İçeriğe geç
Yöntemler

DEHB'li çocuk için hangi okul seçilmeli?

Sınıf mevcudu, öğretmen yaklaşımı, destek ve çocuğun yaşı: DEHB'li çocuğa okul seçerken neye bakılır, okulda ne sorulur, kanıt nerede sınırlı.

6 dakika okumaOrta
Bu yazıda 7 bölüm var

Okul tanıtım günlerinde veliler genellikle aynı şeylere bakıyor: bina, bahçe, yabancı dil saati, mezunların yerleştiği liseler. DEHB'li bir çocuğun velisi için bu listenin sırası değişiyor. Bahçe yine önemli, ama başa sınıf, öğretmen ve çocuk zorlandığında okulun ne yaptığı geliyor.

Kısa cevabım şu: DEHB'li çocuk için "en iyi okul" diye tek bir okul yok. Çocuğun yaşına, zorlandığı yere ve elindeki seçeneklere göre değişen birkaç ölçüt var. Bu ölçütlerin bir kısmının arkasında sağlam araştırma var, bir kısmı ise genel ilkelerden çıkardığım akıl yürütme. Hangisinin hangisi olduğunu açık yazacağım.

Önce elindeki seçenek ne kadar geniş

Türkiye'de ilkokul kaydı çoğu zaman oturduğun adrese bağlı. Özel okul bütçe ister, devlet okulunda ise adres belirleyici oluyor. Yani "hangi okul?" sorusu birçok aile için tamamen açık bir soru değil. Nakil koşullarını ise okul müdürlüğünden ve il milli eğitim müdürlüğünden güncel haliyle öğrenmek gerekiyor.

Bu yüzden sorunun biçimini değiştirmeni öneriyorum: okula değil, o okulun içindeki sınıfa ve öğretmene bak. Aynı binada iki farklı şube, çocuğa iki farklı yıl yaşatabiliyor. Şube ataması her okulda aynı yürümüyor ve her yerde veliye söz hakkı tanınmıyor. Ama sorabiliyorsan sor: "Hangi şubeye yazılacağız, o şubenin öğretmeni kim, onunla kayıttan önce on dakika konuşabilir miyim?"

Sınıf mevcudu: ne biliniyor, ne bilinmiyor

Herkes sezgisel olarak küçük sınıf ister ve DEHB'li çocuk için gerekçe mantıklı: sınıfta ses ve hareket ne kadar azsa dikkatin dağılacağı kapı o kadar az, öğretmenin çocuğa bakabileceği süre o kadar uzun. Ama DEHB'li çocuklarda sınıf mevcudunun sonucu nasıl değiştirdiğini doğrudan karşılaştıran sağlam bir çalışma bildiğimi söyleyemem. Elimizdeki kanıtın ağırlığı başka yerde. Sınıf içinde uygulanan düzenlemelerin (oturma yeri, yönergenin parçalanması, sık geri bildirim, ödül sistemi) davranışta ve akademik ölçütlerde fayda sağladığını gösteren, okul temelli müdahaleleri birleştiren analizler var (DuPaul ve ark., 2012).

Bu, mevcudun önemsiz olduğu anlamına gelmiyor. Küçük sınıf bu düzenlemeleri uygulamayı kolaylaştırıyor, ama düzenlemelerin yerini tutmuyor.

Somut düşün. Diyelim ki iki seçenek var. Biri yirmi kişilik, ama öğretmeni yönergeyi hep sözlü veriyor ve kıpırdayan çocuğu uyarıyor. Öbürü otuz kişilik, ama öğretmen çocuğu ön sıraya alıyor, işi parçalayarak veriyor, tahtaya iki satır yazıyor. Ben olsam ikincisini seçerdim. Öğretmen aynıysa küçük olan iyi, ama sayı tek başına karar verecek bir ölçü değil.

