Kadınlarda Dikkat Dağınıklığı
Terry Matlen
Büyük bir kuram yok; kısa bölümler ve tam gündelik hayatın ortasından tavsiyeler var. Baştan sona okumak zorunda hissetmediğim ender DEHB kitaplarından.
Bu yazıda 12 bölüm var
Özgün adı The Queen of Distraction. 2014'te New Harbinger'dan çıktı. Alt başlığı, DEHB'li kadınların kaosu nasıl aşacağını, odağını nasıl bulacağını ve daha fazla iş bitireceğini vaat ediyor.
Terry Matlen sosyal hizmet yüksek lisansı olan bir psikoterapist, danışman ve DEHB koçu. Kendisi de DEHB'li ve DEHB'li bir kızın annesi. DEHB'li kadınlar için uzun süredir yayında olan çevrim içi bir kaynak sitenin, ADDconsults'un kurucusu. Daha önce DEHB'li kadınlar için hayatta kalma ipuçları üzerine bir kitap daha yazmıştı.
Önsözü Sari Solden yazmış.
Türkçesi Aralık 2025'te Destek Yayınları'ndan çıktı. Tam adı Kadınlarda Dikkat Dağınıklığı: DEHB'li Kadınlar Kaosu Nasıl Aşar, Odağını Nasıl Bulur ve Daha Fazla İş Bitirir?, çevirmeni Zehra Gül Köroğlu. Künyeyi Kitapyurdu'nda gördüm. Türkçe başlıkta özgün addaki "dikkat dağınıklığının kraliçesi" şakası kaybolmuş, ama kitabın ne olduğunu daha açık söylüyor.
Başlıklar şakacı, içerik ev işi
Kitap on bir bölüm. Bölüm adlarının hepsi espri üzerine kurulu ve bu, kitabın tonunu iyi özetliyor.
Kabaca şöyle ilerliyor:
- DEHB nedir, kadınlarda ve kız çocuklarında nasıl görünür
- Eşya yığınları ve dağınıklık
- Market alışverişi, yemek planlama ve süpermarkette yaşanan çöküş
- Zaman
- Kıyafetler ve giyinme
- DEHB'li annelik
- Aşk, ilişkiler ve cinsellik
- Duyusal ve duygusal hassasiyet
- Hormonlar
- İş hayatı
- Parçaları bir araya getirmek
Bu listeye bakınca kitabın neyi önemsediği hemen anlaşılıyor. Beyin görüntüleme yok, uzun tarihçe yok. Çamaşır var, yemek var, kıyafet dolabı var.
Bu seçim bilinçli. DEHB'li kadınların hayatında en çok yıpratan şey çoğu zaman büyük krizler olmuyor. Her gün tekrarlanan küçük işler oluyor.
Süpermarket reyonunda kriz
Üçüncü bölüm, bana kitabın asıl değerini gösteren yer oldu.
Başlığı, donmuş gıda reyonunda sinir krizi geçiren bir kadını gazete manşeti gibi duyuruyor. Güldüm, sonra gülmem geçti.
Çünkü market alışverişi DEHB'li biri için gerçekten ağır bir iş. Yüzlerce ürün, ışık, ses, kalabalık, sürekli verilmesi gereken küçük kararlar, liste unutulmuşsa bir de hafızadan menü kurma çabası. Bunun üstüne bir aileyi haftalık besleme sorumluluğu ekleniyor.
Kitap bu yükü adıyla anıyor ve yemek planlamayı kolaylaştırmak için tavsiyeler veriyor. Tavsiyelerin çoğu tanıdık türden. Asıl katkı, bu işin neden bu kadar zor geldiğini bir kadına yaşattığı suçluluktan ayırması.
Sitede DEHB'de market ve alışveriş üzerine ayrı bir yazı var; kitabı okuduktan sonra orada anlattığım yöntemlerle birleştirmek işe yarayabilir.
Sessiz DEHB
Kitap DEHB'nin kadınlarda ve kız çocuklarında nasıl göründüğünü anlatarak açılıyor ve dikkatsiz tipe ayrıca ağırlık veriyor.
Yerinde duramayan çocuk tablosu yerine hayal kuran, sürekli bunalmış hisseden, endişelenen ve aynı düşünceleri döndürüp duran bir kadın portresi öne çıkıyor. Aynı kişinin ilgisini çeken bir konuda saatlerce odaklanabildiği de anlatılıyor. Bence bu çelişki, birçok kadının kendi tanısından şüphe etmesinin başlıca nedenlerinden biri.
Bir incelemede, kitabın DEHB ile aşırı yeme ya da aşırı egzersiz gibi zorlayıcı davranışlar arasındaki bağlantıya da değindiği not edilmiş. Bu, 2014 için az konuşulan bir konuydu. Bugün DEHB ile tıkınırcasına yeme arasındaki ilişkiyi gösteren çalışmalar çok daha fazla.
