DEHB'li çocuk ilkokula başlarken: ilk yıl rehberi
DEHB'li çocuk birinci sınıfa başlıyor: yazdan önce hazırlık, öğretmenle ilk görüşme, okuldan sonra ev düzeni ve ilk ödev alışkanlığı.
Bu yazıda 7 bölüm var
Eylül'ün ilk haftasında bir birinci sınıf düşün. Yirmi sekiz çocuk sırada, öğretmen tahtaya harf çiziyor, ders kırk dakika, sonra on dakikalık teneffüs. Anaokulunda gününün çoğunu oyunla geçiren bir çocuk için bu, kıpırdamadan oturmanın ilk gerçek sınavı. DEHB'li çocukta sınav daha zor geçiyor ve bunda çocuğun bir kusuru yok.
Dürüst bir not düşeyim: DEHB'li çocuklar için özel olarak sınanmış bir "ilkokula başlama programı" bilmiyorum. Aşağıdakiler sınıf içi düzenlemelerin ve ebeveyn eğitiminin genel ilkelerinden geliyor (DuPaul ve ark., 2011; Daley ve ark., 2018). Hangisinin kanıta, hangisinin benim akıl yürütmeme dayandığını yazarken ayırmaya çalışacağım.
İlk sınıfta çocuktan beklenenler birden artıyor
Anaokulundan ilkokula geçerken değişen tek şey ders değil. Çocuk ilk kez uzun süre oturuyor, otuza yakın kişilik bir sınıfta öğretmenin ona ayırabildiği süre azalıyor, yönergeler kalabalığa topluca veriliyor. Üstüne çanta, defter, kalem, "yarın şunu getir" cümleleri biniyor. Yani çocuk bir anda kendi eşyasının, kendi işinin sorumlusu oluyor.
Planlama, çalışma belleği, geçişleri yönetme gibi becerilerin DEHB'li çocuklarda yaşıtlardan geç olgunlaştığı genel olarak kabul ediliyor (Barkley, 2015). Bu yüzden altı yaşa göre makul bir beklenti bile ona ağır gelebilir. Ben bu ilk yılı "çocuğu okula uydurma" yılı olarak değil, "okulu çocuğa biraz yaklaştırma" yılı olarak düşünürdüm.
Okul açılmadan önceki üç hafta
Yaz boyunca uyku saati kayıyorsa ilk iş orası. Okul açılmadan üç hafta önce yatış ve kalkış saatini her gün on, on beş dakika erkene çek. Bir gecede iki saat kaydırmaya çalışmak genelde tutmuyor. Bu yaş için genel uyku önerileri dokuz ila on iki saat arasında, DEHB'li çocukta uyku yazısında ayrıntısı var.
İkinci iş, okulu tanıdık hale getirmek. Yolu iki üç kez git, kapıyı, bahçeyi, tuvaleti göster. Okul izin veriyorsa sınıf kapısını ve öğretmeni ziyaret et. Çocuk yabancı bir yere değil, bir kere gördüğü yere gidiyor olsun.
Üçüncüsü çanta. Çantayı birlikte hazırla, her şeyin yerini birlikte belirle: kalemlik ön gözde, defterler arkada, su şişesi yan ceplerde. Sonra o yerleri hiç değiştirme. Çanta düzeni her gün aynı kalırsa çocuk bir şeyi ararken zaman ve sinir harcamıyor. Anaokulu döneminde neler gözlemlendiğini hatırlamak istersen okul öncesi dönemde DEHB yazısı o yaşı anlatıyor.
Öğretmenle ilk görüşme: sorun çıkmadan
Ben olsam ilk iki hafta içinde öğretmenden on beş dakikalık kısa bir randevu isterdim. Çünkü öğretmen çocuğu tanımaya yeni başlıyor ve elinde henüz "bu çocuk sorunlu" gibi bir önyargı yok. Sorun çıktıktan sonraki görüşme savunmaya, sorun çıkmadan önceki görüşme işbirliğine benziyor. Bu bir kanıt değil, görüşmelerin nasıl gittiğine dair genel gözlemim.
