İçeriğe geç
Yöntemler

DEHB'de güçlü yanlar meselesi

Yaratıcılık, kriz performansı, hiperodak. Bu anlatının doğru tarafı ne, nerede zarar veriyor ve dürüst bir orta yol mümkün mü?

5 dakika okumaOrta

Read this article in EnglishDiesen Artikel auf Deutsch lesenLire cet article en français

Bu yazıda 7 bölüm var

Tanıdan sonraki ilk haftalarda okuduğum metinlerin yarısı bana süper güçlerim olduğunu söyledi. Diğer yarısı hayatımın kaybedilmiş bir hayat olduğunu.

İkisi de bana uymadı. İkisi de bir yerimi rahatsız etti ve rahatsızlığın sebebini bulmam zaman aldı.

Şimdi düşündüğüm şu: bu iki anlatı da aynı hatayı yapıyor. DEHB'yi ortamdan bağımsız bir şey sanıyorlar.

Anlatının doğru tarafı

Sedgwick ve arkadaşlarının (2019) DEHB tanılı ve mesleki olarak başarılı yetişkinlerle yaptığı nitel çalışma, katılımcıların tekrar tekrar bildirdiği birkaç özellik ortaya koyuyor:

  • Kriz performansı. Baskı altında hızlı ve etkili hareket edebilmek. Sözlükte kriz performansı diye geçiyor.
  • İlgi duyulan alanda derinlik. Hiperodak dönemlerinde ortaya çıkan yoğun çalışma.
  • Alışılmadık bağlantılar. Farklı alanlar arasında hızlı geçiş yapabilmek.
  • Merak. Yeni bir konuya çabuk girebilmek.
  • Dayanıklılık. Uzun süre zorlanmış olmanın getirdiği bir tür yılmazlık.

Bunlar uydurulmuş özellikler değil; yaşayan insanların kendi anlatılarından çıkıyor. Ben de kendimde tanıyorum. Bir konuya daldığımda saatlerce çalışabiliyorum ve o saatlerde gerçekten iyi iş çıkarıyorum.

Ama bu listeye bakarken bir şeyi not etmek gerekiyor: çalışma, mesleki olarak başarılı olmuş kişilerle yapılmış. Yani zaten iyi giden insanların anlatısı. Bu, bulguyu değersiz kılmıyor; kapsamını belirliyor.

Bu özelliklerin ortak noktası şu: hepsi belli bir ortamda ortaya çıkıyor. Ortam değişince kayboluyorlar.

Anlatının zarar verdiği yer

Güçlü yanlar anlatısının üç somut riski var ve üçünü de yakından gördüm.

Destek ihtiyacını görünmez kılıyor. “DEHB bir süper güç” cümlesi yaygınlaştıkça, düzenleme talep etmek zorlaşıyor. Bir avantajsa neden desteğe ihtiyacın var? Bu soru, iş yerinde bir kez sorulduğunda konuşma bitiyor.

Başarı zorunluluğu üretiyor. Bu anlatı, iyi gitmeyen insanlara ikinci bir yük bindiriyor: hem zorlanıyorsun hem de sözde avantajını kullanamıyorsun. Kötü bir dönemdeyken bu cümleleri okumak bana hiç iyi gelmedi.

Tabloyu hafifletiyor. Dünya Federasyonu uzlaşı metni (Faraone ve ark., 2021), tedavi edilmeyen DEHB'nin eğitim, iş, sağlık ve kaza riski gibi alanlarda ölçülebilir olumsuz sonuçlarla ilişkili olduğunu açıkça ortaya koyuyor. Bu tabloyu bir yetenek anlatısıyla örtmek, insanları tedaviden uzaklaştırabiliyor.

Bir de görünmeyen bir bedel var. “Yaratıcıyım” diye anlatılan şeyin bir kısmı, aslında yıllarca idare etmek için geliştirilmiş telafi becerileri. Onu bir yetenek olarak sunmak, arkasındaki emeği silmek oluyor; bu telafi işinin adını maskeleme yazısında koydum.

