DEHB'li çocuklar için dikkat ve hafıza oyunları
Kart, masa oyunu ve ev yapımı oyunlarla dikkat ve çalışma belleği çalışması: yaşa göre oyunlar, kaç dakika, haftada kaç kez ve kanıtın nerede bittiği.
Bu yazıda 11 bölüm var
Diyelim ki sekiz yaşında bir çocuk, akşam yemeğinden sonra masada kart oyunu oynuyor. Kuralları iki kez sordu, ama sırası geldiğinde hangi rengi atması gerektiğini hatırlıyor, rakibin kartını izliyor, yirmi dakika boyunca masadan kalkmıyor. Ertesi gün aynı çocuk beş maddelik bir ödev listesinin ikincisinde kayboluyor. Ebeveyn şaşırıyor: "Dikkati varmış demek ki, niye ödevde yok?"
Bu şaşkınlığın cevabı yazının büyük kısmını belirliyor. Oyunda dikkat ve ödevde dikkat aynı şey değil. Oyun anlık geri bildirim, yenilik ve rekabet veriyor; ödev vermiyor. Bu fark yüzünden "oyunla dikkat çalıştırmak" fikri kulağa her zaman olduğundan daha vaatkar geliyor. Aşağıda hangi oyunların hangi yaşta işe yarar olduğunu, kaç dakika oynanacağını ve oyunun içindekini günlük hayata nasıl taşıyabileceğini yazdım. Önce kanıtın nerede bittiğini söylemem gerek, çünkü yazının geri kalanı oradan okunmalı.
Kanıtın sınırı: oyunla ne değişiyor, ne değişmiyor
Dikkat ve çalışma belleği eğitimi, DEHB araştırmalarında en çok denenen müdahalelerden biri. Çoğu bilgisayarlı programlarla yapıldı: ekranda sayı, harf ya da konum dizileri gösteriliyor, çocuk bunları akılda tutup tekrar ediyor, görevler zorlaştıkça zorlaşıyor. Sonuçlar birbirine oldukça benzer çıkıyor. Çocuk eğitimdeki görevde ve ona çok benzeyen görevlerde belirgin biçimde iyileşiyor. Benzer olmayan görevlere, yani okuma, matematik ya da günlük dikkate aktarım ise zayıf ya da yok. Çalışma belleği eğitimini değerlendiren geniş bir meta-analiz (Melby-Lervåg ve Hulme, 2013) bu örüntüyü tarif ediyor: yakın aktarım var, uzak aktarım kalıcı değil.
DEHB'ye özgü incelemelerde de aynı çizgi görülüyor. Sonuga-Barke ve arkadaşlarının 2013'teki meta-analizinde bilişsel eğitim, DEHB belirtilerini değerlendirenlerin eğitimin ne olduğunu bilmediği ölçümlerde anlamlı bir fark vermedi. Ebeveyn raporlarında ise iyileşme daha belirgindi. Bu, ebeveynin gördüğünün tamamen yanlış olduğu anlamına gelmiyor. Ama ebeveyn çocuğun eğitim aldığını bildiği için algı da değişebiliyor. Cortese ve arkadaşlarının 2015'teki meta-analizi de benzer bir tablo çizdi: nöropsikolojik ölçümlerde bir miktar kazanç var, kör değerlendirilen belirtilerde yok.
Bunlar çoğunlukla bilgisayarlı programlarla yapılan çalışmalar. Kart ve masa oyunlarının DEHB'li çocuklarda ayrı ayrı denenip ölçüldüğü çalışma çok az. Yani bu yazıda önereceğim oyunların hiçbiri için "DEHB belirtilerini azaltır" diyemem. Dayandığım iki zemin var: oyunun çocuk gelişimindeki genel değeri (Ginsburg'un Amerikan Pediatri Akademisi raporu bunu anlatıyor) ve genel öğrenme ilkeleri, yani kısa, sık ve geri bildirimli çalışmanın uzun ve nadir çalışmadan iyi olduğu fikri. Bunlar DEHB'li çocuklarda test edilmiş sonuçlar değil, mantıklı çıkarımlar. Yazının devamında böyle olan yerlerde belirteceğim.
