Doğal DEHB ilacı var mı? Metilfenidat içeren gıda yok
Metilfenidat içeren gıda var mı? Ginkgo, sarı kantaron ve bitkisel DEHB ürünleri işe yarıyor mu? Doğal ilaç iddialarının dayanağına baktım.
Kısa cevap
Hayır, DEHB ilacının yerini tutan kanıtlanmış doğal bir ilaç yok.
Uzun cevap
Metilfenidat da gıdalarda bulunan bir madde değil; 1944'te laboratuvarda sentezlendi ve ona denk bir yiyecek ya da bitki gösterilmiş değil. Bitkisel ürünlerle ilgili çalışmalar küçük ve sayıca az: 2017 tarihli sistematik derleme somut öneri yapılamayacağı sonucuna vardı. Sarı kantaron plasebodan iyi çıkmadı, ginkgo metilfenidattan zayıf kaldı. Doğal olmak güvenli olmak demek değil, ilaç kullanıyorsan bitkisel ürünleri hekim ya da eczacına söylemek gerekiyor.
Bu yazıda 13 bölüm var
Hayır, DEHB ilacının yerini tutan kanıtlanmış doğal bir ilaç yok. Ne bir bitki ne bir gıda bu işi yapıyor. Metilfenidat da yiyeceklerde bulunan bir madde değil.
Bu cevabı yazmak benim için kolay değil, çünkü aramanın arkasındaki isteği iyi biliyorum. Ben ilaçla 28 yaşımda ikinci kez tanıştım ve yine bıraktım. Kırmızı reçete, tedarik sorunu, yan etki, çevreden gelen yorum, bir de "ilaçsız bir yol yok mu" düşüncesi. Bir çocuğa ilaç vermekten çekinen bir veli için de durum benzer. Yani soru meşru. Ama cevabı bulunduğu yerde bırakalım: elimizdeki veriler ne diyorsa o.
Doğal DEHB ilacı var mı?
Hayır, en azından "ilaç" kelimesinin hak ettiği anlamda yok. Bir ürüne ilaç diyebilmek için şunu göstermen gerekir: yeterli sayıda insanda, plaseboyla karşılaştırıldığında, DEHB belirtilerini güvenilir biçimde azaltıyor ve bunu başka ekipler de bulmuş. Bitkisel DEHB ürünlerinin hiçbiri bugün bu eşiği geçmiş değil.
Bu, her bitkinin kesinlikle işe yaramadığını söylemiyor. Bazıları için küçük ve umut veren veriler var. Yalnız "araştırılıyor" ile "işe yarıyor" arasında uzun bir yol var. Bu ayrımı nasıl yapacağını az bilinen yöntemler yazısında soru listesiyle anlattım.
Ayrıca "ilaç mı terapi mi" sorusu doğal ürüne sıkışmak zorunda değil. Sadece iki seçenek varmış gibi düşünmek sorunun kendisi. Bu yazının sonunda ilaç istemeyen biri için elde ne kaldığını yazdım.
Metilfenidat içeren gıdalar var mı?
Yok. Metilfenidat içeren bir gıda ya da bitki bulamadım, ne akademik kaynaklarda ne de ilaç bilgilerinde.
Metilfenidat doğadan çıkarılan bir madde değil. Kimyager Leandro Panizzon onu 1944'te İsviçre'de, CIBA şirketinde çalışırken laboratuvarda sentezledi. Arizona State Üniversitesi'nin Embryo Project ansiklopedisinde hikaye böyle anlatılıyor. Ritalin adının Panizzon'un eşi Marguerite'nin lakabı Rita'dan geldiği de aynı yerde yazıyor.
