Women with Attention Deficit Disorder
Sari Solden
Otuz yıl önce yazıldı ve bazı sayfaları eskidi. Utancı anlattığı bölümler ise dün yazılmış gibi; ikisini ayırarak okumak gerekiyor.
Bu yazıda 13 bölüm var
Sari Solden, Michigan'ın Ann Arbor kentinde çalışan bir psikoterapist. Yıllardır DEHB'li yetişkinlerle, özellikle de kadınlarla çalışıyor.
Bu kitap ilk kez 1995'te Underwood Books'tan çıktı. İlk baskının alt başlığı dağınıklığın evde ve iş yerinde nasıl yaşandığına işaret ediyordu. 2005'teki güncellenmiş baskıda alt başlık değişti ve vurgu farklılığını kabul edip hayatını dönüştürmeye kaydı.
Kadınlarda DEHB'yi merkezine alan ilk kitap olarak anılıyor.
Doğrulanmış bir Türkçe basımına ulaşamadım; İngilizce adıyla yazıyorum. Solden'in Türkçeye çevrilmiş kitabı, Michelle Frank'le birlikte yazdığı sonraki rehber.
1995'te masada ne vardı
Kitabın değerini anlamak için yazıldığı günü hatırlamak gerekiyor.
O yıllarda DEHB denince akla gelen tablo hâlâ sınıfta yerinde duramayan erkek çocuktu. Belirtilerin yetişkinlikte sürebildiği yeni yeni kabul görüyordu. Hallowell ile Ratey'in yetişkinleri de anlatan kitabı bir yıl önce çıkmıştı.
Solden sonradan verdiği bir söyleşide kitabı neden yazdığını anlatıyor. Çalıştığı danışmanlık merkezinde, benzer güçlükleri yaşayan kadınların erkeklere göre çok daha ağır bir utanç taşıdığını fark etmiş. Yetişkin DEHB üzerine çıkan ilk yazılarda da kadınlar kendilerini bulamıyormuş.
Bu kitap o boşluğa yazıldı.
Asıl konu: beklentiyle beyin arasındaki mesafe
Kitabın merkezinde tek bir gözlem var ve bence hâlâ en güçlü tarafı bu.
Toplum kadından belli bir düzen işini bekliyor: evin akışını yönetmek, doğum günlerini hatırlamak, yemeği planlamak, çocukların eşyasını, ailenin takvimini, sosyal ilişkileri ayakta tutmak. Bu işlerin neredeyse hepsi planlama, sıralama ve hatırlama istiyor. Yani DEHB'nin en çok zorladığı becerileri.
Bir erkek bu işlerde zorlandığında çoğu zaman bu bir eksiklik olarak görülmüyor, işi başka biri üstleniyor. Bir kadın zorlandığında ise kendini kadın olarak başarısız sayıyor.
Solden'in anlattığı utanç bu. Okurken durduğum yer de burası oldu. Kendi hayatımda "neden bu kadar basit bir şeyi beceremiyorum" diye sorduğum anların çoğu, bu listedeki işlerle ilgiliydi.
Kitap, kadınlarda sık görülen depresyonu, kaygıyı ve potansiyelin altında kalma hâlini DEHB'den ayrı düşünmüyor. Bunları tablonun görünen yüzü ya da sonucu olarak ele alıyor.
Bugünkü literatür bu noktada Solden'e büyük ölçüde hak veriyor. Quinn ve Madhoo'nun 2014'te yayımlanan derlemesi, kadınlarda DEHB'nin sıklıkla gözden kaçtığını ve bu kadınların önce kaygı ya da depresyon tanısıyla izlendiğini anlatıyor. Young ve arkadaşlarının 2020'de BMC Psychiatry'de yayımlanan uzlaşı metni de kız çocukları ve kadınlarda belirtilerin daha içe dönük seyrettiğini, bu yüzden tanının geciktiğini vurguluyor.
