Göz teması kurmamak otizm mi, DEHB mi?
Göz teması kurmakta zorlanmak otizme mi, DEHB'ye mi işaret eder? Araştırmalar, kültürün payı, zorla göz teması ve tek başına neden tanı koydurmadığı.
Bu yazıda 8 bölüm var
“Gözüme bak, konuşuyorum seninle.” Bu cümleyi çocukken duyan çok insan var. Yetişkinlikte de biçim değiştirip devam ediyor: iş görüşmesinde “kendinden emin görünmüyordu”, sohbette “beni dinlemiyorsun”.
Göz teması kurmamak son yıllarda internette otizm belirtisi olarak çok paylaşılıyor. Bazı listelerde DEHB belirtisi olarak da geçiyor. İkisi de kısmen doğru, ikisi de eksik.
Bende otizm tanısı yok, kendime koyacak da değilim. Bu yazıda göz temasının otizm ve DEHB tarafında ne anlama geldiğini araştırmalardan ve otistik insanların kendi anlatımlarından aktarıyorum.
Göz teması neden bu kadar önemseniyor
Göz teması, yüz yüze iletişimin en görünür parçası. Karşındakinin seni dinlediğini, sana ilgi duyduğunu, dürüst olduğunu çoğu insan gözlerden okumaya çalışıyor.
Tanı ölçütlerinde de bir karşılığı var. DSM-5-TR, otizmde sosyal etkileşimde kullanılan sözel olmayan iletişim davranışlarındaki farklılıkları sayarken göz temasını ve beden dilini örnek olarak veriyor (American Psychiatric Association, 2022). Yani göz teması ölçütün kendisi değil, ölçütün altındaki daha geniş bir alanın bir örneği.
Bu ayrım önemli. Göz temasının az olması, otizm değerlendirmesinde bakılan pek çok şeyden yalnızca biri.
Otizmde göz teması: ilgisizlik değil, yük
Uzun süre otistik kişilerin göz teması kurmamasının sebebi olarak sosyal ilgi azlığı gösterildi. Otistik yetişkinlerin kendi anlatımları başka bir tablo çiziyor.
Trevisan ve arkadaşları (2017), otizmli olduğunu belirten genç ve yetişkinlerin göz teması üzerine yazdıklarını nitel olarak inceledi. Öne çıkan deneyimler şunlardı: göz teması sırasında olumsuz duygusal ve bedensel tepkiler, istila edilmiş gibi hissetmek, duyusal yüklenme ve aynı anda hem göz teması kurup hem de sözel olmayan işaretleri okumakta zorlanmak. Yani bakmamak çoğu zaman ilgisizlikten değil, bakmanın kendisi çok pahalı olduğu için.
Beyin görüntüleme tarafında da bu anlatımla uyumlu bir bulgu var. Hadjikhani ve arkadaşları (2017), otistik ve otistik olmayan katılımcılara duygusal yüz ifadeleri gösterdi. Serbest bakarken iki grup arasında belirgin bir fark yoktu. Katılımcılardan bakışlarını göz bölgesine sabitlemeleri istendiğinde ise otistik grupta yüz işlemeyle ilgili bazı beyin sapı ve talamus yapılarında ve amigdalada belirgin biçimde yüksek etkinlik görüldü. Yazarlar bunun gündelik hayattaki göz kaçınmasının altında yatıyor olabileceğini öne sürüyor. Küçük bir çalışma ve kesin bir mekanizma kanıtı değil, ama “bakmamak bir korunma biçimi olabilir” fikrine destek veriyor.
En güncel çalışmalardan biri Boer ve arkadaşlarına (2026) ait. Otistik ve otistik olmayan 15'er yetişkinle derinlemesine görüşme yapan araştırmacılar, iki grubun göz teması deneyimlerinde hem ortak hem ayrışan yanlar buldu. Bu da önemli bir şeyi hatırlatıyor: göz temasında zorlanmak yalnızca otistik insanlara ait bir şey değil, ama otistik insanlarda farklı bir yoğunluk ve anlam taşıyabiliyor.
Otistik yetişkinlerin sık anlattığı bir şey daha var: göze bakmak ile söyleneni anlamak aynı anda yapılamayabiliyor. Bakış başka yöne çevrildiğinde dinleme kolaylaşıyor. Dışarıdan ilgisizlik gibi görünen şey, aslında dinlemeye ayrılan kapasite.
DEHB'de göz teması: dikkatin kayması
DEHB tarafında göz teması ayrı bir tanı ölçütü olarak geçmiyor ve bu konuda otizm kadar araştırma yok. Ama DEHB'li insanların sık anlattığı bir tablo var.
