İçeriğe geç
Yöntemler

DEHB ve serbest çalışmak: düzensiz iş, düzensiz gelir

Kimse sabah dokuzda seni beklemiyor, kimse ay sonunda maaş yatırmıyor. DEHB ile serbest çalışmanın özgürlüğü, yapısızlığı ve kendi iskeletini kurmak üzerine.

6 dakika okumaOrta
Bu yazıda 7 bölüm var

Kendi hesabına çalışmanın ilk hissi özgürlük. Kimse sabah dokuzda kapıda beklemiyor. Toplantılar senin takviminde, işler senin seçimin, en iyi çalıştığın saat gece yarısıysa gece yarısı çalışıyorsun.

İkinci his biraz daha geç geliyor: kimse sabah dokuzda kapıda beklemiyor.

Aynı cümle, birkaç ay arayla, bambaşka bir anlama geliyor.

Kendi şirketimi yürütüyorum ve bu yazıda serbest çalışmayı ve kendi hesabına çalışmayı birlikte ele alıyorum; çünkü DEHB açısından ikisinin ortak noktası aynı: dışarıdan gelen yapı kalkıyor. Hangi işlerin DEHB'ye daha uygun olduğunu genel bir yazıda konuşmuştum ve serbest çalışmaya orada kısaca değinmiştim. Burada o kısa değinmeyi açmak istiyorum.

DEHB'liler gerçekten daha çok mu kendi hesabına çalışıyor?

Biraz, evet. İsveç'teki bir ikiz kaydından yedi binden fazla yetişkinle yapılan ve Hollandalı öğrencilerde tekrarlanan bir çalışma, DEHB belirtileri arttıkça kendi hesabına çalışma olasılığının hafifçe arttığını buldu. İlişkiyi taşıyan taraf hiperaktivite belirtileriydi; yalnızca dikkat belirtileri kendi hesabına çalışmayla ilişkili değildi (Verheul ve ark., 2016).

Bu bulgu bana ilginç geldi, çünkü ben daha çok dikkatsiz tarafta duran biriyim. Yani bu tabloyu kendi hikâyeme kolayca uygulayamıyorum. Ayrıca ilişki küçük. "DEHB'liler doğuştan girişimcidir" demek için yeterli değil.

Lasky ve arkadaşlarının DEHB tanılı genç yetişkinlerle yaptığı görüşmeler başka bir açı sunuyor: katılımcıların yarısından fazlası belirtilerinin iş ortamına göre değiştiğini söyledi ve iyi geldiğini anlattıkları özellikler arasında yenilik, hızlı tempo ve konuya gerçek ilgi vardı (Lasky ve ark., 2016). Serbest çalışma bunların bir kısmını kolayca sağlıyor: her proje yeni, konuları çoğu zaman sen seçiyorsun.

Özgürlük tarafı gerçek

Serbest çalışmanın iyi yanlarını küçümsemek istemiyorum.

Avustralya'da yıllar boyunca izlenen bir çalışan grubunda, kendi hesabına çalışanlar ücretli çalışanlara göre daha az iş stresi bildirdi ve bu fark tamamen işini kontrol edebilme duygusuyla açıklandı (Hessels ve ark., 2017). Ne zaman, nasıl ve neyi yapacağına karar verebilmek, stresin önemli bir kısmını alıyor.

DEHB'li biri için bu kontrolün değeri daha da büyük olabilir. Odak saatini kendin seçmek, uzun toplantılardan kaçınmak, sıkıcı işi en enerjik saatine koymak, açık ofis gürültüsü olmadan çalışmak... Bunlar bir iş yerinde tek tek pazarlık edilmesi gereken düzenlemeler. Serbest çalışırken çoğu kendiliğinden geliyor.

Yapısızlık tarafı da gerçek

Aynı kontrol, başka bir biçimde geri dönüyor. Kimse sana ne zaman başlayacağını söylemiyorsa, başlamak tamamen yürütücü işlevlerine kalıyor. DEHB'de en çok zorlanan yer de tam orası.

Serbest çalışırken yalnızca işi yapmıyorsun. Aynı zamanda işin müdürü, muhasebecisi, satış temsilcisi ve arşivcisisin. Teklif yazmak, fatura kesmek, ödemeyi takip etmek, vergi dönemini hatırlamak, eski müşteriyle bağlantıyı sürdürmek. Bunların neredeyse hepsi sıkıcı, tekrarlı ve gecikmeli ödüllü işler.

