İçeriğe geç
Yöntemler

DEHB ile tez yazmak: uzun bir akademik projeyi bitirmek

Teslimi aylar sonra olan, adımları belirsiz, kimsenin kovalamadığı bir iş. DEHB ile tez gibi uzun bir akademik projeyi parçalara bölüp bitirmenin yolları.

6 dakika okumaOrta
Bu yazıda 13 bölüm var

Bir tez dosyası açıyorsun. İlk sayfaya bir başlık yazıyorsun. Sonra dosyayı kapatıyorsun ve üç hafta boyunca açmıyorsun.

Bu sahneyi akademik çalışma yürüten pek çok insan tanıyor. DEHB ile yaşayan biri için bu sahne biraz daha uzun sürebiliyor.

Akademik işlerimde uzun metinlerle uğraşırken en çok zorlandığım şey yazmanın kendisi olmadı. Zorlandığım şey, bitişi aylar sonra olan bir işi bugün, şimdi, bu masada gerçek hissedebilmekti.

Tez neden bu kadar zorlayıcı bir iş

Bir teze DEHB'nin gözünden bakınca, sanki özellikle zorlanılan yerler bir araya getirilmiş gibi görünüyor.

Teslim tarihi çok uzakta. Aylar sonrası, zihnimde "yarın" ile aynı uzaklıkta duruyor. Bugün başlamak için içeriden bir aciliyet gelmiyor.

Adımlar belirsiz. "Literatür taraması yap" bir adım değil, onlarca adımın üstüne yazılmış bir başlık. İlk hareketin ne olduğu net değilse başlangıç noktası da yok.

Dış yapı az. Ders programı, haftalık ödev, kovalayan bir öğretmen yok. Danışman görüşmeleri seyrek olabiliyor. Okul yıllarında içerideki eksik düzeni dışarıdan gelen bu yapı tamamlıyordu; tezde o yapı büyük ölçüde kalkıyor. Bunun genel hâlini okulda ve üniversitede DEHB yazısında anlatmıştım.

Bazı kısımlar gerçekten sıkıcı. Kaynakça biçimlendirmek, tablo numaralarını düzeltmek, aynı paragrafı beşinci kez gözden geçirmek. İlgi çekmeyen iş, DEHB'de en ağır işlerden biri.

Araştırmalar ne söylüyor

Burada dürüst olmam gerekiyor: doğrudan "DEHB'li öğrencilerde tez yazımı" üzerine yapılmış iyi çalışma çok az. Yakın alanlardan gelen bulgular var.

Üniversite öğrencilerinde DEHB literatürünü tarayan bir derleme, üniversite nüfusunun yüzde 2 ile 8'i arasında klinik olarak anlamlı DEHB belirtisi bildirildiğini ve DEHB'nin bu öğrencilerde akademik zorluklarla tutarlı biçimde ilişkili olduğunu bildiriyor. Aynı derleme, yazıldığı tarihte üniversite öğrencilerine özel kontrollü bir müdahale çalışması bulunmadığını da not ediyor (DuPaul ve ark., 2009). Yani öğrencilere ne yapılacağı konusunda elimizdeki kanıt, sorunun büyüklüğüne göre hâlâ zayıf.

Erteleme tarafı daha çok çalışılmış. Tanısı olmayan üniversite öğrencileriyle yapılan bir çalışma, hiperaktivite ve dürtüsellik hesaba katıldıktan sonra da dikkatsizlik belirtilerinin ertelemeyle ilişkili olduğunu buldu (Niermann ve Scheres, 2014).

Genel erteleme literatürünü toplayan geniş bir meta analiz ise ertelemeyi en tutarlı yordayan etkenleri şöyle sıralıyor: işin itici bulunması, ödülün ya da sonucun zamanda uzak olması, düşük öz yeterlik, dürtüsellik ve dikkat dağınıklığı ile düzen gibi öz denetim boyutları (Steel, 2007).

Bu listeye bakınca bir tez yazımının neredeyse bütün kutucukları işaretlediğini görüyorum.

Tez benim için bir yazma işinden önce bir zaman yönetimi işi. Yazma kısmı, zamanı gerçek hâle getirebildiğim günlerde kendiliğinden geliyor.