İlaç ve davranışsal yaklaşımlar ise bambaşka bir kanıt düzeyinde. Dünya DEHB Federasyonu'nun uzlaşı metni, belirtilerin yönetiminde en iyi desteklenen seçenekler arasında bunları sayıyor (ebeveyn eğitimi programları bu yaklaşımın nasıl işlediğini anlatıyor). Oyun bunların yerine geçmiyor. İlaçla ilgili kararı hekimle konuşmak gerekiyor, burada onun yerine bir şey söylemiyorum.
Oyun neyi çalıştırıyor: dört ayrı iş
"Dikkat oyunu" derken aslında farklı şeyleri kastediyoruz ve oyunları seçerken bu ayrım işe yarıyor.
Sürekli dikkat, aynı işte birkaç dakika kalabilmek. Sırasını beklemek, rakip oynarken oyundan kopmamak buna giriyor (sözlükte sürekli dikkat başlığında ölçümlerde nasıl göründüğü yazılı). Seçici dikkat, kalabalığın içinden gerekli olanı ayırmak: kart destesinde belirli bir sembolü bulmak, gürültüde bir sesi izlemek. Çalışma belleği, bir bilgiyi kısa süre akılda tutup onunla bir şey yapmak: iki kart önce neydi, bir talimatın üç adımı neydi. Ketleme, ilk akla geleni durdurmak: yanlış kartı atmamak, "Simon der ki" demeyen komutu yapmamak.
DEHB'de dördü de etkilenebiliyor ama kişiden kişiye farklı. Oyun seçerken çocuğun neyde zorlandığına bakmak mantıklı. Sıra beklemekte patlıyorsa ketleme ve sürekli dikkat, talimatları kaçırıyorsa çalışma belleği öne çıkıyor. Çalışma belleğinin DEHB'de nasıl çalıştığı için çalışma belleği ve unutkanlık yazısına bakabilirsin. Orada yetişkin için yazdım, ama mekanizma çocukta da benzer.
4-6 yaş: kısa, görsel, hareketli
Bu yaşta kurallar en fazla iki üç cümle olmalı ve oyun bir dakikada anlaşılmalı. Metin okumak gerektirmeyen, görsele dayanan oyunlar iyi gidiyor.
Hafıza eşleştirme kartları. Altı çift, yani on iki kartla başla. Ters çevir, sırayla ikişer kart aç. Çocuk daha kolay bulduğunda sekiz çifte, sonra on çifte çık. Kartları birlikte çizmek ya da dergiden kesmek hem hazırlığı etkinliğe çeviriyor hem de çocuğun sahiplenmesini artırıyor. Süre 5-10 dakika.
Tepsi oyunu ("ne eksik?"). Tepsiye üç dört tanıdık nesne koy: kaşık, top, mum, tarak. Çocuk yirmi saniye bakıyor, sonra gözlerini kapatıyor, sen birini alıyorsun. "Hangisi gitti?" Dört nesne rahat olunca beşe, altıya çık. Roller değişince çocuk senin hafızanı sınıyor ve bu çoğu çocuğa büyük keyif veriyor. 5 dakika yeter.
Dondur-dans ve ritim taklidi. Müzik durunca heykel olmak ketleme çalıştırıyor. Üç vuruşluk bir ritmi tekrar etmek ise kulaktan çalışma belleği. İkisini de evde etkinlikler yazısında ayrıntılı yazdım.
Üç adımlı talimat oyunu. "Kapıya git, bir yastık al, bana getir." Tek adımla başla, bir hafta sonra iki, sonra üç adım. Doğru yapınca rolleri değiştir, çocuk sana talimat versin. Yanlış yaptığında düzeltmek yerine "bir daha deneyelim mi, bu sefer ben tekrar edeyim" demek iyi. Oyun gibi duruyor ama gerçek hayatta kullanılan beceriye en yakın oyun bu.
Basit zar ve yol oyunları. Zar atıp ilerlemek, sırayı beklemek, kuralı akılda tutmak. Kaybetmek bu yaşta ağır olduğu için, hızlı biten ve yarışın yerine ortak hedefin olduğu oyunlar tercih edilebilir.
7-10 yaş: kural, strateji, kısa turlar
Bu yaşta çocuk kuralı hem anlıyor hem de sevebiliyor, kuralı çiğnemeyen akranını fark edip bozulabiliyor. Rekabet var, kaybetme de var. Oyunlar 10-20 dakika.
