İçeriğe geç
Yöntemler

Sosyal medyada DEHB neden bu kadar arttı?

Kısa videolarla yayılan bir tanı. Artışın gerçek sebepleri, mecranın neden tam bu konuya uygun olduğu ve iyi ile kötü içeriği ayıran ölçüt.

5 dakika okumaOrta
Bu yazıda 10 bölüm var

Son birkaç yılda DEHB, sosyal medyanın en çok konuşulan sağlık başlıklarından birine dönüştü. Bu artışı açıklamak için genellikle iki hazır cevap veriliyor ve ikisi de eksik.

Birincisi: "modaya dönüştü, herkes kendine tanı koyuyor." İkincisi: "sonunda görünür oldu, hepsi iyi."

Gerçek tablo ikisinin arasında ve iki tarafı birden söylemeden anlaşılmıyor.

Önce gerçek olan taraf

Artışın en büyük payı, uzun süre görülmemiş grupların kendilerini ilk kez tanımlanmış görmesinden geliyor.

DEHB araştırmalarının uzun bir dönemi hareketli erkek çocuklar üzerinden yürüdü. Sınıfın arkasında hayal kuran, sessiz, uyumlu çocuk kimseyi rahatsız etmediği için yönlendirilmedi.

Young ve arkadaşlarının (2020) uzman uzlaşı metni, kadınlarda DEHB'nin sistematik olarak gözden kaçtığını ortaya koyuyor. Quinn ve Madhoo'nun (2014) derlemesi de aynı boşluğa işaret ediyor: klinik örneklemlerde erkek oranı çok yüksekken, toplum örneklemlerinde fark belirgin biçimde daralıyor.

Yani ortada gerçekten birikmiş bir gecikme vardı. Bugün otuz beş yaşında tanı alan bir kadının hikâyesi, yeni bir salgın değil; ödenmemiş bir faturanın ödenmesi.

Bu insanlar için sosyal medya bir şey yaptı ki klinikler otuz yıl yapamadı: onlara kendilerini tarif eden bir cümle gösterdi.

Bunu küçümsemek haksızlık olur.

Sonra mecranın kendi mantığı

Ama bu, tablonun yarısı.

Kısa video mecraları belirli bir içerik biçimini ödüllendiriyor: hızlı, çarpıcı, kendini ilk saniyede kabul ettiren.

Bu biçim, DEHB anlatımı için fazlasıyla uygun ve tam bu yüzden sorunlu.

Belirti listeleri iyi yayılıyor. "Bunları yapıyorsan DEHB'lisin" biçimindeki içerikler, izleyicinin kendini tanımasını sağlıyor ve tanınma paylaşım üretiyor.

Ama o listelerdeki maddeler herkese uyuyor. Eşya kaybetmek, ertelemek, dağılmak, gece uyuyamamak. Bunlar yorgun, kaygılı ya da uykusuz hemen herkeste var.

Sözlükte Barnum etkisi olarak geçen şey bu: yeterince genel bir tarif, dinleyenin kendini içinde bulmasını sağlıyor. Fal metinleri de aynı mekanizmayla çalışıyor.

Nüans yayılmıyor. "Bu belirtiler başka tablolarda da görülür, ayırıcı tanı gerekir" cümlesi hiçbir zaman çok izlenmiyor. Mecra kısaltıyor ve kısaltılan ilk şey koşullar oluyor.

Kesinlik ödüllendiriliyor. "Olabilir" diyen içerik, "kesinlikle öyle" diyen içerikle rekabet edemiyor.

İyi bilgi genellikle sıkıcı, koşullu ve uzun. Mecra bunların üçünü de cezalandırıyor.

Atlanan asıl şey: işlev kaybı

Tanı ölçütlerinin en belirleyici parçası, en az anlatılan parçası.

Bir belirtinin bulunması yetmiyor. Aranan şey üç katmanlı: belirtilerin çocukluktan beri var olması, birden fazla ortamda görülmesi ve hayatı ölçülebilir biçimde etkilemesi.

Bu üçüncü koşul, videolarda neredeyse hiç geçmiyor. Çünkü anlatması zor ve kimsenin kendini içinde bulmasını kolaylaştırmıyor.

Oysa ayrım tam orada. "Ben de bazen eşyalarımı kaybediyorum" ile "üç işi bu yüzden kaybettim" arasındaki fark, bütün tanı sürecinin kendisi.

İkinci atlanan şey: benzer tablolar

Katzman ve arkadaşlarının (2017) derlemesi, yetişkin DEHB'de eşlik eden başka bir tablonun bulunmasının kural olduğunu vurguluyor. Avrupa uzlaşı metni (Kooij ve ark., 2019) de ayırıcı tanıyı sürecin merkezine koyuyor.

Kaygı bozuklukları, depresyon, uyku bozuklukları, travma sonrası tablolar, tiroit işlev bozukluğu, demir ve B12 eksikliği. Hepsi dikkat, unutkanlık ve huzursuzluk üretebiliyor.

Bir video bu ayrımı yapamaz. Yapamayacağı için de yapmıyor ve izleyen kişi elinde tek bir açıklamayla kalıyor.

Bunun bedeli iki yönlü: tedavi edilebilir bir şey gözden kaçabiliyor ya da gerçekten DEHB'si olan biri "herkes böyle söylüyor, demek ki abartı" diyerek başvurmuyor.

Yaygınlık artmadı, görünürlük arttı

Bu ayrımı netleştirmek gerekiyor, çünkü "DEHB salgını" söylemi buradan besleniyor.

