Neden bir felsefe bölümü açtım
Bu sitenin DEHB dışında kalan tarafı: hukuk ve felsefe eğitiminin, divan edebiyatı ve strateji okumalarının burada ne işi var.
Bu yazıda 8 bölüm var
Bu site DEHB üzerine kuruldu ve büyük kısmı öyle kalacak. Ama zamanla fark ettim ki yazdıklarımın altında sürekli aynı arka plan çalışıyor ve onu hiç yazmıyorum.
Hukuk eğitimi aldım. ODTÜ'de felsefe okudum. Okumaktan en çok keyif aldığım yerler divan edebiyatı ve strateji. Bunların hiçbiri DEHB yazılarının konusu değil, ama hepsi o yazıların nasıl kurulduğunu belirliyor.
Felsefe tarafında beni asıl tutan yer analitik felsefe oldu. Sebebi, bu geleneğin bir tartışmayı yürütme biçimi: önce terimi tanımla, sonra iddiayı tek cümlede söyle, sonra o iddiaya karşı çıkacak en güçlü itirazı kendin kur. Süslü yazmak için ödül yok; bulanık yazmak doğrudan bir kusur sayılıyor.
En çok vakit geçirdiğim alan dil felsefesi. Bir adın neye, nasıl gönderimde bulunduğu sorusu ilk bakışta teknik ve kapalı görünüyor; oysa altında şu duruyor: bir kelimeyle bir şeyi kastedebiliyorsak, bunu ne sağlıyor? Bu bölümdeki Kripke yazısı tam olarak o soruyu tartışıyor. Yanında zihin felsefesi ve bilgi kuramı da ilgimi çekiyor; bu üçü zaten birbirine bağlı alanlar.
Analitik geleneğin bende bıraktığı somut alışkanlık şu oldu: bir iddiayı savunmadan önce onu yanlışlayacak durumu düşünmek. "Bu doğruysa, hangi durumda yanlış olurdu?" Bu soru sitedeki DEHB yazılarına da geçti; yöntem yazılarındaki "ne zaman işe yaramaz" bölümleri oradan geliyor.
Divan edebiyatı ve strateji ise bambaşka bir yerden besliyor; onları aşağıda ayrı ayrı yazdım.
Bu bölüm o arka planı görünür kılmak için.
Neden ayrı bir bölüm
En basit sebebi şu: okur karışmasın.
Bir yöntem arayan biri, sabah rutinini kurmaya çalışırken Fuzuli okumak istemiyor olabilir. Aynı şekilde bir kavram tartışması okumak isteyen biri, ilaç yan etkileri listesine düşmek istemiyor.
Sitedeki bütün bölümleri ayırma sebebim hep aynı oldu: birini arayan kişi genelde diğerini aramıyor. Yöntemlerle günlüğü de bu yüzden ayırdım. Aynı mantık burada da geçerli.
Hukuk ne bıraktı
Hukuk eğitiminin bende bıraktığı en kalıcı şey, bir iddiayı dayanağından ayırt etme alışkanlığı oldu.
Bir cümle duyduğunda sorulacak ilk soru "katılıyor muyum" değil. "Bu neye dayanıyor?" Kaynağı ne, kim söylüyor, nereden biliyor, hangi durumda geçerli, hangi durumda değil.
Bu alışkanlık DEHB yazılarına doğrudan geçti. Sitedeki yazılarda kaynak göstermemin, kanıtın zayıf olduğu yerde "kanıtı yok" yazmamın sebebi bu. İnternette DEHB hakkında dolaşan bilginin çoğu, dayanağı sorulmadan kabul edilmiş cümlelerden oluşuyor.
Hukukun ikinci bıraktığı şey, istisnaya bakmak. Bir kural anlatılıyorsa asıl bilgi istisnadadır. Yöntem yazılarında "ne zaman işe yaramaz" bölümü olmasının sebebi de bu.
Felsefe ne bıraktı
Felsefenin bıraktığı şey daha rahatsız edici: kavramların göründüğü kadar sağlam olmadığını bilmek.
"İrade", "tembellik", "sorumluluk", "motivasyon". Bunlar gündelik konuşmada sanki tanımı belli şeylermiş gibi kullanılıyor. Oysa her biri tartışmalı, her biri bir tarihten geliyor ve her biri kime uygulandığına göre anlam değiştiriyor.
DEHB'li biri için bu soyut bir mesele değil. Yıllarca "tembel" diye anıldığında, o kelimenin neye dayandığını sorabilmek doğrudan hayatı ilgilendiriyor.
