Nörofeedback DEHB'de işe yarar mı?
Bana da önerildi, ben de cazip buldum. Kör değerlendirme yapıldığında sonuçlar neden değişiyor, karar verirken nelere bakmalı?
Read this article in EnglishDiesen Artikel auf Deutsch lesenLire cet article en français
Bu yazıda 9 bölüm var
Tanıdan sonraki ilk aylarda, “ilaçsız çözüm” diyen her şeye açtım. Nörofeedback de o listedeydi ve bana çok makul geldi: beynini eğitiyorsun, hap yok, yan etki yok, kalıcı.
Sonra kanıt tarafına baktım ve o kadar makul olmadığını gördüm. Bu yazı o bakışın kaydı.
Uygulama ne yapıyor
Nörofeedback, kafa derisine yerleştirilen elektrotlarla beynin elektriksel etkinliğini ölçüp kişiye anlık geri bildirim veren bir uygulama. Ölçüm aracı EEG.
Mantığı şu: belirli dalga örüntüleri DEHB'de farklı görünüyor, kişi ekranda bir oyun ya da bir çubuk üzerinden kendi etkinliğini görüyor ve zamanla o örüntüyü istenen yöne çekmeyi öğreniyor.
Kulağa hoş geliyor ve bir kısmı doğru: beyin etkinliği ölçülebiliyor, geri bildirim verilebiliyor, insanlar bir şeyleri değiştirmeyi öğrenebiliyor. Sorulması gereken soru başka: bu değişim gündelik hayattaki belirtilere yansıyor mu?
Meta analiz ne buldu
Cortese ve arkadaşlarının (2016) meta analizi, konuyla ilgili 13 randomize kontrollü çalışmayı birleştirdi. Toplam 520 katılımcı.
Bulgu iki katmanlı ve ikinci katman belirleyici:
Birinci katman: Tedavi ortamına en yakın kişilerin yaptığı değerlendirmelerde anlamlı iyileşme görüldü. Yani uygulamanın yapıldığını bilen kişiler iyileşme bildirdi.
İkinci katman: Körleştirilmiş değerlendirmelerde ve sahte uygulamayla karşılaştırılan çalışmalarda anlamlı etki bulunmadı.
Çalışmanın vardığı sonuç şu: iyi kontrol edilmiş çalışmalardan gelen kanıtlar, nörofeedback'i etkili bir tedavi olarak desteklemiyor.
İyileşmenin görülmesi ile iyileşmenin olması aynı şey değil. Aradaki farkı kör değerlendirme ölçüyor.
Kör değerlendirme neden bu kadar önemli
Bu mesele DEHB'deki bütün ilaç dışı yaklaşımlar için geçerli, nörofeedback de bunlardan biri.
Sonuga-Barke ve arkadaşlarının (2013) meta analizi, ilaç dışı yaklaşımlarda etkilerin körleştirme yapıldığında belirgin biçimde küçüldüğünü gösterdi.
Sebep insani ve suçlanacak bir şey değil: pahalı, uzun ve umut bağladığın bir uygulamaya haftalarca gidince değişimi görmeye daha yatkın oluyorsun. Bu herkeste böyle. Sözlükte bunun genel adı plasebo. Beklentinin etkisini yöntemin etkisinden ayıran karşılaştırma ise sahte uygulama kolu.
Ben kendi üzerimde bunun ne kadar güçlü olduğunu gördüm. Bir yönteme para ve zaman verdiğim haftalarda, o yöntemin işe yaradığına dair kanıt bulmakta hiç zorlanmıyorum. İyi hissettiğim bir günü yöntemin hanesine yazıyorum, kötü hissettiğim günü “zaten yorgundum” diye açıklıyorum.
“Bize çok iyi geldi” anlatıları
Bu cümleyi çok duyacaksın ve gerçek deneyimleri anlatıyor. Anlatan kişi yalan söylemiyor.
Ama haftalarca seansa gidilen bir dönemde başka şeyler de oluyor ve hepsi aynı haneye yazılıyor:
Zaman geçiyor. Belirtiler dalgalanıyor; kötü bir dönemde başlanan her şey, ortalamaya dönüşle birlikte işe yaramış gibi görünüyor.
Düzen kuruluyor. Haftada iki kez sabit saatte bir yere gitmek, tek başına bir yapı. Yapının etkisi yöntemin hanesine yazılıyor.
İlgi gösteriliyor. Biri seni düzenli olarak dinliyor, ilerlemeni soruyor, umut veriyor. Bunun etkisi küçümsenecek gibi değil ve hiçbir elektrotla ilgisi yok.
Başka şeyler de değişiyor. Aynı dönemde uyku düzeni, ilaç, iş yükü ya da mevsim değişmiş olabiliyor.
Bu yüzden “işe yaradı” ile “yöntem işe yaradı” arasındaki farkı ancak karşılaştırmalı çalışmalar söyleyebiliyor. Kendi deneyimin senin için gerçek; başkası için kanıt değil.
Kılavuzlar ne diyor
NICE kılavuzu (NG87), DEHB tedavisinde önerdiği yaklaşımlar arasında nörofeedback'e yer vermiyor.
