İçeriğe geç
Yöntemler

DEHB ve psikoz riski: kimin yakın takibe ihtiyacı var?

Yeni bir makale DEHB'de bipolar bozukluk, psikoz ve şizofreni riskinin 4,7-8,9 kat yüksek olduğunu bildiriyor. Neyin bilindiğini ve bilinmediğini anlattım.

6 dakika okumaOrta
Bu yazıda 9 bölüm var

“Psikoz” kelimesi, DEHB'li birinin ya da yakınının okurken içinin biraz kıpırdadığı kelimelerden. Onu hemen yatıştırmak istiyorum, ama yalan söylemeden: konu gerçek, makale de bunu saklamıyor. Aynı makale, geçişin DEHB'lilerin yalnızca bir kısmında görüldüğünü de açıkça söylüyor. İkisini birlikte tutmak gerekiyor.

Bu yazıda, 14 Ekim 2026'da Nature'ın DEHB sayfasında listelenen bir makalenin özetinden ne öğrendiğimi, neyi öğrenemediğimi anlatıyorum. Elimdeki yalnızca makalenin özeti. Tam metni okumadım, o yüzden yazarların ayrıntılı tartışmasını bilmiyorum ve bilmediğim şeyi biliyormuş gibi yazmayacağım.

Çalışma kimden, nereden geliyor

Makalenin adı “Attention deficit hyperactivity disorder: transition to psychotic disorders”, yani DEHB'den psikotik bozukluklara geçiş. Yazarları Anita Thapar, Charlotte A. Dennison, Ali Kandeğer ve Michael J. Owen. Molecular Psychiatry dergisinde 2026'da yayımlandı.

Bu yeni bir veri toplayan deneysel bir çalışma değil. Yazarlar kendisini “perspective” diye tanımlıyor, yani bir görüş ve değerlendirme makalesi: hipotezleri ve eldeki kanıtı ele alıp klinik açıdan ne anlama geldiğini tartışıyor. Bu yüzden özette bir katılımcı sayısı yok. Yaş aralığı da verilmiyor, konu genel olarak DEHB'li kişiler.

Bu yazı, Molecular Psychiatry dergisinde açık erişimle yayımlanan makalenin Türkçe özetidir. Makale Creative Commons Atıf 4.0 (CC BY 4.0) lisansıyla yayımlandı. Bulgular makalenin yazarlarına aittir, buradaki anlatım ve değerlendirme bana aittir.

Makale ne söylüyor

Çıkış noktası şu: DEHB'in depresyon, kaygı gibi yaygın ruhsal bozukluklar için riski artırdığı iyi biliniyor ve DEHB'in erken fark edilip tedavi edilmesinin bu riskin bir kısmını azaltabileceği düşünülüyor. Yazarlara göre bipolar bozukluk, psikoz ve şizofreni için artmış risk ise çoğu zaman gözden kaçıyor. Makale bu üçünü birlikte “psikotik bozukluklar” diye adlandırıyor ve riski odds oranı olarak 4,7 ile 8,9 arasında veriyor.

İkinci vurgu, sağlık sisteminin işleyişiyle ilgili. DEHB çok yaygın olduğu için, özellikle daha az karmaşık biçimleri için birinci basamak sağlık hizmetlerinin (aile hekimliği gibi) daha fazla sorumluluk alması yönünde bir baskı var. Yazarlar buna karşı çıkmıyor, bir şart koyuyor: psikotik bozukluğa geçiş riski en yüksek olanlar ikinci basamakta, yani uzman takibinde öncelikli tutulmalı.

Üçüncü ve bence en dürüst nokta şu: bugün DEHB'liler arasında riskin kimde yüksek olduğunu ayıracak bir yöntem yok. Yazarlar, neden yalnızca bazı kişilerin psikotik bir bozukluk geliştirdiğinin de bilinmediğini söylüyor.

