İçeriğe geç
Kitap Önerilerim

İnsanın Anlam Arayışı

Viktor Frankl

Toplama kampından sağ çıkan bir psikiyatrist, orada gördüklerini anlatıyor ve bir yaklaşım kuruyor: anlam bulan dayanıyor.

3 dakika okuma
Bu yazıda 6 bölüm var

Frankl bir psikiyatrist ve toplama kamplarında üç yıl kaldı. Ailesinin çoğunu orada kaybetti.

Kitabın ilk yarısı orada gördüklerini anlatıyor. İkinci yarısı, oradan çıkardığı yaklaşımı.

Gözlemi

Frankl kampta bir şeyi fark ettiğini yazıyor: hayatta kalanları ayıran şey her zaman fiziksel dayanıklılık olmuyordu.

Dayanabilenlerde ortak olan şey, tutunacak bir sebebin bulunması. Bitirilmemiş bir iş, görülmeyi bekleyen biri, yazılacak bir kitap.

Bu gözlemi bir yasa olarak sunmuyor ve sunmaması önemli. Kampta ölenlerin anlam bulamadığı için öldüğünü söylemiyor; söylerse tarifsiz bir haksızlık olurdu.

Merkezdeki cümle

Kitabın en çok alıntılanan fikri şu: uyaran ile tepki arasında bir boşluk vardır ve o boşlukta seçim yapma özgürlüğü durur.

Her şeyin elinden alındığı bir yerde bile, olan bitene nasıl bakacağın elinden alınamıyor.

Bu cümle bir iyimserlik değil. Elde kalan en son şeyin tarifi.

Logoterapi

Frankl bu gözlemden bir psikoterapi yaklaşımı çıkarıyor: logoterapi. Merkezinde haz ya da güç değil, anlam arayışı duruyor.

Burada dürüst bir kayıt gerekiyor: logoterapinin kanıt tabanı, bugünün ölçütlerine göre sınırlı. Bilişsel davranışçı terapi gibi geniş biçimde sınanmış bir yaklaşım değil.

Kitabı değerli kılan şey bir tedavi kılavuzu olması değil. Bir sorunun sorulma biçimini değiştirmesi: "bu neden benim başıma geldi" yerine "bundan sonra ne yapacağım".

Yanlış okunduğu yer

Bu kitap sık sık bir motivasyon metnine indirgeniyor: yeterince güçlü bir sebebin varsa her şeye dayanırsın.

Bu okuma hem yanlış hem tehlikeli. Dayanamayan insanları suçlu duruma düşürüyor.

Frankl böyle bir şey söylemiyor. Anlatısında kurtulanların büyük ölçüde tesadüfle kurtulduğu açık.

Okuması nasıl

Kısa: iki yüz sayfa civarı ve ikinci yarısı daha kuramsal.

Dili sade. İlk yarı anlatı olduğu için hızlı okunuyor, ikinci yarı yavaşlıyor.

İlk yarı duygusal olarak ağır. Zor bir dönemdeysen bilerek başla.

1946'da yazıldı ve en çok okunan kitaplardan biri hâline geldi. Bu yaygınlık, kitabı zaman zaman söylediğinden fazlasını söylüyormuş gibi gösteriyor.

Bende ne bıraktı

Bu kitapla ilgili iki şey söylemem gerekiyor ve ikincisi daha önemli.

Birincisi: ilk yarı ağır. Frankl kampta gördüklerini anlatıyor ve bunu duygusallaştırmadan yapıyor, ki bu daha da ağır kılıyor. Birkaç kez ara vermek zorunda kaldım.

İkincisi: bu kitap bana çok yanlış anlatılmıştı.

Yıllarca şu şekilde duydum: yeterince güçlü bir sebebin varsa her şeye dayanırsın. Bir motivasyon cümlesi olarak. Kitabı okuyunca gördüm ki Frankl böyle bir şey söylemiyor.

Anlatısında kurtulanların büyük ölçüde tesadüfle kurtulduğu açık. Frankl'ın kendisi de bunu söylüyor. Dayanamayanları suçlayan tek bir cümle yok.

Bu ayrım benim için önemliydi, çünkü o motivasyon okuması dayanamayan insanı suçlu duruma düşürüyor. Kötü bir dönemden geçen birine "demek ki yeterince istemiyorsun" demenin kibar hâli.

Bende kalan asıl fikir, uyaran ile tepki arasındaki boşluk oldu. Her şeyin elinden alındığı bir yerde bile, olan bitene nasıl bakacağın elinden alınamıyor.

Bunu bir güç ilanı olarak okumuyorum. Elde kalan en son şeyin tarifi olarak okuyorum ve o kadarı bile bir şey.

Logoterapi kısmı beni daha az tuttu. Frankl bir yaklaşım kuruyor ve bugünün ölçütlerine göre kanıtı sınırlı. Kitabı değerli kılan şeyin bir tedavi kılavuzu olması olmadığını düşünüyorum. Bir sorunun sorulma biçimini değiştiriyor: "bu neden başıma geldi" yerine "bundan sonra ne yapacağım".

O soru değişimi bende kaldı.