Uzun zaman bu işlerin "asıl işin" yanında önemsiz olduğunu düşündüm. Sonra fark ettim ki bu işler yapılmadığında asıl iş de olmuyor.

Serbest çalışmak yapıyı kaldırmıyor. Yapının sorumluluğunu tamamen sana devrediyor.

Düzensiz iş, düzensiz gelir

Serbest çalışanların çok tanıdığı bir döngü var: bir dönem her şeye evet deniyor, her gece çalışılıyor, yetişilemiyor. Sonra iş biter bitmez sessizlik geliyor ve o sessizlikte yeni iş aramak hiç akla gelmemiş oluyor.

Bunun DEHB ile kesiştiği yerleri kendi deneyimimden şöyle görüyorum.

Yoğunlukta gelecek görünmüyor. Yoğun dönemde bütün dikkatim önümdeki işe gidiyor. Üç ay sonra ne olacağı, zaman körlüğünün "şimdi olmayan" bölgesine düşüyor. Yeni iş bağlantısı kurmak, eskiye dönmek, teklif hazırlamak ertelenip gidiyor.

Sessizlikte panik başlıyor. İş bittiğinde birdenbire her şeyi aynı anda yapmaya çalışıyorum. Bu da karşıma gelen ilk işe, fiyatına bakmadan evet dememi kolaylaştırıyor. Fiyat tarafını ücret istemek yazısında anlattım.

Para bir yığın gibi geliyor. Ücretli bir işte para her ay aynı gün, aynı miktarda yatıyor. Serbest çalışırken büyük bir ödeme bir gün geliyor, sonra haftalarca bir şey gelmiyor. Büyük bir ödeme geldiğinde hesap dolu görünüyor ve harcamak kolaylaşıyor; o paranın önümüzdeki aylara, vergilere ve sessiz dönemlere ait olduğu o an hissedilmiyor.

Burada bir sınırı söylemeliyim: DEHB'li serbest çalışanlarda gelir düzensizliğinin nasıl yaşandığını doğrudan inceleyen bir çalışma bulamadım. Bu kısım araştırmadan değil, belirtilerin bilinen işleyişinden ve kendi deneyimimden çıkıyor.

Kendi iskeletini kurmak

Beni en çok düşündüren çalışma, DEHB hakkında değil bağımsız çalışanlar hakkında bir çalışma oldu.

Petriglieri, Ashford ve Wrzesniewski, uzun yıllardır bağımsız çalışan kişilerle ayrıntılı görüşmeler yaptı. Bu insanlar hem kaygıyı hem de doyumu yoğun biçimde yaşıyordu. İşin güvencesizliğiyle baş edebilenler, kendilerine bir tür "tutan çevre" kurmuştu: rutinlere, mekânlara, insanlara ve daha geniş bir amaca bağlanıyorlardı (Petriglieri ve ark., 2019).

Bu dört başlık bana DEHB için neredeyse hazır bir dış iskele listesi gibi geldi.

Rutin. Kimse beklemiyorsa ben kendimi bekliyorum. Her gün aynı saatte başlamak zorunda değilim ama her gün aynı biçimde başlamak işe yarıyor: aynı ilk hareket, aynı ilk dosya, aynı ilk kontrol. Başlama kararını her sabah yeniden vermemek için.

Mekân. Evde çalışmak benim için hem özgürlük hem tuzak. İşin ve evin aynı masada olduğu günler hem daha az iş çıkıyor hem de iş hiç bitmiyor. Belirli bir masa, belirli bir oda ya da haftanın bazı günleri başka bir çalışma yeri, zihnime "şimdi iş" diyor.

İnsanlar. Serbest çalışmanın en az konuşulan tarafı yalnızlık. Birlikte çalışacak kimse olmadığında eşlikçi çalışma çok değerli hâle geliyor: aynı işi yapmıyor olsak da biriyle aynı saatte çalışmak başlamayı kolaylaştırıyor.

Amaç. Bu işi neden yaptığımı hatırlamak, sıkıcı idari işlerin anlamsız bir angaryaya dönüşmesini biraz engelliyor. Faturayı kesmek, strateji kurduğum işin devam edebilmesinin bir parçası.

