İçeriğe geç
Günlük

15.10.2026 Günlük XLV Anamnesis: hatırlamak öğrenmek midir?

Platon'a göre öğrenmek hatırlamaktır. Tanıdan sonra geçmişimi yeni bir bilgiyle yeniden okurken ben hatırlıyor muyum, yoksa ilk kez mi öğreniyorum?

6 dakika okumaOrta
Bu yazıda 9 bölüm var

15.10.2026 Günlük Sayfa XLV

Geçmişte olan hiçbir şey değişmedi. Değişen, ona hangi soruyla döndüğüm.

Perşembe. Kahvemi masaya götürürken bugünün kelimesi aklımdaydı: anamnesis.

Yunancada anamnesis, anamimnesko fiilinden geliyor: hatırlamak, anımsamak, hatırlatmak. Ana burada "geri, yeniden" gibi bir şey katıyor, mimnesko ise hatırlamak. Unutkanlığın adı amnesia da aynı aileden, başına bir a gelmiş hali. Unutmak ile hatırlamak aynı kökün iki ucu. Aletheia yazısında unutmanın ırmağı Lethe'yi yazmıştım. Bugün karşı kıyıya bakıyorum.

Bir şey daha hoşuma gitti. Tıpta hasta öyküsüne bugün de anamnez deniyor. Bir hekim "bu ne zaman başladı, çocukken nasıldınız" diye sorduğunda yaptığı iş, bu kelimenin ta kendisi. Tanı görüşmesinin büyük kısmı da geçmişe dönüp bakmaktan oluşuyor. DEHB için de belirtilerin çocuklukta, DSM-5'e göre on iki yaşından önce başlamış olması aranıyor.

Menon'un çıkmazı

Platon'un Menon diyaloğu aslında erdemin öğretilip öğretilemeyeceği sorusuyla başlıyor. Yarı yolda Menon, Sokrates'in önüne sert bir soru koyuyor: bilmediğin bir şeyi nasıl arayacaksın? Neyi aradığını bilmiyorsan, karşına çıksa bile onu nasıl tanıyacaksın?

Bu soruya Menon paradoksu deniyor ve hala rahatsız edici. Bildiğini aramana gerek yok, bilmediğini ise bulsan tanıyamazsın. Ortada öğrenmeye yer kalmıyor gibi.

Sokrates'in cevabı tuhaf. Rahiplerden, rahibelerden ve Pindaros'tan duyduklarına dayanıyor: ruh ölümsüz, defalarca doğmuş, her şeyi bir zamanlar görmüş. Öyleyse öğrenmek dediğimiz şey, ruhun daha önce bildiğini yeniden hatırlaması. Aramak ile öğrenmek, bütünüyle hatırlamak.

Çocuk ve kare

Sokrates bunu sözle bırakmıyor, Menon'un evinde doğmuş genç bir köleyi çağırıp kumda bir kare çiziyor. Kenarı iki ayak, alanı dört ayak. Soru şu: alanı iki katı, yani sekiz olan kareyi nasıl çizeriz?

Çocuk hemen cevap veriyor: kenarı iki katına çıkaralım, dört ayak yapalım. Sokrates çiziyor ve birlikte bakıyorlar. Alan on altı çıkıyor. Çocuk bu kez üç ayak diyor. Alan dokuz. Sonunda çocuk şunu söylüyor: bilmiyorum, Sokrates.

Sokrates bunu bir kayıp saymıyor. Çocuk artık yanlış bir şeyi biliyor sanmıyor, bilmediğini biliyor. Sonra karenin köşegenini çiziyor ve soruyor. Çocuk, kendi cevabını bulduğunu sanarak, köşegen üzerine kurulan karenin sekiz olduğunu görüyor. Aporia yazısında çıkmazın neden değerli olduğunu yazmıştım. Menon'daki çocuk bunun en açık örneği: bilgiye çıkmazdan geçerek varıyor.

