İçeriğe geç
Kitap Önerilerim

CrazyBusy

Edward M. Hallowell

Meşgul olmakla dikkatsiz olmak aynı şey mi? Hallowell bu çizgiyi bilerek bulandırıyor, ama elde kalan ilkelerin birkaçı gerçekten işe yarıyor.

8 dakika okuma
Bu yazıda 11 bölüm var

2006'da Ballantine Books'tan çıktı. Tam adı CrazyBusy: Overstretched, Overbooked, and About to Snap! Strategies for Coping in a World Gone ADD. Ciltsiz baskısı 2007 martında geldi. Bazı kütüphane kayıtlarında alt başlık değişmiş: dünyanın "ADD'ye dönmesi" gitmiş, yerine hızlı hayatla başa çıkma gelmiş. Sayfa sayısı kayıtlara göre iki yüz otuz yedi ile iki yüz elli altı arasında değişiyor.

Doğrulanmış bir Türkçe basımına ulaşamadım; özgün adıyla yazıyorum.

Bu yazı kitabın içindekiler listesine, yayınevi tanıtımına, yazarın aynı fikri anlattığı Harvard Business Review makalesinin alıntılarına ve yayımlanmış değerlendirmelere dayanıyor. Bölümlerin içini sayfa sayfa gezdiğimi iddia etmeyeceğim. Gördüğüm yerde gördüğümü, tahmin ettiğim yerde tahmin ettiğimi söyleyeceğim.

Yazarı

Edward "Ned" Hallowell 1949 doğumlu bir psikiyatrist. Harvard College'da İngiliz edebiyatı okumuş, tıp diplomasını Tulane'den almış, çocuk ve yetişkin psikiyatrisi uzmanlığını Harvard Tıp Fakültesi'nde yapmış. DEHB'li hastalarla 1981'den beri çalıştığını söylüyor ve kendisinde DEHB ile disleksi olduğunu açıkça anlatıyor. Adını duyuran kitap, John Ratey'le birlikte yazdığı 1994 tarihli Driven to Distraction. Ardından Delivered from Distraction geldi, çok sonra da ADHD 2.0.

CrazyBusy o dizinin parçası değil. Ratey yok ve içindekilerde tanı ya da tedavi bölümü göremedim. Hallowell burada DEHB'yi tanıtan yazar olmaktan çıkıp "herkes" için konuşuyor.

Çıkış fikri: dikkat dağınıklığı bir ortamın ürünü olabilir mi

Kitabın çekirdeği, kitaptan yaklaşık bir yıl önce Ocak 2005'te Harvard Business Review'da yayımlanan Overloaded Circuits makalesinde görünüyor. Hallowell orada "dikkat eksikliği özelliği" (attention deficit trait) diye bir terim öneriyor. Anlattığına göre bu bir hastalık değil, aşırı yüklenmiş bir çalışma ortamına verilen tepki. Belirtiler DEHB'ye benziyor: dağılma, içeride dönen bir telaş, sabırsızlık. Yüklenen yönetici siyah beyaz düşünmeye başlıyor, gri tonlar kayboluyor. Önerdiği çareler ortamla ilgili: yüz yüze kısa molalar, uyku, beslenme, hareket, büyük işleri küçültmek, günün bir bölümünü toplantısız ve e-postasız bırakmak.

CrazyBusy bu fikrin kitaba çevrilmiş ve genişletilmiş hali. Yayınevi durumu "kültürün yarattığı ADD" diye anlatıyor ve okuru "F-hali"nden "C-hali"ne taşımayı vaat ediyor: telaşlı, dağınık bir zihinden sakin, toplu, yaratıcı bir zihne. Hedef cümlesi de net: "stop being busy, start being happy, and still get things done" (yayınevi tanıtımı). Yani meşgul olmayı bırak, mutlu ol, işlerini yine de bitir.

Bu çerçeveyi ilginç buluyorum, çünkü DEHB literatürünün alışkanlığını tersine çeviriyor. Birçok DEHB kitabı sorunu kişinin beyninde arar. Hallowell burada sorunu önce çevrede ve hızda arıyor.

İçindekiler: iki kısım, kısa bölümler

İçindekiler listesine göre kitap iki kısım. Birincisinin adı Overbooked and About to Snap, yani fazlasıyla yüklü ve çatlamak üzere. İkincisi Creating a System That Works for You, sana uyan bir sistem kurmak. Bölüm sayısı otuz beşe yakın, sayfa sayısı iki yüz küsur. Hesap basit: bir bölüm ortalama altı yedi sayfa. Bu bir yapı seçimi ve sevdim. Dikkati kolay dağılan biri için kısa bölüm, bırakıp geri dönülebilen bölüm demek.

