İçeriğe geç
Yöntemler

DEHB geçer mi, yetişkinlikte devam eder mi?

Çocuklukta konan DEHB tanısının yetişkinlikte ne olduğu, uzun izlem çalışmalarının bulduğu dalgalanan seyir ve bunun gündelik hayattaki karşılığı.

5 dakika okumaOrta

Read this article in EnglishDiesen Artikel auf Deutsch lesenLire cet article en français

Bu yazıda 8 bölüm var

Tanıyı aldığımda bana sorulan ilk sorulardan biri şuydu: “Yani bu geçecek mi?”

Cevabı bilmiyordum. Sonra öğrendim ve öğrendiğim şey beklediğimden daha karışık çıktı: çoğu insanda geçmiyor, ama sabit de kalmıyor.

“Büyüyünce geçer” cümlesi onlarca yıl tekrarlandı. Cümlenin bir dayanağı vardı: hareketlilik yaşla birlikte azalıyor. Ama azalan şey belirtinin görünen kısmıydı.

Uzun izlem ne gösteriyor

Bu sorunun en sağlam cevabı aynı çocukları yıllarca takip eden çalışmalardan geliyor.

Sibley ve arkadaşlarının (2022) çalışması, DEHB tanılı 558 çocuğu on altı yıl boyunca sekiz ayrı ölçümle izledi. Sonuçlar alandaki yerleşik varsayımları sarstı:

  • Katılımcıların yaklaşık yüzde 90'ında yetişkinlikte kalıntı belirtiler sürüyordu.
  • Tam ve kalıcı düzelme yaklaşık her on kişiden birinde görüldü.
  • Geri kalanların büyük bölümünde tablo dalgalanıyordu: belirtilerin geri çekildiği dönemleri, yeniden belirginleştiği dönemler izliyordu.

Üçüncü bulgu en önemlisi. Daha önce insanlar iki gruba ayrılıyordu: geçenler ve geçmeyenler. Çalışma, üçüncü bir grubun ikisinin arasında durduğunu ve bu grubun çoğunluk olduğunu gösterdi.

Bunu okuduğumda kendi hayatımdaki bir soru cevabını buldu. Üniversitede bir dönem gerçekten iyiydim. Sistemler tutuyordu, teslimler yetişiyordu. Sonra o dönem bitti ve ben yıllarca “o zaman yapabiliyordum, demek ki şimdi yapmıyorum” diye kendime kızdım. Meğer o iyi dönem bir kanıt değil, bir dalganın tepesiymiş.

Belirtilerin bir dönem geri çekilmesi çoğu zaman iyileşme anlamına gelmiyor. Çoğu zaman o dönemin taleplerinin azaldığı anlamına geliyor.

Neden “geçti” gibi görünüyor

Birkaç sebep aynı anda çalışıyor.

Hareketlilik biçim değiştiriyor. Sınıfta yerinde duramayan çocuk, yetişkinlikte ayağını sallayan ya da içten içe huzursuz olan birine dönüşüyor. Dışarıdan bakan kişi bir şeyin geçtiğini sanıyor. Oysa huzursuzluk yalnızca gözle görülmeyen bir yere taşınmış oluyor; ayrıntısını yetişkinde hiperaktivite ve iç huzursuzluk yazısında yazdım.

Ölçütler yetişkine göre yazılmamıştı. Faraone ve arkadaşlarının (2006) meta-analizi, hangi tanımın kullanıldığına göre “devam etme” oranının ciddi biçimde değiştiğini gösteriyor: katı tanı ölçütü aranırsa oran düşüyor, işlev kaybı ölçüt alınırsa yükseliyor. Yani sorunun cevabı kısmen sorunun nasıl sorulduğuna bağlı.

Hayat kendini seçiyor. Yetişkinlikte insanlar kendilerine uyan işi, düzeni ve çevreyi seçebiliyor. Uygun bir ortamda belirtiler görünmez hale geliyor. Ortam değiştiğinde geri geliyor. Bu yüzden iş değiştiren, taşınan ya da yeni bir sorumluluk alan çok sayıda kişi “birden kötüleştim” diye başvuruyor.