Solden bunu 1995'te, klinik gözleme dayanarak söylüyordu.
Hayatta kalmak, saklanmak, ortaya çıkmak, kucaklamak
Güncellenmiş baskı dört bölüm etrafında kurulu ve bu dört bölüm bir sıra izliyor.
Hayatta kalmak. Tanıdan önceki hâl. Adı konmamış bir güçlükle, günü kurtarmaya çalışarak yaşamak.
Saklanmak. Bence kitabın en önemli kısmı. Zorlandığını kimse görmesin diye harcanan emek. Benim hayatımdaki karşılıkları tanıdık: misafir çağırmamak, eve kimseyi sokmamak, her şeyi son dakikada toparlayıp dışarıya düzgün görünmek, "evet" deyip sonra altında ezilmek.
Bugün buna maskeleme diyoruz. DEHB'de maskeleme yazısında ayrıntısına girdim. Solden kavramın bu kadar yaygınlaşmasından çok önce bu davranışı tarif ediyor ve bedelini, yani sürekli yorgunluğu ve yardım isteyememeyi, net biçimde gösteriyor. Young ve arkadaşlarının uzlaşı metni de kadınların geliştirdiği telafi stratejilerinin tanıyı geciktirdiğini ayrıca not ediyor.
Ortaya çıkmak. Tanı, adın konması ve saklanmanın yavaş yavaş bırakılması.
Kucaklamak. Farklılığı kabul etmek ve hayatı ona göre yeniden kurmak.
Bu dört başlığı okurken kendimi ikinci aşamada, saklanmada çok uzun süre kalmış biri olarak gördüm. İlk kez bir kitap bu aşamayı ayrı bir dönem olarak tanımlıyordu.
Üç adım
Kitabın önerdiği değişim üç adımda toplanıyor.
Hayatı yeniden yapılandırmak. Beyninle kavga eden bir düzeni zorlamayı bırakıp dış yapı kurmak. Neyin sana gerçekten zor geldiğini görmek ve işi ona göre bölmek, devretmek ya da azaltmak.
İlişkileri yeniden müzakere etmek. 1995 için bence en cesur adım bu. Ailede, evlilikte, arkadaşlıkta üstlendiğin rolleri masaya yatırmak. Takvimi hep sen tutmak zorunda değilsin; bunu söylemek bir itiraf gibi hissettiriyor ama kitap onu bir pazarlık olarak kuruyor.
Benlik imajını yeniden tanımlamak. Beklentileri karşılayamayan kadın hikâyesini bırakıp kendini farklı çalışan bir beyinle yaşayan biri olarak görmeye başlamak.
Bu üç adım bugün de geçerli. Yalnızca birinci adımın nasıl yapılacağı konusunda kitap yüzeysel kalıyor; bunu aşağıda açacağım.
2005 baskısında ne değişti
Okuyacaksanız güncellenmiş baskıyı okuyun.
Bu baskıda kadın arkadaşlıklarına ayrılmış yeni bir bölüm var. DEHB'nin ilişkilere etkisi konuşulurken arkadaşlık hep eşlik ilişkisinin gölgesinde kalıyor; bu bölüm az bulunan bir şey. Benim için bu başlığın karşılığı belli: mesajlara geç dönmek, buluşmaları unutmak, davet edememek ve zamanla çevrenin sessizce daralması.
Solden'in çevrim içi soru-cevap köşesinden derlenmiş kadın anlatıları da eklenmiş. İlaç, hormonlar, tanı ve tedavi kısımları genişletilmiş. Karar vermeye yardım eden bir karar ağacı ve bir strateji tablosu var.
Solden söyleşisinde bir değişikliğe daha dikkat çekiyor: ilk baskıda "yürütücü işlevler" dili yoktu, çünkü o dönemde DEHB bu kavramla anlatılmıyordu. Sonraki baskılarda bu çerçeve eklenmiş.
