DEHB'de erteleme türleri ve her birinin çaresi
Bütün ertelemeler aynı değil. Beş erteleme türü, hangisinin hangi sebepten geldiği ve her birine ayrı ayrı işe yarayan yaklaşımlar.
Read this article in EnglishDiesen Artikel auf Deutsch lesenLire cet article en français
Bu yazıda 9 bölüm var
Uzun süre kendime tek bir şey söyledim: “erteliyorum.”
Sonra bir gün listeme baktım ve haftalardır duran dört işin birbirine hiç benzemediğini fark ettim. Biri beni korkutuyordu. Biri ölesiye sıkıcıydı. Birinin nereden başlayacağımı bilmiyordum. Biri de aslında hazırdı, ben sadece “daha iyi olsun” diye bekletiyordum.
Dördüne aynı çareyi uyguluyordum ve hiçbirinde işe yaramıyordu. Sonra kendime kızıyordum, çünkü çare hazırdı ve ben yine yapmamıştım.
Bu yazı o ayrımı yapmakla ilgili. Bana en çok yarayan fikirlerden biri oldu.
Steel'in özeti
Steel'in (2007) geniş meta analizi ertelemeyi dört ana etkene bağlıyor: işin ne kadar sıkıcı olduğu, kişinin dürtüselliği, başarabileceğine dair beklentisi ve ödülün ne kadar uzakta olduğu.
Bu dördü DEHB'de tek tek daha ağır basıyor. Barkley'in (1997) modelinde davranışı durdurup geleceği hesaba katma işi zaten zorlanan bir yerde duruyor.
Sirois ve Pychyl (2013) bir katman daha ekliyor: erteleme, o andaki rahatsızlıktan kaçınma davranışı. Yani zaman yönetimi konusu olmaktan çok duygu düzenleme konusu. Bu cümleyi ilk okuduğumda bir şey oturdu: ben zamanı yönetemediğim için değil, o anki rahatsızlığı taşıyamadığım için erteliyorum.
Aşağıdaki beş tür, bu çerçeveyi gündelik hale çeviriyor.
1. Belirsizlikten erteleme
Nasıl anlarsın: İşi düşündüğünde zihnin boşalıyor. Nereden başlayacağını bilmiyorsun. İş, listende hep aynı belirsiz cümleyle duruyor: “tez”, “vergi”, “ev”.
Çare: Yapmak yerine bölmek. Beş dakika oturup yalnızca adımları yazmak, hiçbirini yapmamak. Adımları yazmak da bir iş ve o işi işin kendisi sanmak yaygın bir hata.
Sonraki adım her zaman tek bir hareket olmalı: “dosyayı aç”, “numarayı ara”. Benim listemde “raporu yaz” aylarca durabiliyor; “belgeyi aç ve başlığı yaz” o gün yapılıyor.
2. Duygusal yükten erteleme
Nasıl anlarsın: İşi düşündüğünde midende bir şey oluyor. Adımları biliyorsun ama yaklaşamıyorsun. İşin varlığını unutmaya çalışıyorsun.
Çare: Bu artık erteleme olmaktan çıkmış, kaçınmaya dönüşmüş oluyor. Adımları küçültmek burada yetmiyor, çünkü mesele adımın büyüklüğü değil.
İşe yarayanlar: işi başka biriyle aynı odada yapmak, en kötü ihtimali yüksek sesle söylemek ve işi “bitirmek” yerine “bakmak” olarak yeniden tanımlamak. Birinin yanımda olması bende en çok işe yarayan şey; ayrıntısı eşlikçi çalışma yazısında.
Ayrımın kendisini erteleme mi kaçınma mı yazısında ele aldım.
3. Mükemmeliyetçilikten erteleme
Nasıl anlarsın: Başlamıyorsun çünkü iyi yapamayacağından korkuyorsun. Ya da başlıyorsun ve bitiremiyorsun, çünkü henüz yeterince iyi olmadı.
Çare: Kalite eşiğini işe başlamadan önce yazmak. “Bu metin taslak kalacak” ya da “bu sunum sade olacak” gibi bir cümle, işin sonunu önceden tanımlıyor.
Bir de süre sınırı işe yarıyor: iki saat, sonra ne olduysa o. Bunu kendime söylemekte hala zorlanıyorum ve söylediğim günler işlerin bittiği günler oluyor. Ayrıntısı mükemmeliyetçilik yazısında.
4. Sıkıntıdan erteleme
Nasıl anlarsın: İşte zorluk yok, korku da yok. Sadece dayanılmaz bir sıkıcılık var. Fatura ödemek, form doldurmak, veri girmek, aynı bilgiyi üçüncü kez bir yere yazmak.
Çare: İşe dışarıdan uyaran eklemek. Podcast, müzik, kahve, farklı bir mekan, zamanlayıcıyla yarışmak. Sözlükte ödül eşleştirme başlığı bunu anlatıyor.
Bir ilke daha var: aynı türden işleri bir araya toplamak. Bir saat boyunca sıkıcı iş yapmak, güne beş kez sıkıcı işe geçmekten kolay. Bende bu, ayın belirli bir günü bütün kağıt işlerini tek oturuşta yapmak haline geldi.