Bu giriş temel bilgi veriyor. DEHB'yi ilk kez anlamaya çalışan biri için yeterli olmayabilir ama kitabın geri kalanına zemin hazırlıyor.
Zaman ve kıyafet
Dördüncü ve beşinci bölümler, DEHB'li kadınların gündelik hayatında en çok zaman kaybettiren iki alana ayrılmış.
Zaman bölümünün başlığı saatin tik takını bir sıkıntı olarak duyuruyor. DEHB'de zaman algısı gerçekten farklı işliyor: bir işin ne kadar süreceğini tahmin etmek, başlamak için doğru anı yakalamak, geç kalmamak. ADDitude'un incelemesi bu bölümde planlayıcı kullanımının öne çıktığını belirtiyor.
Kıyafet bölümü ise beklemediğim bir yerden vuruyor. Benim için bu konunun karşılığı çok net: sabah ne giyeceğine karar verememek, temiz kıyafetin sandalyede yığılması, yıkanmayı bekleyen çamaşır dağı, dolabın içinde kaybolan parçalar. Bir DEHB kitabının bu konuya koca bir bölüm ayırması bana yalnız olmadığımı hissettirdi.
Bu iki bölümü okurken, sorunun karakterimde olmadığını bir kez daha hatırladım. Her sabah aynı dolabın önünde yaşanan küçük kriz, yürütücü işlevlerin gündelik bir sınavı.
Duyarlılık ve hormonlar: 2014 için erken
Kitabın beklemediğim kadar ileri gittiği iki yer var.
Hassasiyet bölümü. Matlen hem duyusal hem duygusal hassasiyeti bir arada ele alıyor. Bu başlık altında çoğumuzun tanıdığı şeyler var: rahatsız eden kumaşlar, gürültülü ortamlar, kalabalıktan sonra gelen tükenmişlik, eleştiriye verilen yoğun tepkiler.
Duyusal aşırı duyarlılık DEHB'nin tanı ölçütleri arasında yer almıyor. Ama DEHB'li yetişkinlerde daha sık bildirildiğini gösteren çalışmalar var ve bu kitap yazıldığında popüler DEHB kitaplarında bu konu neredeyse hiç geçmiyordu. Ayrıntısını DEHB'de duyusal aşırı yüklenme yazısında anlattım.
Hormonlar bölümü. Adet döngüsü, hamilelik ve menopoz boyunca belirtilerin nasıl değişebildiği.
Bu konu bugün çok daha fazla konuşuluyor. Young ve arkadaşlarının 2020'de BMC Psychiatry'de yayımlanan uzlaşı metni de kadınlarda hormonal geçiş dönemlerinin DEHB belirtilerini etkileyebileceğini ve klinik değerlendirmede dikkate alınması gerektiğini söylüyor.
Yine de dikkatli okumak lazım. Bu alandaki araştırmalar hâlâ çoğunlukla küçük çalışmalardan oluşuyor. Kitaptaki hormon bölümünü bir farkındalık metni olarak okumak, kesin öneriler beklememek gerekiyor. Döngüye göre ilaç düzenlemesi gibi konular ancak hekimle konuşularak karar verilecek şeyler.
Güncel tabloya DEHB, hormonlar ve adet döngüsü yazısında baktım.
DEHB'li anne olmak
Matlen'in hem kendisinin DEHB'li hem de DEHB'li bir çocuğun annesi olması, annelik bölümüne ağırlık kazandırıyor.
DEHB'li bir anne kendi yürütücü işlev güçlükleriyle uğraşırken bir çocuğun okul takvimini, randevularını, beslenmesini ve duygusal ihtiyaçlarını da yönetiyor. Çocuk da DEHB'liyse iş katlanıyor.
Bu bölüm, annelikle ilgili utanç duygusuna doğrudan dokunuyor. DEHB'li annelerin en sık anlattıkları şeyler burada: diğer annelerle kendini kıyaslamak, okul toplantısına geç kalmak, çocuğun ihtiyacı olan bir şeyi son gece hatırlamak. Kitap bu türden yükleri küçümsemeden, suçluluğu hafifleten bir dille ele alıyor.
İlişkiler ve iş
Yedinci bölüm aşk, ilişkiler ve cinsellik üzerine. Onuncu bölüm iş hayatı.
İlişkiler bölümü DEHB'nin bir çiftin hayatına etkisini ele alıyor. DEHB'li biriyle yaşayan herkesin tanıdığı şeyler bu başlığın altına giriyor: unutulan sözler, konuşma sırasında dağılan dikkat, ev yükünün eşitsiz paylaşımı ve bunun biriktirdiği kırgınlıklar. Cinselliğin bir DEHB kitabında açıkça konuşulması da o yıllar için değerli.