Uno ve benzeri eşleştirme kart oyunları. Renk ya da sayıyı eşleştirmek, rakibin atışını izlemek, "Uno" demeyi hatırlamak: sürekli dikkat, çalışma belleği ve ketleme tek oyunda. Özel kartlar kuralı karmaşıklaştırıyor, ilk oyunlarda onları çıkarıp sade versiyonu oynayabilirsin.
Dobble tarzı sembol bulma oyunları. İki kartın ortak sembolünü bulmak seçici dikkat çalışması. Hızlı ve kısa turlu olduğu için sıkılmayı pek fırsat bırakmıyor. Çocuk hızlıysa onu yavaşlatmak için "bu turda bulduğunu söylemeden önce parmağınla göster" gibi bir kural ekleyebilirsin.
Domino ve rummikub tarzı oyunlar. Taşları eşleştirmek ve dizmek planlamayı da içeriyor. Domino sakin, rummikub biraz daha düşünmeyi gerektiriyor.
Pişti. Türkiye'de bilinen, kısa süren, sayıyla oynanan bir oyun. Ortadaki kartı izlemek, yerdeki kartları saymak, hangi kartların çıktığını bir miktar akılda tutmak gerekiyor. Büyük çocuklarda çalışma belleğini doğal bir yoldan kullanıyor.
Jenga ve denge oyunları. Dikkatli hareket, el ve göz koordinasyonu, sıra bekleme. Bir hamlede çok hızlı davranan çocuk için kule yıkıldığında geri bildirim anında geliyor; bu da öğretici.
Kelime zinciri ve "pazara gittim". "Pazara gittim, elma aldım" diyen biri başlıyor, sıradaki bunu tekrar edip ekliyor. Zincir uzadıkça çalışma belleği zorlanıyor. İkili oynanınca başarı oranı yüksek kalıyor. Üç dört öğeyle başla, çocuk rahat olduğunda uzat. Araba yolculuğunda da çalışıyor.
Ne değişti oyunu. Odaya bak, bir şeyi değiştir (bir kitabı çevir, bir yastığı kaydır), çocuk ne değiştiğini bulsun. Seçici dikkat ve gözlem.
11-13 yaş: strateji ve soyut düşünme
Bu yaşta çocuk "bebek oyunu" olarak gördüğü şeyi reddedebiliyor. Oyun gerçekten oyun olmalı ve çocuk seçimde söz sahibi olmalı. Süre 15-30 dakika.
Mastermind ve kod kırma oyunları. Renk ya da sayı kodunu tahmin etmek ve her tahminden elde edilen bilgiyi akılda tutmak. Çalışma belleği ve planlama. Çocuk kod kuran taraf olduğunda da çok şey çalışıyor.
Kelime ve ipucu oyunları. Ekip halinde, tek kelimeyle ipucu vererek oynanan sözcük oyunları sosyal ve zihinsel olarak zengin. Başkasının neyi kastettiğini düşünmek, kendi ipucunu kontrol etmek.
Satranç ve dama. Planlama, ketleme ("ilk gördüğüm hamleyi yapmayayım"), sonuç öngörme. DEHB'li çocuklarda satrancın dikkate etkisi için sağlam bir kanıt bilmiyorum. Çocuk seviyorsa harika, sevmiyorsa zorlamanın anlamı yok. Bir öğretmeniyle ya da kulüpte oynaması sosyal yönden de iyi olabilir.
Pişti ve kart sayma. Pişti bu yaşta daha ciddi oynanabiliyor: hangi kartların çıktığını izlemek, kalan kartlardan tahmin yürütmek iyi bir çalışma belleği alıştırması. Para ya da bahis olmadan, sadece puanla.
Renk-kelime oyunu. Kağıda renk isimlerini farklı renkli kalemlerle yaz: "KIRMIZI" kelimesi mavi mürekkeple. Çocuk yazılan kelimeyi değil mürekkep rengini söylüyor. Ketleme çalışması; yarışmak yerine kendi süresini geçmeye çalışması daha eğlenceli.
Ev yapımı gizli kod. Basit bir şifre sistemi kur (harfler sayıya karşılık gelsin), birbirinize mesaj yazın. Kodu akılda tutmak ve çözmek çalışma belleği için güzel bir uğraş.
