İçeriğe geç
Yöntemler

DEHB ilacı kalbi etkiler mi?

DEHB ilaçlarının tansiyon ve nabız üzerindeki etkisi, başlamadan önce sorulan sorular, takipte neye bakıldığı ve hangi belirtiler gecikmeden hekime bildirilmeli.

3 dakika okumaKısa
Bu yazıda 8 bölüm var

Kalp başlığı, DEHB ilaçları hakkındaki en korkutucu ve en çok çarpıtılan konu. İnternette iki uç var: "hiçbir şey olmaz" ve "kalbini mahveder."

Gerçek, ikisinin arasında ve sıkıcı bir yerde: ölçülebilir ama genellikle küçük bir etki, takiple yönetilen bir süreç ve küçük bir grup için gerçek bir dikkat gerekliliği. Bu yazı o çerçeveyi anlatıyor; karar ve değerlendirme hekimin işi.

Ne oluyor

Uyarıcılar, noradrenalin ve dopaminin etkisini uzatıyor. Bunun dolaşım sistemine yansıması, çoğu kişide tansiyon ve nabızda küçük ölçekli bir yükselme.

Kılavuzların dili burada dikkatli: etki grup ortalamalarında küçük, ama kişiden kişiye değişiyor ve bu yüzden ölçülmesi gerekiyor (NICE NG87; Kooij ve ark., 2019).

Uyarıcı olmayan ilaçlarda tablo farklı ama sıfır değil; atomoksetin gibi ilaçlarda da nabız ve tansiyon takibi öneriliyor.

İlaç başlamadan önce sorulanlar

Kılavuzlar, ilaç başlamadan önce bir öykü alınmasını öneriyor. Sorulanlar genellikle şunlar:

  • Ailede genç yaşta açıklanamayan ani ölüm öyküsü var mı?
  • Doğuştan kalp hastalığı ya da kalp ameliyatı öyküsü var mı?
  • Bilinen ritim bozukluğu, kalp yetmezliği, kardiyomiyopati var mı?
  • Efor sırasında bayılma, göğüs ağrısı ya da nefes darlığı oluyor mu?
  • Yüksek tansiyon tanısı ya da tedavisi var mı?

Bu sorulardan birine evet geliyorsa, ilaç yasak demek değil; kardiyoloji değerlendirmesi gündeme geliyor demek.

Herkese rutin EKG çekilmesi kılavuzlarda standart bir öneri değil; öyküde risk işareti varsa isteniyor. Uygulama hekime ve merkeze göre değişebiliyor.

Takipte ne ölçülüyor

Tedavi başladıktan sonra tansiyon ve nabız, kontrol randevularının rutin parçası. Ölçümün düzenli olması, tek seferlik bir sayıdan daha değerli: değişimi görmeyi sağlıyor.

Evde ölçüm yapılacaksa iki şey önemli. Birincisi, aynı koşullarda ölçmek: aynı saat, oturarak, birkaç dakika dinlendikten sonra. İkincisi, sayıyı yazmak. Bu tabloda akılda tutmaya çalışmak zaten işe yaramıyor; takip günlüğü mantığı burada da geçerli.

Doz artışlarından sonraki dönem ayrıca önemli. Yeni doz, yeni bir ölçüm noktası demek.

Gecikmeden bildirilecek belirtiler

Bunlar kontrolü beklemeden söylenecek şeyler:

  • Göğüs ağrısı ya da göğüste baskı.
  • Çarpıntı, düzensiz kalp atışı hissi.
  • Nefes darlığı, özellikle efor sırasında.
  • Bayılma ya da bayılacak gibi olma.
  • Efor sırasında olağan dışı yorulma.

Bu belirtilerin hepsi kalple ilgili olmak zorunda değil; kaygı da benzer şeyler üretebiliyor. Ayrımı yapmak hekimin işi ve o ayrımı yapabilmesi için belirtinin söylenmiş olması gerekiyor.

Kaygıyla karışan taraf

Çarpıntı hissi, DEHB ilacı kullanan çok kişide aslında kaygıdan geliyor. Kaygı da bu ilaçların bilinen yan etkilerinden biri; kaygı yazısında ayrıntılı ele aldım.

Bu iki tabloyu birbirinden ayırmanın kestirme yolu yok ve kendi kendine ayırmaya çalışmak da doğru değil. Pratikte yapılacak şey: olayı tarif etmek (ne zaman oldu, ne kadar sürdü, ne yapıyordun), mümkünse o sırada nabzı ölçmek ve bunu hekime söylemek.

Kafein, nikotin ve diğer yükler

Uyarıcı bir ilaç kullanırken kafein tüketimi, aynı sisteme ikinci bir yük bindiriyor. İştah kapalıyken kahveyle idare etmek yaygın bir davranış ve çarpıntı şikayetlerinin bir kısmı buradan geliyor.

Nikotin de benzer şekilde nabzı ve tansiyonu etkiliyor. DEHB'de sigaranın neden daha çekici geldiğini ayrı bir yazıda yazdım; ilaçla birlikte kullanıldığında dolaşım üzerindeki yük artıyor.

Enerji içecekleri bu tablonun en riskli kalemi: yüksek kafein, yüksek şeker ve çoğu zaman gün içinde tekrarlanan tüketim.

Kanıt ne diyor

Dünya Federasyonu uzlaşı metni (Faraone ve ark., 2021), DEHB ilaçlarının etkinliğini ve genel güvenliğini yüksek düzeyde belgelenmiş kabul ediyor; aynı metin kalp ve dolaşım etkilerinin izlenmesi gerektiğini de belirtiyor.

Cortese ve arkadaşlarının (2018) meta analizi, tolere edilebilirlik değerlendirmesinde kalp ve dolaşım etkilerini de kapsıyor. Bulguların özeti şu: ölçülebilir ama çoğunlukla küçük değişimler, ciddi olayların ise seyrek olması.

Buradaki "seyrek" kelimesi önemli. Seyrek olmak, yok olmak değil; takibin sebebi de bu.

Bana kalan

Bu konuda en yararlı şey, korkuyu bir işleme çevirmek oldu: ölçmek.

Tansiyon aleti pahalı bir şey değil ve ölçümün kendisi kaygıyı azaltıyor, çünkü belirsizliği azaltıyor. Ayda birkaç ölçüm, kontrol randevusuna götürülecek bir sayı üretiyor.

Bir de şunu söylemem gerekiyor: kalp başlığı, ilacı bırakma gerekçesi olarak en sık kullanılan ama en az konuşulan başlık. İnsanlar sessizce bırakıyor. Oysa konuşulduğunda çözümü olan bir sürü ara adım var: doz, form, kafein yükü, ölçüm düzeni.

Değerlendirme ve karar hekiminde. Bu yazı, neyin sorulacağını bilerek gitmen için.