DEHB ses hassasiyeti yapar mı? Misofoni ile farkı
DEHB'li yetişkinler seslerden daha çok etkilendiğini bildiriyor, ama misofoni aynı şey değil. Farkı, kanıtın sınırı ve yemek sesine karşı işe yarayanlar.
Kısa cevap
DEHB'li yetişkinlerde sese aşırı duyarlılık sık bildiriliyor, ama ses hassasiyeti tanı ölçütlerinde yer almıyor.
Uzun cevap
Misofoni ise farklı bir şey: yüksek sesten değil, çiğneme ya da nefes gibi belirli seslerin kendisinden güçlü öfke ve iğrenme duyulması. DEHB ile misofoni bazen birlikte görülüyor, ama araştırmalar bu ilişkide uzlaşmış değil. Bu yüzden önce sorunun tüm seslerle mi, yalnızca belirli seslerle mi olduğuna bakmak gerekiyor, çünkü çözüm yolu buna göre değişiyor.
Bu yazıda 11 bölüm var
DEHB'li yetişkinlerin önemli bir bölümü seslerden fazla etkilendiğini söylüyor ve araştırmalar bunu destekliyor. Ama burada iki ayrı şey aynı torbaya giriyor. Biri, kalabalıkta ya da gürültüde sesleri ayıklayamamak. Öbürü, biri yanında sakız çiğnediğinde içinde yükselen ve sebebini kendinin de açıklayamadığı öfke. İkincisine misofoni deniyor.
Bu yazıyı kendi hikayemden değil, okuduklarımdan yazıyorum. Amacım ses meselesini bütün olarak anlatmak değil. Genel duyusal yüklenmeyi, işaretlerini ve ortam ayarlarını DEHB'de duyusal aşırı yüklenme yazısında uzun uzun yazdım. Burada yalnızca sese ve özellikle misofoniye bakıyorum.
DEHB ses hassasiyeti yapar mı?
Kesin bir sebep sonuç ilişkisi kurulmuş değil, ama birliktelik güçlü biçimde bildiriliyor. Bijlenga ve arkadaşları (2017), 116 DEHB'li yetişkini duyusal profil anketiyle norm değerlerle karşılaştırmış. DEHB'lilerde hem aşırı duyarlılık hem de düşük duyarlılık daha sık çıkmış ve fark özellikle etkinlik düzeyi ile işitsel alanda belirginleşmiş. Daha da ilginci, bu duyarlılık otizm belirtilerinden çok DEHB belirtilerinin şiddetiyle ilişkili bulunmuş. Kadınlarda oran yüzde 43, erkeklerde yüzde 22 olarak bildirilmiş.
Dwyer ve arkadaşları (2025) ise 492 yetişkinde otizm, DEHB, ikisi birden ve karşılaştırma gruplarına bakmış. Anketlerde işitsel aşırı tepkisellik hem otistik hem DEHB'li katılımcılarda belirgin biçimde yüksek çıkmış. Otizm ile DEHB arasındaki fark ise küçük kalmış. Bu ikinci bulgu önemli, çünkü sese duyarlılığın yalnızca otizme ait olduğu düşüncesini zayıflatıyor. Sınırları da var: Veriler büyük oranda kişinin kendi bildirimine dayanıyor ve yazarlar daha iyi ölçüm araçları gerektiğini söylüyor.
Ses hassasiyeti DEHB tanı ölçütlerinde yer almıyor. Yani bu belirti tek başına DEHB'yi göstermiyor, DEHB olmaması için de bir sebep değil.
Misofoni nedir?
2022'de bir uzman grubu dört tur oylamayla bir uzlaşı tanımı oluşturdu (Swedo ve ark., 2022). Bu tanıma göre misofoni, belirli seslere ya da bu seslerle bağlantılı uyaranlara karşı azalmış tolerans. Tetikleyiciler güçlü olumsuz duygusal, bedensel ve davranışsal tepkiler uyandırıyor. Tanımın kilit cümlesi şu: Tepkiyi sesin yüksekliği değil, sesin örüntüsü ya da kişi için taşıdığı anlam başlatıyor gibi görünüyor.
