DEHB kitaplarının çoğu neden işe yaramıyor?
Süper güç anlatısı, tek sebep iddiaları, kaynaksız tavsiye listeleri. Rafı dolduran beş kitap kalıbı ve iyi bir kitabı beş dakikada ayıklamanın yolu.
Read this article in EnglishDiesen Artikel auf Deutsch lesenLire cet article en français
Bu yazıda 10 bölüm var
Tanıyı aldıktan sonraki ilk ay altı kitap aldım. Altısını da bitirmedim, üçünü ikinci bölümden sonra bıraktım ve hepsinden sonra kendimi bir öncekinden daha kötü hissettim.
Uzun süre bunu kendi beceriksizliğime yazdım. Sonra fark ettim ki sorun tamamen bende değildi: o rafın büyük bölümü aynı beş kalıbı tekrarlıyor ve beşi de farklı sebeplerle işe yaramıyor.
Bu yazının amacı sana bir kitap listesi vermek değil. Bir kitabın işe yarayıp yaramadığını kitapçıda, beş dakikada nasıl anlayacağını anlatmak.
Birinci kalıp: süper güç kitapları
En kalabalık kategori. Kapakta genellikle bir beyin çizimi, içinde ünlü isimlerden oluşan listeler ve DEHB'nin aslında bir avantaj olduğu iddiası.
Bu kitapların iyi niyeti gerçek. Utançla dolu bir alanda okura değer vermeye çalışıyorlar.
Ama üç sorun üretiyorlar.
Destek talebini zayıflatıyorlar. DEHB bir avantajsa, düzenleme istemeyi neyle gerekçelendireceksin? İş yerinde yazılı talimat istemek, okulda ek süre istemek; bunların hepsi bir zorluk kabulüne dayanıyor.
İyi gitmeyen okura ikinci bir yük bindiriyorlar. Hem zorlanıyorsun hem de sözde avantajını kullanamıyorsun.
Tabloyu hafifletiyorlar. Dünya Federasyonu uzlaşı metni (Faraone ve ark., 2021), tedavi edilmeyen DEHB'nin eğitim, iş, kaza riski ve sağlık alanlarında ölçülebilir olumsuz sonuçlarla ilişkili olduğunu ortaya koyuyor. Bir yetenek anlatısı bu tabloyu örttüğünde, okuru tedaviden uzaklaştırabiliyor.
Ünlü isim listelerinin çoğu da doğrulanamıyor. Tanı almamış tarihsel kişilere geriye dönük tanı koymak, kitabın kendi ciddiyetini de düşürüyor.
İkinci kalıp: tek sebep kitapları
Bu kitaplar DEHB'nin gerçek sebebini bulduklarını iddia ediyor. Sebep kitaba göre değişiyor: şeker, gıda katkıları, ekranlar, bağırsak florası, modern eğitim sistemi ya da erken çocukluk travması.
Hepsinin ortak kusuru aynı: kalıtımı yok sayıyorlar.
Faraone ve Larsson'ın (2019) derlemesi, ikiz çalışmalarına dayanarak kalıtım oranını yaklaşık yüzde 74 veriyor. Bu, psikiyatrik tablolar arasındaki en yüksek oranlardan biri.
Tek bir çevresel sebep iddia eden bir kitap, bu bulguyu ya bilmiyor ya da görmezden geliyor. İkisi de kitabı güvenilmez kılıyor.
Bazı örnekler daha somut:
Şeker. Wolraich ve arkadaşlarının (1995) 23 çift kör çalışmayı birleştiren meta analizi, şekerin çocukların davranışını etkilemediği sonucuna vardı. Otuz yıldır bilinen bir şey ve hala kitap satıyor.
Travma. Burası daha ince bir konu, dikkatli konuşmak lazım. Erken olumsuz yaşantılarla DEHB belirtileri arasında ilişki bildiren çalışmalar var. Ama bu ilişkinin nedensel olduğu, yani travmanın DEHB'yi ürettiği iddiası, kalıtım verisiyle uyuşmuyor. Bu iddiayı merkeze alan popüler kitaplar var ve alanda ciddi eleştiri alıyorlar.
Travmanın gerçek olmadığını söylemiyorum. İki tablo birlikte bulunabiliyor ve ikisi de ele alınmalı. İtiraz, birinin diğerinin sebebi ilan edilmesine.
Ekranlar. Ayrıntısını ekran süresi DEHB'ye neden olur mu yazısında ele aldım. Kısaca: ilişki bildiren çalışmalar var, nedensellik gösterilmiş değil ve ters yön en az bu kadar akla yatkın.
Tek sebep iddiaları çekici, çünkü tek çözüm vaat ediyorlar. Çekiciliklerinin kaynağı doğrulukları değil, sadelikleri.