Bu sayılar ne demek, ne demek değil

Odds oranı, bir durumun iki grupta ne kadar farklı sıklıkta görüldüğünü karşılaştıran bir istatistik. 1 değeri “fark yok” demek. 4,7 ile 8,9 arası değerler, DEHB'li grupta bu bozuklukların görülme odds'unun DEHB'si olmayanlara göre kabaca beş ila dokuz kat yüksek olduğunu gösteriyor. Özet tek bir aralık veriyor ve hangi bozukluğa hangi değerin denk geldiğini söylemiyor.

Bunun iki sınırı var. Birincisi, odds oranı göreli bir ölçü, mutlak risk değil. Çok seyrek görülen bir durumun birkaç katı da hala seyrek olabilir. Özet mutlak bir rakam vermiyor, o yüzden “yüzde kaç DEHB'li psikoz yaşar” sorusuna bu özetten cevap veremem. İkincisi, bu bir ilişki. Bu ilişkinin DEHB'in kendisinden mi, ortak bir zeminden mi, başka bir şeyden mi geldiğini sayının kendisi söylemiyor. Makalenin geri kalanı da zaten bu soruyla uğraşıyor.

Neden yalnızca bir kısmı: dört açıklama

Yazarlar geçişin neden bir alt grupta olduğunu açıklayabilecek ana hipotezleri tek tek ele alıyor. Özetten çıkardığım kadarıyla şunlar:

DEHB belirtileri psikozun erken hali olabilir. Yani DEHB'ye benzeyen bazı özellikler, aslında sonradan çıkacak psikotik bozukluğun erken görünümü olabilir. Yazarlar bu fikrin doğrudan desteğinin sınırlı olduğunu belirtiyor.

DEHB tedavisinin bir rolü olabilir. Bunu bir sonraki bölümde ayrıca anlatıyorum.

DEHB'in doğurduğu çevresel koşullar aracılık edebilir. Yani DEHB'li olmanın getirdiği yaşantılar (burada hangilerinin kastedildiğini özet saymıyor) psikoza giden yolda bir basamak olabilir. Yazarlar bu aracılığı tartışıyor ama aracılık için kanıtın eksik olduğunu söylüyor.

İkisi aynı sinirsel gelişim süreçlerinden doğuyor olabilir. Yani DEHB ile psikotik bozuklukların ortak, gelişimsel bir kökeni olabilir. Makale bunun kanıtını da değerlendiriyor. Özet bu başlıkta bir sonuca varıp varmadığını söylemiyor.

Özet bu açıklamaların hiçbirini kesinleşmiş olarak sunmuyor. İlkinin doğrudan desteği sınırlı, üçüncüsünün kanıtı eksik, ilaç konusunda ise tablo bir yanıyla net bir yanıyla belirsiz. Dördüncüsü için özet bir hüküm vermiyor. Bence bu kadar açık yazabilmek makalenin güvenilir yanı.

İlaç meselesi: metilfenidat ve amfetamin

Okurların en çok merak ettiği yer burası olacak, çünkü akla ilk gelen soru “ilaç bunu tetikler mi” sorusu. Özette verilen cevap iki parçalı. Yazarlara göre mevcut veriler, metilfenidatın tedavi amaçlı kullanımının psikotik bozukluk riskinde artışla ilişkili olmadığını gösteriyor. Amfetamin grubu için ise belirsizlik sürüyor.

“Belirsizlik sürüyor” ifadesini “risk var” diye de “risk yok” diye de okumamak lazım. Veri yeterince net değil demek bu. Hangi çalışmaların bu sonuca dayandığını, kaç kişide bakıldığını özet söylemiyor. Hangi ilacın hangi ülkede kullanılabildiği de değişiyor. Sitedeki metilfenidat yazısında bu ilacın nasıl çalıştığını anlattım. Aynı konuya yakın İsveç'ten bir kayıt çalışması da var: geçmişinde psikoz olan yetişkinlerde uyarıcı ilaç başlandıktan sonra psikotik olayların artmadığını bildiriyor. Onu ayrı bir yazıda özetledim. Bu makaleden bağımsız bir çalışma ve özetinde bu görüş makalesine atıf yapıp yapmadığını bilmiyorum.

