DEHB ve yaratıcılık: gerçek mi, abartı mı?
DEHB'liler daha mı yaratıcı? Araştırma karışık. Neyin ölçüldüğünü, nerede abartıldığını ve fikri işe çevirmek için ne yapılabileceğini anlattım.
Bu yazıda 8 bölüm var
DEHB'li olduğunu söylediğinde alacağın cevaplardan biri neredeyse kesin: "Aa, o zaman yaratıcısındır." Hoş bir cümle. Peşinden insanın içinden iki soru geçiyor. Bu doğru mu, ve doğruysa ben neden bunu hissetmiyorum?
Kısa cevap şu: araştırma karışık. Bazı çalışmalar DEHB'li yetişkinlerde bazı yaratıcı düşünme ölçümlerinin daha yüksek çıktığını bildiriyor, bazıları anlamlı bir fark bulmuyor ve çoğu küçük gruplarla yapılmış. "DEHB'liler daha yaratıcıdır" demek için erken. "DEHB'liler yaratıcı olamaz" demek ise düpedüz yanlış.
Yaratıcılık dediğimiz şey tek şey değil
Araştırmacılar yaratıcılığı en az üç farklı biçimde ölçüyor ve bu üçü birbirinden bağımsız hareket edebiliyor.
İlki en yaygını: sana bir nesne veriyorlar, diyelim bir tuğla, ve birkaç dakika içinde aklına gelen bütün kullanımları yazmanı istiyorlar. Kaç tane bulduğun ve bulduklarının ne kadar alışılmadık olduğu puanlanıyor. Buna ıraksak düşünme deniyor. İkincisi, tek doğru cevabı olan bir sorunun beklenmedik yolunu bulmak. Üçüncüsü hayattaki üretim: yazdığın, çizdiğin, kurduğun, yayımladığın, ödül aldığın şeyler. Bunu çoğunlukla anketle soruyorlar, yani kişinin kendi bildirimiyle.
Tuğlanın yirmi kullanımını sayan biri hayatı boyunca tek bir proje bitirmemiş olabilir. Tersi de mümkün. Bu yüzden "DEHB yaratıcılığı artırır mı" sorusu, hangi yaratıcılık diye sorulmadan cevaplanmıyor.
Araştırma ne buluyor
White ve Shah'ın (2006) çalışması bu konuda en sık anılan örneklerden. DEHB'li yetişkinleri karşılaştırma grubuyla yaratıcı düşünme görevlerinde kıyaslamışlar ve bazı görevlerde DEHB'li grubun öne geçtiğini bildirmişler. Aynı araştırmacıların 2011 tarihli çalışması yaratıcı başarıyı anketle ölçmüş ve DEHB'li yetişkinlerin bazı alanlarda daha yüksek yaratıcı başarı bildirdiğini bulmuş. Bu iki çalışma, DEHB'nin yaratıcılığı beslediği fikrinin neden bu kadar yaygın olduğunu kısmen açıklıyor.
Ama tek tek çalışmalara bakmak yerine bu alandaki davranış araştırmalarını bir araya getiren Hoogman ve arkadaşlarının (2020) derlemesine bakınca tablo tek yönlü olmaktan çıkıyor. Sonuç ölçüme, gruba ve çalışmaya göre değişiyor, örneklemler çoğunlukla küçük. Derlemenin uyarıcı ilaçlarla ilgili bölümü de aynı ruhta: ilacın yaratıcılığı köreltip körelmediğine net bir hüküm verecek kadar veri yok.
Sedgwick ve arkadaşlarının (2019) çalışmasında ise mesleki olarak başarılı DEHB'li yetişkinler yaratıcılıktan ve alışılmadık bağlantılar kurmaktan söz ediyor. Bu bir nitel çalışma. Ölçüm değil, tanıklık. Tanıklık değerli, ama bir grubun ortalaması hakkında konuşturulamaz.
Bende kalan sonuç şu: bir sinyal var, güçlü değil, tutarlı da değil. Sinyalin varlığı ile "DEHB'de yaratıcılık yüksektir" cümlesi arasında epey mesafe var.
Neden mantıklı geliyor
Bir şeyin mantıklı gelmesi onu doğru yapmıyor, ama neden bu kadar akla yatkın göründüğünü anlamak işe yarıyor.
Bir açıklama dikkat filtresiyle ilgili. DEHB'de zihne giren şeylerin ayıklanması zor olabiliyor. Konuşmanın ortasında duyduğun bir kelime, masadaki bir nesne, ilgisiz bir anı araya girebiliyor. Bu gündelik hayatta yorucu. Fikir üretirken ise bu geniş çağrışım hammadde olabilir. Bunu bir hipotez olarak söylüyorum. Kanıtlanmış bir mekanizma değil.
