The ADHD Effect on Marriage
Melissa Orlov
DEHB'li partnerin okurken en çok kaçmak isteyeceği ve kaçmaması gereken kitap. Yükün iki tarafa nasıl bindiğini bu kadar açık başka yerde görmedim; o yükün her sayfada adil dağıtıldığını ise düşünmüyorum.
Bu yazıda 9 bölüm var
Melissa Orlov bu kitabı 2010'da Specialty Press'ten yayımladı. Önsözü Edward Hallowell yazdı. Aynı yıl ForeWord Reviews'un psikoloji dalında yılın kitabı ödülünü aldı ve DEHB'nin etkilediği ilişkiler için hâlâ en sık önerilen kitaplardan biri.
Orlov bir klinisyen sayılmaz. Psikiyatrist ya da lisanslı terapist olarak yazmıyor. 2007'de kurduğu adhdmarriage.com sitesi, çiftlere yönelik seminerleri ve danışmanlık çalışmaları üzerinden bu alana gelmiş. Kitabın malzemesi de büyük ölçüde buradan geliyor: kendi evliliğinde yaşadıkları, sitesine yazan çok sayıda çiftin anlattıkları, yıllar içinde biriken gözlemler.
Bunu baştan bilmek gerekiyor, çünkü kitabın hem gücü hem sınırı bu kaynaktan çıkıyor.
Doğrulanmış bir Türkçe basımına ulaşamadım; başlığı İngilizce bırakıyorum.
Kimin gözünden yazılmış
Kitap çiftlere seslenen bir kitap ama anlatıcının durduğu yer belli. Orlov kendi evliliğinde DEHB'si olmayan eşin tarafında durmuş ve bunu saklamıyor.
DEHB'li biri olarak okurken bunu ilk sayfalarda hissettim. Tarif edilen yorgun, öfkeli, her şeyi hatırlamak zorunda kalan, sonunda sevgisinden şüphe etmeye başlayan eş, DEHB'li biriyle yaşayan birinin portresi. Ben o portrenin karşısındaki kişiyim.
Rahatsız edici bir deneyim. Aynı zamanda çok yararlı.
Kitap iki kısımdan oluşuyor. Birincisi DEHB'nin bir evlilikte nasıl göründüğünü anlatıyor: belirtiler, tanı ve Orlov'un bu alana en kalıcı katkısı olan on iki örüntü. İkincisi altı adımlık bir yeniden kurma planı. Sonda çalışma sayfaları var.
On iki örüntü
Kitabın asıl değeri bu listede. Orlov, DEHB'nin bir ilişkide tek tek belirtiler olarak kalmadığını, iki kişi arasında dönen döngülere dönüştüğünü gösteriyor.
Birkaçı ayrıca anlatılmayı hak ediyor.
Belirti-tepki-tepki. Unutulan bir randevu kendi başına bir ilişkiyi bitirmiyor. Asıl hasar, unutkanlığa gelen öfkeli tepkiyle ve o öfkeye verilen savunmacı ya da kaçan cevapla başlıyor. Belirti bir kez oluyor; tepkiler üst üste biniyor.
Bu çerçeve bana iyi geldi. Sorunu kişilerin karakterinden alıp aralarındaki etkileşime yerleştiriyor. Kimsenin kötü niyetli olması gerekmiyor; döngü herkesi kendi en kötü hâline itiyor.
Hiperodaklı flört. İlişkinin başında DEHB'li partner yeni ve heyecan verici olan kişiye yoğun biçimde odaklanabiliyor. Yenilik azaldıkça dikkat de dağılıyor ve karşı taraf bunu sevginin bittiği şeklinde okuyor.
Bu kısımda uzun süre durdum. Başlangıçtaki yoğunluk karşı tarafta bir vaat gibi kayda geçiyor ve sonra tutulmamış bir söz sayılıyor. DEHB'li kişi ise hiçbir söz verdiğini fark etmemiş oluyor. Hiperodak bu açıdan ilişkilerde en az konuşulan ama en çok iz bırakan şeylerden biri.
