DEHB tanısı abartılıyor mu?
Tanı sayıları neden arttı, bu artış aşırı tanı mı yoksa gecikmiş tanının telafisi mi. İki yönlü riski birlikte görmek.
Bu yazıda 6 bölüm var
Bu soru hem kötü niyetle hem iyi niyetle soruluyor. İkisine de aynı cevabı vermek gerekiyor, çünkü sorunun içinde gerçek bir mesele var.
Yaygınlık ne kadar
Önce zemini kuralım.
Polanczyk ve arkadaşlarının (2007) dünya çapındaki derlemesi, çocuklarda yaygınlığı yüzde 5 civarında buldu. Willcutt'ın (2012) meta analizi de benzer bir aralık bildiriyor.
Kritik bulgu şu: ülkeler arasındaki farkların büyük bölümü, gerçek farklardan çok yöntem farklılıklarından kaynaklanıyor. Hangi ölçütün kullanıldığı, kime sorulduğu ve işlev kaybının aranıp aranmadığı sonucu değiştiriyor.
Yani DEHB belirli bir kültürün ya da belirli bir dönemin ürünü değil.
O zaman neden sayılar arttı
Tanı konma sayısındaki artış gerçek. Ama bu, yaygınlığın arttığı anlamına gelmiyor. Birkaç açıklaması var:
Daha önce görülmeyen gruplar görülüyor. En büyük pay burada. Uzun süre tablo hareketli erkek çocuk üzerinden tanımlandı. Sessiz, dalgın, sınıfın arkasında hayal kuran çocuk kimseyi rahatsız etmediği için yönlendirilmedi.
Young ve arkadaşlarının (2020) uzman uzlaşı metni, kadınlarda DEHB'nin sistematik olarak gözden kaçtığını ortaya koyuyor. Bugün tanı alan yetişkin kadın sayısındaki artış, yeni bir salgın değil, birikmiş bir gecikmenin telafisi.
Yetişkin tanısı mümkün hâle geldi. Uzun süre DEHB çocukluk tablosu sayıldı. Yetişkin ölçütleri ve yetişkin klinikleri görece yeni.
Farkındalık arttı. İnsanlar belirtileri tanıyor ve başvuruyor.
Ölçütler değişti. Tanı kitaplarındaki güncellemeler, tanı konabilen kişi grubunu bir miktar genişletti.
Bir şeyin daha çok görülmesi ile daha çok olması aynı şey değil. Gözlük takan insan sayısının artması, gözlerin bozulduğunu göstermiyor.
İki yönlü risk
Bu tartışmanın dürüst yapılabilmesi için iki riski birden söylemek gerekiyor.
Risk 1: Dikkatsiz tanı. On beş dakikalık bir görüşmede, yalnızca bir ölçeğe bakılarak, çocukluk öyküsü alınmadan ve ayırıcı tanı yapılmadan konan tanılar gerçek bir sorun. Kaygı, depresyon, uyku bozukluğu ve travma benzer tablolar üretiyor.
Risk 2: Hiç konmayan tanı. Bu risk tarihsel olarak çok daha yaygın ve bedeli çok daha ağır. Dünya Federasyonu uzlaşı metni (Faraone ve ark., 2021), tedavi edilmeyen DEHB'nin eğitim, iş, kaza riski ve sağlık alanlarında ölçülebilir olumsuz sonuçlarla ilişkili olduğunu ortaya koyuyor.
"Abartılıyor" tartışması genellikle yalnızca birinci riski konuşuyor. İkincisi de var ve daha büyük.
İyi tanı neye benziyor
Bu soruyu değerlendirmenin en pratik yolu, tanının nasıl konduğuna bakmak:
- Çocukluk öyküsü alındı mı
- Belirtilerin birden fazla ortamda olduğu soruldu mu
- İşlev kaybı somut örneklerle konuşuldu mu
- Tabloyu açıklayabilecek başka durumlar elendi mi
- Mümkünse başka bir kaynaktan bilgi alındı mı
Bunlar yapılmadıysa, tanının kendisine değil sürecine güvenilmemeli. İkinci görüş almak meşru bir tercih.
Sürecin nasıl işlemesi gerektiğini yetişkinlikte DEHB tanısı nereden alınır yazısında anlattım.
Sosyal medya kısmı
Kısa videolardan yola çıkarak kendine tanı koymak yaygınlaştı ve bu, tartışmanın en gerçek tarafı.
Bu içeriklerin faydalı bir yanı var: pek çok kişi ilk kez orada kendini tanıyor. Bir tuzağı da var: genel geçer tarifler hemen herkese uyuyor. Sözlükte Barnum etkisi olarak geçen şey bu.
Ayrım şurada: "ben de bazen böyleyim" dedirten bir tarif zayıf bir veri. "Bu yüzden şu işi kaybettim" dedirten bir tarif güçlü.
Özet
Tanı sayıları arttı ama yaygınlık istikrarlı ölçülüyor. Artışın büyük bölümü, daha önce gözden kaçan grupların artık görülmesi.
Dikkatsiz tanı gerçek bir risk. Hiç konmayan tanı da öyle ve tarihsel olarak çok daha yaygın. İyi cevap, ikisini birden ciddiye almak.