Ne kadar, ne sıklıkla
Bu bölümdeki rakamlar benim önerim. DEHB'li çocuklar için oyun süresini ölçen bir çalışma bilmiyorum. Dayandığım şey genel öğrenme araştırmaları: kısa ve sık çalışma, uzun ve seyrek çalışmadan iyi tutunuyor (Cepeda ve arkadaşlarının aralıklı tekrar üzerine yaptığı derleme bunu gösteriyor, ama o çalışma DEHB'li çocuk çalışması değil). Ders çalışma için bu ilkeyi çalışma nasıl yapılır yazısında işledim. Oyuna uyarlayınca şöyle bir tablo çıkıyor.
| Yaş | Bir oyun | Haftada | Örnek oyunlar |
|---|---|---|---|
| 4-6 | 5-10 dakika | 4-5 kısa seans | Eşleştirme kartları, tepsi oyunu, üç adımlı talimat |
| 7-10 | 10-20 dakika | 3-4 kez | Uno, Dobble tarzı, pişti, kelime zinciri |
| 11-13 | 15-30 dakika | 2-3 kez | Mastermind, kod oyunları, satranç, kart sayma |
Çocuk devam etmek istiyorsa kesme. Bıktırmadan bitirmek, bir sonraki oyunu daha kolay başlatıyor. Çocuk üç dakikada bırakıyorsa bunun nedenlerini aynı serideki evde etkinlikler yazısında yazdım: çok zor, çok kolay, çok uzun ya da yetişkin yanında değil.
Örnek bir hafta (7-10 yaş için, tamamen bir öneri):
- Pazartesi: eşleştirme kartları, 10 dakika, kart sayısını bir önceki haftadan iki artır.
- Salı: yemekten sonra bir tur Uno, 15 dakika.
- Perşembe: araba ya da yürüyüşte kelime zinciri, 10 dakika.
- Cumartesi: ne değişti oyunu ve bir masa oyunu, toplam 25 dakika.
Hareketle oyunu sıralamak da mümkün. Ben olsam enerjisi yüksek bir çocukta önce on dakika koşturur, sonra masaya otururdum. Kısa hareketin ardından dikkatin nasıl değiştiği açık hava etkinlikleri yazısında var, ama bu oyun için ayrıca test edilmiş bir sıralama değil.
Kaybetmek, sıra beklemek, kural bozmak
DEHB'li çocuğun oyunda zorlandığı yer çoğu zaman dikkatin kendisi değil, duygu. Kaybedince patlamak, sırayı beklerken kıpırdanmak, kuralı kendi lehine bükmek. Bu yüzden oyun öğrenmenin en çok işe yarayan tarafı kimi zaman bu: kaybetmeyi küçük riskle denemek.
Birkaç şey işe yarıyor gibi görünüyor, ama bunlar DEHB'li çocuklarda denenmiş bir paket değil, davranışsal ebeveynlik ilkelerinden çıkardığım fikirler. İş birliği oyunları, yani herkesin aynı tarafta olduğu oyunlar, ilk adım için güvenli. Kısa turlar: bir oyun on dakikadan uzunsa kaybetme gerilimi birikiyor. Kaybedince söylenecek cümleyi önceden çalışmak ("bir daha oynayalım mı?"). Yetişkinin bazen gerçekten kaybetmesi ve bunu sakin karşılaması, çocuğa model oluyor. Çocuk kazanınca da abartılı kutlama yerine sakin bir "güzel oynadın" yeterli.
Sıra beklemek için sıra nesnesi iyi bir hile: sırası olan kişi elinde bir taş ya da bir kalem tutuyor. Sırası olmayan çocuğun eli boş ve meşgul olmaması gerekiyor; ona bir iş ver, rakibin hamlesini tahmin etmesini iste. Bu, bekleme anını dikkat anına çeviriyor.
Çocuk her oyunda kaybetmeye ağır tepki veriyorsa bu oyun sorunu değil. Duygu düzenleme sorunu ve ayrı bir ilgi istiyor. Sakinleştirici etkinlikler yazısı bu konuda daha iyi bir yer. Arkadaşla oynama tarafı ise arkadaşlık yazısında.
