İçeriğe geç
Kitap Önerilerim

Essentialism

Greg McKeown

Daha azını ama daha iyi yapmak güzel bir fikir. Kitap hayır demeyi öğretiyor; hayır demenin bedelini kimin ödeyeceği sorusu bence geri planda kalıyor.

8 dakika okuma
Bu yazıda 13 bölüm var

Bu bir DEHB kitabı değil ve öyle olduğunu iddia etmiyor. Ama aşırı yüklenmiş, her şeye evet diyen, sonra altında ezilen insanlara yazıldığı için DEHB'li okurların rafında sık görüyorum.

Nisan 2014'te Crown Business'tan çıktı. Tam adı Essentialism: The Disciplined Pursuit of Less, yani daha azının disiplinli peşinde koşulması. Amerikan baskısının kütüphane kaydında 260 sayfa görünüyor, İngiltere'deki Virgin Books baskısı 304 sayfa. Yayınevi ve yazarın sitesi iki milyonun üzerinde sattığını söylüyor.

Kitapyurdu'nda iki Türkçe basım gördüm: Öz adıyla Koridor Yayıncılık'tan 2016'da, Özcülük: Daha Azın Disiplinli Arayışı adıyla Nova Kitap'tan Ağustos 2023'te. Çevirmen adını sayfada net okuyamadım, o yüzden yazmıyorum. Bölüm başlıklarını İngilizce özgün adlarıyla veriyorum, Türkçe karşılıkları benim.

Bu yazı kitabın içindekiler listesine, yayınevi ve yazar tanıtımlarına, kütüphane kayıtlarına ve yayımlanmış kısa değerlendirmelere dayanıyor. Sayfaların içini satır satır anlatıyormuş gibi yapmayacağım. Görüşlerim ise bana ait.

Yazar kim

Greg McKeown 1977'de Londra'da doğmuş. Brigham Young Üniversitesi'nde iletişim okumuş, 2008'de Stanford İşletme Okulu'ndan MBA almış. Bir süre Heidrick & Struggles'ın küresel liderlik biriminde çalışmış, sonra Kaliforniya'da kendi liderlik ve strateji danışmanlık şirketini kurmuş. Dünya Ekonomik Forumu onu 2012'de Genç Küresel Lider seçmiş.

Daha önce Liz Wiseman'la Multipliers (2010) adlı liderlik kitabını yazdı, sonradan Effortless (2021) geldi. Yani akademik bir araştırmacı değil, danışman ve konuşmacı. Bunu kötü bir şey olarak söylemiyorum ama kitabın tonunu ve kanıt düzeyini anlamak için bilmek gerekiyor.

Çıkış fikri: başarının kendi engeli

Stanford'daki yazar sayfasında McKeown'ın çıkış noktası şöyle anlatılıyor: yetenekli ve hırslı insanları bir sonraki basamağa çıkmaktan ne alıkoyuyor sorusunu yaklaşık on beş yıl incelemiş ve başarının kendisinin engel olabileceği sonucuna varmış. Başarı yeni fırsat getiriyor, fırsatlar da başarıyı getiren odağı seyreltiyor.

Bu gözlemi sevdim, çünkü doğru. Bir işi iyi yapan kişiye aynı işin on yeni versiyonu geliyor ve her birine evet demek makul görünüyor. Kitabın kapak metni de sınırı açık çiziyor: mesele aynı sürede daha çok iş çıkarmak değil. Yayınevi bunu bir zaman yönetimi hilesi olarak sunmuyor, bir yaşam ve çalışma biçimi olarak sunuyor.

Seneca'nın Hayatın Kısalığı Üzerine denemesinin ilk sayfalarındaki iddiayla akrabalığı var: zamanın az olmasından yakınanlar, çoğu zaman elindekini dağıtanlar. McKeown'ın dili bir iş dünyası dili, Seneca'nınki bir ahlak dili, ama ikisi de aynı yere bakıyor.

İç sayfalar: Öz

İçindekiler dört bölümden oluşuyor ve her bölümün başlığı bir soru taşıyor. İlk bölüm Essence ve sorusu şu: bir özcünün temel zihniyeti ne?

Dört kısa bölümden oluşuyor. İlki The Essentialist, yani özcünün kendisi, bir tür tanışma. Sonra Choose: the invincible power of choice, seçimin yenilmez gücü. Ardından Discern: the unimportance of practically everything, her şeyin neredeyse hiç önemli olmaması. Bölüm Trade-off: which problem do I want? ile kapanıyor: hangi sorunu istiyorsun?

Sonuncusu bence kitabın en iyi başlığı. Her seçimin başka bir şeyin bedeli olduğunu, kaçınılmaz olanın sorunsuz bir hayat değil, hangi sorunla yaşayacağını seçmek olduğunu söylüyor. Bunu kabul etmeyen bir kitap ya da bir insan çoğu zaman her şeye evet demenin kolay yoluna kayıyor.

