İçeriğe geç
Kitap Önerilerim

Delivered from Distraction

Edward M. Hallowell & John J. Ratey

İlk kitabın bıraktığı 'peki şimdi ne yapacağım' sorusuna verilmiş kalın bir cevap. Tanı bölümündeki beyin taraması iyimserliği ise bugün en çok yaşlanan yer.

8 dakika okuma
Bu yazıda 12 bölüm var

Delivered from Distraction: Getting the Most out of Life with Attention Deficit Disorder, 2005'te Ballantine Books'tan çıktı. Dört yüz sayfaya yakın bir kitap.

Edward M. Hallowell ve John J. Ratey, 1994'teki Driven to Distraction ile DEHB'yi geniş okur kitlesine tanıtan iki psikiyatrist. İkisi de DEHB'li. Bu kitap, o ilk kitaptan on bir yıl sonra yazılmış bir devam. İlk kitabın üzerine kurulup aradan geçen sürede biriken bilgiyi okura taşımayı amaçlıyor.

Doğrulanmış bir Türkçe basımına ulaşamadım. Yazarların Türkçede yayımlanmış bir DEHB kitabı var, ama bu başlığın çevirisi olduğunu gösteren bir kayda rastlamadım; İngilizce adıyla yazıyorum.

Kitabı bitiremeyecek okur için yazılmış ilk bölüm

Kitabın ilk bölümü, kitabın tamamını okuyamayacak olanlar için yazılmış kısa bir özet. Başlığı da tam olarak bunu söylüyor.

Bu bana çok iyi geldi. Dört yüz sayfalık bir DEHB kitabının, okurun DEHB'li olduğunu hesaba katan tek bir bölümle açılması küçük ama anlamlı bir jest. Barkley'in kitabında hissettiğim "bu kadar yoğun bir metni kim bitirecek" duygusunun tam tersini yaşadım.

Bu bölümü okuyup kitabı rafa kaldırsan bile temel çerçeveyi almış oluyorsun: DEHB nedir, nasıl fark edilir, tanı nasıl konur, tedavinin ana başlıkları neler.

Bir yazar olarak bu jesti kopyalamak isterim. DEHB hakkında yazılan her uzun metnin başında, okurun bir sonraki sayfaya geçemeyebileceğini kabul eden kısa bir kapı olmalı.

Dört kısımlık yapı

Kitap dört büyük kısma ayrılıyor.

Birinci kısım DEHB ile yaşamanın nasıl bir şey olduğunu anlatıyor. Burada bir bölümün başlığı, tablonun bir kötülük mü, bir hastalık mı, yoksa bir zihin türü mü olduğunu soruyor. Yazarların cevabı üçüncüsüne yakın: DEHB'yi bir özellik, dünyada var olmanın bir biçimi olarak görüyorlar ve bunun ancak işlevi bozduğunda sorun hâline geldiğini söylüyorlar.

İkinci kısım üç hikâyeden oluşuyor. Yazarlar tabloyu soyut anlatmak yerine üç insanın hayatı üzerinden gösteriyor.

Üçüncü kısım tanıya ayrılmış. Yetişkinler için öz değerlendirme soruları, beyin görüntüleme yöntemleri, eşlik eden tablolar ve DEHB ile bipolar bozukluğun nasıl ayırt edileceği burada.

Dördüncü kısım en kalını: tedavi. Başlığı, tablonun gücünü kullanıp tuzaklarından kaçınmayı vaat ediyor. İlaç ve ilaç dışı yaklaşımlar, erteleme, dağınıklık ve unutkanlıkla baş etme, beslenme ve egzersiz, takviyeler, cinsellik ve eş seçimi, hatta on iki adım programlarının DEHB'ye uyarlanması bu kısımda.

"Bir zihin türü" fikri

Birinci kısmın sorusu, kitabın bütün tavrını belirliyor.

Yazarlar DEHB'yi bir ahlaki kusur olarak görmeyi reddediyor; bu, benim de tamamen katıldığım bir şey. Hastalık kelimesini de dar buluyorlar. Onlara göre DEHB bir zihin biçimi: bazı ortamlarda çok iyi çalışan, bazılarında çok zorlanan.

Bu fikrin güzel bir tarafı var. Sorunun, kişi ile ortam arasındaki uyumsuzlukta da aranmasına kapı açıyor. İş yeri ya da okul düzenlemeleri tam da bu mantığa dayanıyor.

Ama tanı ölçütleri, belirtilerin işlevi belirgin biçimde bozmasını şart koşuyor. "Bir zihin türü" çerçevesi bu bozulmayı yumuşatmaya çok yatkın. Okurken iki duyguyu birlikte taşıdım: kendimi değerli hissetmek ve zorluğumun küçültüldüğünü hissetmek.