Üçüncü kalıp: kaynaksız tavsiye listeleri
Bu kitaplar yüz maddelik ipucu listelerinden oluşuyor. “Alarm kur”, “listeni sadeleştir”, “sabah suyunu iç”.
Tavsiyelerin çoğu zararsız ve bir kısmı işe de yarıyor. Asıl sorun tavsiyelerde değil; arkalarında hiçbir şey olmamasında.
Bir tavsiye neye dayanıyor? Yazarın kendi deneyimine mi, bir çalışmaya mı, klinik gözleme mi? Kitap bunu söylemiyorsa, işe yarayanla yaramayanı ayırt etmek okura kalıyor ve okurun bunu ayırt edecek bilgisi yok.
İkinci sorun: bu kitaplar neyin işe yaramadığını hiç söylemiyor. Her yöntem, her okurda çalışıyormuş gibi sunuluyor.
Oysa dürüst bir yöntem anlatımı, tutmadığı yerleri de yazar. Yalnızca başarı hikayelerinden oluşan bir liste, katalog olmaktan çıkıp reklama dönüşüyor.
Dördüncü kalıp: yeniden paketlenmiş üretkenlik kitapları
Bu kitaplar aslında genel üretkenlik kitabı. Kapağına DEHB yazılmış.
Fark etmesi kolay: içerik zaman yönetimi, öncelik matrisleri ve sabah rutinlerinden oluşuyor ve hiçbir yerinde DEHB'ye özgü bir mekanizma anlatılmıyor.
Neden yetmediğini anlatan bir örnek: klasik üretkenlik yaklaşımı “önemli işi öne al” der. DEHB'de sorun, önemli işin ne olduğunu bilmemek değil; önemli olduğunu bildiğin halde ona geçememek. Bu farkı başlayamamak yazısında ayrıntılı anlattım.
Aynı tavsiye, farklı bir mekanizmaya uygulandığında işe yaramıyor ve okur bunu kendi başarısızlığı sanıyor.
Bu kitapların bir kısmı iyi kitaplar. Yalnızca DEHB kitabı değiller ve öyle satılmaları yanlış.
Beşinci kalıp: tek deneyimin genelleştirilmesi
Bir kişi tanı almış, bir sistem kurmuş, hayatı düzelmiş ve bunu kitaba dökmüş.
Bu kitapların değeri gerçek. Yaşanmış bir anlatı, on kaynaktan daha ikna edici olabiliyor.
Sorun, anlatının bir yöntem kılavuzuna dönüştüğü yerde başlıyor. “Bende işe yaradı” cümlesi ile “böyle yapmalısın” cümlesi arasındaki mesafe, kitabın işe yarayıp yaramamasını belirliyor.
Bu kalıbı en çok eleştirmemin bir sebebi var: ben de bu siteyi kendi deneyimimi yazarak kuruyorum ve aynı tuzağa düşmek çok kolay. O yüzden kendime bir kural koydum: bende işe yarayan bir şeyi anlatırken tutmadığı günleri de yazıyorum. Yalnızca çalışan günleri anlatan bir metin, bir süre sonra yalan söylemeye başlıyor.
DEHB'de sunum türleri, eşlik eden tablolar ve hayat koşulları çok değişken. Tek bir kişinin çözümü, çoğu okurda olduğu gibi çalışmıyor ve çalışmadığında okurda kalan şey suçluluk oluyor.
Ayrıca: kanıtı olmayan tedavi vaatleri
Bir kitap ilaçsız kalıcı çözüm vaat ediyorsa temkinli olmakta fayda var.
Sık geçen örneklerden biri nörofeedback. Cortese ve arkadaşlarının (2016) 13 randomize çalışmayı birleştiren meta analizi, körleştirilmiş değerlendirmelerde ve sahte uygulamayla karşılaştırıldığında anlamlı etki bulmadı.
Buna rağmen nörofeedback'i çözüm olarak sunan kitaplar dolaşımda. Ayrıntısını nörofeedback DEHB'de işe yarar mı yazısında ele aldım.
Bu tür vaatlerin asıl zararı genellikle uygulamanın kendisinden gelmiyor. Aylarca sürecek bir yönteme başlarken kanıtı güçlü tedavileri ertelemek gerçek bir maliyet.
Bir kitabı nasıl ayıklarsın
Kitapçıda beş dakikada yapabileceğin üç kontrol:
1. Sona bak. Kaynakça var mı? Yoksa iddialar nereden geliyor, bilinmiyor demektir. Varsa birkaçına bak: hakemli dergi mi, yoksa yazarın kendi önceki kitabı mı?
