DEHB kitaplarının çoğu neden işe yaramıyor?
Süper güç anlatısı, tek sebep iddiaları, kaynaksız tavsiye listeleri. Rafın büyük kısmını dolduran kitap türleri ve bir kitabın işe yarayıp yaramadığını anlamanın yolu.
Bu yazıda 10 bölüm var
Tanı aldıktan sonra çoğu insanın ilk yaptığı şey kitap almak. Ve rafa bakınca seçenek bol görünüyor.
Sorun şu: o rafın büyük bölümü aynı beş kalıbı tekrarlıyor ve beşi de farklı sebeplerle işe yaramıyor.
Bu yazı hangi kitabı almayacağını değil, bir kitabın işe yarayıp yaramadığını nasıl anlayacağını anlatıyor.
Birinci kalıp: süper güç kitapları
En kalabalık kategori. Kapakta genellikle bir beyin çizimi, içinde ünlü isimlerden oluşan listeler ve DEHB'nin aslında bir avantaj olduğu iddiası.
Bu kitapların iyi niyeti gerçek. Utançla dolu bir alanda okura değer vermeye çalışıyorlar.
Ama üç sorun üretiyorlar.
Destek talebini zayıflatıyorlar. DEHB bir avantaysa, düzenleme istemek nasıl gerekçelendirilecek? İş yerinde yazılı talimat istemek, okulda ek süre istemek; bunların hepsi bir zorluk kabulüne dayanıyor.
İyi gitmeyen okura ikinci bir yük bindiriyorlar. Hem zorlanıyorsun hem de sözde avantajını kullanamıyorsun.
Tabloyu hafifletiyorlar. Dünya Federasyonu uzlaşı metni (Faraone ve ark., 2021), tedavi edilmeyen DEHB'nin eğitim, iş, kaza riski ve sağlık alanlarında ölçülebilir olumsuz sonuçlarla ilişkili olduğunu ortaya koyuyor. Bir yetenek anlatısı bu tabloyu örttüğünde, okuru tedaviden uzaklaştırabiliyor.
Ünlü isim listeleri ayrıca genellikle doğrulanabilir değil. Tanı almamış tarihsel kişilere geriye dönük tanı koymak, kitabın kendi ciddiyetini de düşürüyor.
İkinci kalıp: tek sebep kitapları
Bu kitaplar DEHB'nin gerçek sebebini bulduklarını iddia ediyor. Sebep kitaba göre değişiyor: şeker, gıda katkıları, ekranlar, bağırsak florası, modern eğitim sistemi ya da erken çocukluk travması.
Hepsinin ortak kusuru aynı: kalıtımı yok sayıyorlar.
Faraone ve Larsson'ın (2019) derlemesi, ikiz çalışmalarına dayanarak kalıtım oranını yaklaşık yüzde 74 veriyor. Bu, psikiyatrik tablolar arasındaki en yüksek oranlardan biri.
Tek bir çevresel sebep iddia eden bir kitap, bu bulguyu ya bilmiyor ya da görmezden geliyor. İkisi de kitabı güvenilmez kılıyor.
Bazı örnekler daha somut:
Şeker. Wolraich ve arkadaşlarının (1995) 23 çift kör çalışmayı birleştiren meta analizi, şekerin çocukların davranışını etkilemediği sonucuna vardı. Otuz yıldır bilinen bir şey ve hâlâ kitap satıyor.
Travma. Bu daha nüanslı bir başlık ve dikkatli konuşmak gerekiyor. Erken olumsuz yaşantılarla DEHB belirtileri arasında ilişki bildiren çalışmalar var. Ama bu ilişkinin nedensel olduğu, yani travmanın DEHB'yi ürettiği iddiası, kalıtım verisiyle uyuşmuyor. Bu iddiayı merkeze alan popüler kitaplar mevcut ve alanda ciddi biçimde eleştiriliyorlar.
Travmanın gerçek olmadığını söylemiyorum. İki tablo birlikte bulunabiliyor ve ikisi de ele alınmalı. İtiraz, birinin diğerinin sebebi ilan edilmesine.
Ekranlar. Ayrıntısını ekran süresi DEHB'ye neden olur mu yazısında ele aldım. Kısaca: ilişki bildiren çalışmalar var, nedensellik gösterilmiş değil ve ters yön en az bu kadar akla yatkın.
Tek sebep iddiaları çekici, çünkü tek çözüm vaat ediyorlar. Çekiciliklerinin kaynağı doğrulukları değil, sadelikleri.
Üçüncü kalıp: kaynaksız tavsiye listeleri
Bu kitaplar yüz maddelik ipucu listelerinden oluşuyor. "Alarm kur", "listeni sadeleştir", "sabah suyunu iç".
Tavsiyelerin çoğu zararsız ve bir kısmı işe de yarıyor. Sorun tavsiyelerde değil, arkalarında hiçbir şey olmamasında.
Bir tavsiye neye dayanıyor? Yazarın kendi deneyimine mi, bir çalışmaya mı, klinik gözleme mi? Kitap bunu söylemiyorsa, işe yarayanla yaramayanı ayırt etmek okura kalıyor ve okurun bunu ayırt edecek bilgisi yok.
İkinci sorun: bu kitaplar neyin işe yaramadığını hiç söylemiyor. Her yöntem, her okurda çalışıyormuş gibi sunuluyor.
Oysa dürüst bir yöntem anlatımı, tutmadığı yerleri de yazar. Bir listenin yalnızca başarı hikâyelerinden oluşması, onu bir katalog olmaktan çıkarıp bir reklama çeviriyor.
Dördüncü kalıp: yeniden paketlenmiş üretkenlik kitapları
Bu kitaplar aslında genel üretkenlik kitabı. Kapağına DEHB yazılmış.