5. Aciliyet bekleyerek erteleme
Nasıl anlarsın: İşi yapabiliyorsun ama ancak son anda. Baskı gelmeden harekete geçemiyorsun ve sonuç genelde fena da olmuyor.
Çare: Bu, en tartışmalı tür. Sözlükte panik verimliliği olarak geçiyor ve gerçekten işe yarıyor. Bedeli stres ve tükenme olarak ödeniyor; o bedeli kaç kez ödediğimi sayamam.
İşe yarayan yaklaşım, aciliyeti kaldırmak yerine daha erken üretmek: yapay son tarihler, başkasına verilen sözler, ara teslimler. Yapay son tarihler bende tek başına çalışmıyor, çünkü yapay olduğunu biliyorum. Başka birine verilen söz çalışıyor.
Erteleme sırasında ne yaptığına bak
Teşhis için işe yarayan ikinci bir ipucu var: ertelerken ne yaptığın.
Başka bir işi yapıyorsan genelde sıkıntı ya da belirsizlik var. Evi topluyorum, e-postalara bakıyorum, listeyi yeniden yazıyorum. Bunların hepsi üretken görünüyor ve tam olarak bu yüzden tehlikeli; sözlükte üretkenlik ertelemesi diye geçen şey bu.
Hiçbir şey yapmıyorsan genelde duygusal yük var. Telefona bakıyorum, ekrana bakıyorum, kalkıp oturuyorum. Bu hal bana kendimi en çok suçlu hissettiren hal ve aslında en çok şefkat gerektiren hal.
İşi araştırıyorsan genelde mükemmeliyetçilik var. Nasıl yapılacağını okuyorum, örnek topluyorum, araç karşılaştırıyorum. Hazırlık bitmiyor, çünkü hazırlığın bitmesi başlamak anlamına geliyor.
Sürekli saate bakıyorsan aciliyet bekliyorsun. İçten içe “biraz daha yaklaşsın” diyorsun.
Bu dört hali tanımak, kendime hangi soruyu soracağımı hızlandırdı. Erteleme anını bir başarısızlık olarak değil, bir bilgi kaynağı olarak görmek bende en çok fark yaratan bakış değişikliği oldu.
Türler karışabiliyor
Bunu da söylemem gerekiyor, çünkü tablo gerçekte bu kadar temiz olmuyor.
Aynı iş birden fazla türden erteleniyor olabiliyor. Bir vergi formu hem sıkıcı hem belirsiz hem de biraz korkutucu olabilir. O zaman ne yapıyorum: en üstteki katmandan başlıyorum. Genelde belirsizlik en üstte duruyor, çünkü belirsizken diğerlerini göremiyorsun bile.
Bir de şu var: tür zamanla değişiyor. Bir iş ilk hafta sıkıcı olduğu için ertelenirken, üçüncü haftada gecikmenin utancı yüzünden erteleniyor olabiliyor. O noktada artık ikinci tür geçerli ve birinci türün çaresi işe yaramıyor.
Başlamayı zorunlu kılan bir protokol için beş dakika kuralına bakabilirsin.
Neden bu ayrım işe yarıyor
Tek bir çare arayışının sorunu şu: işe yaramadığında elinde tek bir açıklama kalıyor, o da sensin.
Beş tür olduğunu bilmek bu açıklamayı bozuyor. Yöntem tutmadığında “ben beceriksizim” yerine “yanlış türü teşhis ettim” diyebiliyorsun ve bu cümle bir sonraki denemeyi mümkün kılıyor.
Benim için asıl kazanç buydu. Yöntemler zaten ortadaydı; eksik olan, hangisinin ne zaman kullanılacağıydı.
Başlama eşiğini düşürmenin pratiğini iki dakika kuralı yazısında anlattım.
Sık sorulanlar
- Kaç çeşit erteleme var?
- En az beş: belirsizlikten, duygusal yükten, mükemmeliyetçilikten, sıkıntıdan ve aciliyet beklemekten kaynaklanan erteleme. Her birinin çaresi farklı.
- Ertelememin türünü nasıl anlarım?
- Erteleme sırasında ne yaptığınıza bakarak. Kaçtığınız yer, kaçtığınız şeyi gösteriyor: ekrana gidiyorsanız uyaran arıyorsunuz, temizliğe gidiyorsanız duygusal yükten kaçıyorsunuz.
- Belirsizlikten erteleme nasıl çözülür?
- İlk adımı yazarak. İş tanımı belirsizken zihin başlayacak yeri bulamıyor; tek bir somut adım yazıldığında kilit açılıyor.
- Her erteleme için aynı yöntem işe yarar mı?
- Yaramıyor ve çoğu başarısızlığın sebebi bu. Sıkıntıdan ertelerken uyaran eklemek gerekiyor, duygusal yükten ertelerken eşlik gerekiyor; ikisini karıştırmak sonuç vermiyor.
Yeni yazılardan haberdar ol
Yeni yazı yayınladığımda haber vereyim. Reklam yok, başka bir şey yok.