Hyper
Timothy Denevi
Kendi çocukluğunu DEHB'nin tarihiyle iç içe anlatan bir anı. En sevdiğim yanı, bu hikâyeden kimse için bir yöntem ya da bir ilaç tavrı çıkarmaması.
Bu yazıda 12 bölüm var
2014'te Simon & Schuster'dan çıktı: Hyper: A Personal History of ADHD. Timothy Denevi'nin ilk kitabı.
Denevi deneme ve anlatı yazarı. Bugün George Mason Üniversitesi'nde yaratıcı yazarlık yüksek lisans programında öğretim üyesi. Sonraki kitabı Freak Kingdom, Hunter S. Thompson'ın siyasi gazeteciliği üzerine. Bu kitabı bir anlatıcı yazmış ve bu, her sayfada hissediliyor.
Doğrulanmış bir Türkçe basımına ulaşamadım; İngilizce adıyla yazıyorum.
Bir anıyı neyle ölçüyorum
Bu listedeki öteki kitapları kanıtla, kaynakla, sınır cümleleriyle ölçtüm. Bir anı kitabını aynı cetvelle ölçmek yanlış olur.
Anıdan beklediğim üç şey var: anlatının kendisinin iyi olması, yazarın kendine karşı dürüst olması ve kendi hikâyesini herkesin kuralına çevirmemesi.
Sonuncusu benim için en önemlisi. DEHB kitaplarının çoğu neden işe yaramıyor yazısında en çok eleştirdiğim kalıplardan biri buydu: "bende işe yaradı" cümlesinin "böyle yapmalısın" cümlesine dönüşmesi.
Hyper üç ölçütte de iyi.
İlk kuşaktan bir çocuk
Denevi, 1980'lerde DEHB için ilaç yazılan ilk büyük çocuk kuşağının içinde büyüdü. 1985'te, beş yaşındayken tanı aldı; tanı ölçütlerinin bugünkü biçimine henüz oturmadığı bir dönemde.
Tanıya giden yol uzundu. Besin alerjileri ve epilepsi ihtimalleri için kapsamlı testlerden geçti. Altı yaşında Ritalin'e başlandı ve ilk hafta içinde ağır bir psikotik tepki yaşadı. İlaç bırakıldı, hekimler ona hafif antidepresanlar denedi.
Bu kısmı okurken nefesimi tuttuğumu fark ettim. Bir çocuğun zihninin kendi denetiminden çıkması, bunu da yıllar sonra yetişkin bir yazarın o çocuğa bakarak anlatması. Denevi sahneyi büyütmüyor, küçültmüyor da.
Kitabın en önemli özelliği de burada ortaya çıkıyor: bu deneyimden bir ilaç karşıtlığı türetmiyor. Yetişkinliğinde düşük dozda Ritalin kullandığını yazıyor. Çocukken ona zarar veren ilaç, yetişkinken işine yarayan ilaç olmuş. Bir anının bu karmaşıklığı düzleştirmeden taşıyabilmesi değerli.
Çocukluğu ve ergenliği boyunca düzenli psikoterapi aldı. Ailesi terapistiyle ve öğretmenleriyle yakın çalıştı. Anlayışlı öğretmenlerin olduğu sınıflarda davranışları düzeldi, ama zorbalığın hedefi olmaktan kurtulamadı.
Öfkenin altındaki şey
Kitabın bana en çok dokunan kısımlarından biri çocukluk öfkesi üzerine.
Denevi sık yaşadığı krizleri, küçük bir düzeltmeye verdiği orantısız tepkileri anlatırken, bunların içinde öfkeden daha derinde duran bir çaresizlik tarif ediyor. Ait olduğu yerden kopmuş gibi hissetmeye yakın bir şey.
Bu betimleme bende uzun süre kaldı. Dışarıdan bakınca yalnızca "sinir krizi" gibi görünen şeyin içeriden nasıl yaşandığını bu kadar iyi anlatan az şey okudum. Klinik kitaplar buna duygusal düzensizlik diyor; Denevi ona bir his, bir ağırlık veriyor.
Bu konuyu DEHB'de duygu düzenleme yazısında ele almıştım. Oradaki kavramları okuyup da bir türlü kendine yakıştıramayan biri, bu kitabın çocukluk bölümlerinde onların nasıl bir şeye karşılık geldiğini görebilir.
Ergenlik ve sonrası
Ergenlikte daha gösterişli, daha iddialı bir gence dönüşüyor ve bu dönem küçük çaplı suçlara kadar uzanıyor. Denevi bu yılları kendini temize çıkarmadan anlatıyor.