Her iki durumda da ilaç kullanıp kullanmamak ya da ilacı değiştirmek, tek bir makalenin özetiyle verilecek bir karar değil. İlaç tedavisinden ne beklenmesi gerektiği ve yan etkileri ayrı konular, hekimle birlikte yürütülüyor.

Takip ve tarama: ne öneriliyor, ne bilinmiyor

Özetin sonlarında yazarlar, DEHB'li bireylerin psikotik bozukluklar açısından taranması ve izlenmesi için klinik çıkarımları vurguluyor ve riski tartarken hangi etkenlerin işe yarayabileceğini ele aldığını söylüyor. İşin dürüst tarafı şu: özet bu etkenlerin ne olduğunu, kaç ayda bir bakılacağını ya da hangi ölçeğin kullanılacağını yazmıyor. Bunları bilmiyorum, uydurmayacağım.

Genel bilgi olarak şunu söyleyebilirim: psikoz, gerçeklikle bağın zayıfladığı, olmayan şeyleri duymak ya da görmek ya da dayanaksız kuşkular taşımak gibi belirtilerle seyredebilen bir tablo. Bipolar bozuklukta ise günlerce süren çok az uykuyla taşan enerji gibi dönemler öne çıkıyor. Bunlar bu makaleden değil, genel tıbbi bilgiden. DEHB'in kendi zorlukları ile bunların birbirine karışabildiği yerleri DEHB mi bipolar mı yazısında anlattım.

Bu bulgu benim için ne ifade eder

DEHB'liysen: bu özet panik için bir neden vermiyor, ama ilk görüşmede hekimine ailende bipolar bozukluk, psikoz ya da şizofreni öyküsü olup olmadığını, daha önce böyle dönemler yaşayıp yaşamadığını anlatmak bence iyi bir alışkanlık. Bu, makalenin önerdiği bir şey değil, benim görüşüm. Özet ailede öykü gibi bir etkeni risk ağırlığı olarak saymıyor.

DEHB'li bir yakının varsa: onda sıra dışı bir şey fark edersen (uykunun uzun süre aşırı azalması, gerçeğe uymayan inançlar gibi), bunu DEHB'in olağan bir parçası saymak yerine tedavi eden hekimle paylaşmak makul. Alarm vermek için değil, tam resmin hekimin elinde olması için.

Hekimsen ya da sağlık sistemi içinde çalışıyorsan, makalenin asıl mesajı sana: DEHB'li hastada bu risk akılda tutulmalı, riski yüksek olanlar ikinci basamakta öncelikli izlenmeli.

Neyi söylemiyor

Bu bir görüş makalesi, yani yeni bir kohort ya da deney değil. Kimin riskli olduğunu ayıran bir ölçek sunmuyor, tam tersine böyle bir ölçek olmadığını söylüyor. DEHB'in psikoza yol açtığını göstermiyor. İlaçların güvenliğini kesin biçimde ilan etmiyor: metilfenidat için tablo daha rahatlatıcı, amfetamin için belirsiz. Ve ortalama riskten bireysel riski çıkaramıyoruz: 4,7-8,9 kat yüksek bir ortalama, sana ya da bana ne olacağını söylemiyor.

Bana kalan

Bu makaleyi sevdim, çünkü iki yanlışı birden önlüyor. Biri “DEHB sadece dikkat meselesi, başka bir şey olmaz” rahatlığı. Diğeri “DEHB'liler psikoza gider” korkusu. Makale ikisini de söylemiyor: risk gerçek, ortalamada yüksek, ama herkes için değil ve kimde olacağını henüz bilmiyoruz.