Öğretmen yaklaşımı: en belirleyici olan, ölçmesi en zor olan

Bir çocuğun okulla ilişkisini çoğu zaman sınıf öğretmeni kuruyor. Aynı davranışa "tembellik" diyen öğretmenle "bu çocuk bunu şu an yapamıyor" diyen öğretmen arasındaki fark, DEHB'li çocuk için bir yılın nasıl geçeceğini belirliyor. Bu ayrımı rakamla ölçemiyorum, o yüzden gözlemlemeni öneriyorum.

Tanıtım günü yerine, mümkünse ders sürerken sınıfı görmek istediğini söyle. Dikkatin dağılan bir çocuğa öğretmenin nasıl seslendiğine bak. Sonra görüşmede şunları sor:

  • Kıpırdanması gereken bir çocuğa ne yapıyorsunuz? Ayağa kalkma izni, kısa bir görev, ayakta çalışma gibi bir şey var mı?
  • Yönergeyi nasıl veriyorsunuz? Tahtaya ya da kağıda yazılıyor mu?
  • Ödevini yapmayan ya da konuşan çocuk teneffüsten alıkonuluyor mu?
  • Çocuk ödevi deftere yazmayı unuttuğunda ne oluyor?
  • Veliyi kötü haber dışında ne zaman arıyorsunuz?
  • Daha önce DEHB'li bir öğrenciyle çalıştınız mı, neyin işe yaradığını gördünüz?

Teneffüs sorusu bana kalırsa listenin en önemli sorusu. Küçük bir çalışmada, kısa süreli hareketten sonra DEHB'li çocukların dikkat gerektiren görevlerde daha iyi performans gösterdiği bildirilmiş (Pontifex ve ark., 2013). Bu tek bir küçük çalışma, "okul teneffüsü kaldırılmasın" diye kanıt sayılmaz. Yine de hareketi ceza olarak elinden almanın DEHB'li çocuğa yarayacağını düşünmek için bir neden görmüyorum.

Son sorunun cevabı da ipucu veriyor. "Daha önce olmadı ama öğrenmeye açığım" diyen öğretmen, "bizim sınıfta öyle çocuk olmaz" diyenden çok daha iyi bir başlangıç. Birincisi bir öğrenme isteği, ikincisi kapıyı kapatmak.

Destek: yazılı olmayan destek yok sayılır

Okulun destek verme kapasitesi, tanıtım broşüründen en az anlaşılan şey. Üç yere bak: rehber öğretmen var mı ve kaç öğrenciye bakıyor, okulda destek eğitim odası işliyor mu, BEP hazırlama süreci pratikte nasıl yürüyor.

Bu hizmetlerin hiçbiri tanıyla otomatik gelmiyor. Okuldaki destek, RAM'ın eğitsel değerlendirmesine ve ardından okulda hazırlanan programa bağlı. Sürecin sırasını Türkiye'de çocuk için DEHB yol haritası yazısında, RAM tarafını RAM raporu yazısında anlattım. Okul seçerken bilmen gereken şu: kağıt üzerinde destek vaat eden okulla desteği gerçekten uygulayan okul aynı değil. "RAM kararı olan öğrenci için BEP'i kim yürütüyor, son örnek hangi dönemdi?" diye sormak, cevabı ne kadar tanıdık olduğunu göstermeye yetiyor.

Tanıyı kayıt görüşmesinde söylemek ya da sonraya bırakmak sana kalmış. Ben destek planlanacaksa baştan söylemenin işi kolaylaştırdığını düşünüyorum, çünkü sonradan gelen bilgi "sorun çıktı da şimdi söyleniyor" havası taşıyor. Bu bir kanıt değil, benim tercihim.

Yaşa göre neye bakılır

Okul öncesi. Bu yaşta tanı çoğu zaman henüz kesinleşmemiş oluyor, okul öncesi dönemde DEHB yazısında bunu anlattım. Anaokulunda bakacağım şeyler: gruptaki çocuk sayısına göre yetişkin sayısı, günün öngörülebilir bir akışı olup olmadığı, dışarıda ve serbest oyunda geçen süre, bir de "okula hazırlık" adı altında yaşına göre fazla oturma ve kalem kağıt baskısı olup olmadığı. Anaokulu seçimi için DEHB'li çocuklarda sınanmış bir ölçüt bilmiyorum, bunlar genel çocuk gelişimi ilkelerinden.