Bu önemli bir dürüstlük. DEHB anılarında sık rastlanan bir kolaylık var: bütün kötü davranışları tanıya yazmak, bütün iyileri kişiliğe. Denevi bu ayrımı bu kadar kolay yapmıyor. Sorumluluğu tanıya devretmiyor, tanıyı da görmezden almıyor.
Kitabın bittiği yerde evli ve baba. Belirtilerini yönetmeyi sürdüren bir yetişkin.
Vardığı yer bence çok olgun: DEHB'li bir çocuğun çevresindeki çatışmayı ve stresi azaltmak, o çocuğun yetişkinliğe sağ salim ulaşmasına yardım etmek, tartışmaların çoğundan daha önemli. Tanı mı değil mi, ilaç mı değil mi kavgasının ortasında en çok unutulan şey bu.
Tarih katmanı
Denevi kendi hikâyesini DEHB'nin tarihiyle iç içe anlatıyor. Kitap, hareketli çocuklara dair on dokuzuncu yüzyıl başındaki tartışmalardan başlayarak tanının ve tedavilerin nasıl değiştiğini izliyor.
Bu yapının avantajı, kişisel hikâyenin bir bağlama yerleşmesi. Denevi'nin çocukluğunda denenen şeyler, o dönemin bilgisinin sınırlarını yansıtıyor ve tarih kısımları bunu görünür kılıyor. Bir çocuğa neden bu kadar test yapıldığı, neden önce şu ilacın denendiği, o yılların bilgisiyle bakınca anlaşılıyor.
Sınırı da var. Tarih kısımları, Matthew Smith'in Hyperactive'i gibi bir tarihçinin kitabıyla aynı işi yapmıyor ve yapmaya çalışmıyor da. Onları anlatının arka planı olarak okumak doğru. Tarihin kendisini merak ediyorsan başka bir kitaba geçmek gerekiyor.
Eleştirmenler iki katmanın birlikte işleyişini övdü. Library Journal kitabı hem bir insanın deneyimini hem de tanının tarihini okunaklı biçimde anlatan ve herkese uyan tek bir tedavi olmadığını gösteren bir çalışma olarak değerlendirdi. Kirkus onu DEHB'yle yaşamayı anlatan etkileyici ve içgörülü bir anı olarak nitelendirdi.
Hangi tarafta durduğu
Kirkus, Denevi'nin aşırı tanı kaygıları konusunda dengeli bir tutum aldığını da vurguladı. Ben de öyle okudum.
Bunun önemi yayın yılında. 2014, The ADHD Explosion'ın ve ADHD Does Not Exist'in de çıktığı yıl; ABD'de DEHB'nin fazla mı tanı aldığı tartışmasının çok sıcak olduğu bir dönem. Denevi o tartışmanın kutuplarından birine yerleşmek yerine, bir çocuğun ve bir ailenin gerçekte neyle karşılaştığını anlatmayı seçiyor.
Kendi deneyimi iki tarafa da malzeme verebilecek türden: ilacın bir çocuğa ciddi zarar verdiği bir hikâye ve aynı ilacın yıllar sonra işe yaradığı bir hikâye. İkisini aynı kitapta, birbirini silmeden tutması, onu bu listedeki en az ideolojik kitap yapıyor.
Bir ailenin hikâyesi olarak
Kitap Denevi'nin hikâyesi, ama arka planda bir ailenin hikâyesi de akıyor.
Ailesi onun terapistiyle ve öğretmenleriyle yakın çalışmış. Kitapta sade geçen bir bilgi bu, ama okurken arkasındaki emeği düşündüm: her yeni okul yılında aynı şeyleri yeniden anlatmak, bir çocuğun neden böyle davrandığını onu cezalandırmaya hazır yetişkinlere açıklamak, iyi günlerle kötü günler arasında umudu korumak.
Ebeveyn okurlar için kitabın en değerli yanı bence bu. Denevi'nin anlattığı çocuklukta her şeyi düzelten tek bir an yok. Anlayışlı bir öğretmenin olduğu yıllarla olmadığı yıllar arasındaki fark, bazen herhangi bir tedaviden daha belirleyici görünüyor.
BookPage'in incelemesi de kitabın DEHB kadar sınırlar, ebeveynlik ve kendini tanıma üzerine dersler taşıdığını vurguladı. Bu tespite katılıyorum. Kitabı DEHB'li bir çocuğu olan ailelere önermemin sebebi, çocuğun yıllar sonra o yılları nasıl hatırlayacağını göstermesi.
Ağır yan etki bugün ne anlama geliyor
Denevi'nin altı yaşında yaşadığı tepki, okurken korkutucu. Bu yüzden bugün ilaç konusunu düşünen bir ebeveynin ya da yetişkinin bu sahneyi nasıl okuyabileceğine dair bir not düşmek istiyorum.
