İçeriğe geç
Günlük

24.10.2026 Günlük LIV Euthymia: yasın yanında neşe

Demokritos'un iyi gönül dediği şey, çok şeye girişme öğüdü ve yasın üçüncü gününde neşe hakkında yazmanın tuhaflığı.

Cansu2 dakika okumaKısa
Bu yazıda 5 bölüm var

24.10.2026 Günlük Sayfa LIV

Neşe, üzüntü bittiği için gelmiyor. Bazen onun yanına oturuyor.

Cumartesi. Dün kelimemi seçmeden uyuyabileceğimi yazmıştım. Kelimeyi aramam gerekmedi, çünkü dünkü sayfada Demokritos'u bırakmıştım ve onun en sevdiğim kelimesi bu.

Yasın üçüncü gününde neşe hakkında yazmak tuhaf. Biliyorum. Bu yüzden yazıyorum.

Euthymia

Euthymia, eu ve thymos kelimelerinden geliyor. Eu iyi demek. Thymos ise gönül, can, insanın içindeki o sıcak yer. Yani iyi gönül. Neşeli bir dinginlik.

Demokritos hayatın hedefi olarak bunu görüyordu. Diogenes Laertios aktarıyor: bu, haz ile aynı şey değil. Haz gelir ve geçer. Euthymia ise ruhun durduğu yer, sarsılsa da geri döndüğü bir denge. Seneca yüzyıllar sonra aynı kelimeyi Latinceye aktarırken tranquillitas demiş ve Demokritos'un bu konuda çok iyi bir kitabı olduğunu not etmiş. O kitap bugün elimizde yok.

Geleneğin ona verdiği ad gülen filozof. Atomları ve boşluğu anlatan adam, insanların haline gülermiş. Bu hikayelerin ne kadarı gerçek bilmiyorum, çoğu ondan çok sonra yazılmış. Ama bir şeyi seviyorum: dünyayı boşluk ve atomlarla açıklayan biri, ağlamak yerine gülmeyi seçmiş diye hatırlanıyor.

Çok şeye girişme

Demokritos'tan kalan parçalardan biri beni her seferinde yakalıyor. Anlamıyla şöyle: neşeli olmak isteyen, ne kendi işinde ne ortak işte çok şeye girişmemeli.

Bunu okuduğumda bir an güldüm, çünkü iki bin dört yüz yıl önce yaşamış biri benim takvimime bakıyor gibi.

DEHB'de neşenin en büyük düşmanı üzüntü değil bence. Aynı anda yedi şeye evet demek. Her yeni fikir ilk anda neşe gibi geliyor. Sonra yedinci işin ortasında, altıncısının suçluluğuyla oturuyorsun. Heyecan neşeye benziyor ama aynı şey değil. Heyecan bir şeye koşuyor. Euthymia ise durduğu yerde iyi.

Ataraxia yazısında sarsılmamaktan söz etmiştim. Euthymia biraz daha sıcak. Sarsılmamak bir kale gibi. İyi gönül ise içinde ışık yanan bir oda.

Yasın yanında

Peşinden gelen soru şu: yas varken neşeden söz etmek ayıp mı?

Bence içimizde sessiz bir kural var. Üzülüyorsan gülmeyeceksin, gülersen üzülmüyorsun demektir. Sanki neşe, kaybedilen şeye ihanet. Oysa ikisi aynı odada durabiliyor. Bir insan ağlarken komik bir şey hatırlayabilir, hatırladığı için daha çok ağlayabilir ve bunların hiçbiri sahte değildir.

DEHB'de duygular ani ve yoğun geliyor, bir saat içinde birkaç hava değişebiliyor. Bunu çoğu zaman kusur gibi yaşadım. Bugün başka türlü bakıyorum: içimde aynı anda iki hava olması, birinin yalan olduğunu göstermiyor.

Penthos sayfasında acıdan kaçmayacağımı yazmıştım. Neşeden de kaçmayacağım. İkisini de kapıda karşılayacağım, biri ötekini kovmak zorunda değil.

Kavramın yanına bir parça

Beethoven: Altıncı Senfoni, Pastoral, birinci bölüm.

1808'de ilk kez çalındı. Beethoven birinci bölümün başına bir not yazmış, aşağı yukarı şöyle: kırlara varınca uyanan neşeli duygular. Almancası heiter, yani açık, neşeli, bulutsuz. Kulakları o yıllarda artık çok kötü duyuyordu. Bu bölümde aynı küçük ezgi tekrar tekrar, acele etmeden geri geliyor.

Bu benim bildiğim neşe değil, heyecana benzemiyor. Bir yere yetişmiyor. Tam euthymia.

Yarına

Yarın pazar. Bir hafta kapanıyor. Yaşamak ile hayat aynı şey mi, ona bakacağım.

Yazar hakkında

Cansu, DEHB ile yaşayan bir yetişkin. Uzmanlığı yok; elindeki tek şey kendi denediği yöntemler ve kendi gündelik deneyimi. Bir yöntem onda tuttu diye sende tutar mı, bilinmez. Ondan gitmeyen bir şey senin işine yarayabilir.

Buradaki hiçbir şey tıbbi tavsiye, tanı ya da tedavi yerine geçmez. İlaç, doz ve tedavi kararları hekiminle konuşulacak şeyler. Daha fazlası.

Yeni yazılardan haberdar ol

Yeni yazı yayınladığımda haber vereyim. Reklam yok, başka bir şey yok.