Konuşma sırasında arkadan bir ses geliyor, pencerenin önünden biri geçiyor ya da akla bir düşünce düşüyor. Dikkat oraya gidiyor ve bakış da onunla birlikte gidiyor. Bu bir rahatsızlıktan kaçış değil; dikkatin ilgisiz uyaranı bastırmakta zorlanmasının görünen hali.
DSM-5-TR'deki dikkatsizlik maddelerinden biri, doğrudan konuşulduğunda dinlemiyor gibi görünmek. Dışarıdan bakan biri için gözün başka yerde olması, bu maddenin en kolay fark edilen biçimi oluyor.
Bazı DEHB'li insanlar tersini de anlatıyor: karşısındakine fazla yoğun bakmak. Dikkati sabit tutmak için gözü karşıdakinin yüzüne kilitlemek de başka türlü bir tuhaflık hissi yaratabiliyor. Göz teması tek bir yöne doğru bozulmuyor.
Yan yana bakınca
| Otizmde sık anlatılan | DEHB'de sık anlatılan | |
|---|---|---|
| Bakmamanın sebebi | Göz teması bedensel olarak rahatsız edici, yorucu ya da aşırı uyarıcı | Dikkat başka bir uyarana ya da düşünceye kayıyor |
| Göz temasıyla birlikte | Dinlemek ve anlamak zorlaşabiliyor | Sürdürmek zorlaşıyor, ilk an genellikle sorun değil |
| Seyir | Çoğu zaman çocukluktan beri istikrarlı | Ortama, ilgiye ve yorgunluğa göre değişken |
| Zorlandığında | Kaygı ve yüklenme artıyor | Dikkat daha da dağılabiliyor |
| İşe yarayabilen strateji | Kaşa, burna ya da ağıza bakmak, süreyi saymak | Dağıldığını fark edince söylemek, son cümleyi tekrar istemek |
| Tanı ölçütlerindeki yeri | Sözel olmayan iletişim farklılıklarının bir örneği | Ayrı bir madde değil, dikkatsizlik görünümünün parçası |
Bu tablo genel eğilimleri gösteriyor. Aynı kişide iki tablo bir arada da olabiliyor; bu durumu AuDHD yazısında anlattım.
Kültür ve başka sebepler
Göz temasının ne kadar uygun olduğu evrensel değil.
Akechi ve arkadaşlarının (2013) Japonya ve Finlandiya'da yaptığı karşılaştırmada, doğrudan bakış iki kültürde de bedensel olarak benzer tepkiler uyandırdı. Fark, değerlendirmede çıktı: Japon katılımcılar doğrudan bakan yüzleri daha “yaklaşılmaz” ve daha öfkeli buldu. Yazarlar bu farkın temel dikkatten değil, kültürel kurallardan geldiğini düşünüyor.
Bizde de benzer bir çeşitlilik var. Bazı ailelerde ve ortamlarda büyüğün ya da otoritenin gözüne uzun süre bakmak saygısızlık sayılabiliyor, başka ortamlarda ise bakmamak güvensizlik olarak okunuyor. Bir çocuğun ya da yetişkinin göz teması alışkanlığını değerlendirirken bu bağlam hesaba katılmalı.
Kültür dışında da göz temasını azaltan pek çok sebep var: sosyal kaygı, utangaçlık, depresyon, travma sonrası tablolar, görme ile ilgili sorunlar. Bu yüzden göz teması tek başına bir tanıya götürmüyor.
Göz teması neden tek başına tanı koydurmaz
Otizm değerlendirmesi tek bir davranışa bakılarak yapılmıyor. Sosyal iletişim ve karşılıklı etkileşimin genel örüntüsüne, kısıtlı ve yinelenen davranışlara, duyusal farklılıklara, bunların çocukluktan beri sürüp sürmediğine ve hayatı ne kadar etkilediğine bakılıyor.
Bunun iki yönlü bir sonucu var. Göz teması kuramayan herkes otistik değil. Ve göz teması kurabilen herkes otistik olmayan biri de değil. Özellikle yetişkinlerde ve kadınlarda göz teması çoğu zaman sonradan öğrenilmiş bir beceri: kaşa bakmak, sayarak bakışı sürdürmek, belirli aralıklarla başka yöne bakmak. Bu tür stratejiler maskelemenin parçası ve dışarıdan sorun görünmezken içeride ciddi bir yorgunluk yaratabiliyor. Bu tarafı otizmde ve DEHB'de maskeleme yazısında anlattım.
