İçeriğe geç
Kitap Önerilerim

Çalınan Dikkat (Stolen Focus)

Johann Hari

Odaklanamamak senin suçun değil diyen bir kitap. Rahatlatıyor, kanıtı ise her bölümde aynı ağırlığı taşımıyor ve DEHB bölümü ayrıca dikkat istiyor.

9 dakika okuma
Bu yazıda 11 bölüm var

İngiltere'de Ocak 2022'de Bloomsbury'den çıktı, Amerika'da aynı ay Crown'dan. Yaklaşık üç yüz elli sayfa. Tam adı Stolen Focus: Why You Can't Pay Attention, and How to Think Deeply Again.

Türkçesi Metis Yayınları'ndan Çalınan Dikkat: Neden Odaklanamıyoruz? adıyla çıkmış, çeviri Barış Engin Aksoy'un, 320 sayfa. Yayın yılı konusunda kaynaklar birbirini tutmuyor. Kitapyurdu'nda 2024 görünüyor, bir kütüphane kaydında ve yayımlanmış bir değerlendirmede 2022, bir başka kayıtta 2023 tarihli üçüncü baskı geçiyor. Yılı o yüzden yazmıyorum.

Bu bir DEHB kitabı değil. Ama DEHB'li okurlar arasında çok dolaşıyor ve bir bölümü doğrudan DEHB'ye ayrılmış. O bölüm bu yazının en önemli yeri olacak. Bu inceleme kitabın içindekiler listesine, yayınevi tanıtımlarına ve yayımlanmış değerlendirmelere dayanıyor. Bölümlerin neyi savunduğunu o kaynaklar kadar anlatabilirim, kitabın her cümlesini bilmiş gibi yazmayacağım.

Yazar

Johann Hari 1979 doğumlu bir İngiliz gazeteci. Cambridge'de King's College'da sosyal ve siyasal bilimler okumuş, The Independent'ta köşe yazmış. Daha önce uyuşturucu savaşlarını anlatan Chasing the Scream (2015) ile depresyonun toplumsal köklerini tartışan Lost Connections (2018) var. Üçünün de kalıbı aynı: kendi sıkıntısıyla başlıyor, dünyanın dört yanında uzmanlarla konuşuyor, sonunda bireysel görünen şeyin arkasındaki toplumsal nedeni gösteriyor.

Hari'nin geçmişinde bilinen bir leke var ve onu yazmadan geçmek dürüst olmaz. 2011'de intihal ve uydurma suçlamaları gündeme geldi, kendisi bir kısmını kabul etti, gazeteden uzaklaştırıldı ve sonra ayrıldı. 2008'de aldığı Orwell Ödülü geri alındı. Eylül 2011'de kendisi ve çatıştığı gazeteciler hakkındaki Wikipedia maddelerini sahte bir hesapla düzenlediğini de itiraf etti. Bunlar kitabın içeriğini kendiliğinden çürütmüyor. Ama bir gazetecinin aktardığı çalışmaları kontrol etmeden benimsememek için iyi bir neden ve bu kitabı okurken o alışkanlığa ihtiyaç var.

Çıkış fikri

Kitap bir itirafla açılıyor: Hari kendi dikkatinin dağıldığını görüyor. Giriş bölümü Memphis'te geçen bir sahneyle başlıyor ve vaftiz oğlu Adam'ın ekrandan kopamayışı üzerinden kuruluyor.

Sonra bir deney yapıyor. Amerika'nın Provincetown kasabasına gidip üç ay boyunca akıllı telefonsuz ve internete bağlı bilgisayarsız yaşıyor. Deney kişisel bir sınama olarak planlanmıştı. Dönüşünde işin telefonu kapatıp toparlanmakla bitmediğini anlıyor. Yüzlerce uzmanla görüşüyor ve tezi oturuyor: dikkat bir irade meselesi gibi yaşanıyor ama bir ortam meselesi. On iki ayrı neden var, çoğu bireyin elinde değil, çözümün büyük kısmı toplumsal.

Bu tez güçlü bir şey yapıyor, suçluluğu okurdan alıp başka bir yere koyuyor. DEHB'li bir yetişkin olarak bu cazibeyi çok iyi anlıyorum. Bir kitabın “sen değilsin” demesi, kanıtından bağımsız olarak iyi hissettiriyor, o yüzden ölçüyü kendimizin tutması gerekiyor.