İç sayfalar: Keşfetmek

İkinci bölüm Explore ve sorusu: önemsiz çoğunluğu hayati azınlıktan nasıl ayıracağız?

Başlıklar bir süre beni şaşırttı, çünkü bir verimlilik kitabında beklemeyeceğin şeyler var. Escape: the perks of being unavailable, ulaşılamaz olmanın avantajları. Özetlerden anladığım kadarıyla zamanı düşünmeye ayırmayı, dağıtıcıları azaltmayı ve sıkılmaya izin vermeyi savunuyor. Look: see what really matters bir gazeteci gibi bakmayı, olguları ve görüşleri süzmeyi ve günlük tutmayı öneriyor. Play: embrace the wisdom of your inner child ve Sleep: protect the asset ise oyunun yaratıcılığı beslediğini ve uykunun korunması gereken bir varlık olduğunu söylüyor.

Bölüm Select: the power of extreme criteria ile bitiyor. Burada kitabın en çok alıntılanan kuralı geçiyor: tek bir ölçüte göre bir seçeneğe sıfırdan yüze kadar puan ver, doksanın altındakini reddet.

Bu kural hakkında aşağıda ayrıca duracağım.

İç sayfalar: Ayıklamak

Üçüncü bölüm Eliminate. Soru: önemsiz çoğunluğu nasıl keseriz?

Clarify: one decision that makes a thousand net bir niyet cümlesi kurmayı anlatıyor. Bir karar bin kararı kolaylaştırsın fikri, stratejiyi sevenler için tanıdık: sitedeki strateji, ne yapmayacağını seçmektir yazısında aynı yere başka yoldan vardım. Dare: the power of a graceful "no" nazik bir hayırı anlatıyor. Özetlere göre ana hamle, kararı ilişkiden ayırmak: işi reddetmek seni reddetmek anlamına gelmiyor.

Uncommit: win big by cutting your losses batık maliyet ve sahip olma etkisi gibi bilişsel tuzakları anlatıp "bunun için ne öderdim?" sorusunu öneriyor. Edit: the invisible art işi sadeleştirmeye, Limit: the freedom of setting boundaries sınır koymaya ve başkalarının sorununu onlara bırakmaya ayrılmış.

Kitabın en kullanışlı olabilecek kısmı burası. DEHB'de aşırı taahhüt ve hayır diyememe zaten ayrı birer başlık, ve bölümün tarif ettiği hamleler sorunun tam ortasına düşüyor.

İç sayfalar: Yürütmek

Dördüncü bölüm Execute, sorusu: hayati azı neredeyse zahmetsiz yapmayı nasıl sağlarız?

Buffer: the unfair advantage belirsizliğe karşı ek zaman bırakmayı anlatıyor, özetlerde yüzde elli fazladan süre örneği geçiyor. Zaman tahmininde sistematik olarak kısa kalan biri için bu, kitabın en pratik tavsiyelerinden biri. Subtract: bring forth more by removing obstacles sistemi yavaşlatan tek engeli bulup kaldırmayı öneriyor. Progress: the power of small wins küçük ilerlemeyi tanımlamayı ve erken, küçük başlamayı anlatıyor. Flow: the genius of routine rutini, Focus: what's important now? şimdiye odaklanmayı ve çoklu görevden kaçınmayı işliyor. Özetlerde burada Yunanca iki zaman kavramı, kronos ve kairos, geçiyor.

Be: the Essentialist life özcü hayatı bir anlam ve amaç meselesi olarak bağlıyor. Kitap bir ek ile bitiyor: Leadership essentials, yöneticiler için özcülük.

En güçlü yanları

Soruyu doğru kuruyor. Verimlilik edebiyatının çoğu daha çok iş nasıl sığdırılır diye soruyor. McKeown tersini soruyor: neden bu kadar çok iş var ve hangisini hiç yapmamalıyım?

Publishers Weekly'deki kısa değerlendirmede kitap “aşırı yüklenmiş ve doyumsuzlar için akıllı, kısa bir rehber” diye anılıyor. Kısa olması gerçekten bir meziyet. İçindekilere bakılırsa fikir ilk bölümde kuruluyor, geri kalanı onu uygulamaya taşıyor.

İkinci güçlü yanı bedeli adlandırması. Trade-off bölümü ve nazik hayır fikri, “ben her şeye yetişirim” savunmasını çürütmek için iyi araçlar. Üçüncüsü, uykuyu ve oyunu ciddiye alması. Bir çalışma kitabında bunlar genelde akşam çıkışı eklenen birer dipnot oluyor.