Bu aramanın neden yapıldığını tahmin edebiliyorum: kahvede kafein, çikolatada teobromin varsa, Ritalin'in de bir doğal karşılığı olmalı diye düşünülüyor. Sentetik ilaçların bir kısmı gerçekten bitkisel maddelerden yola çıkarak geliştirilmiş. Metilfenidat için böyle bir gıda karşılığı gösterilmiş değil. "Şu besin doğal Ritalin gibidir" cümlesini gördüğün yerde bu cümlenin bir pazarlama benzetmesi olduğunu düşünebilirsin. Sözlükte metilfenidat maddesi de ilacın ne yaptığını kısaca anlatıyor, ayrıntısı nasıl çalışır yazısında.
Gerçek bir uyarıcı içeren gıda arıyorsan cevap kafein. O da metilfenidat değil, etkisi farklı. Hem işe yarayan hem bedel ödeten yanlarını kafein yazısında anlattım.
Bitkisel DEHB ürünleri işe yarıyor mu?
Kanıt az ve zayıf. Öneri yapacak düzeyde değil.
Bu soruya en derli toplu cevaplardan biri Anheyer ve arkadaşlarının 2017 sistematik derlemesi. Çocuk ve ergenlerde bitkisel ürünleri plasebo ya da aktif tedaviyle karşılaştıran dokuz randomize kontrollü çalışmayı (464 katılımcı, yedi farklı bitki) okudular. Sonuçlar şöyle özetleniyor:
| Ürün | Derlemedeki durumu |
|---|---|
| Melisa, kediotu, çarkıfelek | Düşük düzeyde kanıt |
| Çam kabuğu özü, ginkgo | Sınırlı kanıt |
| Diğer bitkisel ürünler | DEHB belirtilerinde etki gösterilemedi |
Yazarların vardığı yer açık: yeterli sayıda çalışma olmadığı için somut bir kullanım önerisi yapılamıyor. Düşük düzeyde kanıt, "kediotu DEHB'ye iyi gelir" anlamına gelmiyor. Aksine, küçük çalışmalarda çıkan bir sonucun tekrarı beklendiğini söylüyor. Bu arada derleme çocuk ve ergenlere baktı. Yetişkinlerde benzer bir öneri çıkaracak veri görmedim.
Melisa, kediotu ve çarkıfelek DEHB'ye iyi gelir mi?
Derlemede "düşük düzeyde kanıt" alan üç bitki bunlar, yani elimizdeki en iyi adaylar. Bu bile kullanım önerisine yetmiyor.
Bu üç bitki Türkiye'de çay ve kapsül olarak kolay bulunuyor. Çekici olan şey de bu: sakinleştirici diye biliniyorlar ve DEHB'li bir çocuğun ya da yetişkinin akşam huzursuzluğuna iyi gelecekmiş gibi görünüyorlar. Ama bir şeye sakinleştirici demek, dikkat eksikliğini ya da dürtüselliği tedavi ettiğini söylemiyor. Uyku yapan bir ürün çocuğu daha sakin gösterebilir. Bu, çocuğun derste daha iyi takip ettiği anlamına gelmez.
Pratik sınır şu: akşam bir fincan bitki çayı içmek bir tedavi kararı değil, bir içecek tercihi. Aynı bitkinin konsantre kapsülünü bir çocuğa her gün vermek ise başka bir karar. İkincisinde doz, saflık ve uzun süreli güvenlik soruları ortaya çıkıyor. Bu ürünler uyku yapıyorsa DEHB ilacıyla birlikte kullanım konusunda aşağıdaki NHS notu da geçerli.
Ginkgo biloba DEHB'de dikkat artırır mı?
Metilfenidatla karşılaştırıldığında geride kaldı.
Salehi ve arkadaşlarının 2010 çalışması, 50 çocuk ve ergeni altı hafta boyunca ya ginkgo ya da metilfenidat alacak şekilde çift kör olarak ayırdı. Sonuç: ginkgo metilfenidattan daha az etkiliydi. İştah azalması, baş ağrısı ve uykusuzluk metilfenidat grubunda daha sık görüldü. Bu da beklenen bir tablo. İlacın yan etkisi daha fazla, etkisi de daha fazla.