Eskiyen yerler
Kitabın bazı sayfaları bugün olduğu gibi okunmamalı.
Tanı bilgileri. İlk baskı DSM-IV döneminde yazıldı, güncellenmiş baskı da DSM-5'ten önce. Yetişkinlerde aranan belirti sayısı ve belirtilerin başlama yaşı gibi ölçütler sonradan değişti. Tanıyla ilgili kısımları güncel bir kaynakla birlikte okumak gerekiyor.
İlaç bilgileri. 2005'ten bu yana seçenekler ve kullanım biçimleri değişti. Bu bölümü bir fikir edinmek için okuyup kararı hekimle vermek en doğrusu.
Kadın-erkek oranı. Kitabın tanıtımında DEHB'nin kadınları erkekler kadar etkilediği söyleniyor. Bugünkü veriler bu eşitliği olduğu gibi desteklemiyor. Çocuklukta erkeklere belirgin biçimde daha sık tanı konuyor, yetişkinlikte fark daralıyor. Bu daralmanın bir kısmının çocuklukta gözden kaçan kızlardan kaynaklandığı düşünülüyor. Yani Solden'in sezgisi yönü itibarıyla doğru ama iddia kesinliğiyle abartılı.
Hormonlar. Güncellenmiş baskı östrojenin DEHB belirtileriyle ilişkisine değiniyor. Bu alan o günden bu yana epey konuşuldu ama sağlam veri hâlâ sınırlı. Kitabı okuduktan sonra DEHB, hormonlar ve adet döngüsü yazısındaki güncel tabloya bakmak iyi olur.
Kaynak meselesi
Bu kitap bir araştırma derlemesi olarak okunmamalı.
İlk baskının kaynakçası beş sayfa kadar. Anlatının büyük kısmı vaka hikâyelerine ve Solden'in kendi klinik gözlemine dayanıyor. Hangi cümlenin bir çalışmadan, hangisinin terapi odasından geldiğini çoğu zaman ayırt edemiyorsun.
Bunu kusur olarak saymak da biraz haksızlık olur. Kitap, hakkında neredeyse hiç araştırma yapılmamış bir grubu anlatıyordu. Kaynak gösterecek çalışma azdı. Klinik gözlem bu durumda yapılabilecek en dürüst şeydi.
Ama bugünün okuru bu farkı bilmeli. Solden'in tespitlerinin bir kısmı sonradan araştırmayla desteklendi, bir kısmı bugün hâlâ açık soru.
Süper güç tonu var mı
Bu sitede DEHB'yi bir üstünlük gibi sunan kitaplara karşı temkinliyim. Bu kitap o kategoriye girmiyor.
Solden farklılığı kucaklamaktan söz ediyor ama bunu yaparken zorlukları hafifletmiyor. Kitabın büyük kısmı zaten zorluğun, utancın ve yorgunluğun tarifi. Kabul burada bir avantaj iddiası olarak kurulmuyor; zorluğu gizlemeyi bırakıp ona göre destek istemenin önkoşulu olarak kuruluyor.
Solden'in sonraki yıllarda nöroçeşitlilik diline daha çok yaslandığını biliyorum. Bu kitapta o dil henüz bu kadar belirgin değil.
Kitabın ardından gelenler
Bu kitabın alandaki yerini anlamak için sonrasına da bakmak gerekiyor.
Yayımlanmasından kısa süre sonra, kadınlarda DEHB üzerine çalışan klinik psikolog Kathleen Nadeau kitabı Journal of Attention Disorders'da inceledi. Nadeau ve Patricia Quinn gibi isimler sonraki yıllarda kadınlarda DEHB'yi klinik ve akademik gündeme taşıyan çalışmaların önemli bir kısmını yürüttü. Solden'in kitabı bu çizginin başında duruyor.