Uzak hedefi yakına çekmek

Benim için anlamlı olan en eski bulgulardan biri, eğitim psikolojisinden geliyor. Matematikte zorlanan ve matematiğe ilgisi olmayan çocuklarla yapılan klasik bir deneyde, bir grup kendine yakın alt hedefler koydu, bir grup yalnızca uzak bir hedef, bir grup hiç hedef koymadı. Yakın alt hedefler koyan çocuklar kendi kendine öğrenmede hızla ilerledi, konuya hâkim oldu, kendine güveni ve konuya ilgisi arttı. Uzak hedefin ölçülebilir bir etkisi yoktu (Bandura ve Schunk, 1981).

Bu çalışma çocuklarla ve DEHB tanısı olmayan bir örneklemle yapıldı. Ama tez gibi bir işe çok iyi tercüme ediliyor: "Haziran'da tezi teslim etmek" bir uzak hedef ve pratikte bugün hiçbir şey söylemiyor. "Bu hafta ikinci bölümün ilk alt başlığı için beş kaynağın notunu çıkarmak" bir yakın hedef ve bugün nereden başlayacağımı söylüyor.

Denemeye değer bulduğum bir sistem

Aşağıdakiler bir kural listesi değil. Tek tek denenip beğenilmeyen atılabilir.

Her parçayı bitmiş hâliyle tarif etmek

"Yöntem bölümünü yaz" yerine her parçanın bittiğinde nasıl görüneceğini tek cümleyle yazmak işe yarıyor: "Örneklem, veri toplama aracı ve analiz planı birer paragraf olarak yazılmış, kaynakları eklenmiş." Bitti tanımı olmayan bir iş hiçbir zaman bitmiyor, yalnızca yoruluyorsun.

Ara teslimleri başkasına bağlamak

Kendime koyduğum tarihleri kolayca kaydırabiliyorum. Başka birine söz verdiğim tarihler çok daha sağlam duruyor.

Danışmanla konuşup büyük teslimi küçük parçalara bölmek (her ay bir bölüm taslağı gibi) dışarıdan bir aciliyet yaratıyor. Sözlükte bu yaklaşım aşamalı teslim olarak geçiyor. Danışmanın sık görüşme imkânı yoksa bir çalışma arkadaşıyla karşılıklı teslim anlaşması da benzer işi görüyor.

Son geceye kalan her şeyi o gecenin aciliyetiyle çözme alışkanlığını DEHB'de panik verimliliği yazısında konuştum. Tezde o gece tekrar tekrar gelmek zorunda kalıyor ve beden bunu uzun süre kaldırmıyor.

Her oturumu bir dönüş notuyla kapatmak

Bir tezin en pahalı anı bence ara verdikten sonra geri döndüğüm an. Nerede kaldım, ne yapıyordum, bu paragraf nereye gidiyordu? Bunu hatırlamak için harcadığım yarım saat çoğu zaman o günün bütün enerjisini götürüyor.

Artık her çalışmayı iki dakikalık bir notla bitirmeye çalışıyorum:

  • Nerede kaldım? ("3.2'nin ikinci paragrafı, karşı görüşü anlatacaktım.")
  • Bir sonraki somut adım ne? ("Kaynak 14'teki bulguyu tek cümleye indir.")
  • Aklımda olan ama yazmadığım fikir ne?

Ertesi gün dosyayı açınca ilk okuduğum şey bu not oluyor. Başlamak, görev felcinin duvarına çarpmadan mümkün hâle geliyor.

İlgiyi kapı olarak kullanmak

Tezi baştan sona sırayla yazmak zorunda değilsin. O gün hangi bölüm biraz ilgi uyandırıyorsa oradan girmek, sonra daha sıkıcı kısma geçmek çoğu zaman sıkıcı kısımdan başlamaktan daha iyi sonuç veriyor. Hiperodağı istediğim an çağıramıyorum ama ona bir kapı bırakabiliyorum.

Tek bir uyarı: ilginç bölümde saatlerce kalıp sıkıcı bölüme hiç geçmemek de mümkün. Bir zamanlayıcı ya da takvimde sabit bir geçiş saati, bu kapıyı bir tuzağa dönüşmekten koruyor.