Birinci kısım: çağın tablosu

İlk kısmın başlıkları bir teşhis galerisi gibi okunuyor. Birinci bölümün adı döner telefonun çilesine gönderme yapıyor. Hemen ardından ADD'ye dönmüş dünya, çoklu görevin mitiyle gerçeği, günlük koşuşturma, enerji ve oyun geliyor. Sonra modern hayatın çelişkileri sıralanıyor: bağlantılı ama anonim olmak, sosyal olarak kopuk kalmak. Bir bölümün adı "planlanmış cinsellik". İçine bakmadan ne dediğini söylemem ama başlık, takvim baskısının yatak odasına kadar girdiğini bilerek seçilmiş.

Kitabın iki anahtarı da bu kısımda duruyor. İçindekilerde bölümler "modern hayatın en iyisine anahtar no. 1: duygu" ve "anahtar no. 2: ritim" diye adlandırılmış. Ardından morali bozuk olana umut bulmak üzerine bir bölüm, gemmelsmerch diye tuhaf bir sözcük taşıyan bir bölüm, emek tasarrufu sağlayan aletlerin paradoksu, yeni sorunlar için yeni sözcükler, bu kadar meşgul olmamızın nedenlerini alfabetik sıralayan bir bölüm ve kadınların neden daha zor durumda olduğunu soran bir bölüm var. Kısım, yeni fikirlerin nereden geldiğini soran bir bölümle kapanıyor.

Burada dürüst olmam gereken bir nokta var. Bu bölümlerin içinde ne kadar veri, ne kadar anekdot olduğunu başlıklardan çıkaramıyorum. Kadınlar üzerine bölümün neye dayandığını görmeden yorum yapmak istemiyorum.

İkinci kısım: sistem kurmak

İkinci kısım "merkezi çözüm" bölümüyle açılıyor. Hemen ardından sınırları kabul etmek geliyor, başlığa göre bu "en önemli olanı yapmanın ilk adımı". Sonra zamanı yatırım gibi düşünmek, on temel ilke, dikkati toparlamak, işle oyunu birleştirmek ve bir adamın çevresindekilerin düşünmesine nasıl yardım ettiğini anlatan bir bölüm var. Disleksi ve DEHB'nin modern hayatı yönetme konusunda bize ne öğrettiğini soran bölüm bana en meraklı geleni. Kitap "her gün sevinç" başlıklı bir bölümle, zamanını alarak yaşamanın ödülüyle bitiyor.

On ilke

Kitabın en çok anılan kısmı on ilkenin listesi. Yayımlanmış özetlerdeki sırayla: önemli olanı yap, olumlu bir duygusal ortam kur, ritmini bul, zamanını akıllıca yatır, ekran emiciliğine kapılma, dikkatini çalan şeyleri fark edip kontrol et, devret, yavaşla, kendini parçalayan çoklu görevden kaçın, oyna.

Hiçbiri tek başına yeni değil. Ama sıralamanın mantığı var. Önce ne yapacağını seçiyorsun, sonra içinde çalıştığın duygusal iklimi, sonra ritmi. Zaman, ekran ve dikkat çalanlar dış düzeni kuruyor. Devretmek ve yavaşlamak insanı elindekinden çıkarıyor. Listenin sonunda bir "çalış" değil "oyna" duruyor ve bu bana kitabın en inatçı cümlesi gibi geliyor.

Değerlendirmelerde iki araç daha öne çıkıyor. Biri gemmelsmerch: çevrendeki dikkat çekici, dağıtıcı şeylere Hallowell'ın taktığı ad. Öteki zamanın nereye gittiğine bakan değerlendirme. Elektronik, yakın, boşa giden ve yaratıcı zamanı ayırıp her birine "buna değdi mi" diye soruyor, sonuçta tutmak, büyütmek, küçültmek ya da bırakmak. Şirketi olan biri olarak bu sorunun gerçekten işe yarayacağını düşünüyorum, çünkü çoğu takvim "değdi mi" hiç sorulmadan dolmuş oluyor.

En güçlü yönleri

Tek sorunun peşinde. Kitap hız, yüklenme ve dikkatin parçalanmasını ele alıyor. Başka şeye sapıp okuru yormuyor.

Çoklu görevde tavrı net. Çoklu görev efsanesi kitapta daha 2006'da ana başlıklardan biri. Bu görüş bugün araştırmalarda çok daha rahat savunulabiliyor.

Devretmeyi meşrulaştırması. Başa çıkma kitaplarının çoğu her şeyi kendi başına yönetmeni bekler. Hallowell devretmeyi on ilkenin içine koymuş. Bence en gerçekçi karar bu.

Duyguyu ritimden önce koyması. Zamana girmeden önce hangi duygusal ortamda çalıştığını soruyor. Bence bu sıra doğru: yorgun ve gergin bir kafaya verilen iyi plan genelde yerinde kalmıyor.

Dil. Gemmelsmerch, frazzling, ekran emiciliği gibi uydurma sözcükler akılda kalmak için tasarlanmış. DEHB'li okur için bu küçük bir kolaylık.