Bugün geldiğimiz yer ise kitabın tarif ettiği tabloyu büyük ölçüde doğruluyor ama ayrıntıyı değiştiriyor. Young ve arkadaşlarının uzlaşı metni kız çocukları ve kadınlarda dikkatsizlik belirtilerinin daha belirgin olabildiğini, eşlik eden kaygı ve depresyonun tanıyı gölgeleyebildiğini, belirtilerin yaşam dönemleri boyunca farklı biçimler aldığını anlatıyor. Solden'in sezgiyle ve terapi odasından gördüğü şeyler artık sistematik biçimde yazılıyor.
Bu konuda sitede daha güncel bir çerçeve için kadınlarda DEHB yazısına bakılabilir.
Solden'in bugünkü sesi
Solden, kitabın yirminci yılı vesilesiyle yapılan söyleşide bakışının nasıl değiştiğini de anlatıyor.
Artık DEHB'yi daha çok nöroçeşitlilik çerçevesinde düşünüyor. Görünmeyen nörolojik farklılıklara yapışan damgaya karşı sert bir dil kullanıyor ve farklı düşünen insanların katkısına dikkat çekiyor.
Bu değişimi takip etmek ilginç. 1995'teki kitap utancı tarif ediyordu. Sonraki yıllarda Solden utancın kaynağını bireyin içinden çok toplumun farklılığa bakışında aramaya başlamış. Michelle Frank'le yazdığı rehber de bu yeni bakışın ürünü.
Ben iki kitabı art arda okumayı faydalı buldum. İlki bana yaşadığım şeyin adını verdi, ikincisi o adla ne yapacağımı düşündürdü.
Eksik bıraktığı şey
Kitap bana neden zorlandığımı çok iyi anlattı. Ne yapacağımı ise sınırlı anlattı.
Hayatı yeniden yapılandırmak adımı kâğıt üzerinde güçlü. Ama bir evin, bir takvimin, bir iş gününün somut olarak nasıl kurulacağına gelince kitap genel tavsiyelerde kalıyor. Strateji tablosu gibi eklemeler bunu biraz telafi ediyor ama yetmiyor.
Bu yüzden bu kitabı tek başına okumayı önermem. Utanç kısmını buradan, sistem kısmını Kolberg ile Nadeau'nun düzen kitabı gibi daha uygulamalı bir kaynaktan almak daha iyi çalışır.
Kime, hangi aşamada
Geç tanı almış kadınlara. Özellikle çocukluğunu adı konmamış bir güçlükle geçirmiş, yıllarca kendini tembel ya da beceriksiz sanmış olanlara. Bu kitap o yılları yeniden okumaya yardım ediyor.
Tanıdan hemen sonraki döneme. Bilgi aramadan önce birinin seni anlamasına ihtiyaç duyduğun döneme.
Utancı dağınıklıktan daha ağır basanlara. Sorunun evin hâlinden çok, evin hâli yüzünden kendin hakkında düşündüklerin olduğunu hissedenlere.
Kime önermem: güncel tanı ve ilaç bilgisi arayana, bir sistem kurmak isteyene, kaynak gösteren bir kitap bekleyene. Bu okurlar hayal kırıklığına uğrar.
Nasıl okudum, nasıl okunur
Baştan sona okumak zorunda değilsin.
Benim önerim saklanma bölümüyle başlamak. Kendini orada bulursan kitabın geri kalanı zaten seni çeker. Bulamazsan muhtemelen bu kitap sana göre değil.
Tanı ve ilaç kısımlarını hızlı geçip bu konularda güncel kaynaklara başvurmak mantıklı. Arkadaşlık bölümü ve kadın anlatıları ise aralıklı okumaya çok uygun; kısa, bağımsız parçalar.
Güncellenmiş baskı üç yüz elli sayfa civarı. Vaka hikâyeleri yoğun olduğu için ağır bir okuma değil ama duygusal olarak yorabiliyor. Ben birkaç kez bırakıp birkaç gün sonra döndüm ve bunun bir sakıncası olmadı.