İçeriğe geç
Yöntemler

Şeker DEHB'ye neden olur mu?

Şekerin çocukları hareketlendirdiği inancı çok yaygın. Yirmi üç çift kör çalışmanın birleştirildiği meta analiz ne buldu ve neden hâlâ böyle görünüyor.

2 dakika okumaKısa
Bu yazıda 6 bölüm var

Hayır. Bu, DEHB alanındaki en yaygın ve en iyi çürütülmüş inançlardan biri.

Çalışma ne yaptı

Wolraich ve arkadaşlarının (1995) JAMA'da yayımlanan meta analizi, konuyla ilgili 23 çift kör kontrollü çalışmayı birleştirdi. Toplam 1.414 çocuk.

Çift kör olması burada belirleyici: ne çocuk ne de onu değerlendiren kişi, o gün şeker mi yoksa şekersiz bir karşılık mı verildiğini biliyordu.

Sonuç net: şeker, çocukların davranışını ya da bilişsel performansını etkilemiyor.

Çalışmanın vardığı yer, inancın gücünün beklentiden ve çağrışımdan kaynaklandığı yönünde.

Şeker verilen ortamlar zaten hareketli ortamlar: doğum günleri, bayramlar, tatiller. Çocuk şekerden değil, ortamdan hareketleniyor.

Beklenti algıyı nasıl değiştiriyor

Bu alanda çok anlatılan bir deney düzeni var: annelere çocuklarına şeker verildiği söyleniyor, aslında verilmiyor. Şeker verildiğini sanan anneler, çocuklarını daha hareketli değerlendiriyor.

Yani gözlem gerçek. Gözlemi üreten şey şeker değil.

Bu, ebeveynleri suçlamak için bir gerekçe olarak okunmamalı. Herkes böyle çalışıyor; beklenti gördüğümüz şeyi biçimlendiriyor.

Peki gıda katkıları

Burada tablo biraz daha nüanslı ve dürüst olmak gerekiyor.

Nigg ve arkadaşlarının (2012) meta analizi, yapay gıda boyalarının bazı çocuklarda davranış üzerinde küçük bir etkisi olabileceğini bildiriyor. Ama birkaç kayıt şart:

  • Etki küçük ve bütün çocuklarda görülmüyor
  • Duyarlı bir alt gruptan söz ediliyor ve bu grubun kimlerden oluştuğu net değil
  • Bu, boyaların DEHB'ye yol açtığı anlamına gelmiyor; var olan davranış üzerinde sınırlı bir etkiden söz ediliyor

Kısaca: şeker konusunda kanıt yok, boyalar konusunda küçük ve sınırlı bir kanıt var. İkisi aynı şey değil.

DEHB'ye ne yol açıyor

Dünya Federasyonu uzlaşı metni (Faraone ve ark., 2021), DEHB'nin büyük ölçüde genetik yatkınlıkla ilişkili, sinirsel gelişimle ilgili bir tablo olduğunu ortaya koyuyor. Beslenme, DEHB'nin sebebi olarak sayılmıyor.

Ayrıntısı DEHB kalıtsal mı yazısında.

Beslenme yine de önemsiz mi

Değil, ama sebep olarak değil, gidişatı etkileyen bir etken olarak.

DEHB ile düzensiz yeme örüntüleri arasında bir ilişki bildiriliyor: öğün atlamak, uzun süre yemeyip sonra çok yemek, dürtüsel yiyecek seçimi. Aç kalmak da odaklanmayı doğrudan zorlaştırıyor.

Yani beslenmeye dikkat etmek anlamlı. Ama bunu "şekeri kesersem DEHB düzelir" beklentisiyle yapmak, hem işe yaramıyor hem de gerçekten işe yarayan tedavilerden uzaklaştırabiliyor.

Bu konunun pratik tarafını DEHB'de yemek yapmak ve mutfak düzeni yazısında ele aldım.

Özet

Şeker DEHB'ye yol açmıyor ve çocuklarda hareketliliği artırmıyor. Bu, tek tek yapılmış yirmi üç kontrollü çalışmanın birleştirilmesiyle varılmış bir sonuç.

İnancın bu kadar güçlü olması, ebeveynlerin yanılması anlamına gelmiyor: şeker ile hareketlilik gerçekten aynı ortamlarda bulunuyor. Aralarındaki ilişki neden-sonuç değil, aynı anda bulunma.