Telafi öğreniliyor. Yıllar içinde kurulan sistemler tabloyu örtüyor. Sistemler çöktüğünde altta ne olduğu görünüyor. Bu kısmı maskeleme yazısında ayrıntılı anlattım.

Hangi belirtiler azalıyor, hangileri kalıyor

Genel eğilim şöyle tarif ediliyor: dışa dönük hareketlilik yaşla birlikte en çok azalan kısım. Koşmak, tırmanmak, oturamamak yerini içe dönük bir huzursuzluğa bırakıyor.

Dikkat tarafı ise daha inatçı. Dağılmak, unutmak, düzen tutturamamak, başlayamamak yetişkinlikte çoğu zaman devam ediyor. Zaten yetişkinlikte tanı alanların çoğunun şikayet listesi bu taraftan oluşuyor.

Dürtüsellik ise biçim değiştiriyor. Çocuklukta sırasını bekleyememek olarak görülen şey, yetişkinlikte sözü kesmek, düşünmeden söz vermek, ani harcama yapmak, aniden iş değiştirmek olarak çıkıyor. Sözlükte dürtüsellik başlığında bu dönüşümü ayrıca açtım.

Dalgalanma pratikte ne demek

Bu bulgunun gündelik karşılığı var ve en somut faydası kendini suçlamayı azaltması.

Altı ay boyunca iyi çalışan bir düzenin sonra tutmamaya başlaması, senin bir şeyi yanlış yaptığın anlamına gelmiyor. Dalgalanma seyrin doğasında var.

Neyin dalgalanmayı tetiklediği kişiden kişiye değişiyor. Sık bildirilenler arasında uyku düzeninin bozulması, iş ya da okul değişikliği, hastalık, taşınma ve yeni bir sorumluluk var. Kadınlarda ayrıca hormonal dönemler etkili olabiliyor; ayrıntısı DEHB, hormonlar ve adet döngüsü yazısında.

Bende işe yarayan yaklaşım şu oldu: sistemi iyi bir haftaya göre değil, kötü bir haftaya göre kurmak. İyi haftada kurduğum her düzen fazla iddialı oluyor ve ilk kötü günde çöküyor. Kötü haftada da yapılabilen bir düzen ise iyi haftada zaten rahat ayakta kalıyor.

Bir de şunu yapıyorum: kötü dönem geldiğinde sistemi baştan kurmuyorum. Önce uyku, yemek ve hareket gibi temel şeylerden neyin bozulduğuna bakıyorum. Çoğu zaman sistem bozulmamış oluyor, ben bozulmuş oluyorum.

Yetişkinlikte tanı almak

Belirtilerin çocuklukta başlamış olması tanı için aranıyor. Ama tanının çocuklukta konmuş olması gerekmiyor. Bu ikisini karıştırmak, yetişkinlikte başvuranların önüne çıkan en yaygın engellerden biri.

Dünya DEHB Federasyonunun uzlaşı metni (Faraone ve ark., 2021), yetişkin DEHB'nin iyi tanımlanmış ve tedavi edilebilir bir tablo olduğunu ortaya koyuyor. Yani “artık geç” diye bir şey yok. Ben 22 yaşında aldım ve bugün geriye dönüp baktığımda en çok pişman olduğum şey, o soruyu yıllarca sormamış olmam.

Sürecin nasıl işlediğini yetişkin DEHB tanısı nasıl konur yazısında adım adım anlattım. Tanı ve tedavi kararı hekimin işi; buradaki hiçbir şey onun yerine geçmiyor.

Çocuğu olanlara bir not

Bu soruyu en çok ebeveynler soruyor ve arkasında çoğu zaman bir umut duruyor: beklersek geçer mi?

Uzun izlem verisi beklemenin kendi başına bir strateji olmadığını gösteriyor. Ama aynı veri bir şey daha söylüyor: dalgalanma varsa, kötü dönem de kalıcı değil. Çocuğun kötü bir yılını onun bütün geleceği sanmamak, o yıldan çıkmayı kolaylaştırıyor.

