İçeriğe geç
Kitap Önerilerim

Burnout

Emily Nagoski & Amelia Nagoski

Stresin sebebini çözmek stresi bitirmiyor. Kitap bu iki şeyi birbirinden ayırıyor ve bedene döngüyü kapatması için ne verilmesi gerektiğini anlatıyor.

8 dakika okuma
Bu yazıda 12 bölüm var

Burnout: The Secret to Unlocking the Stress Cycle, Ballantine Books'tan 2019'da çıktı. Yayınevi sayfası e-kitap ve sesli kitap için 26 Mart 2019, ciltsiz baskı için 7 Ocak 2020 tarihini veriyor. Ciltsiz baskı 304 sayfa.

Doğrulanmış bir Türkçe basımına ulaşamadım; özgün adıyla yazıyorum.

Bu yazı kitabın içindekiler listesine (kütüphane katalog kayıtlarındaki haliyle), yayınevi tanıtımına, okurların kitaptan aldığı alıntılara ve yayımlanmış değerlendirmelere dayanıyor. Kitabı baştan sona okuduğumu iddia etmiyorum. Bölümlerin içeriğini yalnızca bu kaynaklarda doğrulayabildiğim kadarıyla anlatıyorum, doğrulayamadığım yeri de söyleyeceğim.

İki kız kardeşin kitabı

Emily Nagoski sağlık davranışı alanında doktora yapmış bir eğitimci. Danışmanlık yüksek lisansını ve doktorasını Indiana Üniversitesi'nde tamamlamış, klinik ve araştırma eğitimini Kinsey Enstitüsü'nde almış. Bundan önce cinsel işlevi anlatan Come as You Are adlı çok satan kitabı yazmıştı. Amelia Nagoski onun ikizi. Koro şefi, müzik alanında DMA derecesi var ve Western New England Üniversitesi'nde ders veriyor.

Kitabın çıkış hikayesi bu ikili üzerinden anlatılıyor. Boston Globe'a verdiği söyleşide Emily, Amelia'nın iki tükenmişlik dönemi geçirdiğini ve bunların hastaneye yatışla bittiğini anlatıyor. Kendi ifadesiyle kız kardeşinin yanına stresin fizyolojisi üzerine hakemli makalelerden oluşan bir yığınla gitmiş. Kitap bu iki bakışın, bilim insanının ve sahnedeki insanın karışımı gibi duruyor.

Aynı söyleşide Emily, Come as You Are'daki stres bölümünün okurlar tarafından en yararlı bulunan kısım olduğunu da söylüyor.

Çıkış fikri: stresör ile stres aynı şey değil

Kitabın tek cümlelik fikri şu: stresi yaratan şey (stresör) ile vücudunda dolaşan stres tepkisi iki ayrı olay. Teslim tarihini yetiştirdin, kavgayı bitirdin, sorun çözüldü. Vücudun bunu hala haber almamış olabilir.

Yazarlar buna "döngüyü tamamlamak" diyor. Tehdit geçtiğinde vücudun savaş, kaç ya da donma hazırlığını bitirmesi gerekiyor. Bu bir düşünce işlemi değil, fizyolojik bir geçiş. Okur alıntılarından anladığım kadarıyla kitap bunu açıkça yazıyor: kendine "artık her şey yolunda" demek işe yaramıyor, vücuda ihtiyacı olanı vermek gerekiyor.

Amelia'nın MIT'teki konuşmasından aktarılan cümle bütün fikri taşıyor: "Stres düşmanın değil, takılıp kalmak düşmanın."

Kitabın ikinci büyük fikri kadınlara yönelik. Yazarlar, kadınlardan beklenen şeyle gerçek hayat arasındaki uçurumu kapatmaya çalışmanın insanı tükettiğini söylüyor. Yayınevinin tanıtımı da bu çerçeveyi öne çıkarıyor.

İçindekiler nasıl duruyor

Kütüphane katalog kayıtları içindekileri üç öbek halinde veriyor. İlk öbek: "What you take with you", ardından "Complete the cycle", "#persist" ve "Meaning". İkinci öbek: "The real enemy", "The game is rigged" ve "The bikini industrial complex". Üçüncü öbek: "Wax on, wax off", "Connect", "What makes you stronger" ve "Grow mighty". Sonda "Joyfully ever after" başlıklı bir sonuç var.

Hangi başlığın kısım, hangisinin bölüm adı olduğunu katalog kaydından kesin çıkaramadım. Bir değerlendirme kitabın üç kısımdan oluştuğunu söylüyor ve ikinci kısmın temasını "oyun hileli" olarak anıyor. Yazarların kendisi de ilk üç konuyu (döngüyü tamamlamak, planlı sorun çözme ve olumlu yeniden değerlendirme, daha büyük bir şeye bağlanmak) kitabın ilk üç bölümü olarak anıyor.

Döngüyü tamamlamak

İlk bölüm kitabın temeli. Kitabın en başında duygular için bir tünel imgesi kullanılıyor: sonuna kadar gidersen ışığa varırsın. Tükenme ise duyguda takılıp kalınca ortaya çıkıyor.

