DEHB ve ilişkiler: görünmeyen emek
DEHB ilişkilerde nasıl görünüyor, partner neden bakım veren rolüne sıkışıyor ve hatırlama işini kişiden alıp sisteme vermek ne değiştiriyor?
Read this article in EnglishDiesen Artikel auf Deutsch lesenLire cet article en français
Bu yazıda 9 bölüm var
Bir söz veriyorsun. Verdiğin anda o sözü tutmayı gerçekten istiyorsun; içinde hiçbir sahtelik yok. Sonra o söz zihinden çıkıyor ve bir daha geri gelmiyor. Geri geldiğinde de artık çok geç oluyor.
Bu döngüyü ben en çok iş tarafında yaşadım ve yıllarca tek bir açıklamam vardı: demek ki yeterince önemsemiyorum. Tanıdan sonra öğrendiğim şey bu açıklamanın yanlış olduğu değil sadece; o açıklamanın ilişkilerde nasıl bir hasar bıraktığıydı.
Çünkü DEHB'nin ilişkilerdeki bedeli genelde büyük kavgalarda görünmüyor. Küçük ve tekrar eden şeylerde birikiyor.
En sık iki kırılma noktası
Tutulamayan sözler. Söz iyi niyetle veriliyor ve unutuluyor. Karşı taraf bunu ilgisizlik olarak okuyor, çünkü dışarıdan tam olarak öyle görünüyor. Oysa aradaki şey niyet-davranış boşluğu: niyet gerçek, davranış eksik ve ikisi arasındaki mesafeyi yalnızca içeriden yaşayan görüyor.
Görünmeyen emek. Ev işinin yapılan kısmından çok akılda tutulan kısmı: kimin nesi ne zaman gerekiyor, hangi fatura yaklaşıyor, kime dönülmedi. Buna zihinsel yük deniyor ve tamamen tek tarafa yığıldığında ilişki bozuluyor. Bu yük görünmediği için de tartışmalarda dile getirilmesi zor: yapılmayan bir şeyi göstermek kolay, taşınan bir şeyi göstermek zor.
Araştırma ne diyor
Eakin ve arkadaşlarının (2004) çalışması, evli 33 DEHB'li yetişkin ile eşlerini, 26 kontrol katılımcı ve eşleriyle karşılaştırdı. DEHB'li yetişkinler evlilik uyumunu daha düşük, aile işleyişini daha sorunlu bildirdi. Eşlerin bildirdiği genel uyum puanları kontrol grubundan anlamlı biçimde ayrışmasa da, uyumsuz aralığa düşen puanların oranı daha yüksekti.
Çalışmanın ilginç bulduğum tarafı şu: eşlerin büyük bölümü, partnerlerinin belirtilerinin ev düzeni, zaman yönetimi ya da iletişim gibi en az bir alanda kendi işleyişlerini etkilediğini ve bir biçimde telafi ettiklerini bildiriyor.
Örneklem küçük ve çalışma eski; bunu tek başına bir yasa gibi okumuyorum. Ama tarif ettiği şey, DEHB'li insanların anlatılarında tekrar tekrar aynı biçimde çıkıyor.
Ebeveynleşme
Zamanla bir taraf sürekli hatırlatan, planlayan ve düzenleyen konuma geçiyor. Buna ebeveynleşme deniyor.
İki taraf için de kötü. Hatırlatan taraf yoruluyor ve kızıyor. Hatırlatılan taraf çocuk yerine konduğunu hissediyor, savunmaya geçiyor, sonra utanıyor.
En çok duyulan iki cümle bunu özetliyor: “Ben senin annen değilim” ve “Sürekli beni kontrol ediyorsun.” İkisi de aynı yapının iki ucundan söyleniyor ve ikisi de haklı.
Bu dinamiğin nasıl kurulduğunu ve nasıl çözüldüğünü evlilikte DEHB ve ebeveyn-çocuk dinamiği yazısında ayrıntılı ele aldım.
Çözüm daha çok hatırlatmak değil. Hatırlama işini iki kişiden de alıp bir sisteme vermek.
Duygusal taraf
Shaw ve arkadaşlarının (2014) derlemesi, duygu düzenleme güçlüklerinin DEHB tablosunun merkezine yakın durduğunu ortaya koyuyor.
İlişkide bunun karşılığı şu: bir eleştiri, bir yüz ifadesi ya da “bunu yine unuttun” cümlesi orantısız bir acı üretebiliyor. O acı içeride bir hikayeye dönüşüyor ve hikaye çoğu zaman gerçekten daha sert oluyor.
Bende en tanıdık hali şu: bir hatırlatma aldığımda içimden gelen ilk cümle “haklısın” değil, “demek ki beceriksiz olduğumu düşünüyor” oluyor. O cümleye inanmakla savunmaya geçmek arasında geçen süre çok kısa. Öğrendiğim tek şey, tepkiyi vermeden önce o cümleyi fark etmek. Fark etmek onu yok etmiyor, sadece araya birkaç saniye koyuyor ve o birkaç saniye bazen tartışmanın tamamını değiştiriyor.
Reddedilmeye karşı duyarlılığın ilişkilerde nasıl işlediğini ilişkide reddedilme duyarlılığı yazısında ayrıca yazdım.