Oyundaki beceriyi günlük hayata taşımak
Kanıtın en açık söylediği şey şu: aktarım kendiliğinden olmuyor. O zaman aktarımı ayrıca ve bilerek yapmak gerekiyor. Bu, genel öğrenme psikolojisinden gelen bir ilke (bir beceriyi öğrendiğin bağlamdan farklı bir bağlamda kullanmak ayrıca pratik istiyor). DEHB'li çocuklarda bunu test eden net bir çalışma bilmiyorum, ama başka seçenek de görmüyorum.
Pratikte şöyle yapılabilir. Oyunda kullanılan stratejiyi adlandır. "Pazara gittim" oyununda çocuk büyük ihtimalle bir şey yapıyor: her kelimeyi bir resme bağlıyor ya da ilk harfleri akılda tutuyor. Bunu fark ettir: "Elmayı kafanda ne yaptın?" Sonra aynı stratejiyi gerçek bir görevde dene. "Okula üç şey götüreceksin: defter, suluboya, beslenme. Kafanda resim yap." Sabah çantayı hazırlarken bunu tekrar et.
Üç adımlı talimat oyunu en doğrudan köprü. Oyunda "kapıya git, yastık al, getir" yapabilen çocuk, gün içinde de "ayakkabılarını giy, çantayı al, kapıda bekle" talimatını almaya başlayabilir. Ama burada bile talimatı çocuğa tekrar ettirmek, ya da talimatı resimli bir listeye çevirmek, hafızadan beklemekten çok daha güvenilir. Oyunlar iyi bir zemin olabilir, ama günlük hayatı kolaylaştıran asıl şey dışarıdaki destekler: görünür liste, sabit yer, hatırlatma. Kendi anahtarlarım hala kayboluyor ve bunu çözen şey bir hafıza oyunu olmadı, olsa olsa kapının yanına asılacak bir kanca olur. Çalışma belleğini güçlendirmeye çalışmak yerine hafızayı dışarı taşımak çoğu zaman daha çok işe yarıyor; ödev için ödev takibi yazısındaki yöntemler aynı mantıkta.
Bir de şu var: oyunla ödül sistemini karıştırmamak. "Ödevini bitirirsen oyun oynarız" cümlesi oyunu ödül yapıyor ve oyunun ortak zaman olma özelliğini zayıflatıyor. Ödül sistemi kurulacaksa ayrı bir çerçevede kurulsun.
Ekranlı oyunlar ve beyin eğitimi programları
Tablet ya da bilgisayarda oynanan hafıza oyunları iki gruba ayrılıyor. Birincisi sıradan eğlence oyunları. İkincisi "beyin eğitimi" ya da "çalışma belleği eğitimi" diye satılan, genellikle ücretli programlar.
Sıradan oyunlar için söylenecek şey kısa: hafıza oyunu olması onu DEHB için faydalı yapmıyor, ama zararlı da yapmıyor. Süreyi ve zamanı ayarlamak ayrı bir konu ve çocuklarda ekran ve DEHB yazısı bunu anlatıyor.
Ücretli eğitim programları için ise yukarıda yazdığım meta-analizler önemli. Programlar kontrollü çalışmalarda test edilmiş. Yakın görevlerde gelişme gerçek. Kör değerlendirilen DEHB belirtilerinde ve okul başarısında etki ya küçük ya da yok. Bu programların çoğu haftalarca, düzenli ve uzun seanslar ve bir yetişkinin takibini gerektiriyor. Bu, bir ailenin zamanı ve parası için ciddi bir yük. Ben olsam o zamanı ve parayı önce kanıtı daha sağlam olan şeylere ayırırdım: ebeveyn eğitimi, okul düzenlemesi ve gerekiyorsa hekimle konuşulan tedavi. Oyun bunlara ek olarak yapılabilir; yerine geçmesin.
Oyun işe yaramıyorsa
Çocuk hiçbir oyunda üç beş dakikadan fazla kalamıyorsa, oyun içinde sürekli kural bozuyorsa ya da oyun her seferinde ağlamayla bitiyorsa, bunu oyun seçimiyle çözmek zor. Burada ilk bakılacak yer çocuğun genel durumu: uyku, kaygı, öğrenme güçlüğü ya da DEHB tedavisinin yetersizliği. Bu durumlar hekim ya da okul rehber öğretmeniyle konuşulacak bir şey.