İkinci açıklama ilgiyle ilgili. Yeni olan şey ilgi çekiyor, tekrar eden çekmiyor. Bu, birçok şeyi denemeyi ve ilgi duyulan bir işe uzun saatler vermeyi getirebiliyor. Hiperodak halindeyken üretilen iş gerçekten yoğun olabiliyor. Yalnız hiperodak yaratıcı bir işe değil, herhangi bir işe de açılabiliyor. Bir tabloyla saatlerce oynamak da bu hale girebilir, bir hikaye yazmak da, ve bunların yalnızca biri yaratıcılık sayılıyor. İkisinin farkını özel ilgi alanı ve hiperodak farkı yazısında ayırdım.
Fikir bulmak ile bitirmek aynı iş değil
Yaratıcı bir işin yarısı fikir, yarısı o fikri bir şeye dönüştürmek. DEHB'nin yük bindirdiği yer ikinci yarı: başlamak, sürdürmek, bitirmek, teslim etmek. Bir toplantıda on beş fikir sıralayıp hiçbirini hayata geçirememek, bu yüzden DEHB'li biri için gayet olağan bir durum. İkisi de gerçek ve ikisi aynı kişide birlikte durabiliyor.
Ben olsam fikir ile üretimi iki ayrı iş olarak yönetirdim. Somut bir düzen şöyle:
- Fikir geldiği anda telefona tek satır yaz. Yarım dakika sürsün, değerlendirme yapma.
- Haftada bir, 20 dakika ayır ve listeyi aç. Her fikre aynı soruyu sor: "Bu hafta buna 25 dakika verir miyim?" Evetse işaretle, hayırsa bırak ama silme.
- İşaretlenenlerden yalnızca birini seç. 25 dakikalık bir zamanlayıcı kur ve çirkin de olsa bir ilk taslak çıkar: bir paragraf, kaba bir çizim, tek sayfalık bir plan.
- Taslağı bir tarihe bağla. "Perşembe akşamı göndereceğim" gibi, bir insana söylenmiş bir cümle olsun.
Ödevi son geceye bırakıp yapan biri olarak şunu biliyorum: o son gece fikir üretmeye değil bitirmeye yarıyordu. Teslim tarihi bende o işi görüyordu. Dışarıdan bir tarih yoksa fikir dosyada bekliyor. Bunun nedenini DEHB'de erteleme türleri ve dopamin ve motivasyon yazılarında ayrıntılı anlattım.
Süper güç söylemi nerede yanıltıyor
"DEHB bir süper güç" cümlesinin çekiciliği anlaşılır. Yıllarca eksiklik diliyle anlatılmış biri için bu cümle bir rahatlama. Yine de üç yerde yanıltıyor.
Önce, kimin hikayesinin duyulduğuna bakmak gerekiyor. Sosyal medyada ve kitaplarda dolaşan örnekler çoğunlukla başarmış, görünür olmuş kişiler. Yaratıcılığını kullanamayan, işini kaybeden ya da tanı almadan yıllar geçiren insanlar bu anlatılarda yer almıyor. Ünlü isimlerin tanı konmadan geriye dönük "muhtemelen DEHB'liydi" diye anılması da spekülasyon, kanıt değil.
Sonra, destek ihtiyacını gölgeliyor. Tedavi edilmeyen DEHB'nin eğitim, iş ve sağlık alanlarında ölçülebilir olumsuz sonuçlarla ilişkili olduğu uzlaşı metninde (Faraone ve ark., 2021) açıkça yazıyor. Yaratıcılık anlatısı bu tabloyu örtmemeli.
Son olarak, yaratıcı hissetmeyen DEHB'liyi eksik gösteriyor. Hesap işini seven, düzenli çalışan, hiçbir sanat dalıyla ilgilenmeyen DEHB'liler de olabilir. O kişi anlatıya uymadığı için bir şey kaybetmiş sayılmaz.
Bunun tersini de söylemem lazım. Bir DEHB'li "ben yaratıcı biriyim" diyorsa o deneyimi küçümsemek yanlış. Deneyim gerçek. Sorun, o deneyimin bütün bir grup için genel bir yasa gibi sunulması. Aynı mesafeyi güçlü yanlar meselesi yazısında daha geniş çerçevede kurdum, yaygın yanlışları da DEHB mitleri yazısında topladım.