Burada bir itiraz da var ve hakkı veriliyor. Sokrates çocuğa yönlendirici sorular soruyor, çocuk çoğu zaman evet ya da hayır diyor. Bu gerçekten bilginin ortaya çıkması mı, yoksa iyi hazırlanmış bir yönlendirme mi? Filozoflar bunu yüzyıllardır tartışıyor ve ben de karar veremiyorum.

Phaidon'da lir

Platon aynı fikre Phaidon'da bir daha dönüyor, bu kez Sokrates'in son gününde. İki argümanı var. Birincisi eşitlik üzerine: hiç tam eşit iki çubuk görmedik, hep biraz farklılar. Ama eşitliğin ne olduğunu biliyoruz ve bu bilgiyi gözümüzle edinmedik. Demek ki doğmadan önce bilmişiz.

İkincisi benim daha çok sevdiğim bir örnek. Bir aşık sevdiğinin lirini görünce lirin kendisini değil, onun sahibini hatırlar. Nesne bir başka şeyi çağırır. Sokrates buna anamnesis diyor. Bir şeyi görmek, başka bir şeyin kapısını açıyor.

İnanmak gerekmiyor

Platon bunu ruhun göçüne bağlıyor ve ben buna inanmak zorunda değilim. İnanmadan da yazının geri kalanına devam edebilirim.

Ama iki şeyi alıyorum. Birincisi, bilgi bazen dışarıdan eklenmiyor, doğru bir soruyla yerinden oynatılıyor. İkincisi, hatırlamak ile öğrenmek arasındaki sınır, sandığımız kadar keskin değil.

Modern bellek araştırması da bu yönde. Bartlett, 1932'de Remembering adlı kitabında hatırlamanın bir kaydı oynatmak olmadığını, yeniden kurmak olduğunu gösterdi. Her hatırlayışta parçaları yeniden diziyoruz ve dizerken elimizdeki çerçeve neyse ona göre diziyoruz.

Kendi kendime şunu da söylüyorum: bir şeyi hatırlamak için önce o şeyin yerinin bende olması gerekiyor. Hiç yaşamadığım bir anıyı hatırlayamam. Demek ki hatırlamak, hiçbir zaman sıfırdan bir iş değil. Bir zemin var ve soru o zemine dokunuyor. Bu fikir bana nedense iyi geliyor, çünkü geçmişin boşa gitmediğini söylüyor.

Yirmi iki yaşında gelen çerçeve

Tanıyı yirmi iki yaşımda aldım. Geçmişte olan hiçbir şey değişmedi. Yarım kalan şeyler yarım kalmıştı, unuttuklarım unutulmuştu, zamanı yanlış tahmin ettiğim günler yanlış tahmin edilmişti.

Değişen çerçeveydi. Aynı anılara yeni bir kelimeyle döndüm: dikkat, erteleme, zaman körlüğü. Her anının yanına eskiden olmayan bir açıklama düştü.

Şimdi Platon'a sormam gereken soru şu: bu hatırlamak mı, öğrenmek mi?

Olaylar bendeydi. O anlamda hatırlıyorum. Ama olayları okuyacak çerçeve bende yoktu, dışarıdan geldi: bir hekimden, kitaplardan, sonra yıllarca kendi gözlemimden. O anlamda öğrendim. Sokrates'in çocuğundan farkım şu: çocuk kendi cevabını bulduğunu sandı, ben cevabın bana verildiğini biliyorum.

Ama Sokrates'in yöntemi bana yabancı değil. Çerçeve verildiğinde bile işin yarısı hala bende, çünkü hangi anının hangi cümleye oturduğunu kimse benim yerime yapmıyor. Çerçeve soruyu getirdi. Cevapları tek tek ben aradım.

Tanı sonrası yas yazısında bu aramanın yorucu tarafını anlatmıştım. Bugün eklemek istediğim şey, anamnesis'in yalnızca aydınlatmadığı. Bazı anılar yeni çerçeveyle daha yumuşak görünüyor, bazıları daha ağır. İkisi de oluyor ve ikisine de yer var.