Ebeveyn-çocuk dinamiği. Kitabın en çok anılan ve bence en önemli kavramı. Tedavi edilmemiş DEHB bir partneri güvenilmez gösterdikçe diğeri boşlukları doldurmaya başlıyor: hatırlatıyor, denetliyor, düzeltiyor, yeniden yapıyor. Zamanla biri sorumlu ebeveyn, öteki tutarsız çocuk rolüne yerleşiyor.
Orlov bu dinamiğin iki tarafı da tükettiğini anlatıyor. Ebeveyn rolündeki eş yalnız, öfkeli ve bitkin. Çocuk rolündeki eş küçümsenmiş, izlenmiş ve hiçbir şeyi doğru yapamayacakmış gibi hissediyor. Bu iki rolün içinde romantik bir ilişki yaşamak da giderek imkânsızlaşıyor.
Listenin geri kalanında yanlış yorumlanan niyetler, ev işi savaşları, suçlama oyunu, diken üstünde yaşamak, bir tarafın değişim için peşine düşüp ötekinin kaçtığı takip-kaçış döngüsü, şimdi dırdır edip sonra bedelini ödemek, inancın kaybı, cinsel hayatın çöküşü ve DEHB'nin ilişkide önemli olmadığına inanmak var.
Liste uzun ve bazı maddeler birbirine karışıyor. Ama çiftlerin kendi kavgalarına bir ad koymasını sağlıyor. Bu kitabın yapabileceği en işe yarar şey de galiba bu.
Suç nereye düşüyor
İlişki kitaplarında sorulacak ilk soru bu ve Orlov'un cevabı karmaşık.
Kitap resmî olarak suçlamayı reddediyor. DEHB kimsenin kusuru sayılmıyor. İki taraf da döngünün parçası ve iki tarafın da değişmesi gerekiyor. Altı adımdan birinin adı bile iki kişi için tedavi.
Bu tutumu kâğıt üzerinde bırakmadığını da teslim etmem lazım. DEHB'si olmayan partnere kendi öfkesinin, sürekli hatırlatmasının ve kontrol ihtiyacının döngüyü nasıl beslediğini açıkça söylüyor. Bunu o partnerin tükenmişliğini küçümsemeden yapabilmek kolay iş sayılmaz.
Ama işin somut kısmına gelindiğinde yük eşit dağılmıyor.
İlk hamle neredeyse her zaman DEHB'li partnerden bekleniyor: belirtileri kabul et, değerlendirmeye git, tedaviye başla, kendini yönet. Bunun mantığını anlıyorum; belirtiler ele alınmadan döngünün durması zor. Yine de okurken uzun bölümler boyunca sanık sandalyesinde oturuyormuş gibi hissettim.
En çok takıldığım yer son örüntü oldu. DEHB'nin önemsiz olduğuna inanmak, kitapta büyük ölçüde bir inkâr biçimi olarak ele alınıyor. Bazı durumlarda gerçekten öyle. Ama tanıya itiraz eden herkesin inkârda olduğu varsayımı, bir partnerin ötekine kendi başına teşhis koyduğu ilişkiler için tehlikeli bir kapı aralıyor.
DEHB bir eşin ötekine yapıştırabileceği bir etiket olamaz. Bir uzmanın yaptığı değerlendirmeyle konur. Kitabın bunu daha yüksek sesle söylemesini isterdim.
Altı adım
İkinci kısım şu adımlarla ilerliyor: eşine karşı empati geliştirmek; öfke, korku, inkâr ve umutsuzluk gibi engel duygularla yüzleşmek; iki kişi için tedavi; iletişimi iyileştirmek; sınır koymak ve kendi sesini bulmak; romantizmi ve eğlenceyi yeniden canlandırmak.
Sıralama bana akıllıca geldi. Duygular iletişim tekniklerinden önce geliyor. Yıllarca birikmiş öfke konuşulmadan uygulanan bir tekniğin tutması zor; sıralamayı ben bu kabulle okudum.