İç sayfalar: hız, akış, uyku

Ana gövde on iki nedenden oluşuyor. Bölüm sayısı on dört, çünkü altıncı neden iki bölümde işleniyor ve araya iki çözüm bölümü giriyor.

Birinci neden: hız, geçiş ve filtreleme. Bilginin akış hızı. Bir değerlendirmeden, ortalama bir insanın günde karşılaştığı bilgi miktarının yüz yetmiş dört gazeteye denk geldiği hesabının kitapta geçtiğini öğrendim. Asıl ağırlık çoklu görevde. Hari'ye göre çoklu görev diye bir şey yok, hızlı geçiş var ve her geçiş zaman ile doğruluk kaybettiriyor. Sitedeki çoklu görev efsanesi yazısında aynı mekanizmayı DEHB açısından yazmıştım.

İkinci neden: akış hallerinin zedelenmesi. Csikszentmihalyi'nin akış kavramına yaslanıyor. Akış için net bir hedef, kişiye anlamlı gelen bir iş ve yeteneğin biraz üstünde bir zorluk gerekiyor. Yayımlanmış bir değerlendirmeye göre Hari ekrana bakmayı akışı en az veren işlerden biri sayıyor. Bence bölümün iyi yanı çözümü yasaklarda aramaması, insanı derin ilgi duyduğu işe yaklaştırmaya çalışması.

Üçüncü neden: bedensel ve zihinsel yorgunluk. Uyku. Yetersiz uykunun dikkati, belleği ve ruh halini bozduğu zaten bilinen bir şey, Hari bunu yapay ışığa ve çalışma düzenine bağlıyor. Yatmadan önce ekrandan uzak durmak, odayı serin tutmak gibi pratik öneriler buradan çıkıyor. DEHB'de bu konu ek bir katman taşıyor, DEHB ve uyku yazısında iç saatin kaymasını anlattım.

İç sayfalar: okumak, dalmak, izlenmek

Dördüncü neden: uzun okumanın çöküşü. Roman okumanın azaldığı, ekranda okumanın insanı tarayarak okumaya alıştırdığı anlatılıyor. Ekranda okuyanın daha az anlayıp hatırladığı bulgusu, değerlendirmelerde “ekran aşağılığı” diye geçiyor. DEHB'de okuma güçlüğünün sebebini ben ekrandan çok çalışma belleğinde ve geç gelen ödülde görüyorum, sitedeki DEHB'de kitap okumak neden zor yazısında bunu açtım. İkisi çelişmiyor, üst üste biniyor.

Beşinci neden: zihin gezintisinin bozulması. Dalıp gitmenin boş zaman kaybı olmadığını, fikirlerin birbirine bağlandığı yer olduğunu savunuyor. Bu fikir bana yakın. Yürümeyi seven biri olarak telefonsuz yürüme önerisini kitabın en rahat savunabileceğim önerisi sayıyorum.

Altıncı neden, iki bölüm: seni izleyen ve yönlendiren teknoloji. Kitabın en sert kısmı bu. Shoshana Zuboff'un gözetim kapitalizmi kavramı, eski Google mühendisi Tristan Harris'in ve sonsuz kaydırmayı tasarlayan olarak bilinen Aza Raskin'in anlattıkları burada. Mantık şu: ücretsiz platformlar kullanıcı profilini reklam gelirine çeviriyor, kazanç ekranda geçen süreyle artıyor, algoritmalar da bu yüzden öfkeyi ve korkuyu öne çıkarıyor. Bir değerlendirmeden, her ahlaki öfke sözcüğünün tweet'in paylaşılma oranını yaklaşık yüzde yirmi artırdığı verisinin kitapta geçtiğini öğrendim. Sonsuz kaydırma yazım bu mekanizmanın DEHB'de neden bu kadar iyi tuttuğunu anlatıyor.

İç sayfalar: bireyin sınırı, stres, beden, çocuklar

Yedinci neden: acımasız iyimserlik. Bence kitabın felsefi omurgası bu. Hari bireysel çözümlerin tek başına yetmediğini, bunu kullanıcıya bırakan platformun da kullanıcıyı oyaladığını söylüyor. Nir Eyal'ın Indistractable kitabını bu açıdan eleştiren bir bölüm var. Ondan sonraki bölüm, “daha derin çözümün ilk belirtileri”, bireyden sisteme geçiyor: gözetim kapitalizminin sınırlanması, platformların kamusal denetimi, tasarımın değişmesi.