Sitedeki sorumluluk yazısı ve onun ertesi günü yazdığım karşı yazı tam olarak bu kaslardan çıktı: bir kavramı savunmak ve hemen ardından sınırını aramak.
Divan edebiyatı neden
Bu, en açıklaması zor olanı ve sanırım en sevdiğim.
Divan şiiri, çok sıkı kuralları olan bir alan. Vezin var, kafiye var, mazmunlar var; şairin elindeki serbestlik ilk bakışta çok dar görünüyor. Ama o darlığın içinde olağanüstü şeyler yapılmış.
Bende bıraktığı fikir şu: kısıt, yaratıcılığın düşmanı değil. Bazen tam tersi.
Bu fikrin DEHB ile ilişkisini fark etmem uzun sürdü. Sınırsız seçenek bende felç üretiyor; dar ve belli bir çerçeve ise iş çıkarıyor. Tek liste kuralı ya da üç iş gibi yöntemlerin işe yaramasının sebebi de bu: seçeneği azaltmak.
Divan şiiri bana bunu, herhangi bir verimlilik kitabından çok daha önce öğretti.
Strateji neden
Strateji okumalarının bende bıraktığı şey, kaynak yönetimi fikri.
Strateji, ne yapılacağını seçmek değil; neyin yapılmayacağını seçmek. Sınırlı kaynağı nereye koyacağına karar vermek. Bütün cephelerde birden güçlü olmaya çalışan taraf, hiçbir cephede güçlü olamıyor.
Bu, dikkat kapasitesi sınırlı olan biri için doğrudan bir metin. Dikkat, tam olarak sınırlı bir kaynak ve onu her yere dağıtmaya çalışmak, en yaygın hata.
Sitedeki yapmayacaklar listesi fikri de, haftanın tek büyük işi fikri de buradan geliyor.
Burada ne olacak
Bu bölümde şunlar olacak:
- Kavram yazıları: irade, sorumluluk, erdem, adalet gibi gündelik dilde aşınmış kelimelerin izini sürmek.
- Metin okumaları: divan şiirinden tek bir beyit, bir felsefe metninden tek bir paragraf ve onun üzerinde durmak.
- Strateji yazıları: kaynak, öncelik ve vazgeçme üzerine.
- Hukukun felsefi tarafı: kural, istisna ve yorum.
Ne olmayacağı da önemli: burada kimseye ders verilmiyor. Ben akademisyen değilim, bu yazılar da akademik metin değil. Okuduklarımdan aklımda kalanlar ve onların gündelik hayatta karşılığı.
Bir uyarı
Bu bölümdeki yazılar DEHB yazılarından farklı bir kurala tabi.
DEHB yazılarında iddia kaynakla desteklenmek zorunda, çünkü orada yanlış bilgi doğrudan zarar veriyor. Burada ise düşünmenin kendisi konu. Kaynak göstereceğim ama yazılar daha serbest olacak ve çoğu zaman bir sonuca varmayacak.
Karışmasın diye söylüyorum: DEHB yazılarında bir cümle okuduğunda arkasında bir çalışma arayabilirsin. Burada bir cümle okuduğunda arkasında bir insan var, o kadar.
Metinlerin kaynağı
Bu bölümde iki tür metin var ve ikisini birbirine karıştırmak istemiyorum.
Ders metinlerim. Üniversitede ders için yazdığım akademik metinler. Bunlar bana ait ve Turnitin'den geçti: intihal yok, yapay zekaya yazdırılmış bölüm yok. Hangi metnin bu gruba girdiği yazının başında ayrıca yazıyor.
Site için hazırlanan tartışma metinleri. Analitik felsefedeki belirli soruları ele alan, benim seçtiğim başlıklarda hazırlanan ve benim yayına aldığım metinler. Bunlar ders ödevi değil; akademik bir teslim olarak sunulmuyor ve öyle okunmamalı. Bu metinlerin hazırlanmasında yapay zekadan yararlanıyorum, kaynakları ve iddiaları ben kontrol ediyorum.
Bu ayrımı yazma sebebim şu: bugün internetteki her metnin arkasında bir insan olduğu varsayılamıyor. Felsefe metinlerinde bu özellikle önemli, çünkü buradaki değer bilgiden çok muhakemenin kendisinde. O yüzden hangi metnin nereden geldiğini gizlemek yerine yazıyorum.