Yan etki farkına bakıp "ginkgo daha iyi" demek kolay, ama çalışmanın asıl sonucu onun daha az etkili çıkması. Ayrıca plasebo kolu olmadığı için ginkgonun kendi başına ne kadar işe yaradığını söyleyemiyor. Kanın pıhtılaşmasını etkileyen ilaç kullananlar için ginkgo ayrıca konuşulması gereken bir başlık; bunu eczacına sor.
Sarı kantaron DEHB'ye iyi gelir mi?
Denendi, plasebodan iyi çıkmadı.
Weber ve arkadaşlarının 2008'de JAMA'da yayımlanan çalışması, bu alandaki en temiz denemelerden biri. 6-17 yaş arasındaki 54 çocuk ve ergen sekiz hafta boyunca ya sarı kantaron ya da plasebo aldı. Sekiz haftanın sonunda belirtilerde iyileşme görülmedi. Yazarlar kullandıkları ürünün etken madde içeriğine dair bir sınırı da not ediyor, yani başka bir hazırlamanın başka sonuç vermesi tamamen dışlanamıyor. Ama elimizde olan bu.
Burada iyi bir ders var. Sarı kantaron depresyonda çok konuşulan bir bitki, DEHB için de umut bağlanmıştı. Denediler, çıkmadı. "Mantıklı görünüyor" ile "çalışıyor" arasındaki farkı işte böyle çalışmalar gösteriyor. İlaçlarla etkileşim tarafını aşağıda konuşacağım.
Etikette yazan şey kutunun içinde var mı?
Her zaman değil, bu da bitkisel ürünlerin en az konuşulan sorunu.
Sarı kantaron denemesi bunun iyi bir örneği. Çalışmada kullanılan ürün yüzde 0,3 hipersin içerecek biçimde standardize edilmişti. Deneme bittikten sonra ürün test edildiğinde içeriği yüzde 0,13 hipersin ve yüzde 0,14 hiperforin çıktı. Yani bir üniversite araştırmasında, özenle seçilmiş bir üründe bile kutunun içi etiketten farklıydı. Marketten ya da internetten aldığın bir karışımda durum daha belirsiz olabilir.
Bitkiler aynı türden olsa bile yetiştiği yere, hasat zamanına ve işlenme biçimine göre değişebiliyor. Bir çalışmada denenen ürünün sonucu da bu yüzden rafta duran başka bir markaya otomatik olarak taşınmıyor. Olumlu bir sonuç okuduğunda hangi özüt, hangi miktar, hangi yaş grubu diye sormak gerekiyor.
Kahve doğal Ritalin sayılır mı?
Hayır. Kahvedeki kafein gerçek bir uyarıcı, ama metilfenidatla aynı madde değil ve DEHB tedavisi olarak kullanılmıyor.
Kahvenin bu listeye girmesinin sebebi anlaşılır, çünkü insan etkisini hissediyor. Ben de kahveyle çalışan biriyim, o yüzden kafeine "işe yaramaz" demeyeceğim. Ama kafein bir tedavinin yerine geçmiyor ve uykuya bedel ödetebiliyor. Neden bazı DEHB'lilerde sakinleştirici hissedildiğini, nerede bedel ödettiğini kafein yazısında yazdım.
Yeşil çay, guarana ve "doğal enerji" karışımları için de aynı soruyu sor: içinde ne kadar kafein var? Birçok "doğal odaklanma" içeceğinde hissedilen şey büyük olasılıkla budur. Etikette kafein miktarı yazmıyorsa ne kadar aldığını bilmiyorsun demektir, akşam uyuyamamanın sebebi de bu olabilir.
Neden bu kadar çok kişi iyi geldi diyor?
Çünkü belirtiler dalgalanıyor, beklenti gerçek bir şey ve insan aynı anda başka şeyleri de değiştiriyor.