İlkokul 1 ve 2. Okuma yazma öğrenme yılları, günün büyük kısmı sırada geçiyor. Sınıf öğretmeni tek kişi olduğu için öğretmenle uyum her şeyin önünde. Teneffüs süresine ve oturma düzenine de bu yaşta ayrıca bak.

İlkokul 3 ve 4. Ödev yükü başlıyor ve çocuk artık bağımsız çalışması beklenen biri sayılıyor. Okulun ne kadar ödev verdiğine ve ödevin nasıl verildiğine bak. Ödevin akşam saatlerine nasıl yayıldığını ödev takibi yazısında anlattım.

Ortaokul. Her ders ayrı öğretmen, her saat farklı bir beklenti. Defter, kitap, sınıf değişimi ve ödev takibi bir anda çocuğun üzerine biniyor. Burada sorulacak soru, rehber öğretmenin bilgiyi bütün branş öğretmenlerine taşıyıp taşımadığı. Ortaokulda ders çalışma düzenini ortaokul yazısında ele aldım. Bu yaşta çocuğu da ziyarete götür, ne hissettiğini sor. Birçok ailede ilkokuldan ortaokula geçiş zorlanılan bir dönem oluyor.

Okula bir yıl erken ya da geç başlatma kararında da kanıt zayıf. Yaş sınırları yönetmelikle belirleniyor, okul rehberlik servisine ve çocuğu izleyen hekime danışılması yeterli.

Seçtikten sonra ilk dönem bir deneme

Okul seçimini son karar gibi yaşamak ailede gereksiz baskı yaratıyor. Ben ilk dönemi gözlem dönemi sayardım. Bakılacak işaretler: çocuk sabahları isteyerek mi gidiyor, öğretmenden nasıl bahsediyor, ödev süresi gittikçe uzuyor mu, defterdeki yazılar toparlanıyor mu.

Sorun çıkarsa okul değiştirmek ağır bir karar. Önce öğretmenle görüşmek, sınıf içi düzenlemeler ve BEP denenir. Çocuk sürekli suçlanıyor, okula gitmek istemiyor ve yazılan düzenlemeler uygulanmıyorsa şube ya da okul değişikliği o zaman gündeme gelir. İlaç kullanılıyorsa okul saatlerinde etkisini hekimle konuşmak yeterli.

Bana kalan

Okul seçerken puana, ada ve binaya değil şu soruya bakardım: çocuğum burada hata yaptığında ne oluyor? DEHB'li çocuk hata yapacak, unutacak, geç kalacak. İyi okul bunları cezayla değil düzenlemeyle karşılayan yer. Bunu bir broşürden okuyamazsın, sınıfta görmen gerekiyor.

Bu yazıdaki ölçütlerin çoğu DEHB'li çocuklarda okulları karşılaştıran çalışmalardan gelmiyor. Öyle çalışma bilmiyorum. Sağlam kanıt sınıf içi düzenlemeler ve davranışsal yaklaşımlar için var (DuPaul ve ark., 2012; Daley ve ark., 2018). Okul seçimine dair sorularım bu bilgilerden çıkardığım akıl yürütme. O yüzden listeyi kural gibi değil, okulda sorulacak sorular gibi kullan. Çocuğunu en iyi tanıyan sensin, cevaplar sana karar verirken malzeme olsun.

Kusursuz okul yok. Çocuğunu anlayan bir öğretmen ve yazılıya dökülmüş küçük bir destek planı, parlak bir okuldan çoğu zaman daha çok iş görüyor. Bana kalırsa okul seçildikten sonra da en çok değer taşıyan şey, o öğretmenle kurduğun ilişki olacak.

