İçeriğe geç
Kitap Önerilerim

Derin Çalışma

Cal Newport

İlk yarısını çizerek okudum, ikinci yarısını sinirlenerek. Teşhisi al, reçeteyi kendine göre küçült: dört saatlik bloklar başka bir hayata göre yazılmış.

3 dakika okuma

Read this article in EnglishDiesen Artikel auf Deutsch lesenLire cet article en français

Bu yazıda 8 bölüm var

Bu da bir DEHB kitabı değil. Odaklanma üzerine olduğu için sık öneriliyor.

Newport bir bilgisayar bilimi profesörü ve kitabın iddiası şu: dikkat gerektiren derin çalışma giderek nadirleşiyor, dolayısıyla giderek değerleniyor.

Ayrım

Derin çalışma: kesintisiz, zihinsel olarak zorlayıcı, yeni değer üreten, taklit edilmesi zor.

Sığ çalışma: bölünmeye açık, mekanik, kolayca taklit edilebilen. E-posta, toplantı, bildirim yanıtlama, dosya düzenleme.

Tezi: sığ çalışma günün büyük bölümünü yiyor ve kimse bunu fark etmiyor, çünkü meşgul olmak çalışmak gibi hissettiriyor.

İlk yarıyı çizerek okudum

Teşhis çok iyi.

Bölünmenin maliyeti. Bir işten diğerine geçtiğinde zihnin bir kısmı eski işte kalmaya devam ediyor. Newport buna “dikkat kalıntısı” diyor ve bir araştırmaya dayandırıyor.

Bende bu kalıntı gerçekten uzun sürüyor. Bir e-postaya baktıktan sonra yazıya dönmem beş dakika alıyor ve o beş dakikayı hiç saymıyordum.

Bildirimlerin sürekli kesinti üretmesi. Bu konudaki ısrarı yerinde ve tek başına kitabın parasını çıkarıyor.

Sığ işin görünüşte üretkenlik hissi vermesi. Gün boyu meşgul olup akşam hiçbir şey bitirmemiş olmak. Gelen kutusunu temizlemenin verdiği sahte tamamlanma duygusu.

“Her şeye açık olma” varsayımı. Newport, sürekli ulaşılabilir olmanın bir tercih değil, bir alışkanlık olduğunu ve kimsenin bunu sorgulamadığını söylüyor. Haklı.

İkinci yarıda kaybettim

Newport üç dört saatlik kesintisiz derin çalışma blokları öneriyor. Günde en fazla dört saat derin çalışma yapılabileceğini, dolayısıyla o dört saatin kutsal olması gerektiğini söylüyor.

Bende böyle bir blok yok. Denedim, olmuyor. Kırk beş dakika sonra dağılıyorum ve zorladığımda kalan gün de gidiyor.

Bu bir disiplin meselesi değil. Öyleymiş gibi anlatılması beni sinirlendirdi.

Asıl rahatsız eden

Sıkılmayı bir erdem olarak sunması.

Sıkılmaya alış, diyor. Sırada beklerken telefona bakma. Sıkıl. Zamanla dayanma kapasiten artar ve derin çalışma kolaylaşır.

Bende sıkılma bir alışkanlık meselesi değil. Fiziksel bir rahatsızlığa dönüşebiliyor ve o halde “alışmak” diye bir şey yok.

Newport bunu bilmiyor ve bilmediğini de bilmiyor. Kitabın en zayıf yeri burası.

Kimin hayatına göre yazılmış

Newport'un önerileri belirli bir hayatı varsayıyor: kendi zamanını denetleyebilen, kimseye anlık cevap vermek zorunda olmayan, ev işleri ve bakım sorumluluğu görünmeyen biri.

Örnek verdiği isimler de öyle: yazarlar, profesörler, teorik fizikçiler. Bir bölümde bir düşünürün, kalabalıktan uzak bir kulede çalıştığını anlatıyor.

Kitabın hiçbir yerinde çocuk yok. Hasta bakan biri yok. Vardiyalı çalışan yok.

Woolf'un doksan yıl önce yazdığı şey burada da geçerli: kesintisiz zaman herkeste yok ve olmaması bir karakter eksikliği değil.

Bir de

Önerilerin çoğu kararlılığa dayanıyor. Oysa bende işe yarayan tek şey kararı ortama gömmek: telefonu başka odaya koymak, kararlı olmaya çalışmaktan çok daha güvenilir çıktı.

Kötü günler için bir sürümü de yok. Sistemler tam orada çöküyor; kitap o çöküşü hiç tanımıyor.

Kendisi hakkında bir uyarı

Bu tür kitaplar okumak, çalışmanın yerine geçebiliyor.

Ben bu kitabı bir işi ertelemek için okudum. Kitabı okurken üretken hissediyordum ve ertelediğim iş orada duruyordu.

Bunu ancak kitabı bitirince fark ettim. Bu da ayrı bir ironi: derin çalışma üzerine bir kitabı, derin çalışmaktan kaçmak için okumak.

Son söz

Teşhisi al, reçeteyi kendine göre küçült.

Bildirimleri kapatma ve sığ işi sınırlama önerileri olduğu gibi alınabilir. Blok süreleri ve sıkılmaya dayanma önerileri kendi ölçüne indirilmeli.

Üç yüz sayfa civarında ve ilk yarısı ikinci yarısından çok daha değerli.