Görünür bir ilerleme çizelgesi

Tez gibi uzun işlerde ilerleme gözle görülmüyor. Dün de dosya açıktı, bugün de. Duvara ya da ekranda sabit bir yere bütün alt hedefleri yazıp bittikçe üstünü çizmek, ödülü aylar sonrasından bugüne getiriyor.

Yanında biri olsun

Aynı odada, aynı saatte, herkesin kendi işini yaptığı yazma buluşmaları ya da görüntülü sessiz çalışma oturumları, tek başına başlanamayan işi başlatabiliyor. Sözlükte bu eşlikçi çalışma olarak geçiyor.

Son yüzde on

Tezin en tehlikeli yeri bence sonu. İş neredeyse bitmiş, yenilik tamamen sönmüş, kalan işler en sıkıcıları: biçimlendirme, kaynakça, özet, teşekkür sayfası. Sözlükte yüzde doksan sendromu olarak geçen durum, uzun projelerde sık yaşanıyor.

Bu aşamada iki şeyi denemeye değer buluyorum. Birincisi, kalan işleri tek tek, çok küçük maddeler olarak yazmak ve hiçbirini "düzeltmeler" gibi bir başlığın altında bırakmamak. İkincisi, son aşamada mükemmel metin arayışını bilerek frenlemek. Bir tezin son hâli, yazanın gözünde hiçbir zaman tamamen bitmiş görünmüyor. Bu dürtünün nereden geldiğini DEHB'de mükemmeliyetçilik yazısında ele aldım.

Destek hakkını da unutmamak

Birçok üniversitede engelli öğrenci birimleri, ek süre ya da teslim esnekliği gibi düzenlemeler sunabiliyor. Bu düzenlemelerin olup olmadığı ve nasıl talep edildiği kurumdan kuruma değişiyor. Bilgi almak, tanını herkese anlatmak zorunda olduğun anlamına gelmiyor.

Tez süreci uzun bir tükenmişliğe, sürekli uykusuzluğa ya da umutsuzluğa dönüşüyorsa mesele plandan büyük olabilir; bir ruh sağlığı uzmanıyla konuşmak gerekebilir.

Bugün düşündüğüm

Uzun bir akademik işi bitirmek, yıllarca "irade" meselesi gibi anlatıldı bana. Şimdi daha çok bir tasarım meselesi gibi görüyorum: uzak olanı yakına çekmek, belirsiz olanı somutlaştırmak, sessiz olanı görünür kılmak.

İrade elbette lazım. Ama iradenin iyi kurulmuş bir düzenin içinde çok daha uzun dayandığını görüyorum.

Bu yöntem sende ne yaptı?

İşaretin bu tarayıcıda saklanıyor. Sunucuya yalnızca sayı gidiyor, kim işaretledi tutulmuyor.

Yazar hakkında

Cansu, DEHB ile yaşayan bir yetişkin. Uzmanlığı yok; elindeki tek şey kendi denediği yöntemler ve kendi gündelik deneyimi. Bir yöntem onda tuttu diye sende tutar mı, bilinmez. Ondan gitmeyen bir şey senin işine yarayabilir.

Buradaki hiçbir şey tıbbi tavsiye, tanı ya da tedavi yerine geçmez. İlaç, doz ve tedavi kararları hekiminle konuşulacak şeyler. Daha fazlası.

Kaynaklar

  1. DuPaul, G. J., Weyandt, L. L., O'Dell, S. M., & Varejao, M. (2009). College students with ADHD: Current status and future directions. Journal of Attention Disorders, 13(3), 234-250.
  2. Niermann, H. C. M., & Scheres, A. (2014). The relation between procrastination and symptoms of attention-deficit hyperactivity disorder (ADHD) in undergraduate students. International Journal of Methods in Psychiatric Research, 23(4), 411-421.
  3. Steel, P. (2007). The nature of procrastination: A meta-analytic and theoretical review of quintessential self-regulatory failure. Psychological Bulletin, 133(1), 65-94.
  4. Bandura, A., & Schunk, D. H. (1981). Cultivating competence, self-efficacy, and intrinsic interest through proximal self-motivation. Journal of Personality and Social Psychology, 41(3), 586-598.