DEHB ve anksiyete neden birlikte görülüyor
Kaygının ne kadarı DEHB'nin sonucu, ne kadarı ayrı bir tablo? İkisinin nasıl ayrıldığı, tedavi sırası ve gündelik karşılığı.
Read this article in EnglishDiesen Artikel auf Deutsch lesenLire cet article en français
Bu yazıda 9 bölüm var
Yaklaşan bir telefon görüşmesi var. Kırk dakika sonra. O kırk dakikada hiçbir şey yapamıyorsun; oturuyorsun, kalkıyorsun, bir şey açıyorsun, kapatıyorsun. Görüşme iki dakika sürüyor ve kötü de geçmiyor. Sonra kendine kızıyorsun: bu kadar şeye değer miydi?
Bende bu tablo yıllarca “gerginlik” adıyla duruyordu. Tanıdan sonra fark ettiğim şey şu oldu: o kırk dakikada yaşadığım tek şey kaygı değildi. Kaygı vardı, ama altında başlayamama da vardı, zamanı hissedememe de. Üçünü ayırmaya başlayınca hangisine ne yapacağımı da bilir oldum.
Ne kadar sık
Yetişkin DEHB'de eşlik eden başka bir ruhsal tablonun bulunması istisna olmaktan çok kural. Kessler ve arkadaşlarının (2006) toplum örneklemine dayanan çalışması, DEHB'li yetişkinlerde anksiyete bozukluklarının belirgin biçimde daha yaygın olduğunu ortaya koyuyor. Katzman ve arkadaşları (2017) bu birlikteliğin klinikte neredeyse beklenen bir durum olduğunu vurguluyor.
Buna komorbidite deniyor: iki tablonun aynı kişide birlikte bulunması. Komorbidite “biri diğerinin sebebi” demek değil; yalnızca “aynı kişide ikisi birden var” demek.
Kaygının nereden geldiği
Burada önemli bir ayrım var ve ayrımı yapmak tedaviyi değiştiriyor.
Birincil anksiyete. Kaygı kendi başına duruyor. DEHB olmasaydı da olacaktı. Belirsizlik, sağlık, felaket senaryoları; konu DEHB'nin getirdiği pratik sorunlardan bağımsız.
İkincil kaygı. Kaygı DEHB'nin sonucu olarak gelişmiş. Yıllarca bir şeyi unutmuş, geç kalmış, yarım bırakmış birinin kaygılanması makul bir öğrenme. Buna beklenti kaygısı deniyor ve içeriği çok somut oluyor: yine unutacağım, yine yetişemeyeceğim.
İkisi aynı hissediliyor. Ama ikincil kaygıda DEHB tarafı ele alındığında kaygının bir kısmı kendiliğinden geriliyor, çünkü altındaki sebep azalıyor.
Sürekli bir şeyi kaçıran biri, kaçıracağını beklemeyi öğrenir. Buna kaygı deniyor ama aslında iyi çalışan bir tahmin.
Bende nasıl görünüyor
Kendi örüntümü tarif edeyim, çünkü kitaptaki tarif bana uzun süre yardımcı olmadı; gündelik hali oldu.
Aşırı hazırlık. Yarım saatlik bir görüşme için saatlerce hazırlanıyorum. Hazırlık iyi bir şey gibi görünüyor ve bu yüzden kimse buna itiraz etmiyor. Oysa içinde bir cümle saklı: hazırlanmazsam açığım görülecek.
Tekrar kontrol. Gönderdiğim bir mesajı tekrar okuyorum. Sonra bir daha. Bir hata bulmak için değil; hata olmadığından emin olmak için. İkisi aynı hareket ama farklı işler.
Kaçınmanın erteleme kılığına girmesi. En sinsi olanı bu. Bir işe aylarca “sıra gelmedi” diyorum. Sıra aslında hep geliyor, ben yanından geçiyorum. O işin içinde küçük bir belirsizlik var ve zihnim onu her seferinde listenin altına itiyor.
Başladıktan sonra sessizlik. İşe bir kez oturduğumda kaygının kaybolduğunu fark ettim. Yani korkutan şey işin kendisi değil, işe başlamadan önceki boşluk oluyor.
Ayırt etmek neden zor
İki tablonun belirtileri üst üste biniyor. Buna belirti örtüşmesi deniyor:
- Odaklanamama. Hem DEHB'de var hem kaygıda. Kaygıda dikkat bir yere kilitleniyor, DEHB'de hiçbir yere yerleşmiyor.
- Huzursuzluk. İkisinde de var. DEHB'de bedensel ve sürekli, kaygıda tetikleyiciye bağlı.
- Uyuyamama. DEHB'de zihin bir konudan diğerine atlıyor, kaygıda aynı konuda dönüyor.
- Erteleme. DEHB'de görev felci, kaygıda kaçınma. Dışarıdan aynı görünüyor.
Bu yüzden ayırıcı tanı işi bir uzmana ait. Gelişimsel öykü burada belirleyici oluyor: DEHB belirtilerinin çocuklukta da var olması gerekiyor, kaygı ise sonradan başlamış olabilir. İkisinin doğrudan karşılaştırmasını DEHB mi anksiyete mi yazısında ayrı ayrı açtım.
Kaygı DEHB'yi gizleyebiliyor
Geç tanının sebeplerinden biri de bu ve fazla konuşulmuyor.
