DEHB'li kadın olmak ve ev yükü beklentisi
Evin düzeni, hatırlanan randevular, eksilen şeyler hâlâ çoğu zaman kadından bekleniyor. DEHB'li bir kadın için bu beklentinin ağırlığını ve kaynağını yazdım.
Bu yazıda 7 bölüm var
Bir şirket yönetiyorum. Akademik işler yürütüyorum. Bir markanın hangi veriden hangi kanala nasıl ilerleyeceğini haftalarca düşünebiliyorum.
Ve bazen buzdolabında neyin bittiğini bilmiyorum.
Bu iki cümle yan yana durunca insanın içinde tuhaf bir utanç oluşuyor. Sanki birincisi ikincisini affettirmiyor, tam tersine daha da görünür kılıyor: "Bu kadar şeyi yapıyorsun da bunu mu yapamıyorsun?"
Bu soruyu kimse bana yüksek sesle sormadı. Ben kendime sordum. Ve uzun zaman sorunun içinde bir şeyin eksik olduğunu fark etmedim: bu soruyu bir erkek kendine bu kadar sık sorar mıydı?
Önce ayırmak istediğim bir şey
Sitede zihinsel yük üzerine bir yazı var; akılda tutulan işlerin yorgunluğunu ve bu yükü dışarı çıkarmanın yollarını orada anlattım. DEHB'de ev işleri yazısında da ev işlerinin neden bu kadar zor başladığını konuştuk.
Bu yazı başka bir katmana bakıyor: bu yükün kimden beklendiğine. Çünkü aynı zorluk, kimden beklendiğine göre farklı bir ağırlık taşıyor.
İşin görünmeyen kısmı
Ev işi dendiğinde çoğumuz yapılan kısmı düşünüyoruz: bulaşık, çamaşır, temizlik. Ama bu işlerin öncesinde bir düşünme işi var.
Otuz beş çiftle yapılan yetmiş ayrıntılı görüşmeye dayanan bir sosyoloji çalışması, ev yönetimini ayrı bir emek boyutu olarak tanımlıyor: bilişsel emek. Bu emek dört parçadan oluşuyor: ihtiyaçları önceden fark etmek, seçenekleri bulmak, karar vermek ve işin ilerleyişini takip etmek. Çalışmaya göre bu emek hem onu yapan kişi hem de partneri için büyük ölçüde görünmez ve bu yüzden çiftler arasında sık bir çatışma kaynağı. Araştırmaya katılan çiftlerde bu işin, özellikle fark etme ve takip etme kısmının, daha çok kadınların üzerinde kaldığı görülmüş (Daminger, 2019).
Dört parçaya bir daha bakınca DEHB'li biri olarak içim sızladı.
Önceden fark etmek: prospektif bellek. Seçenekleri bulup karar vermek: planlama. Takip etmek: çalışma belleği ve sürdürülen dikkat. Bu, DEHB'nin en çok zorladığı yürütücü işlevlerin neredeyse tam bir listesi.
Kadından beklenen görünmez işin tarifi, DEHB'de zorlanan becerilerin tarifiyle bu kadar örtüşmek zorunda mıydı?
Beklenti ile belirtinin çarpışması
Kadınlarda DEHB üzerine yazılmış uluslararası bir uzman uzlaşı metninde şu cümleler var: ev, ebeveynlik ve bakım işlerinin büyük kısmı, toplumsal ve kültürel kısıtlamaları ve beklentileri yansıtacak biçimde, çoğu zaman kadınlar tarafından üstleniliyor. Uzlaşı grubu annelerden beklenenlerin babalardan beklenenlerden çoğu zaman farklı olduğunu ve DEHB'li kadınlarda düşük öz saygının, toplumsal beklentileri karşılayamamış olma algısıyla ilişkili olabileceğini not ediyor (Young ve ark., 2020).
Aynı metin, DEHB'li kız çocuklarının ve kadınların zorluklarını telafi stratejileriyle maskeleyebildiğini ve bunun sorunların hafife alınmasına yol açabildiğini de anlatıyor.
Yetişkinlikte tanı almış beş kadınla yapılan görüşme çalışmasında temalardan biri doğrudan buna ayrılmış: DEHB belirtileri ile cinsiyet normları ve beklentileri arasındaki çatışma. Araştırmacılar özellikle annelikle ilgili zorlukların daha fazla incelenmesi gerektiğini vurguluyor. Çalışmanın bir diğer dikkat çekici yanı, katılımcıların hepsinin yüksek eğitimli ve çalışan kadınlar olması (Holthe ve Langvik, 2017).
Bu son ayrıntı beni çok düşündürdü. Dışarıdan bakınca "başarılı" olan kadınlar. İçeride, beklenen kadın rolüyle kendi beyinlerinin çalışma biçimi arasında bir çatışma yaşayan kadınlar.
Burada başarının kendisinin de bir tuzak olabildiğini düşünüyorum. İşinde iyi olan bir kadından evde de aynı düzeni kurması bekleniyor, çünkü "o her şeyi halleder". Oysa işte iyi olmayı sağlayan şey çoğu zaman dışarıdan gelen yapı: teslim tarihi, müşteri, toplantı. Evin böyle bir iskeleti yok. Kimse bir faturanın son gününü toplantı davetiyle hatırlatmıyor. Aynı insanın iki alanda bu kadar farklı görünmesi bu yüzden bir çelişki sayılmamalı; iskeletin olduğu yerle olmadığı yer arasındaki farkı gösteriyor.