Zeka ile yaratıcılık da karışıyor
Bir başka karışıklık, yaratıcılıkla zekayı aynı kefeye koymak. DEHB zekanın her düzeyinde görülüyor ve yaratıcılıkla zeka da aynı şey değil. Kapasitenin sonuca dönüşmemesi ayrı bir mesele ve DEHB zekayı etkiler mi yazısında anlattım. Yaratıcı olduğu söylenen biri sonuç alamıyorsa, bunun nedeni çoğu zaman fikir eksikliği olmuyor. Yürütme tarafı tıkanıyor.
Kendi yaratıcılığına nasıl bakarsın
Genel araştırma sana kendi durumunu söylemiyor. Ama kendi verini toplayabilirsin ve bu, bence en dürüst yol.
Üç hafta boyunca her akşam iki şeyi not et: bugün ne ürettim, bugün ne bitirdim. Fikir sayısı yazma. Çıktıya bak: bir metin, bir sunum, bir tasarım, çözülmüş bir sorun. Notların yanına o gün hangi ortamda çalıştığını da ekle. Kalabalık mı, sessiz mi, teslim tarihi var mıydı, kimseye söz verdin mi?
Üç haftanın sonunda büyük ihtimalle bir örüntü görürsün. Bazı ortamlarda ve bazı saatlerde üretiyorsun, bazılarında üretmiyorsun. Bu bilgi, "DEHB yaratıcılık verir mi" sorusundan çok daha kullanışlı. Hangi işlerin sana uyduğunu DEHB'de hangi işler daha uygun yazısıyla birlikte düşünebilirsin. Kendi işini kurmak da bir yol, ama o yolun da iki yüzü var ve DEHB'li girişimci olmak yazısında anlattım.
İlaç kullanıyorsan ve yaratıcı işlerde bir şeyin değiştiğini hissediyorsan, bunu not defterinle birlikte hekime götür. Hangi işte, ne zaman, ne farklıydı diye örnekle anlatmak ayarı konuşmayı kolaylaştırır.
Bana kalan
Bana kalırsa bu soru yanlış yerden soruluyor. "DEHB yaratıcılık getirir mi" diye sorarsak, cevap ya "evet" olacak ya "hayır" ve ikisi de eksik kalacak. Kanıt şu an ortada bir sinyal olduğunu, ama bu sinyalin güçlü ve tutarlı olmadığını gösteriyor. Ben bu yüzden ne süper güç söylemine ne de onu tamamen reddeden tarafa katılıyorum.
Benim için daha işe yarar soru şu: fikir üretmek bana zor gelmiyorsa, onu bir şeye çevirmek için hangi dış yapıya ihtiyacım var? Bana göre birçoğumuzda eksik olan yaratıcılık değil, o yapı. Tarih, söz verilmiş biri, küçük bir ilk adım, haftalık bir liste. Bunlar sıkıcı geliyor ama fikirle ürün arasındaki farkı kapatan şey tam olarak bunlar.
Yaratıcı hissediyorsan bunu saklamana gerek yok. Hissetmiyorsan da bir şey kaçırmış sayılmazsın. Önemli olan, kendi çalışma biçimini kendi verinle tanımak ve ona göre bir düzen kurmak.
Sık sorulanlar
- DEHB'li insanlar daha mı yaratıcı?
- Bunu söylemek için kanıt yetersiz. Bazı çalışmalar bazı ölçümlerde DEHB'li yetişkinleri önde buluyor, bazıları fark bulmuyor. Örneklemler küçük ve ölçümler birbirinden farklı.
- Süper güç anlatısı neden eleştiriliyor?
- Çünkü kanıtı olduğundan güçlü gösteriyor ve destek ihtiyacını gölgeleyebiliyor. Yaratıcı olmayan ya da yaratıcılığını kullanamayan DEHB'li kişiyi de kendini eksik hissettirebiliyor.
- DEHB'li biri neden fikir üretip bitiremiyor?
- Fikir bulmak ile işi başlatmak, sürdürmek ve teslim etmek farklı beceriler. DEHB özellikle ikinci gruptaki becerileri zorlaştırıyor. Dışarıdan bir tarih ve küçük bir ilk adım bu boşluğu daraltabiliyor.
- DEHB ilacı yaratıcılığı köreltir mi?
- Bu konudaki araştırma sınırlı ve net bir hüküm vermiyor. Kendi deneyimini, hangi işte neyin değiştiğini örnekle anlatarak hekimle konuşmak en sağlam yol.
- Yaratıcılığımı nasıl anlarım?
- Fikir sayına değil, çıktıya bak. Birkaç hafta boyunca ne ürettiğini ve ne bitirdiğini not et. Bu kayıt, hangi ortamda iyi çalıştığını söyleyen en somut veri.
Yeni yazılardan haberdar ol
Yeni yazı yayınladığımda haber vereyim. Reklam yok, başka bir şey yok.