DEHB'de sonsuz kaydırma ve ekran süresi
Beş dakika bakayım diye açılan telefonda kaybolan iki saat. Kaydırmanın neden bu kadar iyi çalıştığı ve iradeden daha etkili olan sınırlar.
Read this article in EnglishDiesen Artikel auf Deutsch lesenLire cet article en français
Bu yazıda 7 bölüm var
Telefonu bir şeye bakmak için açıyorum. Bir saat sonra elimde telefonla oturuyorum ve neye bakmak için açtığımı hatırlamıyorum.
Bu deneyim herkeste var. DEHB'de daha sık ve daha uzun sürüyor ve bunun açıklanabilir bir sebebi var. Sebebi bilmek suçluluğu azaltıyor; ama asıl işe yarayan şey, suçluluğu bırakıp ortamı değiştirmek oldu.
Neden bu kadar iyi çalışıyor
Kaydırma, DEHB'de eksik olan üç şeyi aynı anda sağlıyor.
Hemen gelen ödül. Plichta ve Scheres'in (2014) meta analizi, DEHB'de ödül beklentisi sırasındaki nöral yanıtın farklılaştığını gösteriyor. Uzak ödüller zayıf çalışıyor, yakın ödüller güçlü. Kaydırma ödülü anında veriyor.
Öngörülemezlik. Bir sonraki içeriğin ne olacağı belli değil. Öngörülemez ödül, sabit ödülden daha güçlü bir davranış üreticisi.
Sıfır başlama maliyeti. Görev felci yaşayan biri için başlaması hiç çaba gerektirmeyen bir etkinlik ciddi bir çekim gücüne sahip. Bir işe başlayamadığım anlarda telefona uzanmam tesadüf değil: yapamadığım şeyin tam tersi orada duruyor.
Buna bir de anlık seçim eğilimi ekleniyor: Patros ve arkadaşlarının (2016) meta analizi, DEHB'de küçük ve hemen gelen ödülün, büyük ve gecikmeli ödüle tercih edilme eğiliminin daha belirgin olduğunu gösteriyor.
Kaydırma bir zayıflık göstergesi olarak yaşanıyor. Aslında ödül sistemi için tasarlanmış bir ürünün, tam da hedeflediği kişide çalışması.
İradeyle sınırlamak neden tutmuyor
“Bugün daha az bakacağım” kararı, verildiği anda güçlü, üç saat sonra yok.
Sebep basit: karar bir kez veriliyor, uygulama ise gün içinde yüzlerce kez sınanıyor. Her açma anında yeniden karar vermek gerekiyor ve bir kez tutmadığında gün bitiyor.
İşe yarayan yaklaşım kararı ortama gömmek: davranışı zorlaştırmak, bir kez yapmak ve bir daha karar vermek zorunda kalmamak.
Gerçekten işe yarayan sınırlar
Ana ekrandan kaldır. Uygulamayı silmek zorunda değilsin. Aramayla ulaşmak zorunda kalmak bile açma sayısını belirgin biçimde düşürüyor.
Çıkış yap ve şifreyi kaydetme. Her açışta giriş yapmak gerekiyorsa, otomatik açma refleksi kırılıyor.
Bildirimleri kapat. Stothart ve arkadaşlarının (2015) bulgusu net: bildirim, bakmasan bile dikkatini bozuyor.
Gri tonlamayı dene. Renkli ekran, gri ekrandan çok daha çekici. Bu ayar telefonların erişilebilirlik menüsünde bulunuyor ve açıp kapatmak için bir kısayol tanımlanabiliyor.
Kilit ekranını sadeleştir. Ekranı açar açmaz görünen bildirim özetleri, daha telefonu eline almadan seni bir içeriğe bağlıyor. Kilit ekranında hiçbir şey görünmemesi, açma sebebini korumayı kolaylaştırıyor.
Fiziksel mesafe koy. Telefon başka odadayken, ona uzanmak bir hareket gerektiriyor. Bu tek şey, listedeki en etkili müdahale.
Yerine bir şey koy. Kaydırma bir ihtiyacı karşılıyor: uyaran, mola, sıkıntıdan kaçış. Yalnızca kaldırıldığında yerine bir şey gelmiyor ve boşluk geri getiriyor. Kitap, yürüyüş, müzik, bir oyun. Sözlükte dopamin menüsü tam olarak bunu anlatıyor; uyaran ihtiyacının kendisini uyaran arayışı yazısında ele aldım.
Hangi anlarda kayıyorsun
Bendeki asıl ilerleme, “ne kadar kullanıyorum” sorusundan “hangi anda uzanıyorum” sorusuna geçtiğimde oldu. Süre bir sonuç; asıl bilgi tetikleyicide.
Sık görülen dört an var.
Bir işe başlamadan hemen önce. En yaygın olanı ve en pahalı olanı. Telefon burada bir erteleme aracı olarak devreye giriyor.