Bu bir yasak ya da mahkûmiyet değil; yalnızca kanıtın bir öneri için yetmediğini gösteriyor. Sözlükte buna kanıta dayalı tedavi ölçütü deniyor: bir yöntemin listeye girmesi için işe yaradığının gösterilmesi gerekiyor, işe yaramadığının gösterilmemiş olması yetmiyor.
Kanıtın değişebileceğini de söylemek gerek
Burada bir şeyi net söylemek istiyorum, çünkü bu yazıyı “nörofeedback saçmalık” diye okumak kolay ve bu doğru olmaz.
Nörofeedback tek bir şey değil. Farklı protokoller, farklı seans sayıları, farklı hedef dalgalar var ve bunlar aynı torbaya konuyor. Araştırma da sürüyor. Bugünkü tablo şu: iyi kontrol edilmiş çalışmalarda etki gösterilemiyor. Yarın daha iyi tasarlanmış çalışmalar başka bir şey söyleyebilir.
Yani buradaki cümle “asla” değil. “Bugün için yeterli kanıt yok”. Bu ikisini ayırmak, kendi kararını verirken de işine yarıyor.
Karar verirken
Yine de denemeyi düşünüyorsan sorulacak sorular var:
- Maliyet ne, kaç seans? Genellikle onlarca seans ve yüksek toplam maliyetten söz ediliyor.
- Bu para ve zaman başka nereye gidebilir? Kanıtı çok daha güçlü olan seçenekler var: ilaç tedavisi, bilişsel davranışçı terapi, koçluk, ortam düzenlemesi.
- Uygulayan kim? Sağlık alanında yetkili bir kişi mi, hangi eğitimi almış?
- Ne vaat ediliyor? “İlaca gerek kalmayacak” ya da “kalıcı olarak düzelecek” gibi vaatler uyarı işareti.
- Nasıl ölçülecek? Başarı ölçütü önceden belirlenmiş mi, yoksa yalnızca izlenim üzerinden mi değerlendirilecek?
Son maddeyi biraz açayım, çünkü kendini kandırmayı en çok zorlaştıran şey bu. Başlamadan önce üç somut madde yaz: kaç randevu kaçırdın, kaç teslimi geciktirdin, bir işe oturmak kaç dakika sürüyor. Bunları başlangıçta, sekizinci haftada ve sonunda ölç. İzlenim değil, sayı.
Aynı sorular başka yöntemler için de geçerli
Dikkat eğitimi uygulamaları, bilgisayar temelli bilişsel eğitim programları, çeşitli cihazlar, “beyin dalgası” vaat eden kulaklıklar.
Ortak ölçüt şu: kör değerlendirmeyle yapılmış, sahte uygulamayla karşılaştırılmış çalışması var mı? Yoksa temkinli olmakta fayda var. Uygulama satın alma döngüsünü DEHB'de uygulama avcılığı yazısında, takviyelerdeki aynı sorunu omega-3 DEHB'ye iyi gelir mi yazısında ele aldım.
Kanıtı güçlü olan seçenekleri DEHB'de ilaç mı terapi mi yazısında karşılaştırdım; koçluğun ne olup ne olmadığını ise DEHB koçluğu nedir yazısında. Tanı ve ilaç kararı bir hekimin işi.
Nerede durdum
Ben denemedim. Yöntemin zararlı olduğunu düşündüğüm için değil; o parayı ve o kırk seansı etkisi ölçülmüş şeylere ayırmayı seçtiğim için.
Denemek isteyen biri için asıl soru da bence bu: bu zaman ve para, etkisi gösterilmiş bir seçeneğe gidebilir mi? Cevap evetse, önce oraya gitmek daha az riskli. Cevap hayırsa, o zaman en azından ölçerek dene.
Bir de kendime koyduğum bir kural var ve onu buraya da yazayım: bir yöntemi denerken aynı anda başka bir şeyi değiştirmiyorum. İkisini birden yaparsam hangisinin işe yaradığını hiçbir zaman bilemiyorum ve genelde daha çok emek verdiğime yazıyorum. Bu, bende pahalı olanın lehine çalışan bir yanlılık.
Sık sorulanlar
- Nörofeedback uygulaması ne yapıyor?
- Beyin dalgası etkinliğini ölçüp kişiye anlık geri bildirim vererek belirli bir örüntüyü güçlendirmeyi amaçlıyor. Seanslar uzun sürüyor ve çok sayıda tekrar gerektiriyor.
- Neden bazı ailelerde işe yaramış görünüyor?
- Uygulamayı tedaviye en yakın kişiler değerlendirdiğinde sonuçlar olumlu görünüyor. Bu, görülen iyileşmenin bir bölümünün beklentiden kaynaklanabileceğini gösteriyor.
- Kör değerlendirme neden önemli?
- Çünkü değerlendiren kişi hangi uygulamanın yapıldığını bilmediğinde beklenti devre dışı kalıyor. Fark ancak o zaman uygulamaya yorulabiliyor.
- Kılavuzlar nörofeedback öneriyor mu?
- Kılavuzlar bunu birinci basamak bir seçenek olarak önermiyor. Pahalı ve uzun süren bir uygulama olduğu için karar verirken bu da hesaba giriyor.
Yeni yazılardan haberdar ol
Yeni yazı yayınladığımda haber vereyim. Reklam yok, başka bir şey yok.