İçeriğe geç
Yöntemler

DEHB'de market ve alışveriş

Marketten sekiz şeyle çıkıp süt almayı unutmak. Aynı ürünün üçüncüsünü almak. Marketin neden zor bir ortam olduğu ve sabit liste yöntemi.

5 dakika okumaOrta

Read this article in EnglishDiesen Artikel auf Deutsch lesenLire cet article en français

Bu yazıda 7 bölüm var

Markete süt almaya gidiyorum. Sekiz şeyle çıkıyorum. İçlerinde süt yok.

Bu sahneyi yıllarca kendime “dalgınlık” diye açıkladım. Şimdi daha doğru bir açıklamam var ve o açıklama, marketi katlanılır bir işe çevirdi.

Market neden zor bir yer

Market, dikkat açısından son derece yorucu bir ortam ve bunun dört ayrı sebebi var.

Yüksek uyaran. Işık, müzik, kalabalık, renkler, anonslar. Duyusal aşırı yüklenme için neredeyse ideal bir ortam. Marketten yorgun çıkmanın sebebi taşıdığın poşetler değil.

Sürekli karar. Her raf bir seçim istiyor. Hangi marka, hangi boy, indirimli olan mı, yoksa hep aldığın mı. Yüzlerce küçük karar kısa sürede tüketiyor ve karar deposu bittiğinde geriye kalan şey dürtüyle almak oluyor.

Belleğe dayalı görev. Listeyi kafanda tutmak doğrudan çalışma belleğine yaslanan bir iş ve bu alan DEHB'de daha sınırlı çalışıyor (Kofler ve ark., 2010). Kapıdan çıkarken tuttuğun beş maddelik liste, üçüncü rafta üçe iniyor.

Anlık ödül tasarımı. Mağaza düzeni, anlık karar vermeyi teşvik edecek şekilde kuruluyor. DEHB'de dürtüsel harcama eğilimi zaten daha yüksek olduğu için etki büyüyor (Patros ve ark., 2016).

Marketten unutarak çıkmak dikkatsizlik olarak yaşanıyor. Aslında hafızaya yaslanan bir görevin, hafızası sınırlı bir sistemde başarısız olması.

Sabit liste yöntemi

Bu alandaki en işe yarar tek müdahale, listeyi her seferinde yeniden yazmayı bırakmak oldu.

Eskiden markete gitmeden önce oturup “ne lazım” diye düşünürdüm. O düşünme işi, alışverişin kendisinden daha büyük bir engeldi. Çünkü evde olmayan bir şeyi hatırlamak için ona ihtiyaç duyduğun anı hatırlaman gerekiyor ve o an genelde markette olmadığın an.

Nasıl kurulur:

  1. Düzenli aldığın her şeyi bir kez yaz. Otuz kırk madde olacak, normal.
  2. Listeyi market içindeki sıraya göre grupla: sebze, süt ürünleri, kuru gıda, temizlik.
  3. Mutfakta görünür bir yere as, yanına kalem koy.
  4. Bir şey bitmeye başladığında işaretle, bittiğinde değil.

Dördüncü madde en önemlisi. Bir şey tamamen bittiğinde onu hatırlamak için o şeye ihtiyaç duymak gerekiyor; bitmeye başladığında işaretlemek, hatırlama işini tamamen ortadan kaldırıyor.

Neden işe yarıyor: Liste hazır olduğunda, market öncesi yapılacak iş “ne lazım” diye düşünmekten “listeye bakmaya” iniyor. Aradaki fark, alışverişin yapılıp yapılmaması kadar büyük. Aynı görünürlük mantığının genel halini görünür yer sistemi yazısında anlattım.

Markette işe yarayan şeyler

Aç gitme. En çok tekrarlanan tavsiye ve haklı bir tavsiye. Açken yapılan alışverişte hem fazla hem plansız alınıyor. Öğün düzeninin genel tarafı DEHB'de beslenme yazısında.

Süreyi sınırla. Yirmi dakika ve zamanlayıcı. Uzun süre kalmak hem yorgunluk hem fazla harcama üretiyor.

Aynı marketi kullan. Yerleri bilmek, her ziyareti yeni bir keşif olmaktan çıkarıyor. Tanıdık ortam çok daha az enerji istiyor. Ben market değiştirdiğim haftalarda hem daha uzun kaldığımı hem daha çok şey unuttuğumu fark ettim.

Sepeti küçük seç. Büyük araba, dolması gereken bir alan olarak çalışıyor. Ben elimde sepetle girdiğim alışverişlerde hem daha az şey alıyorum hem daha çabuk çıkıyorum.

Kulaklık tak. Gürültü engelleyici bir kulaklık ya da tanıdık bir liste, ortamdaki uyaranı belirgin biçimde kısıyor.

Çevrimiçi alışverişi bir seçenek olarak tut. Ortamdaki uyaranı ve dürtüsel eklemeleri ortadan kaldırıyor. Kayıtlı bir liste üzerinden tekrar sipariş vermek, market gezmekten çok daha az enerji istiyor. Buna karşılık ekranda alışveriş kendi tuzağını getiriyor: sepete atmak fiziksel bir hareket gerektirmediği için fazladan eklemek kolaylaşıyor. Siparişi vermeden önce sepeti bir kez baştan okumak bunu dengeliyor.

Sık yapılan üç hata

Listeyi telefona yazıp açmamak. Telefondaki liste, telefonu açtığın anda başka bir şeye kayma riskiyle geliyor. Kağıt liste bu riski taşımıyor. Telefonda tutuyorsan, listeyi ana ekranda bir kısayol haline getirmek aradaki mesafeyi kısaltıyor.