Taşıyıcı fikirlerden biri, daha çok çabalamanın yerine farklı biçimde denemek. DEHB'li partnere yıllarca daha fazla çaba göstermesi söylenmiş ve bu işe yaramamış, çünkü eksik olan çaba değil, yöntem.
Tedavi adımı yalnızca DEHB'li partneri hedeflemiyor. DEHB'si olmayan eşin öfkesi, kaygısı ve tükenmişliği de ele alınması gereken bir şey olarak konuyor. Bu, kitabın iki tarafı da insan olarak görme çabasının en somut karşılığı.
İlaç meselesine gelince: kitap bir ilaç rehberi olarak okunmamalı. İlaçla ilgili her karar bir hekimle verilir.
Sınır koyma adımını ben ebeveyn rolüne sıkışmış eş için bir çıkış kapısı olarak okudum. Her şeyi kurtarmaya çalışmayı bırakmak ve ilişkinin sorumluluğunu gerçekten paylaşmak. DEHB'li taraf açısından bu korkutucu, çünkü yıllar içinde kurulmuş güvenlik ağının bir kısmı kalkıyor. Ama çocuk rolünden çıkmanın başka yolu da yok.
Engel duygular iki tarafta
İkinci adımdaki dört duygu, öfke, korku, inkâr ve umutsuzluk, bence kitabın iki tarafa aynı anda ayna tuttuğu en iyi yer. Okurken her birinin iki partnerde nasıl farklı göründüğünü düşündüm.
Öfke DEHB'si olmayan partnerde görünür: sesli, birikmiş, haklı olduğunu bilen bir öfke. DEHB'li partnerde ise çoğu zaman savunmaya ya da içe kapanmaya dönüşüyor. Ama orada da var.
Korku DEHB'li tarafta yine başarısız olmaktan, DEHB'si olmayan tarafta yeniden umut edip yeniden hayal kırıklığına uğramaktan besleniyor.
İnkâr bir tarafta tanıyı görmemek, öteki tarafta döngüdeki kendi payını görmemek olarak ortaya çıkabiliyor.
Umutsuzluk ise sonunda ikisini de aynı yere getiriyor: bu ilişki değişmez inancına.
Bu eşleştirmeler benim okumam; Orlov duyguları bu simetriyle dizmiyor. Ama duyguları kimin haklı olduğundan bağımsız olarak konuşmaya açması, kitabın en olgun tarafı.
Kanıt tarafında durum
Kitabın zayıflığı en çok burada belirginleşiyor.
On iki örüntü klinik bir sınıflama sayılmaz; gözleme dayanan, betimleyici bir çerçeve. Bu örüntülerin ne sıklıkta görüldüğü, hangi çiftlerde hiç ortaya çıkmadığı ya da altı adımlık planın kontrollü biçimde sınanıp sınanmadığı konusunda bilgi bulamadım. Okurken hangi fikrin araştırmaya, hangisinin sitede biriken mektuplara dayandığını ayırt etmek zor.
Bu, sitede eleştirdiğim tek deneyimin genelleştirilmesi kalıbına kısmen giriyor. Kısmen, çünkü Orlov tek bir evlilikten yola çıkmıyor; çok sayıda çiftin anlatısını topluyor ve bunu açıkça söylüyor.
Yine de örneklemin kendisi bir yanlılık taşıyor. Bir DEHB-evlilik sitesine yazan ya da seminere gelen çiftler, yardım arayacak kadar zorlanan çiftler. İyi giden DEHB'li ilişkiler bu kitapta pek görünmüyor ve okur, kendi ilişkisinin kaçınılmaz olarak bu örüntülere gideceği sonucuna varabiliyor.