Tanı bölümünün güçlü ve zayıf yanı

Eşlik eden tablolar ve bipolar ayrımı üzerine yazılanlar kitabın en değerli kısımlarından. DEHB tek başına nadiren geliyor; anksiyete, depresyon, öğrenme güçlükleri, madde kullanımı sık eşlik ediyor. Bipolar bozuklukla karışması da gerçek bir klinik sorun. Kitabın bu konuda okuru uyarması yerinde. Konuya ilgin varsa DEHB mi bipolar mı yazısına da bakabilirsin.

Öz değerlendirme soruları kendini tanımak için işe yarıyor ama tanı aracı sayılmaz. Bir soru listesinde kendini bulmak, bir değerlendirmeye gitmek için iyi bir gerekçe, tanının kendisi için yeterli bir gerekçe olmuyor. İnternette dolaşan testler için de aynısı geçerli; ayrıntısını internetteki DEHB testleri güvenilir mi yazısında ele aldım.

Zayıf yan, beyin görüntüleme yöntemlerine ayrılan yer. Kitapta nicel EEG (qEEG) ve SPECT taramalarına bir bölüm ayrılmış.

Bugün DEHB tanısı için geçerliliği kanıtlanmış bir beyin görüntüleme ya da EEG testi yok. Tanı hâlâ klinik görüşmeye, gelişim öyküsüne ve derecelendirme ölçeklerine dayanıyor. Özellikle SPECT taramalarının DEHB tanısında kullanılması, alanda ciddi biçimde eleştirilen ve pahalı bir uygulama.

Yazarlar bu yöntemleri tanının yerine koymuyor ama onlara bir bölüm ayrılması, 2005'te bu teknolojilere yüklenen umudu yansıtıyor. O umut gerçekleşmedi. Bu bölümü bugün tarihsel bir belge olarak okumak gerekiyor. Tanı sürecinin güncel hâlini merak ediyorsan yetişkinde DEHB tanısı nasıl konur yazısı daha güvenilir bir çerçeve sunuyor.

Serebellum ve Dore programı

Kitap tedavi bölümünde serebellumu uyarmaya yönelik egzersizlerden de söz ediyor ve bu bağlamda Dore programına yer veriyor.

Bu programı destekleyen çalışmalar sonradan bilimsel titizlik açısından ağır eleştiri aldı. On altı yıl sonra yazılan ADHD 2.0'da aynı serebellum fikrinin denge egzersizleri olarak geri döndüğünü görmek ilginç: yazarlar bu hattan vazgeçmemiş, ama kanıtı da güçlenmemiş.

Takviyeler konusunda da benzer bir tablo var. Kitabın yazıldığı dönemde umut bağlanan pek çok takviyenin etkisi, sonraki kontrollü çalışmalarda ya küçük kaldı ya da gösterilemedi. Omega-3 bunun en bilinen örneği; etkisi var ama sınırlı.

Kitabın gerçekten iyi olduğu yerler

Bu eleştiriler kitabın değerini silmiyor.

İlaç, ilaç dışı yaklaşımlarla yan yana ve ciddiyetle ele alınıyor. Karar her durumda bir hekimle birlikte verilir.

Erteleme, dağınıklık, unutkanlık gibi günlük sorunlara ayrılan kısımlar pratik. İlk kitapta eksik bulduğum "peki ne yapacağım" sorusuna burada çok daha fazla cevap var.

Cinsellik ve eş seçimi üzerine yazılan bölümler, DEHB kitaplarında neredeyse hiç konuşulmayan konulara giriyor. DEHB'nin bir ilişkinin en mahrem yerlerine kadar uzandığını kabul etmek, bu konuda utanç taşıyan okur için başlı başına bir rahatlama.

On iki adım programlarının DEHB'ye uyarlanması da ilginç bir fikir. Kanıt tabanı olan bir yöntem değil, ama DEHB'deki utancı ve yalnızlığı grup desteğiyle karşılama önerisi olarak düşündürücü.

Yazarların DEHB'li insanlara saygısı da her sayfada hissediliyor. Suçlamıyorlar, küçümsemiyorlar.

Üç hikâye neden işe yarıyor

İkinci kısımdaki üç hikâyeyi başta atlamayı düşündüm. Tanı ve tedavi bölümlerine geçmek için sabırsızdım.

Okuduğumda bu kısmın kitabın geri kalanını taşıdığını fark ettim. Tanı bölümündeki ölçütler, bu insanların hayatındaki somut sahnelerle eşleşince soyut bir liste olmaktan çıkıyor. Tedavi bölümündeki öneriler de bu hikâyelere geri dönüp bakınca anlam kazanıyor.