Polanczyk ve arkadaşlarının (2007) dünya çapındaki derlemesi, yaygınlığın istikrarlı ölçüldüğünü ve ülkeler arasındaki farkların büyük ölçüde yöntem farklılıklarından kaynaklandığını ortaya koyuyor.

Artan şey tanı konma sayısı ve konuşulma sıklığı. Bu ikisi aynı şey değil.

Ekonomik taraf

Bu konuda az konuşuluyor ve konuşulması gerekiyor.

DEHB içeriği artık bir gelir kaynağı. Reklam geliri, kurslar, uygulamalar, koçluk hizmetleri, takviyeler, çevrimiçi tanı hizmeti sunan platformlar.

Bir içeriğin sonunda bir şey satılıyorsa, o içeriğin seni kendinde tanı görmeye yöneltmesinde bir çıkar var demektir. Bu, içeriğin yanlış olduğu anlamına gelmiyor; ama okunma biçimini değiştirmesi gereken bir bilgi.

İyi içeriği nasıl ayırırsın

Pratik birkaç ölçüt:

  • Koşul söylüyor mu? "Bu belirtiler başka durumlarda da görülür" diyen içerik güvenilir tarafta.
  • İşlev kaybından bahsediyor mu? Yalnızca belirti sayıyorsa eksik.
  • Kesinlik derecesi ne? "Kesinlikle DEHB'sin" diyen içerikten uzak dur.
  • Kaynak veriyor mu? Vermiyorsa iddiaların nereden geldiği bilinmiyor demektir.
  • Sonunda bir şey satıyor mu?
  • Deneyim mi anlatıyor, tanı mı koyuyor? Kendi deneyimini anlatan içerik değerli ve dürüst. Senin adına teşhis koyan içerik değil.

Bu son ayrım en önemlisi. "Bende böyle" ile "sende de böyle" arasındaki mesafe, iyi içerikle kötü içeriği ayıran çizgi.

Peki bu iyi mi kötü mü

İkisi de.

İyi tarafı: Milyonlarca insan ilk kez bir açıklamayla karşılaştı. Utanç azaldı. Yıllarca "tembel" olarak tanımlanmış insanlar başka bir kelime buldu. Kadınlarda ve yetişkinlerde gecikmiş tanı konuşulur hâle geldi.

Kötü tarafı: Ölçütü olmayan bir kendi kendine teşhis kültürü büyüdü. Nüans kayboldu. Tedavi edilebilir başka tablolar tek bir başlığın altına toplandı. Ve alanın kendisi, ciddiye alınmayı zorlaştıran bir hafiflik kazandı.

İkincisi birincisini geçersiz kılmıyor. Ama birincisini savunmak için ikincisini görmezden gelmek de gerekmiyor.

En sağlıklı kullanım

Bir video sana kendini tanıttıysa, bu bir başlangıç noktası. Bir cevap değil.

Yapılacak şey şu: o tanınmayı bir uzmana götürmek. Belirti adı saymak yerine yaşanmış örneklerle gitmek. Çocukluğuna dair ne hatırladığını yazmak.

Sürecin nasıl işlediğini yetişkinlikte DEHB tanısı nereden alınır yazısında anlattım. Çevrimiçi testlerin ne işe yaradığını ise internetteki DEHB testleri güvenilir mi yazısında.

Özet

DEHB'nin sosyal medyada artması hem gerçek bir ihtiyaçtan hem mecranın kendi mantığından besleniyor.

Gerçek olan taraf: uzun süre görülmemiş insanlar görünür oldu. Sorunlu olan taraf: bu görünürlük, koşulları ve ayırıcı tanıyı taşıyamayan bir biçimde geldi.

Doğru tepki mecrayı toptan reddetmek olmuyor. Kendini bir videoda tanımak ile tanı almak arasındaki mesafeyi bilmek oluyor.

Bu yöntem sende ne yaptı?

İşaretin bu tarayıcıda saklanıyor. Sunucuya yalnızca sayı gidiyor, kim işaretledi tutulmuyor.

Yazar hakkında

Cansu, DEHB ile yaşayan bir yetişkin. Uzmanlığı yok; elindeki tek şey kendi denediği yöntemler ve kendi gündelik deneyimi. Bir yöntem onda tuttu diye sende tutar mı, bilinmez. Ondan gitmeyen bir şey senin işine yarayabilir.

Buradaki hiçbir şey tıbbi tavsiye, tanı ya da tedavi yerine geçmez. İlaç, doz ve tedavi kararları hekiminle konuşulacak şeyler. Daha fazlası.

Kaynaklar

  1. Young, S., Adamo, N., Asgeirsdottir, B. B. ve ark. (2020). Females with ADHD: An expert consensus statement taking a lifespan approach. BMC Psychiatry, 20, 404.
  2. Quinn, P. O., & Madhoo, M. (2014). A review of attention-deficit/hyperactivity disorder in women and girls: Uncovering this hidden diagnosis. Primary Care Companion for CNS Disorders, 16(3).
  3. Polanczyk, G., de Lima, M. S., Horta, B. L., Biederman, J., & Rohde, L. A. (2007). The worldwide prevalence of ADHD: A systematic review and metaregression analysis. American Journal of Psychiatry, 164(6), 942-948.
  4. Kooij, J. J. S., Bijlenga, D., Salerno, L. ve ark. (2019). Updated European Consensus Statement on diagnosis and treatment of adult ADHD. European Psychiatry, 56, 14-34.
  5. Katzman, M. A., Bilkey, T. S., Chokka, P. R., Fallu, A., & Klassen, L. J. (2017). Adult ADHD and comorbid disorders. BMC Psychiatry, 17, 302.