Tetikleyiciler çoğu zaman tekrar eden ve başka bir insandan, özellikle bedeninden gelen sesler oluyor. Amsterdam'da 575 kişilik klinik örneklemde (Jager ve ark., 2020) katılımcıların yüzde 96'sı yeme seslerini, yüzde 85'i burun ve nefes seslerini tetikleyici olarak söylemiş. Ortalama başlangıç yaşı 13 civarında bildirilmiş. Uzlaşı metni de belirtilerin çoğunlukla çocukluk ya da erken ergenlikte fark edildiğini söylüyor, ama gerçek başlangıç yaşının hala araştırıldığını ekliyor.
Misofoni tanı kılavuzlarında ayrı bir başlık olarak yer almıyor (Herdi ve Yıldırım, 2024). Yaygınlığı için de güvenli bir sayı vermiyorum, çünkü uzlaşı komitesi ölçüm araçları farklı olduğu için yaygınlık bilgisini tanıma almayı erken bulmuş.
Misofoni mi, hiperakuzi mi, dikkat filtresi mi?
Ses şikayetlerinin hepsi aynı değil ve yanlış etiket yanlış çözüm demek. Kabaca şöyle ayrılıyor:
| Ne oluyor? | En çok ne zaman? | Genelde nereye bakılır? | |
|---|---|---|---|
| Misofoni | Belirli seslere öfke, iğrenme, kaçma isteği | Çiğneme, nefes, tıkırtı, kısık sesle bile | Terapi, tetikleyici planı |
| Hiperakuzi | Çoğu insanın rahat tolere ettiği sesler fazla yüksek ya da ağrılı geliyor | Sesin şiddeti arttıkça | Kulak ve odyoloji değerlendirmesi |
| Dikkat ve filtreleme | Arka plan sesleri ayıklanamıyor, konuşma kayboluyor | Kafe, açık ofis, kalabalık | Ortam düzeni, kulaklık |
| Aşırı yüklenme | Sesler birikiyor, sabır bitiyor | Günün sonu, yorgunken | Uyaranı azaltmak, ara vermek |
Bir insanda bunların birkaçı aynı anda olabilir. Jager'in örnekleminde katılımcıların yüzde 1'i hiperakuzi bildirmiş, yani orada ikisi çoğunlukla birlikte görülmemiş. Uzlaşı metni ise misofoninin kulak çınlaması ve hiperakuzi ile birlikte de görülebildiğini kabul ediyor.
Kendine şu soruyu sor: Rahatsızlığın sesin şiddeti düşünce geçiyor mu? Kapının arkasından gelen hafif bir çiğneme sesi bile seni geriyorsa mesele şiddet değil. Bu, misofoni başlığına bakmak için iyi bir sebep. Kesin sonuç değil, görüşmede konuşulacak bir ipucu.
Misofoni DEHB belirtisi mi?
Hayır, DEHB'nin bir belirtisi sayılmıyor. İkisinin ilişkisi de henüz çözülmüş değil, çalışmalar farklı yönlere gidiyor.
Uzlaşı tanımı misofoninin DEHB ile birlikte görülebildiğini söylüyor, ama aynı metin ilişkinin niteliğine karar vermenin erken olduğunu da belirtiyor. Jager'in örnekleminde katılımcıların yüzde 5'inde DEHB tanısı var. Bu sayıyı dikkatli okumak gerekiyor, çünkü birincil tanısı DEHB olanlar çalışmaya alınmamış. Yani gerçek ilişkiyi ölçen tarafsız bir oran değil.
Rinaldi ve Simner (2025), İngiltere'deki büyük bir doğum kohortunda yetişkinlikte misofoni belirtisi taşıyanların çocukluk kayıtlarına bakmış. Bu grupta çocuklukta kaygı ve depresyon daha sık çıkmış, DEHB ise çıkmamış. Türkiye'den Herdi ve Yıldırım'ın (2024) 348 ergen poliklinik hastasıyla yaptığı çalışmada ise misofoni puanı DEHB ölçeğiyle pozitif ilişkili bulunmuş. Ama bu psikiyatri polikliniğine gelen gençlerden oluşan bir grup ve ilişki tanı değil, ölçek puanı düzeyinde.