Sekizinci neden: stres ve tetikte olma. Güvende hissetmeyen zihnin dikkati tehdit taramaya kayıyor. Mantıklı ve DEHB'de de çok tanıdık bir şey. Hız ve yorgunluk dalgasını tersine çevirmeyi başaran yerleri anlatan bir bölüm onu izliyor. Adı böyle bir şey, içindeki örnekleri doğrulayamadım.

Dokuzuncu ve onuncu nedenler: beslenme ve kirlilik. Şekerli ve işlenmiş beslenmenin kan şekerini dalgalandırdığı, kurşun gibi kirleticilerin çocuk beynini etkilediği anlatılıyor. Bir okur değerlendirmesi bu bölümü kitabın en zayıf bağlanmış kısmı olarak görüyor, çünkü iki ayrı konu tek bölüme sığdırılmış. Beslenmenin DEHB'deki yeri için sitedeki DEHB ve beslenme yazısına bakabilirsin.

On birinci neden: DEHB'nin yükselişi. Aşağıda ayrıca ele alıyorum.

On ikinci neden: çocukların hapsedilmesi. Denetimsiz dışarıda oynamanın azalması, yoğun programlar, sınav baskısı. Hari serbest oyunu dikkatin gelişimine bağlıyor. Sevdiğim bir bölüm, ama bu bağın kanıt düzeyini bilmeden onaylamak istemiyorum.

Son bölüm: Dikkat İsyanı. Hari kişisel öneriler sıralıyor: telefonu belirli saatlerde kilitleyerek önceden taahhüt vermek, dağıldığında kendini azarlamak yerine akışa yaklaşmaya çalışmak, sosyal medyadan uzun bir ara vermek, telefonsuz yürümek, uyumak. Ardından bunların yetmediğini söyleyip üç toplumsal talep koyuyor: gözetim kapitalizminin yasaklanması, dört günlük iş haftası, çocuklara serbest oyun.

En güçlü yanları

Kitap bir durumu adlandırıyor ve bunun değeri büyük. Sürekli dağılmak insanın kendi zayıflığı gibi yaşanıyor, Hari bunun bir ortamın sonucu olduğunu gösteriyor. Ortam düzenlemesinin iradeden fazla iş yaptığını düşünen biri olarak bu çerçeveyi sahipleniyorum.

İkincisi, bireyi ve sistemi aynı anda düşünmeye zorluyor. Bireysel öneriler var ama kitap “bunlar yeter” demiyor. Türkçe bir değerlendirme kitabın bireyin mi sistemin mi öne alınacağı sorusunda net bir karara varmadığını, bunun da okuru kararsız bıraktığını yazmış. Katılıyorum, ama bunun biraz da dürüstlük olduğunu düşünüyorum.

Üçüncüsü okunabilirlik. Hari iyi bir anlatıcı. Görüştüğü bilim insanlarının kayıtlarını kitabın internet sitesinde yayımlamış, kitabın sonunda da dikkat için mücadele eden grupların listesi var.

Zayıf yanları ve eleştiriler

En ciddi eleştiri kanıt düzeyine dair. Psikolog Stuart Ritchie UnHerd'de yazdığı değerlendirmede, insanların dikkat kapasitesinin zaman içinde azaldığı iddiasının gerçek veriyle desteklenmediğini söylüyor. Hari'nin dayandığı şeyler daha çok anekdot, kendi dijital detoks deneyimi ve birkaç küçük çalışma. Ritchie, Hari'nin kitapta dikkat kapasitesini yıllar içinde izleyen uzun dönemli bir çalışma olmadığını kabul ettiğini de aktarıyor. Aynı yazıda Hari'nin Facebook'ta yakındaki arkadaşları gösteren bir özellik olmadığını yazdığı, oysa böyle bir özelliğin 2014'ten beri bulunduğu belirtiliyor. Küçük bir yanlış, ama kaynakları kontrol etme konusundaki kaygıyı besliyor.

Ritchie'nin ikinci itirazı kesinlik tonuna. Hari çalışmaların sınırlarını ve bilim insanları arasındaki anlaşmazlığı bir cümleyle geçip aynı güvenle devam ediyor. Üçüncüsü ekonomik yorum, yani büyümeye ve kapitalizme yüklenen suç. Ritchie büyümenin yoksulluğu ve hastalığı azalttığını hatırlatıyor. Bu siyasi bir tartışma, iki tarafın da haklı noktası var.