Önerilen yollar bilindik gibi duruyor ama gerekçeleri ilginç. Yayımlanmış özetlerde ve okur notlarında şunlar geçiyor: fiziksel hareket (kitaba göre döngüyü kapatmanın en verimli yolu), nefes, uyku, ağlamak, gülmek, yaratıcı ifade ve sevgi gösterisi. Sevgi gösterisi için verilen somut öneri yirmi saniyelik bir sarılma. Kitaptan alıntılandığı kadarıyla ortak payda şu: hepsinde bir şey yapmak gerekiyor.

Kitabın burnout tanımı üç bileşene dayanıyor: duygusal tükenme, insanlardan kopma ve başarı duygusunun azalması.

Sitedeki DEHB'de tükenmişlik yazısında yük ile dinlenme arasındaki ilişkiyi anlattım. Nagoski'lerin ayrımı oraya bir katman ekliyor: dinlenmek bazen yetmiyor, çünkü vücut döngüyü kapatmamış olabilir.

Devam etmek ve daha büyük bir şey

İkinci başlık, "#persist", devam etmek üzerine. Okur alıntılarına göre burada iki araç öne çıkıyor: planlı sorun çözme ve olumlu yeniden değerlendirme. İkisi de beynin "Monitor" dediği izleyiciyi tatmin etmek için. Yayınevinin tanıtımı bu izleyiciyi, kitapta hayal kırıklığını düzenleyen bir mekanizma olarak anlatıyor.

Devam etme ya da bırakma kararı için dört listelik bir yöntem de var. Devam etmenin faydaları, bırakmanın faydaları, devam etmenin bedeli ve bırakmanın bedeli. Sonra karar veriliyor. Kararın içine döngüyü tamamlamak da giriyor.

Üçüncü başlık "Meaning", yani anlam. Kitap anlamı, kendimizden büyük bir şeye bağlı olma duygusu olarak tanımlıyor ve okur alıntılarına göre araştırmanın üç kaynak gösterdiğini söylüyor: iz bırakacak iddialı hedefler, ruhani bir çağrıya hizmet ve sevgiyle kurulan yakın bağ. Kitap buna "Something Larger" diyor.

Burası bana raftaki iki felsefe kitabını hatırlattı. Frankl'ın anlam kitabı ile Camus'nün Sisifos'u anlamı bambaşka yerlerde arıyor. Nagoski'ler daha pratik bir yerde duruyor: anlam seni durdurmuyor, devam ettiren yakıt oluyor. Bence üç kitabı yan yana koymak ilginç, ama bu bir kıyaslama değil. Nagoski'nin işi felsefe değil, bir tükenmişlik tarifi.

Oyun hileli: gerçek düşman

İkinci öbek kitabın sertleştiği yer. Kate Manne'nin Down Girl kitabından alınan bir ayrım kullanılıyor: "human givers" ve "human beings". Birinci sınıfın görevi zamanını, ilgisini, sevgisini ve bedenini vermek. İkinci sınıf ise bunları almak için orada. Kitap, bu beklentiye "Human Giver Syndrome" adını veriyor ve bunu tükenmişliğin ilk kötüsü olarak kuruyor.

Bu kısımda bir benzetme çok dolaşıyor. Uçurumda rüzgara karşı büyüyen çarpık bir ağaç ile düz arazide büyüyen dik bir ağaç. Çarpık ağaç düz zemine taşınınca tuhaf görünüyor, ama o, büyüdüğü yerde hayatta kalmanın bedelini taşıyor. Kitap şunu söylüyor: neden o düz zeminde gelişemiyorlar diye sormak yerine, zeminin herkesin gelişebileceği şekilde nasıl değişeceğini sormak gerek.

Aynı bölümde öğrenilmiş çaresizlik üzerine bir kısım da var. Kitaba göre çaresizlik, vücudu kullanan bir şey yaparak geri alınabiliyor: yürümek, bir yastığa bağırmak, sanata dökmek. Öfke ve yas için de benzer bir yaklaşım var; yıllarca bastırılmış öfke tamamlanmamış döngü olarak görülüyor.

"Bikini endüstriyel kompleksi" başlıklı kısım ise güzellik kültürünün kadın bedeniyle kurduğu ilişkiyi ele alıyor. Tanıtım metni, bu kısımda savunma yolları verildiğini söylüyor. Kitaptaki alıştırmalardan biri bedene bir bakıcı gibi yaklaşmak: görünüşüne bakıp değerlendirmek yerine ona nasıl olduğunu sormak. Aç mısın, susuz musun, yorgun musun, yalnız mısın. Bu alıştırma, sitedeki beden sinyali körlüğü yazısının konusuna komşu.

Bağ, şefkat ve kitabın sonu

Üçüncü öbeğin başlığı "Wax on, wax off". Ortadaki iki başlığın, "What makes you stronger" ve "Grow mighty" kısımlarının içeriğini kaynaklarda ayrıntılı göremedim, o yüzden yorumlamıyorum. "Connect" kısmından ise iki şey çıkıyor: karşılıklı güvenin iki tarafı da besleyen bir enerji ürettiği fikri ("Bubble of Love") ve güvenilmez insanların enerji çekici olduğu tespiti.

