Beden Kayıt Tutar
Bessel van der Kolk
Belirtileri bir tepki olarak görmek iyi geldi, her şeyin açıklaması haline gelince durdum. Bakış açısı kitabı olarak değerli, tanı kitabı olarak değil.
Read this article in EnglishDiesen Artikel auf Deutsch lesenLire cet article en français
Bu yazıda 7 bölüm var
Bu kitap DEHB rafında değil ve olmamalı. Ama DEHB bağlamında sürekli öneriliyor, o yüzden burada.
Van der Kolk bir psikiyatrist. 1970'lerden itibaren savaş gazileriyle, sonra istismar mağdurlarıyla çalışmış. Kitabın tezi şu: travma yalnızca hatırlanan bir şey değil, bedende ve sinir sisteminde iz bırakan bir şey.
Bana iyi gelen taraf
Belirtileri bir tepki olarak açıklaması.
Sürekli tetikte olmak. Kolay irkilmek. Bedende açıklanamayan bir gerginlik. Kalabalıkta çıkışları kontrol etmek. Uyurken bile tam gevşememek.
Bunları karakter özelliği olarak taşımak ile bir tepki olarak görmek arasında büyük fark var. Birincisi “ben böyleyim” diyor, ikincisi “bir şey oldu ve beden onu tutuyor” diyor.
Van der Kolk iyi yazıyor. Vaka hikayeleri güçlü ve kitabı bırakmak zor. Kendi kariyerini de anlatıyor: neyi yanlış yaptığını, hangi yaklaşımın işe yaramadığını.
Konuşma terapisinin sınırları
Kitabın en ikna edici bölümü bence bu.
Bazı hastalar olayı anlatabiliyor, bütün ayrıntılarıyla, defalarca. Ve hiçbir şey değişmiyor. Anlatmak bazen tekrar yaşatıyor.
Van der Kolk bunu bedenin ayrı bir kayıt tuttuğu fikriyle açıklıyor: olayın anlatısı bir yerde, bedenin tepkisi başka bir yerde duruyor ve birine dokunmak öbürünü değiştirmiyor.
Bu gözlem bende oturdu ve çok kişiden benzer şeyler duydum.
Sonra durdum
Kitap ilerledikçe travma her şeyin açıklaması haline gelmeye başladı.
Dikkat sorunları, huzursuzluk, ilişki güçlükleri, bağışıklık, bedendeki her ağrı.
Bir kitabın bu kadar geniş bir alanı tek bir çerçeveyle açıklaması beni temkinli yaptı. Her şeyi açıklayan bir teori, genelde hiçbir şeyi açıklamıyor.
Ve ben bir ara oraya kaydım: “Demek ki bendeki her şeyin sebebi travma.”
Sayılara baktığımda
İkiz çalışmalarına dayanan derlemeler DEHB'nin kalıtım oranını yaklaşık yüzde 74 buluyor. Psikiyatrik tablolar arasındaki en yüksek oranlardan biri.
Bu, travmanın DEHB'yi ürettiği iddiasıyla uyuşmuyor.
İki tablo birlikte bulunabiliyor ve ikisi de ele alınmalı; bunu söylemek gerekiyor. Travma yaşamış bir DEHB'linin ikisiyle birden uğraşması gerekebilir.
Ama birini diğerinin sebebi ilan etmek, yanlış yerde çözüm aramaya götürüyor.
Ben bunu bir süre yaptım ve kaybettiğim zamana yazık oldu. Bu kitabı okuyup aynı yere kayan çok insan var; buraya yazmamın sebebi de o.
Kanıt farkları
Kitap birkaç tedavi yaklaşımını olumlu anlatıyor: EMDR, yoga, tiyatro, nörofeedback, beden temelli terapiler.
Bunların kanıt düzeyi birbirinden çok farklı. Metin bu farkı yeterince belirtmiyor.
İki yöntem yan yana aynı güvenle anlatılınca okur ikisinin de aynı ölçüde sınandığını sanıyor.
Nörofeedback bölümü bu açıdan özellikle sorunlu. Körleştirilmiş çalışmalarda ve sahte uygulamayla karşılaştırıldığında anlamlı etki bulamayan meta analizler var; kitap bunu tartışmıyor.
Yazarı hakkında da bir not
Van der Kolk'un yönettiği merkezden ayrılması tartışma yarattı ve bu konu alanda konuşuluyor.
Bunun kitabın içeriğini geçersiz kıldığını düşünmüyorum. Ama bir kitabı yazarının otoritesine dayanarak okuyorsan bilmen gereken bir şey.
Nasıl okunmalı
Bir bakış açısı kitabı olarak değerli. Bir tanı kitabı olarak değil.
Travma öyküsü olan biri için tanıdık bir dil sunuyor ve bu gerçekten kıymetli. Beden tepkilerini adlandırabilmek tek başına bir kazanç.
Ama seni “bendeki her şeyin sebebi bu” sonucuna götürüyorsa, o noktada durup bir uzmanla konuşsan iyi olur. DEHB ile travma sonrası tablolar örtüşen belirtiler üretiyor ve ayrımı bir kitap yapamaz.
Dört yüz sayfayı aşıyor ve ağırlığı okudukça birikiyor. Bir oturuşta çok bölüm okumak yoruyor; ben bölerek okudum.