Matthew Sweet ise Londoner's Diary köşesinde daha sert davrandı. Gençlerin bir işe yalnızca altmış beş saniye odaklandığı iddiasının dayandığı çalışmanın yanlış okunduğunu söyledi ve kitabın yayından çekilmesi gerektiğini savundu. Hari, çalışmanın küçük olduğunu yazdığını, örneği yalnızca giriş için kullandığını ve arkasında daha geniş kanıt bulunduğunu söyleyerek karşılık verdi. Kimin haklı olduğuna ben karar veremem, ama iki tarafı da okumak yeterince bilgi veriyor.

Bir de kitabın kendi eleştirdiği şeye düşmesi var. Türkçe bir değerlendirme, internetin bilgi yüklemesini eleştiren kitabın okuru da bilgiyle yorduğunu not ediyor. Bunu abartılı bulmuyorum.

DEHB bölümü

Burası benim için en kritik yer. Hari DEHB'yi nedenlerden biri olarak ele alıyor ve yükselen tanıyı büyük ölçüde çevresel ve toplumsal bir tablo olarak okuyor. Türkçe değerlendirmeye göre genetik payı yok saymıyor, genlerin çevreye duyarlı biçimde açılıp kapanabildiğini ekliyor. Ama çözümün ilaç yerine serbest oyun, daha az sınav baskısı ve daha rahat bir okul düzeni olduğunu savunuyor, ilacı da çevresel bir sorunun bireysel çözümü olarak çerçeveliyor.

Bu çerçevede ciddi sorunlar görüyorum. İkiz çalışmalarında DEHB'nin kalıtılabilirliği yüzde yetmiş civarında bulunuyor, yani çevre tek açıklama değil. İlaç tedavisinin etkisi kontrollü çalışmalarda ölçülmüş durumda, kılavuzların hangi sırayı önerdiğini ilaç mı terapi mi yazısında anlattım. Yükselen tanı sayısı da kendi başına çevresel bir kanıt sayılmaz, tanı abartılıyor mu yazısında farkındalığın ve gözden kaçan grupların payını yazdım. Aşırı tanı tartışmasını bağırmadan yapan bir kitap arıyorsan The ADHD Explosion çok daha dengeli.

İlaç kararı hekimle verilir ve bu kitap onun yerine geçmez. Bu bölümü okurken “DEHB çevreden ibaret, öyleyse sorun bende değil ortamda” sonucuna varmak kolay. Bu sonuç, kitabın kendi verdiği kanıtla bile tam desteklenmiyor.

Kime, kime değil

“Neden bu kadar dağılıyorum” sorusuna suçluluk dışında bir çerçeve arayan herkese iyi bir başlangıç. Telefon, uyku, çocuklarda oyun ve iş hayatındaki hız gibi konulara ilk kez toplu baktırması açısından da değerli.

Yeni tanı almış ve hala “ben yetersizim” diye düşünen DEHB'li okur için faydası iki yönlü. Sistem çerçevesi rahatlatıyor ama DEHB bölümü yanlış bir yöne çekebilir. O bölümü hekimle ya da güvendiğin bir kaynakla birlikte okumak daha iyi.

Kitabı bir araştırma raporu gibi bekleyen, her iddianın arkasında sağlam bir çalışma görmek isteyen okur için uygun değil. Ona kaynak notlarını yanında tutmasını öneririm.

Rafın içindeki yeri

Rafta odaklanma üzerine en yakın kitap Derin Çalışma. Newport bireyin kendi takvimini nasıl kuracağına bakıyor, Hari ise bireyin elinde olmayanı gösteriyor. İkisini birlikte okumak mantıklı: biri teşhis, öbürü reçete, ikisi de biraz fazla eminlikle yazılmış.

DEHB'nin çevresel okunması tartışmasında Dağınık Zihinler ile ADHD Nation ayrı yönlerden aynı kapıdan giriyor. İkisinin de kendi sınırları var ve karşılaştırarak okumak daha öğretici.

Kapanış

Çalınan Dikkat'i bir araştırma raporu gibi değil, bir tez kitabı gibi okumak gerekiyor. Tezin bir yarısı yerinde: ortam dikkati şekillendiriyor ve suçluluk iyi bir yönlendirici değil. Öbür yarısı kanıt açısından gevşek, DEHB bölümü ise en gevşek yer. Ben kitabı ilk altı neden için tutardım, geri kalanını kaynaklara dönerek okurdum.