DEHB kalıtsal mı?
DEHB'nin ailede tekrarlaması tesadüf değil. İkiz çalışmalarının bulduğu kalıtım oranı, tek bir genin neden aranmadığı ve çevrenin gerçek payı.
Read this article in EnglishDiesen Artikel auf Deutsch lesenLire cet article en français
Bu yazıda 8 bölüm var
Tanı aldıktan sonra belirti listelerini okurken tuhaf bir şey oldu: kendimi okuduğumu sandığım cümlelerde başkalarını görmeye başladım.
Babam anahtarını her gün arıyor. Bazen elinde tutarken arıyor. Teyzem her birkaç ayda bir yeni bir hobiye başlıyor, malzemeleri alıyor, sonra o hobi tamamen ortadan kalkıyor.
Bu insanların hiçbirine tanı konmadı ve ben koyacak değilim. Ama bu sahnelerin bende bir soru açtığını inkar edemem. Sorunun cevabı da beni şaşırttı: bu tesadüf değilmiş.
Sayı ne diyor
Faraone ve Larsson'ın (2019) derlemesi, ikiz çalışmalarına dayanarak DEHB'nin kalıtım oranını yaklaşık yüzde 74 olarak veriyor.
Bu rakam çok sık yanlış anlaşıldığı için ne anlama geldiğini açmakta fayda var.
Ne demek değil: “Yüzde 74 ihtimalle çocuğuma geçer” demek değil. Kişisel bir olasılık vermiyor.
Ne demek: Bir toplulukta DEHB belirtileri kişiden kişiye değişiyor. Bu farkın yaklaşık dörtte üçü genetik farklılıklarla açıklanabiliyor.
Bu, psikiyatrik tablolar arasındaki en yüksek oranlardan biri. Kıyas için söyleyeyim: boy uzunluğunun kalıtım oranı da benzer aralıkta bildiriliyor.
Kalıtım oranı bir kaderi ölçmüyor. Bir topluluktaki farklılığın nereden geldiğini ölçüyor.
Bu ayrımı anlamam zaman aldı. İlk okuduğumda “yani yüzde 74 kader” diye düşündüm ve moralim bozuldu. Oysa cümle bunu söylemiyor.
Tek bir DEHB geni yok
Uzun süre bir “DEHB geni” arandı ve bulunamadı. Bulunamadı, çünkü böyle bir gen yok.
Demontis ve arkadaşlarının (2019) genom çapında çalışması, DEHB ile ilişkili ilk anlamlı bölgeleri belirledi. Ortaya çıkan tablo şu: çok sayıda genetik değişken, her biri çok küçük etkiyle. Buna poligenik yapı deniyor.
Bunun pratikteki sonucu önemli: DEHB için genetik test yok. Bir tükürük testiyle tanı konamıyor ve böyle bir test vaat eden hiçbir ürüne para vermeye değmiyor. Tanı hala klinik değerlendirmeyle konuyor; sürecin nasıl işlediğini yetişkin DEHB tanısı nasıl konur yazısında anlattım.
Ailede nasıl görünüyor
Birinci derece akrabalarda DEHB görülme sıklığı, genel nüfusa göre belirgin biçimde yüksek (Faraone ve ark., 2021).
Gündelik hali şöyle:
- Çocuğuna tanı konduktan sonra kendi tanısını alan ebeveyn sayısı hiç az değil. Değerlendirme odasında sorular sorulurken kendi çocukluğunu tanıyan çok insan var.
- Kardeşler arasında farklı sunum türleri görülebiliyor: biri hareketli, diğeri sessiz ve dalgın. İkisi de aynı tablonun parçası olabiliyor ama genelde yalnızca hareketli olan fark ediliyor.
- Aile içinde “biz hep böyleyizdir” diye geçiştirilen özellikler aslında adı konmuş bir tablo olabiliyor.
Üçüncü madde benim ailem için de geçerli. “Bizde herkes dalgındır” cümlesi bir açıklama gibi kullanılıyordu ve kimse ardını sormuyordu. Bir aile, ortak bir zorluğu yeterince uzun süre paylaşırsa o zorluk görünmez oluyor; çünkü karşılaştıracak bir şey kalmıyor. Ben tanıyı aldıktan sonra o cümleyi ilk kez bir soru olarak duydum.
Bunun bir anlamı daha var: ailede kimse suçlu değil. Kalıtsal bir özellik ebeveynliğin sonucu değil. Bu cümleyi özellikle yazıyorum çünkü “demek ki iyi yetiştirmemişler” yorumu hala çok dolaşıyor.
Kalıtım dışındaki etkenleri, nedensellik ile ilişki farkını ve DEHB'ye yol açmadığı gösterilmiş şeyleri DEHB neden olur yazısında topladım.
Çevrenin payı ne
Yüzde 74 kalıtım geriye yüzde 26 bırakıyor ve bu hiç de küçük bir pay değil.
Burada bir ayrımı da yapmak şart: belirtilerin ortaya çıkması ile hayatın nasıl gittiği aynı şey değil.