Zayıf yanları ve eleştiriler

Tanı olmayan bir terim. "Dikkat eksikliği özelliği" Hallowell'ın kendi önerdiği bir terim. Standart tanı sınıflamalarında yer almıyor. Makale bir yandan bunu "nörolojik bir olgu" diye anlatıyor, bir yandan "hastalık değil" diyor. Bu iki cümle arasındaki gerilim kitaba da taşınıyor gibi görünüyor ve ben bunu çözülmüş saymıyorum.

DEHB ile meşgullüğün karışması. "ADD'ye dönmüş dünya" benzetmesi akılda kalıcı ama riskli. Takvimi dolu biri ile dikkatini düzenlemekte zorlanan biri aynı değil. DEHB'li için meşguliyet hem sorunun sonucu hem nedeni olabiliyor. Yöneticiye rahatlama getiren bir ritim ayarı, DEHB'li birinin sorununu bitirmiyor. Bu ayrımı okurun kendisi yapması gerekiyor.

Kanıt düzeyi. Gördüğüm kaynaklarda kontrollü bir çalışma değil, klinik deneyim ve gözlem öne çıkıyor. On ilkeyi tek tek sınayan bir araştırma görmedim. İlkeler akla yatkın ve zarar vermiyor, ama "kanıta dayalı" demek dürüst olmaz. ADHD 2.0 incelememde anlattığım gibi Hallowell bir söyleşide kendini hikaye anlatan biri olarak tanımlamış, çift kör araştırmaları başkalarına bırakmış. Bu kitap da o geleneğin ürünü.

Zaman damgası. 2006'da yazıldı, ilk iPhone'dan yaklaşık bir yıl önce. Döner telefona göndermeyle başlayan bir kitap, bildirimlerin ve bitmeyen akışların henüz olmadığı bir dünyayı anlatıyor. Ekran ilkesi bugünkü sonsuz kaydırma sorununu karşılamak için fazla eski. İlkeyi alıp kendi telefonuna uyarlaman gerekiyor.

Hangi okur. Başlıklardan çıkardığım kadarıyla kitap, sınır koyabilen, devredebilen, yavaşlayabilen bir okuru varsayıyor. Hayatı başkasının takvimine bağlı olan biri bu ilkelerin yarısını uygulayamayabilir.

Kime, kime değil

Kalabalık bir takvimde sürekli "yetişmem lazım" diyen herkese. DEHB'li olup yoğun bir iş hayatı yürüten, zihinsel yükün ve tükenmişliğin kıyısından geçen biri için de uygun. Bölümler kısa olduğundan baştan sona okumak şart değil, ilkeler bölümünden başlayıp geri dönmek de olur.

Tanıyı yeni almış ve "bende ne var" sorusunun cevabını arayan biri için de bu kitap erken. Önce tabloyu anlamak, sonra hızı ayarlamak daha sağlıklı bir sıra. Ben olsam bu kitabı, DEHB'nin ne olduğunu oturtmuş ama takvimi hala ipinden kopan biri olarak açardım.

DEHB'ye dair temel bilgi arayan için doğru yer burası değil, Hallowell'ın eski kitapları var. İlaç, terapi ya da tanı konuşmak isteyen de bu kitapta onu bulmaz.

Rafın içindeki yeri

Bu kitabı sitedeki birkaç kitabın arasına koyuyorum. Derin Çalışma aynı dağınıklık sorununa yoğunlaşmayı koruyarak yaklaşıyor ve çok daha katı. CrazyBusy onun yumuşak karşılığı: yoğunlaşmak yerine yavaşlamayı, korunmayı ve devretmeyi öneriyor. The Disorganized Mind zaman, görev ve geçişleri koçluk mantığıyla ele alıyor, yani sistemi daha çok yapıya bağlıyor.

Hallowell'ın kendi kitapları içinde bu, en geniş okura seslenen. Dizinin ana kitabı olan Driven to Distraction'dan sonra okumak mantıklı, öncesinde değil. Kitabın zamanı değerlendirme fikrini pratiğe çevirmek isteyenler için sitedeki haftalık gözden geçirme yazısı iyi bir uzantı.

Kapanış

Bu kitabı bir DEHB kitabı olarak değil, bir hız kitabı olarak rafıma koyuyorum. Tanı konusunda gevşek, ilkeler konusunda sağlam. Hallowell'ın hız sorununu bir kişilik kusuru gibi değil bir ortam sorunu gibi okuması, DEHB'li bir okurun kendine kurduğu suçlayıcı cümleleri hafifletmeye yarıyor. Ama aynı gevşeklik, DEHB'yi bir çağ hastalığına indirgeyip asıl tanıyı bulanıklaştırma riskini de taşıyor. Bir ilke seçip bir hafta uygulamaya değer ve bence o ilke "devret" olmalı, çünkü kalan dokuzunun çoğu ancak bir şeyi bırakabildiğinde yer buluyor.