Yanında üç şey getir. Birincisi, çocuğu iki cümleyle anlatan bir tanım: "Uzun yönergede ikinci adımı kaçırıyor, ama yazılı görürse hatırlıyor." İkincisi, evde işe yarayan bir şey: "Önce ne yapacağını söylersem, sonra ne yapacağını söylersem daha rahat ediyor." Üçüncüsü, öğretmenden istediğin tek bir düzenleme: "Ayağa kalkarsa ceza yerine defterleri toplamak gibi küçük bir görev verebilir misiniz?"
Tek istek bu kadar küçük tutulunca uygulanma ihtimali artıyor. Uzun liste, öğretmenin yirmi sekiz çocuğuyla başa çıkmasını zorlaştırıyor. Hazırlığı daha ayrıntılı yapmak istiyorsan DEHB'li çocuğun öğretmeniyle görüşmek yazısında hangi isteklerin işe yaradığını anlattım.
Tanıyı ilk görüşmede söylemek zorunda değilsin. Söylersen de tanı adı yerine sınıfta neyin işe yaradığını anlat. Ayda bir kısa bir mesajla "bu ay nasıl gidiyor" diye sormak, işlerin ters gittiği günlerde aranmaktan çok daha rahat bir ilişki kuruyor.
Okuldan eve gelince
Çocuk gün boyu kendini tutmuş olarak gelir. İlk otuz kırk beş dakikayı ödevden uzak tut. Yemek, su, dışarıda koşmak ya da evde serbest hareket, ne varsa onu yap. DEHB'li çocukta spor ve hareket yazısında anlattığım gibi, hareketin dikkate kısa süreli yaradığına dair küçük çalışmalar var. İlk sınıf çocuğu için bunu tedavi değil, kendine gelme payı olarak görüyorum.
Akşam yemeğinden sonra beş dakikalık bir hazırlık turu yap: çanta kontrol, ertesi günün kıyafeti sandalyede, ayakkabı kapının yanında. Sabah için üç ila beş adımlık bir görsel plan DEHB'li çocukta sabah rutini yazısında var. Aynı cümleyi onuncu kez söylemek yerine planın hatırlatıcı olmasına izin ver.
Yatış saatini sabitle. Dinlenmemiş çocuk hem okulda hem evde daha çabuk dağılıyor.
Ödev alışkanlığı: ilk yılın asıl işi
Birinci sınıfta ödev genelde az. Bunu bir fırsat say, çünkü asıl hedef ödevi bitirmek değil, aynı yerde, aynı saatte oturmayı kurmak. Ben on ya da on beş dakikalık sabit bir oturmayla başlardım. Süre dolunca ödev bitmemişse bırak. Öğretmene kısa bir not yaz: "Bugün on beş dakika çalıştı, üç satır yazdı, gerisine yetişmedi." Böyle bir not çocuğu yargılamıyor, öğretmene de gerçek durumu gösteriyor.
Bu yaşta yetişkinin yanında oturması normal. Burada kastettiğim, ödevi senin yapman değil. Çocuk takılınca "şu satıra bak" demen yeter. Ödevin hangi halkada koptuğunu bulmak için ödev takibi yazısındaki zinciri kullanabilirsin: not etmek, eve getirmek, hatırlamak, yapmak, geri götürmek.
Alışkanlığın oturması zaman alıyor. Yetişkinlerle yapılan bir çalışmada yeni bir davranışın otomatikleşmesi ortalama 66 gün sürmüş, ama kişiler arası fark çok büyükmüş (Lally ve ark., 2010). Çocuklar için böyle bir sayı bilmiyorum. Yine de "iki haftada oturur" beklentisiyle girersen ilk bozulan akşamda vazgeçersin. Dönem sonuna doğru oturur diye düşünmek daha gerçekçi.
Hangi işaretler destek isteme zamanı
Okuma yazma öğrenme dönemi hata yapmanın normal olduğu bir dönem. Harf karıştırmak, yavaş okumak ilk aylarda çoğu çocukta oluyor. DEHB ile birlikte özgül bir öğrenme güçlüğü de görülebiliyor, ayrımı ise sen ya da öğretmen değil, değerlendirme yapan uzman yapabilir.
