DEHB ve beslenme: ne biliniyor, ne bilinmiyor
Şeker, gıda boyaları, omega-3, demir. Beslenmeyle ilgili iddiaların hangisi kanıtlı, hangisi değil ve gerçekten işe yarayan pratik düzenlemeler.
Bu yazıda 5 bölüm var
Beslenme, DEHB hakkında en çok yanlış bilginin dolaştığı alan. Bunun sebebi anlaşılabilir: yemek, üzerinde kontrol sahibi olduğumuzu hissettiğimiz ender şeylerden biri.
Bu yazının amacı hangi iddianın nerede durduğunu açıkça ayırmak.
Kanıtı zayıf olanlar
Şeker DEHB'ye yol açar. Bu, en yaygın inanışlardan biri ve kontrollü çalışmalarla desteklenmiyor. Çocuklara kör koşullarda şeker verilen çalışmalarda davranış farkı bulunmuyor; fark ebeveynlerin değerlendirmesinde ortaya çıkıyor. Sözlükte şeker efsanesi.
Bu, şekerin sağlıklı olduğu anlamına gelmiyor. DEHB'nin sebebi olmadığı anlamına geliyor.
Eliminasyon diyetleri. Sonuga-Barke ve arkadaşlarının (2013) kapsamlı meta analizi, kısıtlayıcı diyetlerin etkisini değerlendiriyor ve sonuç şu: körleştirilmiş değerlendirmelerde etki büyüklüğü belirgin biçimde küçülüyor. Yani etkinin bir kısmı beklentiden kaynaklanıyor.
Ayrıca kısıtlayıcı diyetlerin, özellikle çocuklarda, beslenme açısından riskleri var. Bir hekim gözetimi olmadan uygulanması önerilmiyor.
Gıda boyaları. Burada tablo biraz daha karışık. Nigg ve arkadaşlarının (2012) meta analizi, sentetik gıda boyalarının bir alt gruptaki çocuklarda davranış üzerinde küçük bir etkisi olabileceğine işaret ediyor. Bu, genel nüfusa yönelik bir öneri üretmiyor; belirli bir hassasiyeti olan az sayıda kişi için anlamlı olabilir. Sözlükte gıda boyası tartışması.
Beslenmenin DEHB'yi tedavi ettiğine dair bir kanıt yok. Bunu söylemek, beslenmenin önemsiz olduğunu söylemek anlamına gelmiyor.
Kanıtı olanlar, sınırlarıyla
Omega-3. Bloch ve Qawasmi'nin (2011) meta analizi, omega-3 takviyesinin DEHB belirtileri üzerinde küçük ama istatistiksel olarak anlamlı bir etkisi olduğunu bildiriyor. Etki büyüklüğü, ilaç tedavisininkinden belirgin biçimde düşük.
Pratik anlamı: bir destek olabilir, bir tedavi değil. Sözlükte omega 3.
Demir. Demir eksikliğinin dikkat ve dikkat belirtileriyle ilişkisi araştırılmış bir konu. Eksiklik varsa düzeltilmesi anlamlı. Ancak burada kritik bir uyarı var: demir takviyesi, eksiklik olmadan alındığında zararlı olabiliyor. Bu bir kan tahlili ve hekim kararı gerektiriyor. Sözlükte demir ve ferritin.
Asıl fark yaratan: düzen
Beslenmenin DEHB'ye en somut etkisi içeriğinden çok düzeninden geliyor.
Öğün atlamamak. Uzun süre aç kalmak dikkat, duygu düzenleme ve enerji üzerinde doğrudan etki yapıyor. Bir öğün atlandığında ortaya çıkan sinirlilik, çoğu zaman DEHB belirtisi sanılıyor.
Sabah protein. Sabah proteinli bir şey yemenin gün içindeki dalgalanmayı azalttığı yaygın biçimde bildiriliyor. Yüksek şekerli bir kahvaltıdan sonra gelen düşüş, sabahın geri kalanını zorlaştırıyor. Sözlükte protein önceliği.
Su. Basit ama etkisi görülür. Sözlükte su içmeyi unutma.
Kafeini takip et. Kafein hem uykuyu hem kaygıyı etkiliyor ve DEHB'de sık kullanılıyor. Ayrıntısı kafein ve kendi kendine ilaçlama yazısında.
Akşam ağır yememek. Uykuyu doğrudan etkiliyor ve DEHB'de uyku zaten kırılgan.
İlaç kullanıyorsan
Uyarıcı ilaçların iştahı baskılaması bilinen bir durum. Bu, gün boyunca hiç yememeye ve akşam telafi etmeye yol açabiliyor.
Sık bildirilen düzenlemeler: ilaçtan önce kahvaltı etmek, etkinin azaldığı saatlere öğün koymak ve yüksek kalorili küçük atıştırmalıklar bulundurmak. Bunların hepsi hekiminle konuşulabilecek şeyler.
Özet
Beslenme DEHB'yi tedavi etmiyor ama günü belirgin biçimde etkiliyor. Kanıtlı olan kısım mütevazı: düzenli öğün, yeterli su ve varsa eksikliklerin düzeltilmesi. Mucize diyet vaat eden içeriklere karşı temkinli olmak gerekiyor.