Zayıf yanları ve eleştirim

Kanıt düzeyi hafif. Stanford sayfası kitabın yazarın araştırmasına ve şirketlerle, kişilerle çalışmasına dayandığını söylüyor. Ben özcülük yönteminin kendisini sınayan bir çalışma görmedim. Kitap iyi anlatılmış hikayeler, tanıdık bilişsel yanılgılar ve danışmanlık deneyimi üzerine kurulu. Bu onu yanlış yapmıyor, ama bir kanıt derlemesi gibi okunmasını da önlüyor.

İkinci sorun ayrıcalık. Ulaşılamaz olmanın avantajı, uzun bir kesintisiz düşünme zamanı ve nazikçe hayır demek, hayrın karşılığında ne olacağından korkmayan birinin lüksü. Kimin hayır diyebildiğini, kimin diyemediğini içindekilerden anladığım kadarıyla kitap merkeze almıyor. Şirketi olan biri için bile müşteriye sınır çizmenin bir maliyeti var; sitedeki müşteriyle sınır koymak yazısı bunu ele alıyor. Patronu, bakmakla yükümlü olduğu biri ya da vardiyası olan birinin hayır demesi çok daha pahalı.

Üçüncüsü doksan kuralı. Her seçeneği sıfırdan yüze puanlayıp doksanın altını reddetmek, bana kalırsa ya hep ya hiç düşüncesi için bir reçete gibi duruyor. Kural bir filtre olarak güzel. Bir karar kuralı olarak ise analiz felcine, “yeterince iyi” seçenekleri hiç görmemeye ve hiçbir şeye evet dememeye yol açabilir.

Dördüncüsü ters yönü. Uncommit bölümü batık maliyeti kesmeyi öğütlüyor. DEHB'li biri için bu bazen tam tersi bir sorun: zaten çok şeyi yarım bırakıyor. Sitedeki hobi mezarlığı yazısı bu yüzden önemli. Vazgeçmeyi öğrenmek, vazgeçmeyi alışkanlık yapmaktan çok farklı.

DEHB'li okur için

İçindekilerde DEHB'ye ayrılmış bir başlık göremedim. Rutini ve odağı anlatan bölümleri, hatırlatıcıya ve dış yapıya ihtiyacı olan biri olarak temkinli okurdum. Sözlükte anlattığım gibi otomatikleşme bu beyinde daha yavaş oluşuyor, o yüzden Flow: the genius of routine başlığındaki “rutinin dehası” vaadi bana kalırsa herkeste aynı hızla gerçekleşmiyor.

Buna rağmen okuyup kendime uyarlayabileceğim üç şey var: bedelin adlandırılması, zaman payı bırakma ve “bu nazik bir hayır olur mu?” sorusu. Gerisini kendi sistemime göre ayarlamam gerekir.

Nasıl kullanırdım

Baştan sona sırayla okumak yerine ben önce ikinci ve üçüncü bölümü açardım, çünkü tavsiyelerin işe yarayıp yaramadığı orada belli oluyor. Uykuya ve oyuna ayrılan bölümleri de atlamazdım. İlk bölüm kısa, fikri taşıyor. Dördüncü bölümü ise bir kenara koyup, iki hafta kendi takvimimde hangi taahhüdün neye mal olduğunu yazdıktan sonra açardım. Yazılı bir hesapla gelen biri, Buffer ve Progress bölümlerinden somut bir şey çıkarabiliyor.

Kime, kime değil

Her şeye evet diyen, takvimini bir başkası dolduran ve “bunu neden kabul ettim” diye sonradan soran birine. Özellikle yöneticiye, girişimciye, serbest çalışana.

Kanıt dizisi arayanlara uygun değil. Henüz hayır diyebilecek konumda olmayan, bütün günü başkalarının programına bağlı birine de pek değmez: öneri doğru ama koşullar eksik.

Rafın içindeki yeri

Rafta dört yakın komşusu var. Derin Çalışma odağı korumayı anlatıyor, yani zaten seçilmiş işin nasıl yapılacağını. Essentialism ondan bir adım önce geliyor: hangi iş seçilecek. Indistractable dikkatin dağılma nedenini içeride arıyor. Atomik Alışkanlıklar ise seçilen şeyi nasıl sürdüreceğini.

Üçünü bir sıra olarak düşünüyorum: önce ne, sonra nasıl odaklanılır, sonra nasıl sürer. McKeown ilk halkada, ve en çok bu halkada iyi.

Benim tavrım

Bence kitabı bir yaşam felsefesi olarak değil, bir ayıklama listesi olarak okumak gerekiyor. Evet demenin bir bedeli olduğu fikrini al, doksan kuralını elinin tersiyle it, hayır demenin senin için kaça mal olacağını kendi hesabınla çıkar. McKeown'ın sorusu yerinde. Cevaplarının hepsi senin hayatına uymak zorunda değil.