İşe yarayan şeyler
Ortak ve görünür bir sistem. Buzdolabındaki tahta, paylaşılan takvim, ortak liste. Hatırlatma kişiden çıkıp nesneye geçiyor. Kritik nokta: sistemin ikisi tarafından da kullanılması, yoksa yalnızca yeni bir hatırlatma kanalı oluyor.
Sorumluluğu iş değil alan olarak bölmek. “Bulaşığı sen yıka” yerine “mutfak tamamen senin”. Alan sahipliği, hatırlatma ihtiyacını kökünden ortadan kaldırıyor; çünkü ortada hatırlatılacak tek tek işler kalmıyor, bir alanın kime ait olduğu baştan belli oluyor.
Sözü anında yazmak. Verilen sözün o an yazılması. “Yaparım” demek yeterli değil; yazılmayan söz büyük ihtimalle unutulacak. Bunu kabul etmek bana zor geldi, çünkü kendi hafızama güvenmemeyi öğrenmek gerekiyordu.
Zamanlama kuralı. Zor konuşmayı ikisi de yorgunken yapmamak. DEHB'de duygu düzenleme zorlandığı için akşam saatleri bu konuşmalar için en kötü zaman.
Niyet ile sonucu ayırmak. “Umursamıyorsun” yerine “bu unutulunca ben şöyle hissediyorum”. İlk cümle niyeti yargılıyor ve genelde yanlış; ikincisi sonucu anlatıyor ve tartışılamaz.
Partner için
- Hatırlatmak bir iyilik ama sistemin yerine geçmiyor.
- “Neden sadece isteyerek yapamıyorsun” sorusunun cevabı yok; soru yanlış kurulmuş.
- Tanı bir bahane değil, bir açıklama. Sorumluluğu kaldırmıyor, sorumluluğun nasıl taşınacağını değiştiriyor.
- Kendi yorgunluğunu da söylemek gerekiyor. Sessizce taşımak, sonunda çok daha büyük bir kırılma üretiyor.
- Bir örüntüyü anlatmak, bir olayı anlatmaktan daha çok işe yarıyor: “dün çöpü unuttun” yerine “son üç haftadır çöp hep bana kalıyor.”
DEHB'li taraf için
- Unuttuğun şey için savunmaya geçmek yerine sistemi düzeltmek daha çabuk sonuç veriyor.
- “Özür dilerim” tek başına yetmiyor, çünkü ertesi hafta aynı şey oluyor. Bir sonraki adım, o işin bir daha hafızaya bırakılmaması.
- Reddedilme duyarlılığı yüzünden eleştiri orantısız acı verebiliyor. Bunu bilmek, o anda verilen tepkiyi geciktirmeye yardımcı oluyor.
- Tanını anlatmak, karşı tarafın senin yerine düşünmesi anlamına gelmiyor. Anlatırken ne istediğini de söylemek gerekiyor; bunu partnerine DEHB'ni anlatmak yazısında ele aldım.
Sık yapılan hata
En sık gördüğüm hata, sistemi kriz anında kurmaya çalışmak. Bir tartışmanın ortasında “tamam, bundan sonra takvim kullanacağız” demek iyi niyetli ama dayanıksız; o karar tartışmanın duygusuna bağlı kalıyor ve duygu geçince sistem de gidiyor.
İkinci hata, DEHB'yi tek açıklama haline getirmek. Her unutulan şey tanının hanesine yazıldığında karşı tarafın itiraz edebileceği hiçbir yer kalmıyor ve bu, ilişkiyi konuşulamaz hale getiriyor.
Ne zaman başka bir yere bakmak gerekiyor
Sistemler kurulduğu halde aynı tartışma aylarca dönüyorsa, ya da konuşmanın kendisi her seferinde bir kırılmaya varıyorsa mesele artık yalnızca hatırlatıcılarla çözülmüyor. Çift terapisinin DEHB özelinde neye yarayıp neye yaramadığını çift terapisi DEHB'de işe yarar mı yazısında ayrıca ele aldım.
Bende kalan sonuç şu: ilişkilerde asıl mesele niyetimi anlatabilmek değilmiş. Niyetimin görünmediği yerde davranışı değiştirmekmiş. Bunu kabul etmek beni ilk başta suçlu hissettirdi, sonra rahatlattı; çünkü davranış değiştirilebilir bir şey ve üzerinde çalışılacak somut bir şey bırakıyor.
Sık sorulanlar
- DEHB ilişkileri nasıl etkiliyor?
- En çok iki yerde görünüyor: verilen sözlerin tutulamaması ve ev yönetiminin görünmeyen kısmının tek tarafa yığılması.
- Ebeveynleşme nedir?
- Bir tarafın hatırlatan ve düzenleyen konuma geçmesi. İlişki eşitlikten çıkıp ebeveyn-çocuk dinamiğine kayıyor ve bu iki taraf için de yıpratıcı oluyor.
- Daha çok çabalamak çözüm mü?
- Değil. İşe yarayan şey çabayı artırmak değil, hatırlama yükünü kişiden alıp ortak bir sisteme devretmek.
- Partner ne yapabilir?
- Hatırlatıcı olmaktan çıkıp sistemi birlikte kurmak. Tek tek hatırlatmak kısa vadede çözüyor, uzun vadede rolü kalıcılaştırıyor.
Yeni yazılardan haberdar ol
Yeni yazı yayınladığımda haber vereyim. Reklam yok, başka bir şey yok.