Genetik yatkınlık belirtilerin varlığını büyük ölçüde açıklıyor. Ama o belirtilerle yaşayan birinin okulu bitirip bitirmeyeceğini, işini sürdürüp sürdürmeyeceğini ve kendisi hakkında ne düşüneceğini ortam belirliyor:
- Erken fark edilip edilmediği
- Okulda düzenleme yapılıp yapılmadığı
- Tedaviye ulaşıp ulaşamadığı
- Etrafındakilerin tabloyu tembellik olarak okuyup okumadığı
Uzlaşı metni (Faraone ve ark., 2021), tedavi edilmeyen DEHB'nin eğitim, iş ve sağlık alanlarında ölçülebilir olumsuz sonuçlarla ilişkili olduğunu ortaya koyuyor. Müdahale edilip edilmemesi gidişi gerçekten değiştiriyor.
Çevre derken ne kastediliyor
Kalan payın neyi kapsadığı da sık yanlış anlaşılıyor. Buradaki “çevre” öncelikle ebeveynlik tarzı ya da ekran süresi demek değil.
Araştırmaların üzerinde durduğu etkenler daha çok biyolojik tarafta: gebelik ve doğum dönemindeki etkenler, erken doğum, çok düşük doğum ağırlığı, bazı çevresel maruziyetler. Uzlaşı metni bu etkenlerin risk üzerinde küçük ama ölçülebilir katkıları olduğunu bildiriyor (Faraone ve ark., 2021).
Şeker, ekran ve kötü ebeveynlik gibi popüler suçlamalar ise bu listede aynı ağırlığı taşımıyor. Bunları DEHB mitleri ve yanlış bilinenler yazısında tek tek anlattım.
Sık yapılan üç hata
Kalıtımı kesinlik sanmak. Yüksek kalıtım, bir çocukta mutlaka görüleceği anlamına gelmiyor. Bazı ailelerde bir kardeşte var, diğerinde yok.
Çevreyi tamamen silmek. “Nasılsa genetik” cümlesi, yapılabilecek her şeyi anlamsız gösteriyor ve en çok da destek almayı erteletiyor.
Genetiği bir bahane gibi kullanmak. Bunu kendimde gördüm. Bir dönem her davranışımı “ailemde de böyle” diye açıkladım. Açıklamak bir şeyi kolaylaştırmıyor; yalnızca değiştirme ihtimalini masadan kaldırıyor.
Çocuğuma geçer mi
En sık sorulan soru bu ve dürüst cevabı şu: risk artıyor, kesinlik yok.
Kesin bir olasılık vermeye çalışan her cevaba temkinli yaklaş. Bildiğimiz şu: birinci derece akrabalarda sıklık artıyor.
Bilmenin faydası riski hesaplamak değil, erken fark etmek. Kendi tanısını almış bir ebeveyn, çocuğundaki işaretleri çok daha erken tanıyor ve destek çok daha erken başlıyor. Ayrıca o çocuk, “sen tembelsin” cümlesini duymadan büyüme şansını yakalıyor.
Çocuklarda tablonun nasıl göründüğünü çocuklarda DEHB belirtileri yazısında, DEHB'li bir ebeveyn olmanın kendine has zorluklarını da DEHB'li ebeveyn olmak yazısında anlattım.
Bana kalan
DEHB büyük ölçüde kalıtsal ve bu, ailede tekrarlamasını açıklıyor. Tek bir gen yok, genetik test yok ve kalıtsal olması gidişatın belirlendiği anlamına gelmiyor.
Bu bilgi bende bir şeyi değiştirdi. Anahtarını arayan babama artık başka gözle bakıyorum. Ona bir tanı yakıştırmıyorum; yalnızca yıllarca “dalgın” diye tarif edilen bir şeyin başka bir adı olabileceğini biliyorum artık. Bunu bilmek bir çözüm getirmiyor ama bir yumuşama getiriyor.
Sık sorulanlar
- İkiz çalışmaları DEHB hakkında ne gösteriyor?
- İkiz ve aile çalışmalarına dayanan derlemeler kalıtım oranını yaklaşık yüzde 74 olarak bildiriyor. Bu, psikiyatrideki en yüksek oranlardan biri.
- DEHB geni var mı?
- Tek bir DEHB geni yok. Etkisi çok küçük olan yüzlerce genetik değişkenin toplamından söz ediliyor; bu yüzden tanı için genetik test yapılamıyor.
- DEHB çocuğuma geçer mi?
- Risk genel nüfusa göre yüksek ama kesinlik yok. Kalıtsal olması kaderin belirlendiği anlamına gelmiyor; belirtilerin nasıl seyredeceğinde ortam ve destek rol oynuyor.
- Çevre DEHB'ye yol açar mı?
- Çevre tabloyu yaratmıyor, seyrini etkiliyor. Uyku düzeni, okuldaki destek ve ailedeki yapı belirtilerin ne kadar engelleyici olacağını değiştiriyor.
Yeni yazılardan haberdar ol
Yeni yazı yayınladığımda haber vereyim. Reklam yok, başka bir şey yok.