Vaka anlatısının bir riski olduğunu da biliyorum: tek bir hayat, okura genel bir kural gibi görünebiliyor. Bu kitapta yazarlar hikâyeleri örnek olarak sunuyor, reçete olarak sunmuyor. Yine de okurken bu ayrımı akılda tutmak gerekiyor.

Bugün, geç tanı almış bir kadın olarak okumak

Bu kitabı yirmi yıl sonra, yetişkinlikte tanı almış bir kadın olarak okumak tuhaf bir deneyim.

Bir yandan kitabın yetişkin DEHB'yi ciddiye alması, o dönem için değerli. Yetişkinlerin de bu tabloyu yaşadığını, tanının hayatın herhangi bir noktasında gelebileceğini söylüyor.

Öte yandan kitabın dünyasında benim hikâyemin en belirleyici parçaları eksik: yıllarca yalnızca kaygı ya da depresyonla açıklanan belirtiler, dışarıdan düzenli görünüp içeride dağılmak, bir sistemi ayakta tutmak için harcanan görünmez emek. Bunları başka kaynaklardan öğrendim. Bu kitap o boşluğu doldurmuyor ama o boşluğa kadar yolu açıyor.

Güçlü yanlar anlatısı burada da var

Hallowell ve Ratey'nin DEHB'yi bir yetenek gibi okuma eğilimi bu kitapta da sürüyor. Kitabın tanıtım metni DEHB'li insanları özgün, karizmatik, enerjik insanlar olarak tarif ediyor ve kitap boyunca bu çerçeve korunuyor.

Okur olarak bu bana hem iyi geldi hem de huzursuz etti. Kendimi değerli hissetmek istiyorum. Ama işler gerçekten kötü giderken insana karizmasını hatırlatan bir cümle pek yardımcı olmuyor.

Tedavi kısmı, güçlü yanları merkeze alan adım adım bir çerçeve öneriyor. Fikir güzel, uygulaması büyük ölçüde okura kalıyor.

2005'ten bugüne

Kitap DSM-IV döneminde yazıldı. DSM-5 (2013) başlangıç yaşı ölçütünü yediden on ikiye çıkardı ve on yedi yaş üstü için gereken belirti sayısını altıdan beşe indirdi. Yetişkin tanısı artık çok daha yerleşik.

Kalıtım anlayışı da netleşti. Faraone ve Larsson'ın 2019 derlemesi kalıtım oranını yaklaşık yüzde 74 veriyor. Kitap genetik etkenleri zaten ele alıyor; bu açıdan eskimiş sayılmaz.

Kadınlarda DEHB konusunda ise kitap dönemin sınırlarını taşıyor. Kadınlarda belirtilerin daha içe dönük görünmesi, maskeleme, hormonların etkisi gibi konular o günden bu yana çok daha fazla araştırıldı.

İlaç seçenekleri de değişti. Kitaptaki ilaç bilgisini güncel sayma.

Driven to Distraction'ı okuduysan

İki kitap birbirini tamamlıyor. İlki seni tanıyor, ikincisi bir şeyler yapmaya çalışıyor.

Tekrar eden kısımlar var: vaka anlatısı dili, güçlü yanlar vurgusu, genel ton. Ama bu kitap çok daha fazla pratik bölüm içeriyor ve ilişkiler, cinsellik, eşlik eden tablolar gibi konulara ilk kitaptan daha fazla yer ayırıyor.

Sadece birini okuyacaksan ve tanıdan sonra ne yapacağını arıyorsan, bu kitap daha işe yarar.

Nasıl okunur

Baştan sona okumak gerekmiyor ve yazarlar da bunu beklemiyor.

İlk bölümle başla. Sonra ikinci kısımdaki üç hikâyeden en az birini oku; tabloyu somutlaştırıyor.

Tanı sürecindeysen üçüncü kısmı oku ama beyin görüntüleme bölümünü tarihsel bir belge olarak oku.

Dördüncü kısmı bir başvuru bölümü gibi kullan: o hafta hangi konu canını sıkıyorsa oraya git.

Kitabın hacmi gözünü korkutmasın. Dört yüz sayfalık bir kitabı tek oturuşta bitirmek zorunda hissetmek, DEHB'li bir okur için çoğu zaman kitabı hiç açmamakla sonuçlanıyor. Bu kitap parça parça okunmaya uygun yazılmış. Bir haftada tek bir bölüm okumak da bir ilerleme. Okuduğun bölümün kenarına, o bölümden hayatına taşımak istediğin tek bir şeyi yazman yeterli.

Bu kitabı yeni tanı almış bir yetişkine, ilişkisinde DEHB'nin izlerini arayan bir çifte ve Driven to Distraction'ı okuyup ikinci adımı arayan birine öneririm. Güncel tanı ve ilaç bilgisi için ise tek başına yetmez.