Ne zaman yeniden değerlendirme gerekir

Tanı konulmuş olması takibin bittiği anlamına gelmiyor. Şu durumlarda yeniden bir uzmana gitmek iyi olur:

  • Uzun süre iyi giden tablo belirgin biçimde kötüleştiyse ve bunun ortamla açıklanamayan bir tarafı varsa.
  • Yeni bir belirti eklendiyse: belirgin çökkünlük, uykusuzluk, yoğun kaygı.
  • Kullanılan yaklaşım artık eskisi gibi işlemiyorsa.
  • Hayatında büyük bir geçiş varsa: iş değişikliği, taşınma, yeni bir sorumluluk.

Bu soruya bugün verdiğim cevap

“Geçer mi” sorusunun cevabı çoğu insan için hayır. Ama bu cevap göründüğü kadar karamsar değil.

Çünkü asıl bulgu şu: tablo sabit bir şiddette durmuyor, dalgalanarak gidiyor. Bunu bilmenin en somut faydası, kötü bir dönem geldiğinde onu bir başarısızlık olarak değil beklenen bir salınım olarak okuyabilmek.

Ben bu cümleyi öğrendiğimden beri kötü haftaları daha kısa yaşıyorum. Belirtiler azaldığı için değil; o haftalara eklediğim suçluluk katmanı kalktığı için.

Sık sorulanlar

DEHB ergenlikte geçer mi?
Uzun izlem çalışmaları bunu desteklemiyor. On altı yıl izlenen çocukların yaklaşık yüzde doksanında yetişkinlikte hala kalıntı belirti bulundu; tam ve kalıcı düzelme yaklaşık her on kişiden birinde görüldü.
Hangi belirtiler azalıyor, hangileri kalıyor?
Görünür hareketlilik yaşla birlikte azalma eğiliminde. Dikkat, planlama ve dürtü kontrolü tarafındaki zorlanma ise yetişkinlikte biçim değiştirerek sürüyor.
DEHB neden bazı dönemlerde geçmiş gibi görünüyor?
Belirtiler kaybolmuyor, dalgalanıyor. İyi geçen dönemlerle zor geçen dönemler birbirini izliyor ve bu salınım seyrin kendisine ait. İyi bir dönem iyileşme sanılabiliyor.
Ne zaman yeniden değerlendirme gerekir?
Uzun süre iyi giden bir tabloda belirgin kötüleşme olduğunda ya da yaşam düzeni kökten değiştiğinde. Değerlendirmeyi yenilemek tanıyı sorgulamak anlamına gelmiyor.

Bu yazı nasıl hazırlandı

Cansu DEHB ile yaşayan bir yetişkin; hekim ya da sağlık uzmanı değil. Bu bir deneyim yazısı olmaktan çok bir derleme: bilgiler yayımlanmış çalışmalara ve resmî kaynaklara dayanıyor, kaynaklar yazının altında listeleniyor.

Yazı bir uzman tarafından gözden geçirilmedi. Tanı, ilaç ve tedavi kararları hekiminle verilecek şeyler; hak, rapor ve başvuru süreçlerinin ayrıntıları ise zamanla değişebildiği için ilgili kurumdan teyit edilmeli. Daha fazlası.

Kaynaklar3
  1. Sibley, M. H., Arnold, L. E., Swanson, J. M. ve ark. (2022). Variable patterns of remission from ADHD in the Multimodal Treatment Study of ADHD. American Journal of Psychiatry, 179(2), 142-151.↩
  2. Faraone, S. V., Biederman, J., & Mick, E. (2006). The age-dependent decline of attention deficit hyperactivity disorder: A meta-analysis of follow-up studies. Psychological Medicine, 36(2), 159-165.↩
  3. Faraone, S. V., Banaschewski, T., Coghill, D. ve ark. (2021). The World Federation of ADHD International Consensus Statement. Neuroscience & Biobehavioral Reviews, 128, 789-818.↩

Bu yazı 16 Eylül 2026 tarihinde güncellendi.

Yeni yazılardan haberdar ol

Yeni yazı yayınladığımda haber vereyim. Reklam yok, başka bir şey yok.