Neden bu kadar geç fark ediliyor
Burada bir döngü var ve bence konuşulması gerekiyor.
DEHB araştırmaları uzun süre erkek çocuklar üzerinden yürüdü. Klinik örneklemlerde erkek-kız oranı toplum örneklemlerindekinden çok daha yüksek çıkıyor ve bu fark kızların daha az fark edilmesiyle açıklanıyor (Quinn ve Madhoo, 2014). Bunun ayrıntısını kadınlarda DEHB yazısında anlattım; sözlükteki karşılığı kadınlarda gözden kaçma.
Gözden kaçmanın bir yolu da şu: ev içindeki zorluk bir belirti olarak değil, bir kadınlık başarısızlığı olarak okunuyor. "Dağınık", "savruk", "evin hanımı değil". Bu kelimeler bir klinisyenden gelmiyor, bir çevreden geliyor. Ve bir kadın bunları yeterince duyduğunda, zorlandığı şeyin bir adı olabileceğini düşünmüyor. Daha çok çalışıyor. Daha çok utanıyor. Daha çok maskeliyor.
Utancın bir kısmı bana ait değil
Bir günlüğümde, bazı utançların bize ait olmadığını, birilerinin bize bıraktığı miras olduğunu yazmıştım. Ev meselesinde bunu çok daha net görüyorum.
Toparlanmamış bir mutfağın bende yarattığı hissin bir kısmı gerçekten benim: düzenli bir yerde daha iyi düşünüyorum. Ama bir kısmı hiç benim değil. O kısım, "iyi bir kadın evini toparlar" cümlesini yıllarca duymuş bir kültürün sesi.
Bunları ayırmak, bence DEHB'li bir kadının evle ilişkisini değiştirmenin ilk adımı.
Denemeye değer bulduğum bir ayıklama
Standartlarını yaz. Evle ilgili "böyle olmalı" dediğin şeyleri bir kâğıda dök. Mutfak her akşam toplanmalı. Misafir gelmeden ev silinmeli. Çamaşır birikmemeli. Ne kadar çok olursa o kadar iyi.
Her birinin yanına kaynağını yaz. Bu standart gerçekten bana mı iyi geliyor, yoksa bir başkasının beklentisi mi? Aileden mi, çevreden mi, bir dergi fotoğrafından mı? Kaynağı bilmediğin maddeler de olacak; onları da işaretle.
Bana ait olmayanları küçült. Kendine ait olmayan bir standardı tamamen silmek zorunda değilsin. Ama onu yeterince iyi bir seviyeye çekebilirsin. "Her akşam" yerine "haftada üç akşam". "Ev silinmeli" yerine "salon toparlanmalı".
Düşünme kısmını görünür kıl. Evde bir sorumluluk paylaşımı konuşulacaksa, işlerin yanına, onların fark edilmesini, planlanmasını ve takibini de listeye yaz. "Yemek yapmak" bir iş. "Hafta içinde ne pişeceğini düşünmek ve eksikleri fark etmek" başka bir iş. Bu ikinci iş, çoğu zaman kimsenin listesinde yok.
Dışarıdan destek almayı ahlaki bir mesele yapma. Temizlik desteği, hazır yemek, market siparişi. Bunları kullanmak bir kadınlık yenilgisi değil, bir kaynak dağıtımı. Tabii herkesin bütçesi buna izin vermiyor; ama izin veriyorsa suçluluk hissi bu kararın önünde durmamalı.
Paylaşımı düzenli aralıklarla yeniden konuş. Ev yükü bir kere bölünüp bırakıldığında zamanla eski hâline dönme eğiliminde, çünkü görünmeyen işler en kolay geri kayan işler. Birkaç ayda bir kimin neyi fark ettiğine ve kimin neyi takip ettiğine yeniden bakmak, yükün sessizce tek tarafa yığılmasını önlüyor. Bu konuşmayı bir hesaplaşma yerine bir bakım kontrolü gibi yapmak işi kolaylaştırıyor.
Bu ayıklamanın bir günde bitmesini beklemiyorum. Bazı standartlar o kadar içimize yerleşmiş ki onları fark etmek bile zaman alıyor. Dağınık bir tezgâha bakıp içimde yükselen huzursuzluğu fark ettiğimde kendime yalnızca şunu soruyorum: bu his bana mı ait, yoksa bir başkasının sesi mi? Cevabı her zaman bilmiyorum. Ama soruyu sormak bile o huzursuzluğu biraz küçültüyor.
Kendime sorduğum soru
Son aylarda her şeye yetişmeye çalışıp tükendiğimi yazmıştım. O yetişme listesinin içinde ev de vardı ve belki en az konuştuğum kısım oydu, çünkü başarı hanesine yazılmıyordu. Yalnızca eksiklik hanesine.
Şimdi kendime şunu soruyorum: bu evin düzeni benden neden bu kadar çok şey istiyor? Ve ben bu isteğin ne kadarını seçtim?
Cevabın hepsini bilmiyorum. Ama sorunun kendisi bile bir rahatlama. Çünkü soru sormaya başladığım yerde, utanç biraz geri çekiliyor.