2. İlaç bölümünü aç. Kitabın ilaç tedavisi hakkında ne söylediği, güvenilirliğinin en hızlı göstergesi. Dengeli bir anlatım (etkisi var, yan etkileri var, karar hekimle verilir) iyi işaret. İlacı tamamen reddetmek de tek çözüm diye sunmak da kötü işaret.
3. Sınır cümlesi ara. İyi bir kitap neyin bilinmediğini söyler: “bu konuda kanıt sınırlı”, “bu herkes için geçerli değil”. Hiç böyle bir cümle yoksa kitap sana emin olduğu her şeyi söylüyor demektir ve bu alanda emin olunacak şey o kadar çok değil.
Ne okunur
Dürüst olmak gerekirse, iyi DEHB kitabı sayısı sanılandan az ve Türkçeye çevrilmiş olanı daha da az.
Aranacak özellikler:
- Klinik ya da akademik bir temeli olan yazarlar. Alanda çalışmış, hasta görmüş, yayın yapmış kişiler.
- Bilişsel davranışçı terapi temelli çalışma kitapları. Safren ve arkadaşlarının (2010) çalışması bu yaklaşımın yetişkin DEHB'de etkili olduğunu gösteriyor ve aynı çerçeveye dayanan uygulama kitapları mevcut.
- Güncel baskı. Alan hızlı ilerliyor; on beş yıllık bir kitabın ilaç ve tanı bölümleri eskimiş olabiliyor.
- Kendini deneyim anlatısı olarak sunan kitaplar. Kendini kılavuz olarak sunmayan bir anı kitabı, kılavuz olduğunu iddia eden kötü bir kitaptan daha dürüst.
Kitap yerine
Bir şey daha söylemeliyim: DEHB'de asıl sorun çoğu zaman bilgi eksikliği değil.
Çoğu insan ne yapması gerektiğini biliyor. Yapamıyor. Aradaki boşluk bir kitapla kapanmıyor; yapıyla, destekle ve gerektiğinde tedaviyle kapanıyor.
On kitap okuyup hiçbirini uygulayamamak, bu alanda çok yaygın bir örüntü. Sözlükte üretkenlik erteleme olarak geçiyor: asıl işi yapmak yerine, onu kolaylaştıracağını sandığın bir şeyle uğraşmak.
Kitap okumak da bunun bir biçimi olabiliyor ve bende kesinlikle oldu. Altı kitap almak, hiçbir sistem kurmamanın en itibarlı yoluydu. Kimse “kitap okuyorsun” diye kimseyi tembel bulmuyor; o yüzden de kimse seni durdurmuyor.
Aynı örüntünün uygulama tarafını uygulama avcılığı yazısında ele aldım.
Bugün ne yapıyorum
Artık bir kitabı bitirmeden önce tek bir şey deniyorum: içindeki bir yöntemi bir hafta uyguluyorum. Tutmazsa kitabı bırakıyorum, çünkü kalan iki yüz sayfa da muhtemelen aynı yerden konuşuyor.
Bu kural bana iki şey kazandırdı. Bitirilmemiş kitap yığını küçüldü ve daha önemlisi, bir kitabı bitiremediğimde kendimi suçlamayı bıraktım.
Rafın büyük kısmı beş kalıbı tekrarlıyor: süper güç anlatısı, tek sebep iddiası, kaynaksız tavsiye listesi, yeniden paketlenmiş üretkenlik kitabı ve genelleştirilmiş tek deneyim. Bir kitabı ayıklamanın yolu ise şu üç adım: kaynakçasına bak, ilaç bölümünü aç, bir sınır cümlesi ara.
Ve şunu hatırlatmak isterim: okuduğun kitap sayısıyla kurduğun sistem sayısı aynı şey değil. Ben bunu altı kitaptan sonra öğrendim.
Sık sorulanlar
- Süper güç kitapları neden sorunlu?
- DEHB'yi bir üstünlük olarak sunarak destek ihtiyacını görünmez kılıyorlar ve iyi gitmeyen okura ikinci kez başarısızlık hissettiriyorlar.
- Bir kitabı nasıl değerlendirmeli?
- Kaynak gösterip göstermediğine, iddiasının sınırlarını söyleyip söylemediğine ve tek bir çözüm vaat edip etmediğine bakarak.
- Tek deneyimin genelleştirilmesi neden sorun?
- Çünkü DEHB tablosu kişiden kişiye belirgin biçimde değişiyor. Birinde işe yarayan düzen, başkasında hiç çalışmayabiliyor.
- Kanıtı olmayan tedavi vaatleri nasıl anlaşılır?
- Kesin sonuç, hızlı düzelme ve ilaca gerek kalmaması vaat eden ifadeler uyarı işareti sayılıyor.
Yeni yazılardan haberdar ol
Yeni yazı yayınladığımda haber vereyim. Reklam yok, başka bir şey yok.