Bir ürüne genelde en kötü dönemde başlıyorsun. O dönemden sonra işler kendiliğinden biraz düzeliyor ve kutu bunun kredisini alıyor. Para ödemek de etkiyi büyütüyor: aldığın şeyin işe yaradığına inanmak istiyorsun. Çocukta durum daha da karışık, çünkü belirtileri ölçen kişi çoğu zaman ürüne umut bağlamış anne baba oluyor. Sarı kantaron denemesi gibi çalışmaların plasebo koluyla yapılması tam da bunu ayırmak için. İki grup da iyileşmiş görünebiliyor. Asıl soru aradaki fark.
Bu, insanların yalan söylediği anlamına gelmiyor. Hissettikleri şey gerçek. Sadece sebebi ürün olmayabilir. Bunu kendi hayatında sınamak istiyorsan yazının sonundaki üç satırlık yöntemi kullan.
Yüzde 100 bitkisel yazması güvenli demek mi?
Hayır. Bitkisel olmak bir içerik bilgisi, güvenlik belgesi değil.
Tarım ve Orman Bakanlığı'nın takviye edici gıdalar için hazırladığı bilgilendirme metni bu konuda açık. Bu ürünlerin hastalıkları önleyici, tedavi edici ve iyileştirici ürünlermiş gibi gösterilerek satışa sunulmasının mevzuata aykırı olduğunu yazıyor. Aynı metin, bazı satıcıların "yüzde 100 bitkisel", "tamamen doğal", "hiçbir yan etkisi yok" gibi ifadelerle hekim kontrolünde tedavi edilmesi gereken rahatsızlıkların bu ürünlerle çözülebileceği izlenimi verdiğini anlatıyor.
Satın almadan önce ben üç şeye bakarım:
- Vaat. Etikette ya da satış sayfasında DEHB, hiperaktivite, dikkat eksikliği tedavisi geçiyorsa yukarıdaki metne göre ürün zaten yanlış sunuluyor demektir.
- Kaynak. "Şu kadar kişi denedi, çok memnun" bir kanıt değil. Karşılaştırma grubu olan bir çalışma var mı, ona bak.
- Fiyat ile bedel. Altı aylık kutunun maliyeti, bir değerlendirme randevusunun maliyetiyle kıyaslandığında nerede duruyor?
Bana kalırsa takviyelerin asıl bedeli çoğu zaman yan etki değil, zaman. Çocuğunda ya da kendinde tanı ve tedaviyi aylarca ertelemek. Aynı konuyu omega-3 yazısında da konuştum.
DEHB ilacı kullanırken bitkisel ürün alınır mı?
Bunu tek başına karar verilecek bir konu olarak görme. Hekimine ya da eczacına söyle.
NHS'in yetişkin metilfenidat sayfası bu konuda dürüst bir cümle kuruyor: bitkisel ürün ve takviyelerin metilfenidatla birlikte güvenli olduğunu söylemek için yeterli bilgi yok. Bu ürünler reçeteli ilaçlar gibi test edilmiyor, başka ilaçlarla etkileşimleri genellikle çalışılmıyor. Uyku yapanlar, ağız kuruluğu verenler ya da idrara çıkmayı zorlaştıranlar özellikle sorun çıkarabiliyor ve bazı takviyeler ilacın etkisini azaltabiliyor. Sarı kantaronu sayfa adıyla anmıyor, yani onun için özel bir hüküm vermiyor. Antidepresan kullanıyorsan bu bitkiyi ayrıca sor.
Reçete yazılırken "ilaç kullanıyor musun" sorusuna bitki çayını, kapsülü, eczaneden aldığın takviyeyi de dahil et. Çoğu insan bunları ilaç saymadığı için söylemiyor.
İlaç istemiyorsam elimde ne var?
Ürün yerine yöntem var. Bunlar da mucize değil, ama arkasında daha sağlam bir iş var.
Doğru değerlendirme ve bilgi. DEHB'nin ne olduğunu ve seni nerede zorladığını öğrenmek ilk adım. Tanı alanların ilk ayını tanı sonrası ilk otuz gün yazısında anlattım.