İş bölümü, çalışma hayatında DEHB ile gelen zorluklara ayrılmış. Kesintiler, dikkat dağıtan ortamlar, belirsiz talimatlar, dışarıdan başarılı görünürken o başarıyı büyük emekle ayakta tutmak.
Bu iki konu kitabın bütününe uygun biçimde pratik bir çerçevede kalıyor. İlişkiler konusunda daha kapsamlı bir kaynak arayan, çift odaklı yazılmış kitaplara bakmalı. İş yerinde yasal haklar ve düzenlemeler konusunda da kitap ABD bağlamında kaldığı için Türkiye'deki okura doğrudan yol göstermiyor.
Biçim, DEHB'li okura göre kurulmuş
Bu kitabı ayırt eden şeylerden biri sayfa düzeni.
Bölümler kısa alt başlıklara bölünmüş. Madde işaretli ve numaralı listeler bol. Sayfalarda boşluk var. Bir bölümü açıp beş dakikada bir parçasını okuyup kapatabiliyorsun.
İki yüz sayfa civarında. Kaynakça dört sayfa kadar.
Bir DEHB kitabının okunmasının bu kadar kolay olması bana saygı gibi geldi. Aynı alandaki yoğun, uzun, dipnotlu kitaplarla boğuştuktan sonra bunu fark etmemek mümkün değil.
Kitabın gücü aynı zamanda sınırı
Bu kolaylığın bir bedeli var.
Tavsiyelerin çoğu genel. Liste tut, planlayıcı kullan, işi böl, yardım iste. Hepsi doğru, bir kısmı başka kaynaklarda da var. Kitap bir tavsiyenin neden işe yaradığını ya da kimde yaramayabileceğini pek anlatmıyor.
Kaynak zayıf. Tavsiyelerin çoğu Matlen'in klinik ve kişisel deneyimine dayanıyor. Bu deneyim değerli ve uzun. Ama hangi önerinin bir araştırmaya, hangisinin gözleme dayandığını ayırt edemiyorsun. Kapakta Barkley, Hallowell, Ramsay ve Quinn gibi alanın tanınmış isimlerinin övgüleri var; bu kitabın alanda saygı gördüğünü gösteriyor ama bir kanıt yerine geçmiyor.
Parası olanı varsayan öneriler. Temizlik için yardım almak gibi tavsiyeler bazı okurlar için gerçekçi değil. Bu eleştiriyi başka incelemelerde de gördüm. Türkiye'deki okur için bu mesafe daha da açılabilir.
Amerikan gündelik hayatına göre yazılmış. Okul sistemi, iş yeri, alışveriş alışkanlıkları. Bazı örnekleri kendi hayatına tercüme etmen gerekiyor.
Espri herkese iyi gelmeyebilir. Zor bir dönemde olan biri için başlıklardaki hafiflik yer yer fazla neşeli kaçabilir.
Süper güç tonu yok
Bunu ayrıca söylemek istiyorum, çünkü bu tür kitapların çoğunda o ton var.
Matlen DEHB'yi bir üstünlük gibi sunmuyor. Kraliçe benzetmesi ironik; dikkat dağınıklığının kraliçesi olmak bir övgü sayılmaz. Kitap zorlukları anlatıyor, bunlarla yaşamayı kolaylaştırmaya çalışıyor ve güçlü yanlardan söz ettiğinde bunu zorlukların üstünü örtmek için yapmıyor.
Bu, kitabın destek istemeyi meşru kılan dilini koruyor.
Kime, hangi aşamada
Tanısını bilen, gündelik hayatta boğulan kadınlara. Özellikle ev yükünün büyük kısmını taşıyanlara.
DEHB'li annelere. Annelik bölümü tek başına bile okunmaya değer.
Duyusal ve duygusal hassasiyetini hiç DEHB ile ilişkilendirmemiş olanlara. O bölüm birçok şeyi yerine oturtabilir.
Uzun kitap okuyamayanlara. Kitabın biçimi tam da onlar için.
Kime önermem: DEHB'yi ilk kez anlamaya çalışan birine, bunun için Solden'in kitabı daha iyi bir başlangıç. Kanıta dayalı, adım adım bir program arayana. Utançla uzun soluklu çalışmak isteyene; bunun için Solden ile Frank'in rehberi daha uygun.
Nasıl okumalı
Baştan sona okumak zorunda değilsin ve bence okumamalısın da.
İlk bölümü okuduktan sonra içindekiler sayfasına dön ve seni en çok yoran konuyu seç. Kıyafet dolabın her sabah bir savaşsa beşinci bölüm. Market seni tüketiyorsa üçüncü. İş yerinde zorlanıyorsan onuncu.
Her bölümden bir iki tavsiye seç, bir hafta dene. İşe yaramayanı at. Kitap zaten böyle kullanılmak için yazılmış gibi.
Son bölüm, parçaları bir araya getirme üzerine. Kitabı aralıklarla kullandıysan en sonda okumak iyi olur.