Sık sorulanlar

DEHB'li çocuk için küçük sınıf şart mı?
Şart değil. Küçük sınıf öğretmenin çocuğa ayırabileceği zamanı artırdığı için işi kolaylaştırıyor, ama DEHB'li çocuklarda sınıf mevcudunu doğrudan karşılaştıran sağlam bir çalışma bilmiyorum. Yönergeyi parçalayan, hareketi cezalandırmayan bir öğretmen kalabalık sınıfta bile daha iyi sonuç verebilir.
Okula tanıyı kayıttan önce söylemek gerekir mi?
Zorunlu bir kural bilmiyorum, karar sana ait. Destek planlanacaksa baştan söylemek işi kolaylaştırıyor, çünkü sorun çıktıktan sonra gelen bilgi daha savunmacı karşılanıyor. Bu bir kanıt değil, benim tercihim.
Özel okul devlet okulundan daha mı iyi?
Genel bir cevap yok. DEHB'li çocuk için okul türünden çok, o okulda sınıf öğretmeninin yaklaşımı ve destek sürecinin yazılı yürüyüp yürümediği belirleyici. İki türde de okulda sorup öğrenmen gerekiyor.
Bir yıl geç başlatmak işe yarar mı?
DEHB'li çocuklarda okula bir yıl geç başlamanın faydasını gösteren sağlam bir çalışma bilmiyorum. Yaş sınırları yönetmelikle belirleniyor, kararı hekimin ve okul rehberlik servisinin görüşüyle vermek en sağlıklısı.
Seçtiğim okul uymazsa ne zaman değiştirmeli?
Önce öğretmenle görüşme, BEP ve sınıf içi düzenlemeler denenir. Çocuk sürekli suçlanıyorsa, okula gitmek istemiyorsa ve düzenlemeler uygulanmıyorsa o zaman şube ya da okul değişikliği konuşulur.

Bu yöntem sende ne yaptı?

İşaretin bu tarayıcıda saklanıyor. Sunucuya yalnızca sayı gidiyor, kim işaretledi tutulmuyor.

Yazar hakkında

Cansu, DEHB ile yaşayan bir yetişkin. Uzmanlığı yok; elindeki tek şey kendi denediği yöntemler ve kendi gündelik deneyimi. Bir yöntem onda tuttu diye sende tutar mı, bilinmez. Ondan gitmeyen bir şey senin işine yarayabilir.

Buradaki hiçbir şey tıbbi tavsiye, tanı ya da tedavi yerine geçmez. İlaç, doz ve tedavi kararları hekiminle konuşulacak şeyler. Daha fazlası.

Kaynaklar5
  1. DuPaul, G. J., Eckert, T. L. ve Vilardo, B. (2012). The effects of school-based interventions for ADHD: a meta-analysis 1996-2010. School Psychology Review, 41(4), 387-412.↩
  2. DuPaul, G. J., Weyandt, L. L. ve Janusis, G. M. (2011). ADHD in the classroom: Effective intervention strategies. Theory Into Practice, 50(1), 35-42.↩
  3. Daley, D. ve ark. (2018). Practitioner review: Current best practice in the use of parent training and other behavioural interventions in the treatment of children with attention-deficit/hyperactivity disorder. Journal of Child Psychology and Psychiatry, 59(9), 932-947.↩
  4. Pontifex, M. B., Saliba, B. J., Raine, L. B., Picchietti, D. L. ve Hillman, C. H. (2013). Exercise improves behavioral, neurocognitive, and scholastic performance in children with ADHD. Journal of Pediatrics, 162(3), 543-551.↩
  5. Milli Eğitim Bakanlığı. Özel Eğitim Hizmetleri Yönetmeliği.↩

Bu yazı 20 Ekim 2026 tarihinde güncellendi.

Yeni yazılardan haberdar ol

Yeni yazı yayınladığımda haber vereyim. Reklam yok, başka bir şey yok.