Tersi de olabilir: çocuk oyunlarda çok iyi ve ödevde berbat. Bu, DEHB tanısını çürütmüyor. Barkley'nin DEHB'yi anlatış biçimi buna uyuyor: sorun bilgiyi ya da beceriyi bilmekten çok onu gerektiği anda kullanabilmekte, bu yüzden ilgi çekici ve anlık geri bildirimli işlerde zorlanma azalıyor. Oyun bu açığı gösteriyor ama kapatmıyor.
Bana kalan
Dikkat ve hafıza oyunlarını ben bir müdahale olarak değil, çocukla geçirilen iyi bir zaman olarak önerirdim. Oyun bittiğinde çocuğun dikkati artmış olmayabilir ama o akşam birlikte gülmüşsünüzdür, kuralı paylaşmış, kaybetmeyi ve kazanmayı denemişsinizdir. DEHB'li bir çocuğun gününde eleştiri ve düzeltme payı yüksek olduğu için, hiçbir şeyin düzeltilmediği bir yirmi dakika bile değerli.
Oyundan tedavi etkisi beklememenizi isterdim. Kanıt bu konuda net: yakın gelişme var, uzak aktarım zayıf. Beklentiyi yüksek tutunca iki şey oluyor, ya oyun sevilmez bir göreve dönüşüyor ya da gelişme olmayınca ebeveyn ve çocuk hayal kırıklığı yaşıyor. Beklenti düşükse oyun kendi değerini zaten veriyor.
Gerçek hayatta işe yarayacak olanı ise oyunun dışında arardım: görünür listeler, sabit yerler, talimatın yazıya ya da resme dökülmesi. Oyunu bu desteklerin yanına koyarım, onların yerine değil. Çocuk hafıza kartlarında harika olabilir ve yine de sabah çantasını unutabilir. Bu çocuğun başarısızlığı değil, becerinin aktarılmaması. Çözüm de daha fazla kart oynamak değil, çantanın yanına bir liste asmak.
Sık sorulanlar
- Hafıza oyunları DEHB'li çocuğun dikkatini artırır mı?
- Oynanan oyunda çoğu çocuk iyileşiyor, bu kesin. Ama bu iyileşmenin okula, ödeve ya da günlük dikkate taşınması zayıf; kör değerlendirmelerde DEHB belirtilerinde belirgin bir değişiklik çoğu çalışmada görülmedi. Oyunu eğlence ve ortak zaman olarak oynamak, ondan tedavi etkisi beklemekten daha dürüst.
- DEHB'li çocuk bir oyunda en çok ne kadar oynamalı?
- DEHB'li çocuklarda ölçülmüş net bir süre yok. Benim önerim 4-6 yaşta 5-10, 7-10 yaşta 10-20, 11-13 yaşta 15-30 dakika. Çocuk kendisi devam etmek istiyorsa kesmeye gerek yok, ama bıktırmadan bitirmek ertesi gün başlamayı kolaylaştırıyor.
- Kaybetmeye tahammülü olmayan çocukla masa oyunu oynanır mı?
- Oynanır, ama doğru oyunla başlamak gerekiyor. İş birliğine dayanan oyunlar, kısa turlu oyunlar ve yetişkinin bilerek bazen kaybettiği oyunlar iyi bir başlangıç. Kaybetme tepkisi çok şiddetliyse oyunu zorlamak yerine sakinleştirme becerilerine dönmek daha doğru.
- Tablet ve bilgisayardaki beyin eğitimi oyunları işe yarıyor mu?
- Bu konuda en çok çalışılan alan bu ve sonuçlar kağıt-kalem ve kart oyunlarına göre daha iyi değil. Çalışma belleği eğitimi programlarında yakın görevlerde gelişme görülüyor, uzak görevlerde ve DEHB belirtilerinde çoğu analizde zayıf kalıyor. Ücretli bir programa büyük umutla girmeden önce bunu bilmek iyi.
- Oyunda iyi olan çocuk neden ödevde dağılıyor?
- Oyun çocuk için anlık geri bildirim, rekabet ve eğlence veriyor. Ödev bunların hiçbirini sunmuyor. Oyundaki dikkat, ödevdeki dikkatle aynı şey değil; bu yüzden DEHB'li çocuğun saatlerce oyun oynayabilmesi tanıyı çürütmüyor.
Yeni yazılardan haberdar ol
Yeni yazı yayınladığımda haber vereyim. Reklam yok, başka bir şey yok.