Fark edilmesi kolay: içerik zaman yönetimi, öncelik matrisleri ve sabah rutinlerinden oluşuyor ve hiçbir yerinde DEHB'ye özgü bir mekanizma anlatılmıyor.
Neden yetmediğini anlatan bir örnek: klasik üretkenlik yaklaşımı "önemli işi öne al" der. DEHB'de sorun önemli işin ne olduğunu bilmemek değil, önemli olduğu hâlde ona geçememek.
Aynı tavsiye, farklı bir mekanizmaya uygulandığında işe yaramıyor ve okur bunu kendi başarısızlığı sanıyor.
Bu kitapların bir kısmı iyi kitaplar. Yalnızca DEHB kitabı değiller ve öyle satılmaları yanlış.
Beşinci kalıp: tek deneyimin genelleştirilmesi
Bir kişi tanı almış, bir sistem kurmuş, hayatı düzelmiş ve bunu kitaba dökmüş.
Bu kitapların değeri gerçek. Yaşanmış bir anlatı, on kaynaktan daha ikna edici olabiliyor.
Sorun, anlatının bir yöntem kılavuzuna dönüştüğü yerde başlıyor. "Bende işe yaradı" cümlesi ile "böyle yapmalısın" cümlesi arasındaki mesafe, kitabın işe yarayıp yaramamasını belirliyor.
DEHB'de sunum türleri, eşlik eden tablolar ve hayat koşulları çok değişken. Tek bir kişinin çözümü, çoğu okurda olduğu gibi çalışmıyor ve çalışmadığında okurda kalan şey suçluluk oluyor.
Ayrıca: kanıtı olmayan tedavi vaatleri
Bir kitap ilaçsız kalıcı çözüm vaat ediyorsa temkinli olmak gerekiyor.
Sık geçen örneklerden biri nörofeedback. Cortese ve arkadaşlarının (2016) 13 randomize çalışmayı birleştiren meta analizi, körleştirilmiş değerlendirmelerde ve sahte uygulamayla karşılaştırıldığında anlamlı etki bulmadı.
Buna rağmen nörofeedback'i çözüm olarak sunan kitaplar dolaşımda. Ayrıntısını nörofeedback DEHB'de işe yarar mı yazısında ele aldım.
Bu tür vaatlerin asıl zararı genellikle uygulamanın kendisinden gelmiyor. Aylarca sürecek bir yönteme başlanırken, kanıtı güçlü tedavilerin ertelenmesi gerçek bir maliyet.
Bir kitabı nasıl ayıklarsın
Kitapçıda beş dakikada yapılabilecek üç kontrol:
1. Sona bak. Kaynakça var mı? Yoksa iddialar nereden geliyor, bilinmiyor demektir. Varsa birkaçına bak: hakemli dergi mi, yoksa yazarın kendi önceki kitabı mı?
2. İlaç bölümünü aç. Kitabın ilaç tedavisi hakkında ne söylediği, güvenilirliğinin en hızlı göstergesi. Dengeli bir anlatım (etkisi var, yan etkileri var, karar hekimle verilir) iyi işaret. Tamamen reddetmek ya da tek çözüm olarak sunmak, ikisi de kötü işaret.
3. Sınır cümlesi ara. İyi bir kitap neyin bilinmediğini söyler: "bu konuda kanıt sınırlı", "bu herkes için geçerli değil". Hiç böyle bir cümle yoksa kitap sana emin olduğu her şeyi söylüyor demektir ve bu alanda emin olunacak şey o kadar çok değil.
Peki ne okunur
Dürüst olmak gerekirse, iyi DEHB kitabı sayısı sanılandan az ve Türkçeye çevrilmiş olanı daha da az.
Aranacak özellikler:
- Klinik ya da akademik bir temeli olan yazarlar. Alanda çalışmış, hasta görmüş, yayın yapmış kişiler.
- Bilişsel davranışçı terapi temelli çalışma kitapları. Safren ve arkadaşlarının (2010) çalışması bu yaklaşımın yetişkin DEHB'de etkili olduğunu gösteriyor ve aynı çerçeveye dayanan uygulama kitapları mevcut.
- Güncel baskı. Alan hızlı ilerliyor; on beş yıllık bir kitabın ilaç ve tanı bölümleri eskimiş olabiliyor.
- Deneyim anlatısı olduğunu söyleyen anlatılar. Kendini kılavuz olarak sunmayan bir anı kitabı, kılavuz olduğunu iddia eden kötü bir kitaptan daha dürüst.
Kitap yerine
Bir şey daha söylemek gerekiyor: DEHB'de bilgi eksikliği çoğu zaman asıl sorun olmuyor.
Çoğu insan ne yapması gerektiğini biliyor. Yapamıyor. Aradaki boşluk bir kitapla kapanmıyor; yapıyla, destekle ve gerektiğinde tedaviyle kapanıyor.
On kitap okuyup hiçbirini uygulayamamak, bu alanda çok yaygın bir örüntü. Sözlükte üretkenlik erteleme olarak geçiyor: asıl işi yapmak yerine, onu kolaylaştıracağını sandığın bir şeyle uğraşmak.
Kitap okumak da bunun bir biçimi olabiliyor.
Özet
DEHB rafının büyük kısmı beş kalıbı tekrarlıyor: süper güç anlatısı, tek sebep iddiası, kaynaksız tavsiye listesi, yeniden paketlenmiş üretkenlik kitabı ve genelleştirilmiş tek deneyim.
Bir kitabı beş dakikada ayıklamanın yolu: kaynakçasına bak, ilaç bölümünü aç, bir sınır cümlesi ara.
Ve en önemlisi: okuduğun kitap sayısı, kurduğun sistem sayısıyla aynı değil.