilendirilen bir geni yaklaşık kırk bin yıl önceki küresel bir felaketle bağlayan bir anlatı ve modern yenilikçilerden örnekler. Başlıktaki Edison bu ikinci kısma işaret ediyor. Edison'a bugün geriye dönük tanı koymak mümkün değil. Bu tür listelerin sorununu DEHB kitaplarının çoğu neden işe yaramıyor yazısında ayrıca anlattım.

Dürüst olmak gerekirse, Hartmann hipotezinin sağlamlığı konusunda kendisi de iddialı değil. Hipotezin bilinen anlatımlarında ondan şöyle aktarılıyor: bu kesin bilim değil ve hiçbir zaman öyle olması amaçlanmadı. Bu cümleyi kitabın geri kalanını okurken bir ölçü olarak kullanıyorum.

Birinci kısım: Geçmiş

Kitap üç kısma ayrılıyor. Birinci kısım geçmiş. Bölümleri sırayla “The World of the Edison-Gene Child”, “The Dawn of Civilization” ve “Three Ways Humans Were Killed Off by Weather”. Yani Edison geni çocuğunun dünyası, uygarlığın şafağı ve insanların hava koşullarıyla öldürülmesinin üç yolu.

Bu bölümlerin amacı, çocuk bugünün sınıfında oturmadan önce neye benzeyen bir dünyada yaşadığını göstermek. Üçüncü başlık, tanıtımdaki felaket anlatısının nereye bağlandığını sezdiriyor: iklim şokları, hayatta kalanlar ve hayatta kalmayı kolaylaştıran özellikler. Open Library'deki tanıtım, felaketi yaklaşık kırk bin yıl öncesine yerleştiriyor.

İkinci kısım: Şimdi

Kitabın gövdesi bu. On üç bölüm var ve üç grupta okunabilir.

İlk grup tanı ve genetik. “Anatomy of a Diagnosis”, “The Mystery of Novelty-Seeking Behavior”, “Genes Move Around and Turn On and Off”, “Other Genes and Influences”, “Scientists Find the ‘Adaptive’ Edison Gene” ve “The ADHD Gene and the Dawn of Human Civilization”. Yani tanının anatomisi, yenilik arayışının gizemi, genlerin yer değiştirip açılıp kapanması, öteki genler ve etkiler, bilim insanlarının “uyum sağlayan” Edison genini bulması ve DEHB geni ile uygarlığın şafağı. Publishers Weekly de kitabın metninin fazla bölümünü karmaşık genetik ve evrim kuramına ayırdığını, bunun pratik kısmın önüne geçtiğini yazıyor. Başlıklara bakınca şikayetin kaynağı bu altı bölümlük blok olabilir.

İkinci grup beyin ve çocuğun yaşamı: “Brain Development and the Edison-Gene Child”, “The Edison Gene, Drugs, Exercise, and Nutrition”, “Providing Discipline and Structure for the Edison-Gene Child”, “Alfred Adler's Principles for Raising Children” ve “Educating the Edison-Gene Child”. Beyin gelişimi, ilaç-egzersiz-beslenme, disiplin ve yapı, Adler'in çocuk yetiştirme ilkeleri ve eğitim. Bir kütüphane yorumu Adler bölümünü kitabın dikkat çeken yerlerinden biri sayıyor. Publishers Weekly'ye göre Hartmann'ın ebeveynlik rehberliği Adler'e dayanıyor ve karşılıklı saygıyı öne çıkarıyor. Bunu kitabın en savunulabilir kısmı olarak görüyorum, çünkü karşılıklı saygı, net sınır ve tutarlılık ebeveyn eğitimi programlarının de ortak noktası.

Üçüncü grup iki bölümden oluşuyor: “Edison-Gene Girls and Women” ve “Spirituality and the Edison-Gene Child”. Kız çocukları ve kadınlar bölümünün değiştirilmiş bir hali, 2002'de Advantage Books'tan çıkan Understanding Women with AD/HD antolojisinde daha önce yayımlanmış. Kadınlarda DEHB için sitede hormonlar ve adet döngüsü yazısına bakabilirsin. Maneviyat bölümünün içeriğini göremedim, o yüzden yorum yapmıyorum.