Uyarıcı ilaçların nadir ama bilinen yan etkileri arasında psikotik ya da manik belirtiler de var. Tedavinin başında ve doz değişikliklerinde yakın izlemin önerilmesinin bir nedeni bu. Denevi'nin hikâyesi bu izlemin neden var olduğunu gösteriyor; ilacın kesilip başka seçeneklere geçilmesi de izlemin işlediğini.
Aynı hikâye, kötü bir başlangıcın o kişi için ilacın her zaman yanlış olacağı anlamına gelmediğini de gösteriyor. Yıllar sonra, başka bir yaşta ve düşük dozda, aynı ilaç işine yarayan bir seçenek olmuş. Tedaviye başlarken nelerin beklenebileceğini DEHB ilaç tedavisi: ne beklemeli yazısında anlattım. Karar da izlem de hekimle birlikte yürütülür.
Yazı olarak
Denevi yaratıcı yazarlık öğreten biri ve bu, cümlelerde belli oluyor. Kitap bir sağlık kitabı gibi okunmuyor. Sahneleri, bir çocuğun algısıyla yetişkinin yorumu arasındaki mesafeyi ve kişisel olanla tarihsel olan arasındaki gidiş gelişi bilinçli kullanıyor.
Nature'da çıkan değerlendirme onu, çocukluğun en çok incelenen tablosunu içeriden anlatan akılda kalıcı bir anlatı olarak tanımladı. Bu tanıma katılıyorum. DEHB'yi dışarıdan açıklayan çok kitap var. Bir hissin içeriden nasıl bir şey olduğunu anlatabilen çok az.
Eksik bulduğum yer
Bir anıdan her şeyi beklemek haksızlık, ama sınırlarını söylemek gerekiyor.
Bu, 1980'lerde Amerika'da büyümüş bir erkek çocuğun hikâyesi. Hiperaktivitesi belirgin, dışa dönük, sınıfta görünür. DEHB'nin sessiz yüzü, yani dikkatsiz tipte kimse fark etmeden geçen çocukluklar ve özellikle uzun süre görünmez kalan kız çocuklarının deneyimi, bu anının konusu değil. Deneyimi bundan farklı olan okur, kendini davranışsal sahnelerden çok duygusal sahnelerde bulacaktır.
Tedaviye dair anlatılanlar da bir döneme ait. Bugünün ilaç seçenekleri, dozlama yaklaşımları ve izlem ilkeleri çok farklı. Denevi'nin çocukken yaşadığı ağır tepki, bir yan etkinin her zaman ciddiye alınması gerektiğini hatırlatıyor. Bugünün tedavi pratiği hakkında bilgi edinmek içinse doğru kaynak bu kitap olamaz. Güncel tabloyu görmek isteyen, Dünya DEHB Federasyonu uzlaşı metnine (Faraone ve ark., 2021) bakabilir. İlaç kararı da her durumda hekimle verilir.
Öteki içeriden kitapların yanında
Bu sitede incelediğim kitaplar arasında DEHB'yi içeriden anlatan başka kitaplar da var ve Hyper'ı onların yanına koyunca farkı daha net görüyorum.
Driven to Distraction pek çok kişinin kısa vaka öyküsünü art arda diziyor; okur her birinde kendinden bir parça buluyor, ama hiçbirinin içinde uzun süre kalmıyor. Hyper tek bir hayatın içinde otuz yıl kalıyor. Tanınma duygusu daha geç geliyor, ama geldiğinde daha derine iniyor.
Jessica McCabe'in DEHB İle Yaşamak'ı da içeriden yazılmış bir kitap, ama deneyimi araçlara dönüştürüyor. Denevi böyle bir dönüşüm denemiyor. İkisi aynı rafta birbirini tamamlıyor: biri ne yapabileceğini, öbürü o yaşamın nasıl bir şey olduğunu anlatıyor.
Kime
DEHB'yi içeriden anlamak isteyen yakınlara: eşlere, ebeveynlere, öğretmenlere. Özellikle hareketli, sınıfta zorlanan bir çocuğu olan ailelere; çocuğun içinden geçenleri bir yetişkinin sesinden duymak için.
Tanısını yeni almış ve kendini yalnız hisseden bir yetişkine de. Burada bir çözüm yok, ama bir eşlik var.
Yazıyla, anı türüyle ilgilenen okura, bir hastalık anlatısının acıyı sömürmeden nasıl yazılabileceğine örnek olarak.
Bir yöntem, bir sistem, bir baş etme rehberi arayana önermem. Kitap bunu vaat etmiyor ve etmediği için dürüst.
Nasıl okunmalı: bir roman gibi, baştan sona. Bu listede sırayla okumaktan keyif aldığım tek kitap bu oldu.