Değerlendirmeye gitmeyi düşünüyorsan, “göz teması kurabiliyor muyum” sorusundan çok “göz teması kurmak bana neye mal oluyor” sorusu işe yarıyor. Sürecin geri kalanını yetişkinlikte otizm tanısı nasıl konur yazısında anlatıyorum.
Zorla göz teması kurdurmak
“Gözüme bak” uyarısı çoğu zaman iyi niyetle yapılıyor. Ama otistik bir çocuk ya da yetişkin için göz teması zaten yük bindiren bir şeyse, zorlamak o yükü artırıyor.
Hadjikhani, çalışmanın ardından yaptığı açıklamada, terapide çocukları göz teması kurmaya zorlamanın kaygıya yol açabileceğini belirtti. Trevisan ve arkadaşlarının (2017) incelediği anlatımlarda da insanların göz temasıyla başa çıkmak için kendi stratejilerini geliştirdiği görülüyor; yani mesele beceriksizlik değil, bedel.
Daha işe yarayan yaklaşım, iletişimin kendisine bakmak. Kişi seni dinliyor mu, cevap veriyor mu, anlatmak istediğini anlatabiliyor mu? Bunlar varsa, gözünün nereye baktığı ikinci planda kalıyor. Yan yana yürürken, birlikte bir iş yaparken ya da arabada konuşmak, birçok insan için yüz yüze oturmaktan çok daha rahat.
DEHB tarafında da benzer bir şey söylenebilir: dikkatin kaydığını fark ettiğinde bunu söylemek (“bir saniye, dağıldım, son cümleyi tekrar eder misin?”) göz temasını zorlamaktan daha dürüst ve daha işe yarar bir çözüm. Sosyal iletişimin genel farklarını otizmde ve DEHB'de sosyal iletişim yazısında, iki başlığın genel ayrımını DEHB ile otizm aynı şey mi yazısında bulabilirsin.
Bana kalan
Göz temasını bir dürüstlük ya da ilgi testi gibi görmeye o kadar alışmışız ki, bakmayan birinin aslında daha dikkatli dinliyor olabileceği aklımıza gelmiyor.
Bence asıl soru “neden gözüme bakmıyor” değil, “beni duyuyor mu”. Cevap evetse, belki göz teması üzerinde bu kadar durmaya gerek yok.
Sık sorulanlar
- Otistik kişiler neden göz teması kurmakta zorlanıyor?
- Otistik yetişkinlerin anlatımlarında göz teması sırasında yoğun rahatsızlık, istila edilmiş gibi hissetme ve duyusal yüklenme öne çıkıyor. Hadjikhani ve arkadaşlarının (2017) beyin görüntüleme çalışmasında da otistik katılımcılar bakışlarını göz bölgesine sabitlemek zorunda kaldığında yüz işlemeyle ilgili bazı beyin yapılarında belirgin biçimde yüksek etkinlik görüldü.
- DEHB'de göz teması nasıl etkilenir?
- DEHB'de göz teması kendi başına bir tanı ölçütü değil. Sık anlatılan şey, konuşma sırasında dikkatin bir sese, harekete ya da kendi düşüncesine kayması ve bakışın da onunla birlikte gitmesi. DSM-5-TR'deki “doğrudan konuşulduğunda dinlemiyor gibi görünmek” maddesi bu dışarıdan görünen hale yakın.
- Göz teması kurmamak saygısızlık mı?
- Çoğu zaman hayır. Bazı insanlar için bakmamak, karşısındakini daha iyi dinleyebilmenin yolu. Ayrıca göz temasının ne kadar uygun görüldüğü kültürden kültüre değişiyor.
- Çocuğu göz teması kurmaya zorlamak doğru mu?
- Genel olarak önerilmiyor. Hadjikhani, zorla göz teması kurdurmanın kaygıyı artırabileceğini belirtiyor. Göz temasının amacı iletişim olduğu için, iletişimin başka yollarla kurulup kurulmadığına bakmak daha anlamlı.
- Göz temasında zorlanan biri kendini değerlendirmeye götürmeli mi?
- Yalnızca bu nedenle değil. Sosyal iletişimde, ilişkilerde, rutinlerde ya da duyusal tarafta çocukluktan beri süren ve hayatı zorlaştıran başka işaretler de varsa bir uzmanla konuşmak anlamlı olabilir.
Yeni yazılardan haberdar ol
Yeni yazı yayınladığımda haber vereyim. Reklam yok, başka bir şey yok.