Haftada birden fazla kez gitmek. Her market ziyareti yeni bir dürtüsel harcama fırsatı. Sıklığı azaltmak, tek tek kararlarla uğraşmaktan daha etkili çıkıyor.

Bir şeyi unuttuğunda bütün sistemi suçlamak. Sabit liste kullanırken de bir şey unutulabiliyor. Sistemin işi kusursuzluk üretmek olmuyor; unutulanların sayısını düşürmek oluyor. Unutulan şeyi listeye eklemek, sistemi bir sonraki sefere daha iyi hale getiriyor.

Evde biriken fazlalıklar

Aynı ürünün üçüncüsünü almak DEHB'de sık görülüyor ve sebebi basit: evdekini görmüyorsun, dolayısıyla yok sayıyorsun. Bu, nesne kalıcılığı meselesinin market hali.

Buna karşı iki şey işe yarıyor:

  • Şeffaf saklama. Kavanoz, açık raf, kapaksız kutu. İçini gördüğün şeyi tekrar almıyorsun.
  • Tek stok yeri. Her kategorinin tek bir yeri olması, “acaba var mıydı” sorusunu ortadan kaldırıyor. Mutfak düzeninin tamamını yemek ve mutfak düzeni yazısında ele aldım.

Bunun bir de tersi var: sürekli kaybettiğin küçük şeylerden bilerek iki tane almak. Çift kopya kuralı savurganlık gibi görünüyor, aramaya harcanan süre hesaba katılınca ucuz kalıyor.

Alışveriş sonrası kısım

En çok atlanan yer burası ve bende en çok para kaybettiren yer de burasıydı.

Poşetler kapıda duruyor, dolaba bir kısmı giriyor, geri kalanı mutfak tezgahında kalıyor. İki gün sonra tezgahtakiler bozuluyor. Alışverişin kendisi başarıyla tamamlanmış oluyor ama sonuç aynı: yine o şeyler yok.

İşe yarayan kural şu oldu: eve girdiğim anda önce buzdolabına gidecekler yerleştiriliyor, gerisi bekleyebiliyor. Poşetleri tamamen boşaltmak gerekmiyor; bozulabilecek olanları ayırmak yetiyor. Bir de dolaba koyarken yeni alınanları arkaya, eskileri öne almak, aynı şeyin ikinci kez alınmasını azaltıyor.

Kötü gün sürümü

Her sistemin bir küçük hali olması gerekiyor, market sisteminin de öyle.

Kötü bir günde tam alışveriş yapmak imkansız olabiliyor. O günler için önceden belirlenmiş beş maddelik bir kısa liste tutuyorum: evde hiçbir şey yokken en az hazırlıkla yemek çıkarmayı sağlayan şeyler. Marketin kapısından girip o beş şeyi alıp çıkmak, hiç gitmemekten iyi.

Barkley ve arkadaşlarının (2008) derlemesinin ortaya koyduğu gibi, DEHB'nin gündelik işleyişe etkisi geniş bir alana yayılıyor ve bu alan da onun içinde. Yani market başarısızlığı bir irade meselesi olmuyor.

Market, hafızaya ve iradeye dayandığı sürece kaybedilen bir oyun. Sabit bir listeye ve önceden verilmiş kararlara dayandığında sıradan bir işe dönüşüyor. Harcama tarafını DEHB ve para yönetimi yazısında ele aldım.

Sık sorulanlar

Market DEHB'de neden zor bir ortam?
Yüksek uyaran, çok sayıda karar ve çalışma belleğine dayalı bir görev bir arada bulunuyor.
Sabit liste yöntemi nedir?
Her hafta aynı kalan, mutfakta asılı duran ve eksikleri işaretlediğiniz bir liste. Hem unutmayı hem dürtüsel alışverişi belirgin biçimde azaltıyor.
Markette ne işe yarıyor?
Listeye sadık kalmak, aç karnına gitmemek ve mağazada sabit bir rota izlemek. Üçü de karar sayısını düşürüyor.
Alışveriş sonrası ne yapmalı?
Yerleştirmeyi aynı anda bitirmek. Poşet ortada kaldığında hem düzen bozuluyor hem de ne alındığı unutuluyor.

Bu yöntem sende ne yaptı?

İşaretin bu tarayıcıda saklanıyor. Sunucuya yalnızca sayı gidiyor, kim işaretledi tutulmuyor.

Yazar hakkında

Cansu, DEHB ile yaşayan bir yetişkin. Uzmanlığı yok; elindeki tek şey kendi denediği yöntemler ve kendi gündelik deneyimi. Bir yöntem onda tuttu diye sende tutar mı, bilinmez. Ondan gitmeyen bir şey senin işine yarayabilir.

Buradaki hiçbir şey tıbbi tavsiye, tanı ya da tedavi yerine geçmez. İlaç, doz ve tedavi kararları hekiminle konuşulacak şeyler. Daha fazlası.

Kaynaklar3
  1. Kofler, M. J., Rapport, M. D., Bolden, J., Sarver, D. E., & Raiker, J. S. (2010). ADHD and working memory. Journal of Abnormal Child Psychology, 38(2), 149-161.↩
  2. Patros, C. H. G., Alderson, R. M., Kasper, L. J. ve ark. (2016). Choice-impulsivity in children and adolescents with ADHD: A meta-analytic review. Clinical Psychology Review, 43, 162-174.↩
  3. Barkley, R. A., Murphy, K. R., & Fischer, M. (2008). ADHD in Adults: What the Science Says. Guilford Press.↩

Bu yazı 16 Eylül 2026 tarihinde güncellendi.

Yeni yazılardan haberdar ol

Yeni yazı yayınladığımda haber vereyim. Reklam yok, başka bir şey yok.