Kitabın yazıldığından bu yana daha net ortaya konan bilgilerden biri, DEHB'nin güçlü biçimde kalıtsal olduğu. Faraone ve Larsson'ın (2019) derlemesi kalıtım oranını yaklaşık yüzde 74 olarak veriyor. Bu bulgu, bir partnerin belirtilerinin irade ya da ahlak meselesi olmadığını anlamak için kitabın sunabileceğinden daha sağlam bir dayanak. Çocuklu çiftler için de ayrıca düşünülmesi gereken bir şey.
Yetişkin DEHB'de duygu düzenleme güçlüğünün tablonun merkezine daha çok yerleştirilmesi de kitabın öfke ve tepkisellik üzerine anlattıklarına bugün daha güçlü bir zemin sağlıyor.
Eskiyen yerler
On beş yıllık bir kitap ve dili zaman zaman bunu belli ediyor.
Varsayılan çift evli, karşı cins ve örneklerin önemli kısmında DEHB'li olan erkek. Orlov DEHB'li kadınlardan ve eşlerinden de söz ediyor ama anlatının ağırlık merkezi, DEHB'li kocasının bıraktığı boşlukları dolduran kadın.
DEHB'li bir kadın olarak bu dengeyi görmemek mümkün değil. Evi, takvimi ve duygusal işleri yönetmesi toplumsal olarak beklenen kişi DEHB'li olduğunda, ebeveyn-çocuk dinamiği başka bir utançla birleşiyor. Bu kadınlar hem ilişkide çocuk rolüne itiliyor hem de bir kadın olarak başarısız sayılıyor. Kitap bu tarafı açmıyor; zihinsel yük meselesi burada tek başına bir bölümü hak ederdi.
İki partnerin de DEHB'li olduğu ilişkiler, ki hiç de nadir sayılmaz, kitabın çerçevesine sığmıyor. Orada kimin ebeveyn olacağı sorusu bambaşka işliyor.
Orlov'un 2014'te yayımlanan The Couple's Guide to Thriving with ADHD kitabı bu çerçeveyi daha uygulamalı bir yöne taşıyor. O kitap bu incelemenin konusu değil.
Nasıl okumalı
En iyi iki kişi birlikte okuyunca çalışıyor. Bölümler, çiftlerin tek tek oturup konuşabileceği uzunlukta.
Sıralamayla ilgili bir önerim var. Örüntüler bölümünü bitirdikten sonra doğrudan altı adıma geçmemek. Bir süre durup iki kişinin, hangi örüntüleri kendi ilişkisinde gördüğünü ayrı ayrı işaretlemesi. Sonra listeleri karşılaştırmak. İki kişinin aynı listeden farklı maddeler seçmesi, asıl konuşmanın başladığı yer.
Tek başına okuyan DEHB'li partnere önerim şu: ilk kısmı savunmaya geçmeden okumaya çalış ama her örüntüde kendini tek suçlu olarak da okuma. Kitap iki tarafı anlatıyor; bunu fark etmek bazen ikinci okumayı gerektiriyor.
Tek başına okuyan DEHB'siz partnere önerim: kitabı eşine delil olarak göstermek için kullanma. Bu kitabın en kötü kullanım biçimi bu ve dili buna biraz fazla elverişli.
Tanı henüz konmamışsa önce değerlendirme gelmeli. Bir kitaptaki örüntü listesi tanı koymaz.
Kime göre
Kavgalarının neden hep aynı yere vardığını anlamayan ve DEHB'nin bunda payı olduğundan şüphelenen çiftlere öneririm. Özellikle ebeveyn-çocuk dinamiğinin içine düştüğünü sezen ama adını koyamamış olanlara.
Bir çift terapisine ya da bireysel tedaviye eşlik ettiğinde en çok işe yarıyor. Tek başına bir çözüm planı olarak beklentiyi yüksek tutmamak gerek.
İlişkisinde fiziksel ya da duygusal istismar olan birine önermem. Bu kitabın çerçevesi iyi niyetli ama sıkışmış iki insan için kurulmuş; istismarı DEHB belirtisi gibi okumaya kapı açabilir.
İki yüz kırk sayfa civarı. Kısa bölümlerle ilerlediği için aralıklı okumaya uygun.