Şunlar sürüyorsa beklemeden konuş: birkaç ay geçmesine rağmen çocuk akranlardan belirgin geri, her gün şikayet notu geliyor, okula gitmek istemiyor, sabahları karnı ağrıyor. Önce öğretmen, sonra okul rehber öğretmeni, sonra hekim. Okul tarafında destek ise RAM raporu ve ardından BEP üzerinden ilerliyor. Sürecin tamamını Türkiye'de çocuk için DEHB yol haritası yazısında sıraladım. İlaç kullanılıyorsa okul saatlerinde etkisini hekimle konuş, ayarı kendin değiştirme.
Bana kalan
İlk yılda not ya da ödev sayısından çok şunu önemserdim: çocuk okula girerken "ben becerebilirim" duygusuyla mı giriyor, "ben hep hata yapıyorum" duygusuyla mı? Harfleri bir yılda öğrenir. Ama ilk aylarda sürekli azar işiten bir çocuğun okula bakışı bundan daha yavaş düzeliyor. Bu sonuncusu benim kaygım, kesin bilgim değil.
Bu yüzden ilk yılın ölçüsünü şöyle koyardım: okula gitmek zor olsa da güvenli bir yer mi? Öğretmen çocuğu tanıyor mu, çanta düzeni oturdu mu, her akşam aynı saatte on beş dakikalık bir oturma kuruldu mu? Bunlar tamamsa not çizelgesindeki rakamlar ikinci planda kalabilir.
Mükemmel bir başlangıç beklemek de gereksiz. Çocuk ilk ay geç kalacak, defterini unutacak, bir gün ödevi yarım bırakacak. Düzenin işe yaradığını görmek için kusursuz bir hafta aramak yerine, geçen aydan biraz iyi bir hafta ara. Hangi adımın çocuğa uyduğunu o hafta anlarsın.
Sık sorulanlar
- DEHB'li çocuk birinci sınıfa hazır mı, nasıl anlarım?
- Hazır olmanın tek bir ölçüsü yok. Kendi eşyasına bakabiliyor, tuvaletini söyleyebiliyor, birkaç dakika sıraya girebiliyorsa bence iyi bir başlangıç. Eksikleri okul açılmadan çalışmak mümkün, ama okulu bir yıl geciktirmenin DEHB'li çocuklarda faydasını gösteren sağlam bir çalışma bilmiyorum. Karar için hekimle ve okul rehberlik servisiyle konuşmak en sağlıklısı.
- Öğretmene tanıyı ilk gün söylemeli miyim?
- Zorunlu bir kural yok. Bence tanıyı söylemek kadar, sınıfta neyin işe yaradığını söylemek önemli. 'Yönergeyi parça parça verirseniz daha rahat ediyor' cümlesi, tek başına tanı bilgisinden çoğu zaman daha çok iş görüyor.
- İlk sınıfta ödev ne kadar sürmeli?
- Okulun verdiği ödeve bağlı, ama bir kural koyabilirsin: on ya da on beş dakikalık sabit bir oturma. Süre dolunca ödev bitmemişse bırak ve öğretmene bir not yaz. Bu yaşta amaç ödevi bitirmek değil, aynı saatte masaya oturmayı alışkanlık yapmak.
- Okula gitmek istemiyor, karnı ağrıyor diyor. Ne yapmalıyım?
- Ağrının bir kısmı gerçek olabilir, bir kısmı kaygıdan gelebilir. Ayrımı ben yapamam. Birkaç gün üst üste sürüyorsa önce öğretmenle, sonra çocuğu izleyen hekimle konuş. Çocuğa 'abartıyorsun' demeden, okulda en zor anın hangisi olduğunu sor.
- İlk yıl içinde destek süreci başlatmak için ne zaman bakmalı?
- Birkaç ay geçmesine rağmen çocuk akranlardan belirgin geri kalıyor, her gün şikayet geliyor ya da okula gitmek istemiyorsa. Sıra genelde şöyle: öğretmen, rehber öğretmen, hekim, gerekirse RAM değerlendirmesi.
Yeni yazılardan haberdar ol
Yeni yazı yayınladığımda haber vereyim. Reklam yok, başka bir şey yok.