DEHB'de tanı sonrası yas
Tanının ilk getirdiği şey rahatlama, ikincisi öfke oluyor. Geç tanı almış yetişkinlerde bu duygu sıralamasının sebebi ve bu dönemi geçirmenin yolları.
Read this article in EnglishDiesen Artikel auf Deutsch lesenLire cet article en français
Bu yazıda 8 bölüm var
Tanı raporunu okuduğum gün ne hissedeceğimi bilmiyordum. İlk gelen şey rahatlamaydı. Sonunda ortada bir açıklama vardı ve o açıklamanın adı tembellik değildi.
Birkaç gün sonra bambaşka bir şey geldi. Bu bilgi yirmi üç yıl boyunca da bilinebilirdi. O cümle aklıma bir kez girdi ve haftalarca çıkmadı.
Eğer sen de tanıyı yetişkinlikte aldıysan ve rahatlamanın arkasından gelen şeye bir ad koyamıyorsan, bu yazı onun hakkında.
Rahatlamanın neden bu kadar kısa sürdüğü
Rahatlama, açıklamanın kendisinden geliyor. Yıllarca “neden herkes yapabiliyor da ben yapamıyorum” sorusunu taşıyorsun ve bir gün o sorunun bir cevabı oluyor.
Ama o cevap yalnızca bugünü açıklamıyor. Geriye doğru da çalışıyor. Ve geriye doğru çalıştığı anda ortaya bir fatura çıkıyor: o kadar yıl, o açıklama olmadan geçti.
Bende bu iki aşama arasında sanırım bir hafta vardı. Rahatlama gerçekti, kısaydı ve arkasından öfke geldi.
Tanı geçmişi değiştirmiyor. Geçmişin okunma biçimini değiştiriyor ve bu bazen daha ağır bir iş.
Bu sıralama beklenen bir şey
Young ve arkadaşlarının (2008) yetişkinlikte tanı alan hastalarla yürüttüğü nitel çalışma, tanı sonrası dönemde karışık ve çoğu zaman birbiriyle çelişen duyguların yaşandığını ortaya koyuyor: rahatlama, öfke, kayıp hissi ve bunların iç içe geçmesi.
Schrevel ve arkadaşlarının (2016) çalışması başka bir boyutu gösteriyor. Tanının ardından kimlikle ilgili sorular çıkıyor: neyin DEHB, neyin kişinin kendisi olduğunu ayırt etmek uzun sürebiliyor. Çalışmanın adı bile bu soruyu taşıyor: “Başka biri mi olmam gerekiyor?”
Yani hissettiğin şey, sürecin bozulduğuna dair bir işaret olarak değil, bilinen bir aşama olarak duruyor. Bunu öğrenmek bende çok işe yaradı, çünkü bir süre kendi tepkimi de anormal bulmuştum.
Neyin yası tutuluyor
Bu yas boşlukta oluşmuyor. Somut kayıplara dayanıyor:
- Alınmamış destek. Okulda yapılabilecek düzenlemeler yapılmadı, çünkü kimse böyle bir ihtiyacın olduğunu bilmiyordu.
- Yanlış açıklamalar. Yıllarca tembel, dağınık ya da umursamaz diye tanımlandın. Asıl mesele şu: bir süre sonra sen de buna inandın. O etiketin nasıl yerleştiğini potansiyelini kullanmıyor etiketi yazısında ayrıca anlattım.
- Verilmemiş kararlar. Bırakılan bölümler, sürdürülemeyen işler, anlaşılamadan biten ilişkiler.
- Harcanan fazladan enerji. Herkesle aynı sonucu almak için harcanan görünmeyen emek.
Benim listemde en çok canımı yakan madde dördüncüsüydü. Not ortalamam düşük değildi, sınıfı dağıtan çocuk da değildim. Dışarıdan bakan biri “ne kaybetmişsin ki” diyebilir. Kaybettiğim şey sonuç değildi, o sonucu almak için ödediğim bedeldi. Her ödevin son geceye kalması, her sabahın telafiyle başlaması, hiç dinmeyen bir yetişememe hissi.
Öfke bir yere gitmek istiyor
Yasın içindeki öfkenin genelde bir adresi oluyor: aileye, öğretmenlere, yıllar önce “bir şeyi yok, biraz dağınık” demiş olan büyüklere.
Bu öfke bana mantıksız gelmiyor. Ama tek başına bırakıldığında bir yere de varmıyor. Benim işime yarayan şey onu bir soruya çevirmek oldu: o dönemde kim, neyi, hangi bilgiyle bilebilirdi?
Cevap çoğu zaman şu çıkıyor: sessiz, uyumlu, notları idare eden bir çocuğun tablosunu o yıllarda kimse DEHB diye okumuyordu. Bu, olan biteni haklı çıkarmıyor. Ama öfkeyi kişilerden sisteme kaydırınca taşıması kolaylaşıyor.