Bir iş bittiğinde. Bir işi bitirdikten sonraki boşlukta zihin hemen yeni bir uyaran arıyor. Bu an, bir sonraki işe geçmenin en kolay olduğu an aynı zamanda; kaydırma o geçişi tamamen yiyor.
Sıkıldığında ya da rahatsız olduğunda. Bir konuşmadan sonra, kötü bir haberden sonra, beklerken. Burada telefon bir duygu düzenleme aracı olarak kullanılıyor.
Yatakta. Aşağıda ayrı bir başlık hak edecek kadar önemli.
Bir hafta boyunca yalnızca bu dört ana dikkat etmek, herhangi bir ekran süresi uygulamasından daha çok bilgi veriyor.
Uygulama sınırları işe yarıyor mu
Telefonun kendi sunduğu süre sınırları ve engelleyici uygulamalar sık öneriliyor. Deneyimime dayanarak şunu söyleyebilirim: tek başlarına yetmiyorlar, ama ne kadar sürtünme ürettiklerine göre değişiyorlar.
Yalnızca uyarı verenler. “Bugünkü sürenizi doldurdunuz” bildirimi, bir tuşla geçilebildiği için birkaç gün sonra görünmez hale geliyor.
Geçmesi zor olanlar. Şifre gerektiren, gecikme koyan ya da kapatmak için birkaç adım isteyen araçlar daha uzun dayanıyor. Çünkü asıl iş, o anda bir karar aşamasını araya sokmak.
En iyisi hiç karar gerektirmeyen. Telefonu başka odaya koymak, hiçbir uygulamanın yapamayacağı şeyi yapıyor: kararı tamamen ortadan kaldırıyor.
Buradaki genel kural şu: bir çözümün ne kadar iradeye yaslandığına bak. Ne kadar çok iradeye yaslanıyorsa o kadar kısa ömürlü.
Yatakta telefon
Bu, ekran meselesinin en pahalı kısmı. Yatakta kaydırmak hem uykuyu geciktiriyor hem ertesi günü ağırlaştırıyor.
DEHB'de akşam saatleri genelde zihnin canlandığı aralık ve gün boyunca kendine ait zaman bulamamış biri bu saatlerde telefonu bırakamıyor. Sözlükte intikam uykusuzluğu olarak geçiyor ve bu ad bana çok doğru geliyor: gerçekten bir şeyin acısını çıkarma hissi var orada.
En etkili müdahale telefonu başka odada şarj etmek ve ucuz bir çalar saat almak. Bir de günün kapanışını bilinçli yapmak: akşamın bir noktasında günü bitirmek, gece yarısı telefonda aranan o “bana ait zaman” ihtiyacını azaltıyor. Ayrıntısı gün sonu kapanışı ve DEHB ve uyku yazılarında.
Suçluluk kısmı
Ekran süresi konusunda üretilen suçluluk, kendisi de bir maliyet. Kaydırmak ahlaki bir başarısızlık olarak değil, tasarlanmış bir çekim gücüne kapılmak olarak görülürse, sınır koymak daha kolay oluyor.
Bir de şu tartışmayı ayırmak gerekiyor: ekranlar DEHB'ye yol açmıyor. O ayrı bir soru ve ekran süresi DEHB'ye neden olur mu yazısında ele aldım. Buradaki konu, DEHB'si olan birinde ekranın neden daha güçlü çalıştığı.
Amaç sıfırlamak da olmamalı. Kaydırmanın keyifli olduğu, dinlendirdiği ve gerçekten mola olduğu zamanlar da var. Amaç, onun istemediğin zamanları yemesini durdurmak.
Kendime koyduğum ayrım şu: telefonu seçerek açtıysam sorun yok. Bir işten kaçmak için açtıysam, orada çözülmesi gereken şey telefon değil, kaçtığım iş. İkisini ayırmak, kendime kızmadan sınır koymamı sağlayan tek şey oldu. Dijital ortamın tamamını düzenlemek istiyorsan dijital dağınıklık yazısı devamı gibi okunabilir.
Sık sorulanlar
- Sonsuz kaydırma DEHB'de neden bu kadar güçlü?
- Çünkü tam da eksik olanı veriyor: hemen gelen, öngörülemez ve çabasız uyaran.
- İradeyle sınırlamak neden tutmuyor?
- Çünkü irade gün boyunca değişiyor ve en zayıf olduğu anlarda uygulama en erişilebilir yerde duruyor.
- Gerçekten işe yarayan sınırlar neler?
- Uygulamayı ana ekrandan kaldırmak, giriş bilgisini kaydetmemek ve telefonu başka odada şarj etmek.
- Uygulama süre sınırları işe yarıyor mu?
- Sınırlı ölçüde. Sınır bir dokunuşla kaldırılabildiği için, o anda karar vermeyi yine kişiye bırakıyor.
Yeni yazılardan haberdar ol
Yeni yazı yayınladığımda haber vereyim. Reklam yok, başka bir şey yok.