Benim okumam şu: DEHB'li biri misofoni yaşayabilir, ama "DEHB misofoni yapar" demek için veri yetmiyor. Kaygı ve takıntı tarafıyla bağlantısı da araştırılıyor, bunu ayrıca DEHB ve anksiyete yazısında okuyabilirsin.
Yemek sesini neden görmezden gelemiyorum?
Çünkü uzlaşı tanımına göre tetikleyici fark edildikten sonra dikkati başka yere vermek zorlaşabiliyor. Misofoninin terapisini inceleyen araştırmacılar da sese takılmayı durumun çekirdek özelliklerinden biri olarak görüyor (Jager ve ark., 2021). Dwyer'in çalışmasında da aşırı odaklanma, dikkatsizlik ve tetikte olma işitsel tepkisellikle ilişkili çıkmış. Tepkisellik kaygıyla, kaygı da yeniden tetikte olmayla bağlantılı görünüyor. Yazarlar bunun bir döngü olabileceğini düşünüyor, ama bu tek bir kesitsel çalışmadan çıkan bir model.
Bu nokta DEHB'li biri için tanıdık gelebilir. Bize söylenen şey hep "önemseme, boş ver" oluyor. Oysa dikkati nereye vereceğine karar vermek zaten DEHB'nin zor yanı. Sesi fark etmemeye çalıştıkça sesi daha çok dinleyebiliyorsun, bu da sıradan bir akşam yemeğini gergin bir beklemeye çevirebiliyor. Bu son cümle benim yorumum, ölçülmüş bir bulgu değil.
Ses hassasiyeti kaygıdan olabilir mi?
Olabilir, en azından bir kısmı. Bu ihtimali atlamamak gerekiyor, çünkü iki veride de kaygı ön planda. Rinaldi ve Simner'in çalışmasında misofoni geliştiren kişilerde çocuklukta kaygı ve depresyon daha sık görülmüş. Dwyer'in modelinde de kaygı, sese tepkisellik ile tetikte olma arasında duruyor.
Mantığı anlaşılır. Sürekli tetikte olan biri çevresini daha çok tarıyor. Tarayınca sesi daha çok yakalıyor, yakaladıkça gerginliği artıyor. Bu döngü DEHB olsun olmasın işleyebilir, ama dikkati zaten düzenlemekte zorlanan biri için daha yorucu olabilir. Bu son kısım benim çıkarımım.
Pratikte şuna bakabilirsin: Stresli olduğun haftalarda ses şikayetin belirgin biçimde artıyor mu? Tatildeyken, uyumuş ve sakinken aynı sesler daha az mı dokunuyor? Artıyorsa önce kaygıyı ve uykuyu konuşmak, sesle ilgili tüm önlemlerden daha çok işe yarayabilir. Değişmiyorsa ve hep aynı belirli seslere takılıyorsan misofoni ihtimali daha ağır basıyor. Bunlar kesin ayrım değil, hekime götüreceğin gözlemler.
Evde ve işte ne işe yarıyor?
Kulaklık, sessiz masa, ortam seçimi gibi genel ayarları duyusal aşırı yüklenme yazısında anlattım. Tetikleyiciye özel birkaç şey ekleyeyim:
- Sofrada yeri değiştir. Sesin kaynağına karşı değil, yanına ya da uzağına otur. Küçük bir değişiklik ama tartışma çıkarmadan yapılabiliyor.
- Arka plan sesi kullan. Hafif müzik ya da düzenli bir ses, tetikleyicinin öne çıkmasını azaltabilir. Hangi sesin sana yaradığını beyaz gürültü ve odaklanma yazısına bakarak deneyebilirsin. Bunu misofoni için test edilmiş bir tedavi gibi değil, o anı kolaylaştıran bir ayar gibi düşün.
