27.10.2026 Günlük LVII Eutrapelia: hafif olmak
Aristoteles şakanın da bir erdemi olduğunu söyledi. Soytarı ile yavan arasındaki yer, DEHB'li birinin ağzından kaçan espri ve Haydn'ın şakası.
Bu yazıda 6 bölüm var
27.10.2026 Günlük Sayfa LVII
Ciddi olmayı öğrenmek uzun sürdü. Hafif olmayı öğrenmek daha da uzun sürüyor.
Salı. Bu günlüğü okuyan biri benim hiç gülmediğimi sanabilir. Yunanca kelimeler, ağır sorular, yas. Bu sayfalarda gülmeye pek yer açmadım. Bugün açmak istedim.
Eutrapelia
Eutrapelia kelimesi eu ve trepein'den geliyor. İyi ve dönmek. Kolay dönen, çevik olan. Sohbette bir yandan öbür yana rahat geçebilen. Bizde karşılığı belki hoş sohbet, belki nüktedan.
Aristoteles bunu Nikomakhos'a Etik'in dördüncü kitabında bir erdem olarak sayıyor. Cesaretin, cömertliğin yanına. Hayatta dinlenme de var, diyor, dinlenmenin içinde şakalaşma var. O zaman bunun da iyi ve kötü yapılış biçimi vardır.
Ve her erdem gibi bu da iki aşırının ortasında duruyor.
Bir tarafta bomolokhos. Kelimenin aslı sunakların çevresinde dolaşıp artan eti kapmaya çalışan kişiye gidiyor. Soytarı. Ne pahasına olursa olsun güldürmek ister, kimi kıracağına bakmaz. Öbür tarafta agroikos, köylü, kaba, yavan. Şakaya hiç katılmaz, başkasının şakasına kızar. Ortada eutrapelos: ne söyleyeceğini ve ne zaman söyleyeceğini bilen.
Bir felsefe kitabında insanın nasıl espri yapması gerektiğini okumak beni çok mutlu ediyor.
Ağzımdan kaçan
Bu erdemin DEHB'li birinin en sallantılı olduğu yerde durduğunu düşünüyorum.
Hızlı bağlantı kurmak iyi şaka yapmanın yakıtı. Sorun, aynı hızın freni olmaması. Cümle bir kere ağızdan çıkıyor, sonra dönüp bakıyorsun: karşındakinin bunu duymaya hali yoktu. Ya da konuşmayı kesmişsin. Söz kesme yalnızca tartışmada olmuyor, espri tam o anda söylenmezse uçacakmış gibi geliyor.
Aristoteles'in bomolokhos dediği kişi kötü biri değil belki. Belki sadece freni olmayan biri. Ama şakanın bedelini karşısındaki ödüyor. Bunu kabul etmem gerekiyor.
Eutrapelia hız demek değil. Kelimedeki dönmek, karşındakine doğru dönmek de olabilir. Şakanın iyisi, o anda orada kim var, ona bakarak yapılanı.
Şakayla kaçmak
Bir de öbür taraf var. Ağır bir şey söylendiğinde hemen bir espriyle odanın havasını değiştirmek.
Bu bir tür hafiflik gibi görünüyor. Bence değil. Birinin cümlesi ağırlaşırken şaka yapmak, çoğu zaman o ağırlıkla kalmaktan kaçmak. Hypomone sayfasında yükün altında durmayı yazmıştım. Espriyle kaçan biri yükü başkasının yanında yere bırakıp gidiyor.
Gerçek hafiflik ağır şeyi görmeyi gerektiriyor. Ağır şeyi görmeden hafif olunmuyor, yalnızca dalga geçiliyor.
Küstahlığın terbiyelisi
Retorik'te Aristoteles eutrapelia için kısa ve yaramaz bir tanım veriyor: terbiye görmüş küstahlık. Bu tanımı seviyorum. Şakanın içinde hep biraz küstahlık var. Bir şeyin ciddiyetini delmek, küçük bir saygısızlık. Mesele onu yok etmek değil, eğitmek.
Yüzyıllar sonra Thomas Aquinas da dinlenmeyi ve şakayı savunuyor. Hiç şaka yapmayan, başkasının keyfine de engel olan kişinin kusurlu olduğunu yazıyor. Bir ortaçağ ilahiyatçısından şakanın gerekliliğini öğrenmek de ayrı bir neşe.
Kavramın yanına bir parça
Joseph Haydn: Yaylı Çalgılar Dörtlüsü Op. 33 No. 2, Şaka.
1781'de yazıldı. Dördüncü bölümün sonunda Haydn parçayı bitiriyor gibi yapıyor, susuyor, yeniden başlıyor, yine susuyor. Dinleyici ne zaman alkışlayacağını bilemiyor. Bu parça çalınırken bugün bile salonda küçük bir kıkırdama dolaşıyor.
Yaklaşık iki yüz elli yıllık, üstelik iyi çalışması için çok ciddi dört müzisyen gerektiren bir şaka. Eutrapelia bu: şakayı gerçekten çok iyi bilen birinin hafifliği.
Yarına
Yarın çarşamba. Bir kelimem var, küçükken herkeste olan ve büyüyünce nereye gittiğini bilmediğimiz bir şey için: hayret.
Yeni yazılardan haberdar ol
Yeni yazı yayınladığımda haber vereyim. Reklam yok, başka bir şey yok.