Benim için çıkan şey şu: DEHB'li biri, DEHB'siz biriyle aynı soruları aynı ciddiyetle sormayı hak ediyor, ama bu soruları sormanın bir korku değil, bir bakım biçimi olması gerekiyor. Hekiminle açık konuşmak, ilacın nasıl gittiğini, uykunu, ruh halini anlatmak. Tam metni okumadan bundan fazlasını söylemem doğru olmaz.

Sık sorulanlar

DEHB'li olan herkes psikoz geliştirir mi?
Hayır. Makale, geçişin DEHB'lilerin yalnızca bir alt grubunda görüldüğünü ve bunun nedeninin henüz bilinmediğini belirtiyor. Risk ortalamada yüksek, ama bu herkesin yaşayacağı anlamına gelmiyor.
DEHB ilacı psikoz riskini artırır mı?
Yazarlar, mevcut verilerin metilfenidatın tedavi amaçlı kullanımının psikotik bozukluk riskiyle ilişkili olmadığını gösterdiğini bildiriyor. Amfetamin grubu için belirsizlik sürüyor. Özet doz, süre ya da kişiye özgü ayrıntı vermiyor, bu yüzden ilaç kararı hekimle konuşulacak bir konu.
Odds oranı 4,7-8,9 ne demek?
Odds oranı, bir durumun iki grupta ne kadar daha sık görüldüğünü karşılaştıran bir ölçü. 1 fark olmadığını gösterir. Burada DEHB'li grupta bu bozuklukların görülme odds'u birkaç kat yüksek. Bu bir ilişki ölçüsü, mutlak risk değil.
DEHB tanısı konurken psikoz açısından da bakılmalı mı?
Makale, DEHB'li kişilerde psikotik bozukluklar için tarama ve izlemenin klinik çıkarımlarını tartışıyor. Özet bunun ayrıntısını vermiyor, yani hangi sıklıkla ve hangi ölçütle bakılacağını buradan söyleyemem. Bu soruyu tedavi eden hekimle konuşmak en doğrusu.
DEHB belirtileri aslında psikozun ilk işareti olabilir mi?
Yazarlar bunu test edilmesi gereken bir hipotez olarak sayıyor ama doğrudan desteğin sınırlı olduğunu belirtiyor. Yani akla yatkın bir olasılık olarak masada duruyor, kanıtlanmış bir şey değil.

Bu yöntem sende ne yaptı?

İşaretin bu tarayıcıda saklanıyor. Sunucuya yalnızca sayı gidiyor, kim işaretledi tutulmuyor.

Yazar hakkında

Cansu, DEHB ile yaşayan bir yetişkin. Uzmanlığı yok; elindeki tek şey kendi denediği yöntemler ve kendi gündelik deneyimi. Bir yöntem onda tuttu diye sende tutar mı, bilinmez. Ondan gitmeyen bir şey senin işine yarayabilir.

Buradaki hiçbir şey tıbbi tavsiye, tanı ya da tedavi yerine geçmez. İlaç, doz ve tedavi kararları hekiminle konuşulacak şeyler. Daha fazlası.

Kaynaklar3
  1. Thapar, A., Dennison, C. A., Kandeğer, A. ve Owen, M. J. (2026). Attention deficit hyperactivity disorder: transition to psychotic disorders. Molecular Psychiatry. https://doi.org/10.1038/s41380-026-03926-4↩
  2. Bach, P., Franck, J., Hällgren, J., Widing, H., Gissler, M. ve Westman, J. (2026). Prescription psychostimulants, atomoxetine and the risk of psychosis in adults with history of psychosis: a population-based cohort study. Translational Psychiatry, 16(1), 226.↩
  3. Faraone, S. V. ve ark. (2021). The World Federation of ADHD International Consensus Statement: 208 evidence-based conclusions about the disorder. Neuroscience & Biobehavioral Reviews, 128, 789-818.↩

Bu yazı 16 Ekim 2026 tarihinde güncellendi.

Yeni yazılardan haberdar ol

Yeni yazı yayınladığımda haber vereyim. Reklam yok, başka bir şey yok.