- Önceden söyle. "Bu ses bana çok zor geliyor, sana kızgın değilim" cümlesi öfke yükselmeden söylenince bence daha çok işe yarıyor. Tepki patladıktan sonra özür gibi duruyor.
- Çıkış hakkı tanı. Beş dakika odadan çıkmak kaçmak değil, tepkiyi büyütmemek için alınmış bir mola.
- Açık ofiste düzen kur. Yanındaki kişi sürekli atıştırıyorsa konu kişisel değil, çalışma düzeniyle ilgili. Yer seçimi ve kulaklık gibi seçenekleri açık ofis yazısında yazdım.
Kaçınma konusunda dürüst olmak lazım. Uzun vadede hiçbir yemeğe katılmamak, kimseyle aynı odada oturmamak hayatı küçültüyor. Jager'in örnekleminde de yaşam kalitesi ciddi ölçüde düşük bulunmuş. Ayar yapmak iyi, ama ayar hayatın kendisi haline geldiyse yardım almak daha mantıklı.
Ses hassasiyetimi yakınlarıma nasıl anlatırım?
Çoğu insan için çiğneme sesi önemsiz bir detay, bu yüzden tepkini abartılı bulabilirler. Anlatırken ne hissettiğini değil, ne olduğunu ve ne istediğini söylemek daha kolay karşılanıyor. Kendi kullanacağım olsa şöyle kurardım:
- "Bazı seslerde bedenim alarm veriyor. Sana değil, sese tepki veriyorum."
- "Yemekte müzik açsak benim için çok şey değişiyor."
- "Beş dakika çıkacağım, sana kızdığım için değil, daha sakin dönmek için."
İş yerinde ayrıntıya girmen gerekmiyor. "Yanında çalışırken ses beni çok dağıtıyor, şu masaya geçebilir miyim?" cümlesi tanı anlatmak zorunda bırakmıyor. Bu cümleler de kanıt değil, yalnızca öneri. Bir de sırayı önemsiyorum: Tepki yükseldikten sonra yapılan konuşma, kavganın devamına dönüşüyor. Bunu sakin bir anda konuşmak daha iyi.
Misofoni için kime gidilir, tedavi var mı?
Tek bir adres yok. Kulak ağrısı, çınlama, duyma kaybı hissi ya da tek taraflı şikayet varsa önce kulak burun boğaz ve odyoloji değerlendirmesi mantıklı. Duygusal tepki, öfke ve kaçınma öndeyse psikiyatrist ya da klinik psikolog iyi bir başlangıç. Jager'in psikiyatri temelli örnekleminde kulak testi yapılan 109 kişiden 3'ünde tek taraflı duyma kaybı bulunmuş, yani test çoğu zaman temiz çıkabiliyor.
Tedavide en iyi kanıt bildiğim kadarıyla bilişsel davranışçı terapi için var. Amsterdam'daki randomize çalışmada (Jager ve ark., 2021) 3 aylık haftalık grup terapisi, belirtileri bekleme listesine göre anlamlı biçimde azaltmış. Klinik iyileşme terapi grubunda yüzde 37, bekleme listesinde yüzde 0 olmuş ve etki bir yıl sonraki izlemde sürmüş. Program dikkat çalışması, uyarılmayı azaltma ve tetikleyici sesle çalışma gibi bileşenler içeriyor. Tek merkezli bir çalışma ve DEHB'li gruba özel değil, o yüzden sonucu genellemeyi temkinli yapıyorum.
DEHB tedavisi ses hassasiyetini etkiler mi sorusuna da verebileceğim sağlam bir cevap yok. Bu yazı için okuduğum kaynaklarda misofoniyi hedef alan bir DEHB ilacı çalışmasına rastlamadım. Tedavi başladıktan sonra seslere tepkin değiştiyse, iyi ya da kötü yönde, hekimine söylemen yeterli.
Çocuklarda ses hassasiyeti nasıl görünür?