Psikolojik destek. Yetişkinlerde bilişsel davranışçı terapi, çocuklarda ebeveyn eğitimi ve okul düzenlemeleri tedavinin parçası. Karşılaştırmayı ilaç mı terapi mi yazısında yaptım.
Hareket, uyku, öğün düzeni. Kimse bunların ilacın yerini tuttuğunu söylemiyor. Yine de günün gidişatını değiştiriyorlar, riskleri düşük ve çoğu ücretsiz. Egzersizin etkisini ve beslenmede neyin gerçekten fark yarattığını ayrı yazdım.
Çevreyi değiştirmek. Çalışma ortamı, görünür yerler, hatırlatıcılar, biriyle yan yana çalışmak. Bu sitenin büyük kısmı bu.
Bu liste ilaca karşı bir liste değil. İlaç hakkında karar vermek de hekimle ve kendi hayatınla ilgili bir iş. Sadece, bu listenin hiçbir maddesi eczane rafından gelmiyor.
Bana kalan
Bana kalırsa "doğal" kelimesi bu konuda iki şeyi birden satıyor: güvenlik ve suçsuzluk. İlaç almıyorum, çocuğuma kimyasal vermiyorum duygusu. Bu duyguyu anlıyorum, ama bir kapsülün doğal olması DEHB'nin üstünde bir şey yaptığı anlamına gelmiyor.
Benim pratik önerim şu. Bir ürünü denemek istiyorsan önce hekimine ya da eczacına sor, sonra üç satır yaz: neyi ölçeceksin, ne kadar süre deneyeceksin, ne olursa bırakacaksın. Bir de tek başına denemek, başka hiçbir şeyi aynı anda değiştirmemek. Sonuç alamazsan kendini suçlama, kutuyu kaldır.
Çocuk için karar veriyorsan bu denemeyi tanı ve tedavi kararının yerine koyma. Değerlendirmeye giderken kullandığın ürünü de yanında götür. İkisi birbirini dışlamıyor.
Sık sorulanlar
- Çocuğuma ilaç yerine bitki çayı verebilir miyim?
- Bitki çayının DEHB'yi tedavi ettiğini gösteren bir kanıt yok, çocuklarda güvenli doz bilgisi de çoğu bitki için belirsiz. Küçük bir fincan ıhlamur başka, tedavi yerine geçirilen bir ürün başka. Bir şey vermeyi düşünüyorsan önce çocuk doktoruna ya da çocuk psikiyatristine sor.
- Bitkisel DEHB ürününün ruhsatlı olduğunu nasıl anlarım?
- İlaçlar TİTCK ruhsatıyla satılıyor. Okuduğum bakanlık metnine göre takviye edici gıdalar ise Tarım ve Orman Bakanlığı'nca kayıt altına alınan işletmelerde üretiliyor. Kayıt bilgisi olması ürünün DEHB'yi tedavi ettiği anlamına gelmiyor. Etikette hastalık tedavisi vaadi görüyorsan bu ürün bir ilaç gibi sunuluyor demektir, uzak dur.
- Omega-3 doğal DEHB ilacı sayılır mı?
- Hayır. Omega-3'ü bu yazıda tekrar anlatmadım, ayrı yazısında 2023 tarihli Cochrane derlemesini aktardım: plasebodan fark çıkmadı. Magnezyum, çinko ve demir de ayrı bir konu; onlarda da mesele eksiklik olup olmadığı.
- Doğal yöntemlerle DEHB geçer mi?
- DEHB'yi ortadan kaldıran bir yöntem bilinmiyor. Egzersiz, düzenli uyku ve beslenme belirtileri ve günü olumlu etkileyebiliyor, psikolojik destek becerileri artırıyor. Hedefin geçirmek değil, gündelik hayatı yönetilebilir hale getirmek olması beklentiyi de sağlıklı tutuyor.
Yeni yazılardan haberdar ol
Yeni yazı yayınladığımda haber vereyim. Reklam yok, başka bir şey yok.