İçeriğe geç
Kitap Önerilerim

Sisifos Söyleni

Albert Camus

Hayatın bir anlamı olmadığını kabul ettikten sonra ne yapılır. Camus'nün cevabı teselli değil, inat.

2 dakika okuma
Bu yazıda 5 bölüm var

Camus kitaba tek bir soruyla başlıyor: hayat yaşamaya değer mi?

Ona göre asıl felsefi soru bu. Geri kalan her şey bundan sonra geliyor.

Saçma nedir

Camus'nün "saçma" dediği şey, hayatın kendisi değil.

İnsan anlam arıyor. Evren cevap vermiyor. Saçma, bu ikisinin karşılaşması: talep ile sessizliğin çarpışması.

Yani saçma dünyada değil, aradaki boşlukta duruyor.

Üç seçenek

Camus bu boşlukla karşılaşan birinin önündeki yolları sıralıyor.

Bedensel intihar. Soruyu ortadan kaldırmak. Camus bunu reddediyor.

Felsefi intihar. Bir inanca sığınıp boşluğu kapatmak. Bunu da reddediyor, çünkü ona göre bu bir kaçış.

İsyan. Anlamsızlığı kabul edip yine de yaşamaya devam etmek. Camus'nün seçtiği yol bu.

Buradaki isyan bir öfke değil. Cevabın gelmeyeceğini bilerek soruyu sormayı sürdürmek.

Sisifos

Efsanede Sisifos bir kayayı tepeye çıkarmakla cezalandırılıyor. Kaya her seferinde aşağı yuvarlanıyor ve o yeniden başlıyor. Sonsuza kadar.

Camus'nün ilgilendiği an, kayanın yuvarlandığını gördükten sonra aşağı inerken geçen süre. Sisifos'un durumunu bildiği an.

Kitabın ünlü son cümlesi, Sisifos'un mutlu olduğunu düşünmemiz gerektiğini söylüyor.

Bu cümle sık yanlış anlaşılıyor. Bir iyimserlik ilanı değil. Söylediği şu: sonucu değiştiremiyorsan, ona nasıl baktığın hâlâ senin elinde.

Her sabah aynı işe yeniden başlamak zorunda olan, kurduğu düzenin sürekli çöktüğünü gören biri bu figürü tanır. Kitap düzeni kurtarmayı önermiyor; yeniden başlamanın kendisini bir yenilgi saymamayı öneriyor.

Okuması nasıl

Yüz elli sayfa civarı ama yoğun.

Deneme biçiminde yazılmış. Bölümler kendi içinde bitiyor, aralıklı okunabiliyor.

Ortada felsefe tarihine dair tartışmalar var ve o bölümler daha ağır. Atlanabilir; kitabın omurgası ilk ve son bölümlerde.

Camus'nün dili edebi. Argüman kurmaktan çok ikna etmeye çalışıyor ve bu, felsefe metni bekleyen okuru bazen rahatsız ediyor.

1942'de yazıldı. Camus 1957'de Nobel Edebiyat Ödülü'nü aldı.

Bende ne bıraktı

Bu kitabı bir teselli aramak için açtım ve teselli bulamadım. İyi ki bulamamışım.

Camus hiçbir yerde "aslında bir anlam var" demiyor. Yok diyor ve devam ediyor. Beklediğim yumuşatma hiç gelmedi ve bu dürüstlük bana iyi geldi.

Beni asıl tutan kısım Sisifos'un aşağı inişi oldu. Kaya yuvarlandıktan sonra, tepeye geri dönmek için indiği süre. Camus'nün ilgilendiği tek an bu: durumunu bildiği an.

Kurduğum düzenlerin çöktüğünü gördüğüm anları düşündüm. Aylarca işleyen bir sistem bozuluyor ve baştan kurmak gerekiyor. O ana kadar bunu bir başarısızlık olarak okuyordum. Camus'nün yaptığı şey, o anı yenilgi olmaktan çıkarmak.

Kayayı yeniden itmek zorunda olman, itmeyi anlamsız yapmıyor.

Ünlü son cümle sık yanlış anlaşılıyor. Bir iyimserlik ilanı değil. Söylediği şey daha dar: sonucu değiştiremiyorsan, ona nasıl baktığın hâlâ senin.

Bu bana "pozitif düşün" tavsiyesinden bambaşka geldi. Camus durumu güzelleştirmiyor. Sadece, durumun içinde hâlâ bir seçim kaldığını söylüyor.

Felsefe tarihine dair bölümler beni zorladı ve dürüst olayım, bazılarını hızlı geçtim. Kitabın omurgası ilk ve son bölümlerde. Oraları yavaş okumak yeterli oldu.

Yüz elli sayfa ama bir oturuşta okunmuyor. Ben bölerek okudum ve deneme biçiminde yazıldığı için bu hiç sorun olmadı.