Para için ayrılmış yollar

Gelir düzensizliği için denemeye değer bulduğum düzen şu:

  • Gelen para doğrudan bir iş hesabına gidiyor. Kişisel hesaba her ay aynı miktarı kendime "maaş" olarak aktarıyorum. Büyük ödeme geldiğinde kişisel hesabım şişmiyor. Sözlükte bunun genel adı ayrı hesap yöntemi.
  • Vergi ve yükümlülükler için ayrı bir kenar. Her ödemeden belirli bir payı hemen ayırıyorum. Oranın ne olacağını, hangi yükümlülüklerin olduğunu kendi durumum için bir muhasebeciyle netleştirmek en doğrusu; burada genel bir oran vermeyeceğim.
  • Fatura işin bittiği gün. Sonraya bırakılan fatura bende kaybolan fatura.
  • Haftalık iş tablosu. Haftada bir, on dakika: şu an ne üzerinde çalışıyorum, yakında ne bitiyor, önümüzdeki aylar için kiminle konuşuyorum. Yoğun dönemde bile bu tabloya bakmak, sessiz dönemin sürpriz olmasını azaltıyor.

Bir de yoğun dönemin kendi kuralı var. İşler üst üste bindiğinde yeni gelen her teklife anında cevap vermek yerine hepsini bir güne topluyorum ve o gün takvimime bakarak karar veriyorum. Yoğunluktayken verilen "evet"ler bende hep aynı yere çıkıyor: gecelere, ertelenen faturalara ve bir sonraki sessiz dönemi hazırlayacak enerjinin kalmamasına. Kapasitemi tahmin ederken de sadece işi değil, işin etrafındaki yazışmaları ve idari işleri hesaba katmaya çalışıyorum.

Para yönetiminin genel tarafını DEHB ve para yönetimi yazısında anlattım.

Herkese göre değil

Serbest çalışmayı bir çözüm olarak önermek istemiyorum. Bazı DEHB'li insanlar için ücretli bir işin sabit saati, sabit maaşı ve dışarıdan gelen teslimleri çok daha koruyucu. Kendi iskeletini kurmak ciddi bir iş ve bu işi yaparken asıl işe enerji kalmayabiliyor.

Benim için asıl soru şu: "Hangi yapıyı dışarıdan alıyorum, hangisini kendim kurmam gerekiyor ve onu kuracak gücüm var mı?"

Özgürlük gerçekten güzel. Ama bende ancak iskeleti olduğunda özgürlük gibi hissettiriyor.

Bu yöntem sende ne yaptı?

İşaretin bu tarayıcıda saklanıyor. Sunucuya yalnızca sayı gidiyor, kim işaretledi tutulmuyor.

Yazar hakkında

Cansu, DEHB ile yaşayan bir yetişkin. Uzmanlığı yok; elindeki tek şey kendi denediği yöntemler ve kendi gündelik deneyimi. Bir yöntem onda tuttu diye sende tutar mı, bilinmez. Ondan gitmeyen bir şey senin işine yarayabilir.

Buradaki hiçbir şey tıbbi tavsiye, tanı ya da tedavi yerine geçmez. İlaç, doz ve tedavi kararları hekiminle konuşulacak şeyler. Daha fazlası.

Kaynaklar

  1. Verheul, I., Rietdijk, W., Block, J., Franken, I., Larsson, H., & Thurik, R. (2016). The association between attention-deficit/hyperactivity (ADHD) symptoms and self-employment. European Journal of Epidemiology, 31(8), 793-801.
  2. Hessels, J., Rietveld, C. A., & van der Zwan, P. (2017). Self-employment and work-related stress: The mediating role of job control and job demand. Journal of Business Venturing, 32(2), 178-196.
  3. Petriglieri, G., Ashford, S. J., & Wrzesniewski, A. (2019). Agony and ecstasy in the gig economy: Cultivating holding environments for precarious and personalized work identities. Administrative Science Quarterly, 64(1), 124-170.
  4. Lasky, A. K., Weisner, T. S., Jensen, P. S., Hinshaw, S. P., Hechtman, L., Arnold, L. E., Murray, D., & Swanson, J. M. (2016). ADHD in context: Young adults' reports of the impact of occupational environment on the manifestation of ADHD. Social Science & Medicine, 161, 160-168.