Unutan biri için hatırlamak

Bir ironiyi geçemem. Bellek konusunda en çok zorlanan biri olarak hatırlamak üzerine yazıyorum. Çalışma belleğim kolay dağılıyor, ocağı kapattığımdan emin olamıyorum, bir cümlenin başını söylerken sonunu kaybedebiliyorum. Unutkanlık normal mi yazısında bunun gündelik tarafını anlatmıştım.

Ama bence bu iki alan farklı. Günlük unutkanlık, yeni bilginin tutunamaması. Anamnesis ise eski bilginin yeni bir ışıkla geri gelmesi. Biri akıp gidiyor, diğeri bekliyor ve doğru soruyu bulduğunda ortaya çıkıyor.

Bu yüzden defter tutuyorum. Defter, geri gelecek soruyu bekleyen bir yer. Yazdığım cümleyi aylar sonra okuyunca, onu yazan kişiyi hatırlamıyorum bazen. Yeniden öğreniyorum onu.

Kendime sorular

Bugün masada bu soruları yazdım, cevapsız bıraktım:

Hangi eski olayı bugün başka bir kelimeyle okuyorum? Bir zamanlar tembellik dediğim şeye şimdi ne diyorum? Hala yanlış bir kelimeyle sakladığım bir anı var mı? Bana hatırlatacak lir hangisi?

Dördüncüsü Phaidon'dan. Birinin sesi, bir koku, bir sokak. Yürürken bazen bir köşeyi dönüyorum ve başka bir zamana düşüyorum. O köşeler benim liram.

Yürümeyi bu yüzden seviyorum sanırım. Yürürken zihin bir şey aramıyor ve aramadığında bazen bir şey kendiliğinden geliyor. Menon'un paradoksuna küçük bir cevap bu: aramadığım şey, tam da aramadığım için karşıma çıkabiliyor. Bulduğumda ise onu tanıdığımı hissediyorum, yani daha önce bende bir yeri olduğunu.

Kavramın yanına bir parça

Erik Satie: Gymnopédie No. 1.

1888 tarihli, solo piyano için. Parçanın üzerinde Satie'nin kendi yazdığı tempo notu var: Lent et douloureux, yani yavaş ve acılı. Sol elde iki akor sakin sakin gidip geliyor, sağ elde melodi üzerlerinde duruyor. Adı, Sparta'da yapılan Gymnopaidiai adlı bir şenlikten geliyor.

Anamnesis ile bağı, bence, bu gidip gelme. Parça hep aynı yere dönüyor ama her dönüşte ses biraz başka duyuluyor. Aynı iki akor, bir önceki dönüşün hatırasıyla birlikte duyuluyor.

Yarına

Yarın cuma. Kelime: kharis. Yunancada lütuf, hoşa giden, karşılıksız verilen şey, aynı zamanda teşekkür. Bugün geçmişe baktım ve ona bir çerçeve verenlere borçlu olduğumu fark ettim. Yarın o borcun adını bulmaya çalışacağım.

Yazar hakkında

Cansu, DEHB ile yaşayan bir yetişkin. Uzmanlığı yok; elindeki tek şey kendi denediği yöntemler ve kendi gündelik deneyimi. Bir yöntem onda tuttu diye sende tutar mı, bilinmez. Ondan gitmeyen bir şey senin işine yarayabilir.

Buradaki hiçbir şey tıbbi tavsiye, tanı ya da tedavi yerine geçmez. İlaç, doz ve tedavi kararları hekiminle konuşulacak şeyler. Daha fazlası.

Bu yazı 15 Ekim 2026 tarihinde güncellendi.

Yeni yazılardan haberdar ol

Yeni yazı yayınladığımda haber vereyim. Reklam yok, başka bir şey yok.