Yalnızca kayıp anlatısının sorunu

Karşı uç da sağlıklı olmuyor. Yalnızca eksiklikle tanımlanan bir tablo, kimlikle ilgili bir çöküntü üretiyor.

Schrevel ve arkadaşlarının (2016) çalışması burada önemli bir soru soruyor: tedavi, kişinin başka biri olması anlamına mı geliyor? Katılımcılar bu gerilimi doğrudan yaşıyor ve ben de yaşadım. Tanıdan sonra bir süre kendime şunu sordum: bu özelliklerin hangisi ben, hangisi tablo?

Kendini yalnızca eksikleriyle tanımlayan biri, sistemleri kurmak için gereken enerjiyi de bulamıyor. Umut, sistem kurmanın ön koşulu.

“Güçlü yan” derken neyi kastediyoruz

Bu tartışmanın kafa karıştıran tarafı, iki farklı şeyin aynı adla anılması.

Birincisi, DEHB'nin doğrudan getirdiği bir özellik olduğu iddiası. Yani “DEHB'li insanlar daha yaratıcıdır” gibi genel bir cümle. Bu iddianın kanıtı sanıldığı kadar sağlam değil ve çoğu zaman kendi bildirimine dayanan küçük çalışmalardan geliyor. Başarılı kişilerle yapılan görüşmeler, o kişilerin deneyimi hakkında çok şey söylüyor; bütün bir grup hakkında genelleme yapmaya yetmiyor.

İkincisi, belirli bir özelliğin belirli bir ortamda işe yaraması. “Hızlı karar veriyorum” bir kriz masasında değer, bir denetim işinde risk. Aynı özellik, iki ortamda iki farklı ad alıyor.

Bu ayrımı yapınca tartışma sadeleşiyor. Soru “DEHB avantaj mı” olmaktan çıkıp “hangi özelliğim, hangi ortamda ne işe yarıyor” haline geliyor. İkinci soru cevaplanabilir bir soru ve cevabı kişiden kişiye değişiyor.

Kendi listemi yaparken üç sütun kullandım: özellik, işe yaradığı yer, pahalıya patladığı yer. Üçüncü sütunu doldurmak beni şaşırttı, çünkü en çok gurur duyduğum özelliklerin en pahalı olduğu yerler de vardı.

Daha dürüst bir çerçeve

Bana en çok işe yarayan bakış şu oldu: DEHB, ortama göre değişen bir uyum farkı.

Kötü uyum: Uzun toplantılar, sabit çalışma saatleri, sürekli evrak, düşük geri bildirim, öngörülebilir ve yavaş ilerleyen işler.

İyi uyum: Kısa döngüler, hızlı geri bildirim, değişken görevler, kriz yönetimi, ilgi duyulan bir alan.

Aynı kişi ilk ortamda yetersiz, ikincisinde çok iyi görünüyor. Değişen kişi olmuyor, ortam oluyor. Hangi işlerin daha uygun düştüğünü hangi işler daha uygun yazısında ayrıntılandırdım.

Bu çerçeve iki şeyi birden mümkün kılıyor: destek istemeyi ve iyi olduğun yeri aramayı. İkisini aynı anda yapabilmek bende uzun süre imkansızdı; ya kendimi hasta ya da kendimi özel saymam gerekiyordu sanıyordum.

Güçlü yanları kullanılabilir kılmak

Bu özelliklerin gerçekten işe yaraması için düzenlenmesi gerekiyor. Kendiliğinden ortaya çıkmalarını beklemek, bende hiçbir zaman güvenilir olmadı.