Kitabın sonuna doğru anlatılan bir fikir kendine şefkat: kendine acımasızlık dünyadaki acımasızlığı artırıyor, kendine nazik davranmak ise dünyaya nezaket ekliyor. Mutluluk ile neşe ayrımı da var (Brittney Cooper'dan aktarılıyor): mutluluk olup bitenlere bağlı, neşe ise amaçtan gelen içsel bir netlik.

Kapanışta ise kitabın en çok alıntılanan fikri duruyor: tükenmişliğin çaresi "öz bakım" değil, hepimizin birbirimizle ilgilenmesi.

En güçlü yanları

İlk güçlü yanı, fikri bedene indirmesi. Çoğu tükenmişlik kitabı takvimi düzenle, sınır koy, hayır de diyor. Bu kitap önce vücuda bakıyor. Bence bu, hem bilimsel hem pratik açıdan daha dürüst bir giriş.

İkincisi, bilimin sınırını kendisi söylüyor. Okur alıntılarında yazarların üç uyarı yaptığı geçiyor, bunlardan biri bilimin pahalı olduğu ve araştırmayı kimin ödediğinin sonucu etkileyebileceği. Bu cümle bir self-help kitabında pek rastlanmayan bir alçakgönüllülük.

Üçüncüsü ton. Bir okur değerlendirmesi, bölüm sonlarında kısa özet kutuları ("tl;dr") bulunduğunu ve bölümlerin birbirine akarak bağlandığını söylüyor. Bunlar kitabı okunur kılıyor.

Zayıf yanları ve eleştiriler

Birincisi, hedef kitle. Bir değerlendirme önerilerin erkekler için de işe yarayabileceğini ama kitabın kadınlarla konuştuğunu belirtiyor. Bu bilinçli bir tercih ve gücü de oradan geliyor, ama kadın olmayan okur için anlatının yarısı yabancı kalabilir.

İkincisi, kanıt düzeyi. Egzersizin stres tepkisini azalttığına dair bulgular var ve kitabın hareketi öne çıkarması bu bulgularla uyumlu. Ama "döngüyü tamamlamak" ifadesi kitabın popüler çerçevesi. Kitabın her önerisini tek tek sınayan bir çalışma görmedim, ama bütün literatürü taradığımı da söyleyemem. Bunu kanıtlanmış bir protokol gibi değil, makul bir çerçeve gibi okumak bence daha güvenli.

Üçüncüsü, tıbbi çerçeve. Burnout, Dünya Sağlık Örgütü'nün sınıflamasında (ICD-11) meslek bağlamında bir olgu olarak geçiyor, bir hastalık tanısı olarak değil. Bunu kitaptan değil sınıflamadan biliyorum. Kitabın kapsamı ise işin dışına, bakım vermeye ve gündelik hayata taşıyor. Depresyon ya da anksiyete gibi durumlarda böyle bir kitap ilacın ya da terapinin yerini tutmaz.

Dördüncüsü, bireysel çözüm. Yazarlar yapısal sorunları ciddiye alıyor. Yine de elindeki somut öneriler çoğunlukla bireyin yapabilecekleri. Bence bu, türün doğası.

Kime, kime değil

Dinlendiği halde yenilenmeyen, sorun çözüldüğü halde gerginliği gitmeyen insanlara. Hayatı boyunca "iyi biri olmak" için kendini tüketen kadınlara. Stresi anlatan kitapları fazla soğuk bulanlara.

Hazır bir program arayana göre değil. Kitap bir program değil, bir bakış kazandırıyor. Ağır bir depresyon ya da anksiyete yaşayan birinin ilk durağı da olmamalı.

Tanıtımda ve içindekilerde DEHB geçmiyor. DEHB'li biri için bu kitap bir DEHB kitabı değil, genel bir stres kitabı. Yine de bana kalırsa DEHB'li okur için ilginç bir yanı var: duygu düzenleme ve öfke patlamaları yazılarında anlattığım şey, duygunun bedende yarım kalması. Nagoski'lerin çerçevesi bu yarım kalmaya bir isim veriyor. Kitabın DEHB'li okurlarda ayrıca sınandığını bilmiyorum.

Rafın içindeki yeri

Bu raftaki kitapların çoğu yapılacakları anlatıyor. Bu kitap vücudun yarım bıraktığını anlatıyor. Beden Kayıt Tutar ile aynı yöne bakıyor ama çok daha hafif; travma dilini taşımıyor.

Spor tarafında DEHB'de spor gerçekten işe yarıyor mu yazısına bakmak yararlı: hareketin neden bu kadar öne çıktığını oradan okuyabilirsin.

Benim tavrım

Kitabın en iyi cümlesi bence dolaylı: stres düşman değil. Ben stresle savaşmak yerine onu bitirmeyi öğrenmeyi daha makul buluyorum. Ama "döngüyü tamamla" cümlesini bir ödev listesine çevirirsen, bir madde daha eklemiş olursun. Kitaptan bir yöntem, ikinci bir yük olmasın diye alınmalı.