Çoğu zaman söz dinlememek gibi. Diyelim ki bir çocuk her akşam yemekte huysuzlanıyor, masadan kalkıyor, kardeşine bağırıyor. Bunu sürekli terbiye meselesi diye okumak kolay, ama sorun o sesin kendisi olabilir. Çocuk bunu "kardeşimin ağzından çıkan ses canımı yakıyor" diye anlatamayabilir.
Sınıfta da benzer şey olabilir: Kalem tıkırtısı, sandalye gıcırtısı, öğretmenin dikkatini başka bir yere çeken küçük bir ses. Burada kanıtların çocuklara özgü olmadığını da söyleyeyim, yukarıdaki pratik önerilerin çoğu yetişkin çalışmalarından ve genel ilkelerden geliyor. Otizmle kesişen tarafı otizmde ve DEHB'de duyusal farklar yazısında anlatılıyor.
Bana kalan
Bence ses hassasiyetini ciddiye almak, her sesi tanıya çevirmekten daha önemli. "Abartıyorsun" cevabı kimseye yardım etmiyor. "Misofonim var" etiketini de internette okuduğun bir tanımla kendine yapıştırman gerekmiyor. Ortadaki yol şu: hangi ses, hangi tepki, hangi koşulda, bunu netleştir.
Ben olsam önce iki soruyu yanıtlardım: Sorun bütün seslerle mi, belirli seslerle mi? Yorgun değilken de var mı? Bütün sesler ve yorgunluksa ortamı düzeltmek çoğu şeyi çözebilir. Belirli sesler ve her koşulda yoğun öfke varsa kulaklıkla geçiştirmek yerine terapi seçeneğine bakardım.
Bir de birlikte yaşadığın insanlara haksızlık etmemek var. Çiğneme sesi kimsenin suçu değil, senin tepkin de değil. İkisini aynı anda söylemek evdeki kavganın yarısını bitirebilir. Geri kalanı için yöntem var, ama önce suçlu aramayı bırakmak gerekiyor.
Sık sorulanlar
- Ses hassasiyetim var, bu DEHB olduğumu gösterir mi?
- Göstermez. Sese duyarlılık kaygıda, otizmde, uykusuzlukta ve kulak sorunlarında da görülebiliyor. DEHB değerlendirmesi dikkat, hareketlilik ve dürtüsellik belirtilerinin çocukluktan beri sürmesine bakıyor.
- Misofoni bir tanı mı?
- Tanı kılavuzlarında ayrı bir başlık olarak yer almıyor. Uzmanların 2022'de oluşturduğu uzlaşı tanımı ise onu belirli seslere ya da bu seslerle bağlantılı uyaranlara karşı azalmış tolerans olarak tarif ediyor. Yani adı olan, araştırılan bir durum, ama resmi tanı ölçütleri hala yerleşmiş değil.
- Kulak testim normal çıktı, yine de seslerden rahatsız olabilir miyim?
- Olabilirsin. Uzlaşı tanımı misofoninin normal duyma eşikleri olan kişilerde de görülebildiğini söylüyor. Yine de kulak çınlaması, ağrı ya da tek taraflı şikayet varsa kulak muayenesini atlamamak gerekiyor.
- Çocuğum yemek sesine çok sinirleniyor, ne yapmalıyım?
- Önce davranışı terbiye sorunu gibi ele almamaya çalış. Hangi seslerde, hangi ortamda olduğunu birkaç gün not et ve çocuk doktoru ya da çocuk psikiyatristiyle bunu paylaş. Sofrada yer değiştirmek gibi küçük ayarlar o sırada gerilimi azaltabilir.
- Gürültü engelleyici kulaklık misofoniye iyi gelir mi?
- Tetikleyici sesi azaltarak o anı kolaylaştırabilir. Ben kalıcı çözüm gibi görmüyorum, çünkü tetikleyiciye bağlı öfke ve kaçınma kendiliğinden gitmiyor. Hayatın daralıyorsa kulaklığın yanına terapi desteğini de koymak daha doğru olur.
Yeni yazılardan haberdar ol
Yeni yazı yayınladığımda haber vereyim. Reklam yok, başka bir şey yok.