İçeriğe geç
Yöntemler

DEHB gerçek bir hastalık mı?

Uydurulmuş bir tanı olduğu iddiası hâlâ dolaşıyor. Beyin görüntüleme, genetik ve uzun izlem çalışmalarının ortaya koyduğu tablo.

2 dakika okumaKısa
Bu yazıda 4 bölüm var

Bu soru genellikle iyi niyetle sorulmuyor. Yine de dürüst bir cevabı hak ediyor, çünkü tanı almış birinin kendi içinde de dolaşan bir soru bu.

Ne biliniyor

Dünya Federasyonu uzlaşı metni (Faraone ve ark., 2021), tam olarak bu tartışmayı kapatmak için yazıldı: alanda üzerinde uzlaşılmış 208 kanıta dayalı sonucu tek bir belgede topluyor.

Öne çıkanlar:

Kalıtım. İkiz çalışmalarına dayanan derlemeler kalıtım oranını yaklaşık yüzde 74 veriyor (Faraone ve Larsson, 2019). Bu, psikiyatrik tablolar arasındaki en yüksek oranlardan biri.

Genetik. Genom çapında çalışmalar, DEHB ile ilişkili anlamlı genetik bölgeleri belirledi. Tek bir gen yok; çok sayıda küçük etkili değişkenden söz ediliyor.

Beyin gelişimi. Shaw ve arkadaşlarının (2007) çalışması, korteksin belirli bölgelerinde olgunlaşmanın gecikmeli seyrettiğini gösterdi. Burada dikkatli olmak gerekiyor: bu bir "hasar" tarifi değil, gelişim takviminde bir farklılık tarifi.

Yaygınlık istikrarlı. Polanczyk ve arkadaşlarının (2007) dünya çapındaki derlemesi, ülkeler arasındaki farkların büyük ölçüde yöntem farklılıklarından kaynaklandığını ortaya koydu. Yani DEHB belirli bir kültürün ürünü değil.

Sonuçlar ölçülebilir. Tedavi edilmeyen DEHB, eğitim, iş, kaza riski ve sağlık alanlarında ölçülebilir olumsuz sonuçlarla ilişkili (Faraone ve ark., 2021).

Bir tanının gerçek sayılması için kan testi gerekmiyor. Migren, depresyon ve pek çok nörolojik tablo da öyküyle ve muayeneyle tanınıyor.

Peki neden tartışılıyor

İtirazların bir kısmı kötü niyetli, ama hepsi değil. Gerçek tartışma noktaları da var ve onları görmezden gelmek savunmayı zayıflatıyor.

Sınır nerede. DEHB belirtileri toplumda süreklilik gösteriyor; kimsede sıfır, kimsede tam değil. Nerede kesileceği bir karar. Bu, tablonun uydurma olduğunu göstermiyor; kan basıncı da sürekli bir değişken ve bir eşikten sonra tedavi ediliyor.

Tanı sayıları arttı. Bunun büyük bölümü farkındalığın artması ve daha önce gözden kaçan grupların, özellikle kız çocukların ve yetişkinlerin, artık görülmesiyle açıklanıyor. Ayrıntısı kadınlarda DEHB yazısında.

Ortam etkisi gerçek. Uzun süre hareketsiz oturmayı gerektiren bir okul düzeni, belirtileri daha görünür kılıyor. Bu doğru bir gözlem. Ama ortamın belirtiyi görünür kılması, belirtinin olmadığı anlamına gelmiyor.

"Herkes biraz öyle"

En sık duyulan cümle bu ve içinde bir doğruluk payı var: herkes bazen unutuyor, dağılıyor, erteliyor.

Ayrımı yapan şey üç ölçüt:

  • Sıklık ve süre. Ara sıra değil, sürekli. Bir dönem değil, çocukluktan beri.
  • Birden fazla ortam. Yalnızca işte değil; evde, ilişkilerde, kendi başınayken de.
  • İşlev kaybı. Hayatı ölçülebilir biçimde etkiliyor olması.

Bu üçü olmadan tanı konmuyor. Yani "herkes biraz öyle" cümlesi doğru, ama tanı zaten "biraz öyle" olanlara konmuyor.

Bu konuşmayı nasıl yürütebileceğini DEHB'de damgalanma yazısında ele aldım.

Özet

DEHB, kalıtımı ölçülmüş, genetik ilişkileri belirlenmiş, gelişimsel farklılıkları görüntülenmiş ve sonuçları uzun izlemlerle takip edilmiş bir tablo.

Alandaki gerçek tartışma varlığı üzerine değil, sınırının nerede çizileceği ve kimin tedaviye ihtiyaç duyduğu üzerine.

Bu yöntem sende ne yaptı?

İşaretin bu tarayıcıda saklanıyor. Sunucuya yalnızca sayı gidiyor, kim işaretledi tutulmuyor.

Yazar hakkında

Cansu, DEHB ile yaşayan bir yetişkin. Uzmanlığı yok; elindeki tek şey kendi denediği yöntemler ve kendi gündelik deneyimi. Bir yöntem onda tuttu diye sende tutar mı, bilinmez. Ondan gitmeyen bir şey senin işine yarayabilir.

Buradaki hiçbir şey tıbbi tavsiye, tanı ya da tedavi yerine geçmez. İlaç, doz ve tedavi kararları hekiminle konuşulacak şeyler. Daha fazlası.

Kaynaklar

  1. Faraone, S. V., Banaschewski, T., Coghill, D. ve ark. (2021). The World Federation of ADHD International Consensus Statement: 208 evidence-based conclusions about the disorder. Neuroscience & Biobehavioral Reviews, 128, 789-818.
  2. Faraone, S. V., & Larsson, H. (2019). Genetics of attention deficit hyperactivity disorder. Molecular Psychiatry, 24(4), 562-575.
  3. Shaw, P., Eckstrand, K., Sharp, W. ve ark. (2007). Attention-deficit/hyperactivity disorder is characterized by a delay in cortical maturation. PNAS, 104(49), 19649-19654.
  4. Polanczyk, G., de Lima, M. S., Horta, B. L., Biederman, J., & Rohde, L. A. (2007). The worldwide prevalence of ADHD: A systematic review and metaregression analysis. American Journal of Psychiatry, 164(6), 942-948.