Kaygılı biri genelde erken geliyor, listeyi iki kez kontrol ediyor, işini teslim tarihinden önce bitiriyor. Dışarıdan bakıldığında düzenli görünüyor. Altta dikkat sorunları duruyor ama üstünde kurulmuş telafi sistemi onları örtüyor.
Bu telafi bir noktada yetmiyor: yük arttığında, iş değiştiğinde ya da hayat karmaşıklaştığında. O zaman “bu insan neden birden dağıldı” sorusu ortaya çıkıyor. Dağılan bir şey yok aslında; görünmez hale getiren sistem yıkılıyor. Bunun bedeli tarafını maskeleme yazısında anlattım.
Gündelik tarafta ne işe yarıyor
Kaygının somut olanını çöz. “Yine unutacağım” kaygısının panzehiri kendine güven telkin etmek olmuyor; sistem kurmak oluyor. Dış hatırlatıcı kurduğunda kaygının konusu daralıyor: unutma ihtimali gerçekten azalıyor ve zihin bunu fark ediyor.
Erteleme ile kaçınmayı ayır. Bir işe yaklaşamıyorsan kendine tek bir soru sor: bu işi düşününce içimde ne var, boşluk mu, sıkışma mı? Boşluksa mesele başlama eşiği. Sıkışmaysa altta bir korku var ve o korkunun adını koymak gerekiyor. Ayrıntısı erteleme mi kaçınma mı yazısında.
Kaçınmayı büyütme. Kaçınılan her şey bir sonraki sefer biraz daha büyüyor. Küçük adımlarla yaklaşmak, kaygı tedavisinin merkezinde duran mantık. Telefon etmek gibi somut bir örnekte bunun nasıl işlediğini DEHB'de telefon etmek neden zor yazısında yazdım.
Belirsizliği yazıya dök. Bende işe yarayan küçük bir hareket: kaygıyı büyüten işin ne olduğunu değil, hangi kısmının belirsiz olduğunu yazmak. Genelde tek bir bilinmeyen çıkıyor ortaya ve o bilinmeyen çoğu zaman bir soruyla çözülüyor.
Kafeini gözden geçir. Kafein hem uykuyu hem kaygıyı etkiliyor ve DEHB'de kendi kendine ilaçlama biçimi olarak sık kullanılıyor. Kesmek şart değil; miktarını ve saatini bilmek işe yarıyor.
Sık yapılan hata
En sık gördüğüm hata, kaygıyı tek başına bir karakter özelliği gibi ele almak: “ben kaygılı bir insanım” deyip orada bırakmak.
Bu cümle rahatlatıyor çünkü bir açıklama sunuyor. Ama yapacak bir şey bırakmıyor. Oysa kaygının somut ayağını çözdüğünde geriye kalan kısım da küçülüyor ve o kısım üzerinde çalışmak daha mümkün hale geliyor.
İkinci hata da bunun tersi: her şeyi DEHB'ye yazmak. Ağır bir kaygı varken yalnızca düzen sistemleri kurmak, kurduğun sistemin de altında kalmana yol açıyor.
Bilinmeyen tarafı
Bu alanda cevabı net olmayan bir soru var: DEHB'li birinde kaygının ne kadarının ikincil, ne kadarının birincil olduğunu ölçen bir test yok. Ayrım öyküyle, gidişatla ve tedaviye verilen yanıtla anlaşılıyor. Yani bazı durumlarda cevabı ancak zamanla öğreniyorsun.
Bu beni ilk başta rahatsız etmişti. Şimdi daha az rahatsız ediyor, çünkü ikisini de ele alan bir planın ilerlemek için kesin ayrım yapılmasını beklemesi gerekmiyor.
İlacın kaygıyı iki yönde de etkileyebildiğini ayrı bir yazıda ele aldım.
Ne kaldı geriye
DEHB ve anksiyete birlikte yürüdüğünde her ikisini birden görmek gerekiyor. Yalnızca kaygıyı ele almak, kaygıyı besleyen sebebi yerinde bırakıyor. Yalnızca DEHB tarafına bakmak da bazen yetmiyor.
Benim kırk dakikalık telefon bekleyişim tamamen kaybolmadı. Kısaldı. Çünkü o boşluğun içinde neyin ne olduğunu artık biliyorum ve hangisine ne yapacağımı seçebiliyorum. Tanı sürecinin nasıl işlediğini yetişkin DEHB tanısı yazısında anlattım.
Sık sorulanlar
- DEHB ve anksiyete ne kadar sık birlikte görülüyor?
- Sık birlikte görülüyor. Kaygının bir kısmı DEHB'nin sonucu olarak gelişiyor, bir kısmı ise ayrı bir tablo olarak duruyor.
- Kaygı DEHB'den mi kaynaklanıyor?
- Bir kısmı öyle. Sürekli bir şey unutmak, geç kalmak ve yetişememek beklenti kaygısı üretiyor. Ama her kaygı buradan gelmiyor.
- Kaygı DEHB tanısını geciktirir mi?
- Geciktirebiliyor. Kaygı daha görünür bir tablo olduğu için önce o fark ediliyor ve altındaki DEHB gözden kaçabiliyor.
- Hangisi önce ele alınmalı?
- Bu hekimin vereceği bir karar ve sıra sonucu belirgin biçimde etkiliyor. İkisi aynı hissedilse de tedavileri farklı yerden başlıyor.
Yeni yazılardan haberdar ol
Yeni yazı yayınladığımda haber vereyim. Reklam yok, başka bir şey yok.