Üçüncü kısım: Gelecek

Son kısımda üç bölüm var: “How Edison-Gene Children May Change the World”, “Is Human Evolution Finally Over?” ve “One Generation to Save the World”. Edison geni çocuklarının dünyayı nasıl değiştirebileceği, insan evriminin sonunda bitip bitmediği ve dünyayı kurtarmak için bir nesil. Publishers Weekly bu çizgiyi şöyle özetliyor: Hartmann, DEHB ile ilişkilendirilen kalıp dışı düşünmenin ciddi dünya sorunlarının çözümüne yardım edebileceğini savunuyor. Kitap Janie Bowman'ın yazdığı “Yesterday's Child” başlıklı bir sonsözle kapanıyor. Sonsöz yazarını ve içeriğini doğrulayamadım.

En güçlü yanları

Kitabın en iyi tarafı, DEHB'li çocuğa bakmanın tonunu değiştirmesi. Yıllarca “tembel”, “yaramaz”, “disiplinsiz” sözleriyle büyütülmüş çocukların ebeveynine, çocuğunuzda bozuk bir şey yok mesajını veriyor. Bunun utanç karşısında değeri büyük.

İkincisi disiplin ve Adler bölümü. Karşılıklı saygıya dayanan, çocuğu düşman değil ortak gören bir ebeveynlik çizgisi, kanıtlı yaklaşımlarla çatışmıyor. Üçüncüsü, kitabın DEHB'li çocukları sınıfta yanlış okunan bir grup olarak görmesi: çocuklarda DEHB belirtileri çoğu zaman davranış sorunu diye etiketleniyor ve bu gözlem doğru.

Zayıf yanları ve kanıt sorunu

Önce hipotez. Avcı-çiftçi fikri ilginç bir hikaye, test edilmiş bir kuram değil. Dayanak olarak sık anılan çalışma Eisenberg ve arkadaşlarının 2008'de BMC Evolutionary Biology'de yayımladığı Kenya'daki Ariaal çobanları çalışması. Orada ölçülen şey DEHB değil, vücut kitle indeksi ve boy. Bulgu da şu: DRD4 geninin 7R varyantı göçebe erkeklerde vücut kitle indeksiyle olumlu, yerleşik erkeklerde olumsuz ilişkiliydi. Allel sıklığı iki grupta farklı değildi. Yani çalışma varyantın bazı ortamlarda avantaj olabileceğini düşündürüyor, ama göçebe DEHB'lilerin daha iyi olduğunu göstermiyor.

Zaman çizelgesi de sorunlu. DRD4 7R'nin yaşına dair tahminler kırk bin yıl çevresinde dolaşıyor. Wang ve arkadaşlarının 2004'te American Journal of Human Genetics'te yayımlanan çalışması varyantın yaklaşık kırk elli bin yıl öncesine, üst Paleolitik'ten önceye dayanabileceğini söylüyor. Kitabın felaket anlatısının hangi kaynağa yaslandığını doğrulayamadım. Ama Naka ve Nishida'nın 2011 çalışması 7R'nin yakın geçmişte güçlü olumlu seçilim gördüğüne dair kanıt bulamadı. Esteller-Cucala ve arkadaşlarının 2020'de Scientific Reports'ta yayımlanan genomik analizi de DEHB ile ilişkili varyantların Paleolitik dönemden beri sıklığının azaldığını gösterdi. Yazarlar bunu uyumsuzluk kuramıyla bağdaşır buluyor, ama çok daha eski bir zaman dilimiyle ve olumsuz seçilimle. Yani genetik, DEHB'li olmayı avcıya avantaj sağlayan bir kazanım diye okumuyor.