  • Hiperodağı planlamak. Gelmesini beklemek yerine, ilgi duyduğun işi enerjinin yüksek olduğu saate koymak.
  • Krizi yapay olarak üretmek. Ara teslim tarihleri, başkasına verilen sözler. Sözlükte aşamalı teslim.
  • Fikirleri yakalamak. Hızlı gelen fikirler kaydedilmediğinde kayboluyor. Yakalama alışkanlığı bu yüzden önemli; benim en iyi fikirlerimin çoğu, yazmadığım için kaybolmuş fikirler.
  • Bitirme kısmını dışarıdan desteklemek. Başlamak ve fikir üretmek güçlü tarafsa, bitirmek için sistem gerekiyor. Bu ikisi aynı kişide farklı hızlarda çalışıyor ve bende arayı kapatan şey hep bir dış son tarih oldu.
  • Enerjinin dalgalı olduğunu kabul etmek. İyi bir hafta, her haftanın böyle olacağı anlamına gelmiyor. Bunu hesaba katmayan bir plan, ilk kötü haftada çöküyor.

Kendime söylediğim

DEHB ne bir süper güç ne de yalnızca bir eksiklik. Ortama göre değişen bir uyum farkı.

Bu çerçeve bana iki şeyi birden verdi: iyi olduğum yerlerde kendime hakkımı vermeyi ve zorlandığım yerlerde yardım istemeyi. Uzun süre bu ikisini birbirine rakip sanmıştım. Başarılı olunabilir mi sorusunun cevabı da bence burada duruyor.

Sık sorulanlar

DEHB'nin güçlü yanları var mı?
Sık bildirilen özellikler var: kriz anında iyi performans, ilgi duyulan alanda derin odaklanma ve alışılmadık bağlantılar kurma.
Süper güç anlatısı neden zararlı?
Destek ihtiyacını görünmez kılabiliyor ve iyi gitmeyen insanları ikinci kez başarısız hissettiriyor.
Yalnızca kayıp anlatısı doğru mu?
O da değil. Tabloyu yalnızca eksiklerle anlatmak, kişinin gerçekten işe yarayan yanlarını kullanmasını engelliyor.
Daha dürüst bir çerçeve ne olur?
Güçlü yanları koşula bağlı görmek: belirli ortamlarda ortaya çıkan, başka ortamlarda hiç görünmeyen özellikler.

Bu yöntem sende ne yaptı?

İşaretin bu tarayıcıda saklanıyor. Sunucuya yalnızca sayı gidiyor, kim işaretledi tutulmuyor.

Yazar hakkında

Cansu, DEHB ile yaşayan bir yetişkin. Uzmanlığı yok; elindeki tek şey kendi denediği yöntemler ve kendi gündelik deneyimi. Bir yöntem onda tuttu diye sende tutar mı, bilinmez. Ondan gitmeyen bir şey senin işine yarayabilir.

Buradaki hiçbir şey tıbbi tavsiye, tanı ya da tedavi yerine geçmez. İlaç, doz ve tedavi kararları hekiminle konuşulacak şeyler. Daha fazlası.

Kaynaklar3
  1. Sedgwick, J. A., Merwood, A., & Asherson, P. (2019). The positive aspects of attention deficit hyperactivity disorder: A qualitative investigation of successful adults with ADHD. ADHD Attention Deficit and Hyperactivity Disorders, 11(3), 241-253.↩
  2. Faraone, S. V., Banaschewski, T., Coghill, D. ve ark. (2021). The World Federation of ADHD International Consensus Statement. Neuroscience & Biobehavioral Reviews, 128, 789-818.↩
  3. Schrevel, S. J. C., Dedding, C., van Aken, J. A., & Broerse, J. E. W. (2016). 'Do I need to become someone else?' A qualitative study exploring the readiness of adults with ADHD. Health Expectations, 19(1), 39-48.↩

Bu yazı 16 Eylül 2026 tarihinde güncellendi.

Yeni yazılardan haberdar ol

Yeni yazı yayınladığımda haber vereyim. Reklam yok, başka bir şey yok.