Bu dönemden geçmek
Yas için gerçekten süre tanı. Tanının ertesi günü uygulama kurmaya, sistem kurmaya, düzelmeye başlamak çok yaygın. Ben de öyle yaptım ve işe yaramadı. Duygusal kısmı atlamak onu ortadan kaldırmıyor, sadece sıraya alıyor.
Kendi tarihini yeniden oku. Bu dönemde bana en çok yarayan şey yazmaktı. Belirli bir anıyı alıp yeni bilgiyle bir daha okumak, o anının ağırlığını değiştiriyor. “Tembellik ettim” cümlesi “yardım almadan idare etmeye çalıştım” cümlesine dönüşünce bir şey gevşiyor.
Aynı yoldan geçenlerle konuş. Geç tanı almış yetişkinlerin anlatıları birbirine şaşırtıcı derecede benziyor. Sözlükte akran desteği diye geçen şeyin bu dönemdeki etkisi, en azından bende, herhangi bir tavsiyeden büyük oldu.
Herkese hemen anlatma zorunluluğun yok. Tanıyı paylaşmak ayrı bir karar ve zamanlaması sana ait. O kararı tanını kime açmalı yazısında ayrı ayrı ele aldım.
Her şeyi DEHB'ye bağlama, hiçbir şeyi de bağlamamazlık etme. İlk aylarda her davranış tanının altına yerleşiyor: geç kalmak da, sinirlenmek de, canının sıkılması da. Sözlükte kimlik dağınıklığı diye geçen bu bulanıklık genelde geçici. Zamanla ayrım netleşiyor.
Sık yapılan hata: yası bir görev listesine çevirmek
Kendi hatam buydu, o yüzden yazıyorum. Tanıdan sonraki ilk haftalarda bütün enerjimi “artık doğru sistemi kurarım” fikrine verdim. Yeni defter, yeni uygulama, yeni plan.
Bu bir tür kaçınmaydı. Çünkü sistem kurmak bir şey yapıyormuş hissi veriyor, üzülmek vermiyor. Kurduğum sistemlerin hiçbiri o dönemde tutmadı, çünkü altta konuşulmamış bir şey duruyordu.
Şöyle bir sıra bana daha doğru geliyor: önce ne olduğunu anlamak, sonra ne hissettiğini kabul etmek, en son ne yapacağına karar vermek.
Rahatlama tarafı da sahici
Bu dönemin yalnızca kayıptan ibaret olmadığını söylemem gerekiyor, yoksa haksızlık ederim. Tanı rahatlaması çoğu kişide çok güçlü yaşanıyor ve kalıcı bir şey bırakıyor:
- Kendine yıllarca söylediğin cümlenin yanlış olduğunu öğrenmek.
- Zorlandığın şeylerin bir sebebi olduğunu bilmek, yani çabanın hayal olmadığını anlamak.
- Nihayet doğru yerden yardım isteyebilmek.
Avrupa uzlaşı metni (Kooij ve ark., 2019), tanının ardından psikoeğitimi tedavinin ilk basamaklarından biri olarak sayıyor. Yani ne olduğunu anlamak, tedavinin süsü değil kendisi. Bunu okuduğumda “vakit kaybetmiyorum” diye düşündüğümü hatırlıyorum.
Nereye varıyor
Bende öfke tamamen bitmedi. Azaldı ve yerini başka bir şeye bıraktı: artık geçmişteki o kıza kızmıyorum, elindeki bilgiyle idare etmeye çalıştığını görüyorum.
Bir yerde okumuştum diye değil, kendi deneyimimden söylüyorum: bu dönemin sonu, geçmişi affetmek gibi büyük bir şey olmak zorunda değil. Bir gün “bunu bilseydim” cümlesini kurduğunu ve devamının gelmediğini fark ediyorsun. O kadar.
Tanı sürecinin kendisini merak ediyorsan yetişkin DEHB tanısı nasıl konur yazısında adım adım anlattım.
Bırakmak üzerine günlükte de yazdım: Bir yaprağın ardından.
Sık sorulanlar
- Tanıdan sonra neden rahatlama kısa sürüyor?
- Çünkü açıklamanın ardından şu soru geliyor: bu bilgi daha önce de bilinebilirdi. Rahatlamanın yerini öfke ve yas alıyor.
- Neyin yası tutuluyor?
- Kaybedilen yıllara, alınmamış desteğe ve kurulmamış hayatlara. Yas somut bir kayıp değil, yaşanmamış bir ihtimal üzerine.
- Bu dönem ne kadar sürüyor?
- Genelde birkaç ay içinde dalgalanarak geçiyor. Süre kişiye göre değişiyor ve düz bir çizgi izlemiyor.
- Sık yapılan hata ne?
- Yası bir görev listesine çevirmek. Hemen telafi etmeye çalışmak, yas sürecini bitirmiyor; üstüne yorgunluk ekliyor.
Yeni yazılardan haberdar ol
Yeni yazı yayınladığımda haber vereyim. Reklam yok, başka bir şey yok.