“Tek bir Edison geni” fikri de eskidi. Demontis ve arkadaşlarının 2019'da Nature Genetics'te yayımladığı, yaklaşık yirmi bin DEHB'li ve otuz beş bin kontrolü kapsayan genom taraması on iki bölge belirledi ve bunların hiçbiri tek başına belirleyici değil. Bunu DEHB kalıtsal mı yazısında ve sözlükteki poligenik maddesinde anlattım. DEHB için tek bir gen bekleyen bir çerçeve bugün zorlanıyor.

Üçüncü sorun ilaç. Publishers Weekly'ye göre Hartmann ilaç tedavisine karşı, eğitim reformunu, alternatif okulları ya da evde eğitimi öneriyor. 2015 baskısının alt başlığı bile “drug-free”, yani ilaçsız. Oysa Dünya DEHB Federasyonu'nun 2021 uzlaşı metni ilaçları kanıtı en sağlam tedavilerden biri sayıyor ve tedavi edilmeyen DEHB'nin eğitim, iş ve sağlık alanlarında ölçülebilir olumsuz sonuçlarla ilişkili olduğunu söylüyor. İlaç kararı her durumda hekimle verilir. Ama “ilaçsız” ile “beceri” ya da “ilaç” ile “terapi” arasında bir seçim yapılıyormuş gibi sunulması bence yanlış bir ikilik; ilaç mı terapi mi yazısında nedenini anlattım. Kitap bu konuda okuru fazlasıyla yönlendiriyor.

Son olarak, hipotez DEHB'nin işlev kaybıyla ilgili yanını gölgeliyor. Tanı, belirtilerin hayatı bozmasını gerektirir. “Hediye” sözcüğü okulda zorlanan çocuğun ihtiyacı olan desteğin yerine geçemez. Aynı kaygıyı güçlü yanlar meselesi yazısında da dile getirdim.

Kimin için, kimin için değil

Çocuğuna yeni tanı konmuş, hem utanç hem öfke hissetmiş bir ebeveyn bu kitabın tonundan rahatlayabilir. Okul sistemini sorgulayan ve çocuğunun yapılandırılmış ama saygılı bir eğitime ihtiyacı olduğunu düşünen biri için de Adler ve eğitim bölümleri işe yarayabilir.

Kitabı tedavi planı olarak kullanmak ise yanlış olur. Tanı almış, ilaç kararı bekleyen ya da ilaçtan şüphe eden bir ebeveyn bu kitabın ilaç karşıtı çizgisini tek bilgi kaynağı yapmamalı. Hekimle konuşmak, çocuğun okulda yaşadıklarını yazıya dökmek ve ebeveyn eğitimi programlarına bakmak daha sağlam bir yol.

Bilimsel tartışmayı merak eden okur için de kitap bir başlangıç noktası sayılabilir, ama onu hipotezin kendisi olarak değil, popüler bir yorum olarak okumak gerekiyor.

Rafın içindeki yeri

Aynı raftaki The ADHD Advantage kitabı da DEHB'yi bir güç olarak çerçeveliyor ve ilaç konusunda benzer bir temkinsizliği paylaşıyor. İkisini yan yana okumak bu türün kalıbını görmek için işe yarıyor. Zıt uçta ADHD Does Not Exist tanıyı tümden reddeden bir kitap. Hartmann ikisinin arasında duruyor: tanıyı kabul ediyor, ama bunu bir bozukluk saymıyor.

Ebeveynlik tarafında Superparenting for ADD bir başka bakış sunuyor ve onu da sitede inceledim. Kızlar için Understanding Girls with ADHD daha doğru adres, çünkü Hartmann'ın kadınlar bölümü bir antolojiden uyarlanmış ve kitabın merkezi değil.

Benim tavrım

The Edison Gene'i tarihî bir belge olarak değerli buluyorum: DEHB'li çocuğun suçlu değil, farklı olduğunu söyleyen ve bunu geniş bir kitleye yıllar önce duyuran bir kitap. Ama bilimsel tezi olarak okunması gerektiğini düşünmüyorum, ilaç tavsiyesine de katılmıyorum. Utancı azaltan tarafını al, kanıt iddiasını ve “ilaçsız” çizgisini kenarda bırak.