İçeriğe geç
Yöntemler

DEHB'li çocuğa nasıl davranılmalı?

Ebeveynler için kanıta dayalı bir çerçeve: neyin işe yaradığı, hangi yaklaşımın geri teptiği ve öğretmenle nasıl birlikte çalışılacağı.

5 dakika okumaOrta

Read this article in EnglishDiesen Artikel auf Deutsch lesenLire cet article en français

Bu yazıda 9 bölüm var

Bu yazıyı ebeveyn olarak değil, o çocuk olarak yazıyorum. Tanıyı yirmi iki yaşımda aldım, yani çocukluğumda kimse bana böyle davranmadı; kimse bilmiyordu.

Bu yüzden burada yazacaklarımın bir kısmı araştırmadan, bir kısmı da kendi hafızamdan geliyor: bana söylenen hangi cümleleri yıllarca taşıdım, hangileri bir şeyi gerçekten kolaylaştırdı.

Bir ön not gerekiyor: DEHB ebeveynlikten kaynaklanmıyor. Kalıtımı yüksek, gelişimsel bir tablo ve bunu DEHB kalıtsal mı yazısında ayrıca ele aldım. Yıllarca ailelere yüklenen suç yanlış bir zemine dayanıyordu.

Ama ebeveynin ne yaptığı yine de çok şeyi değiştiriyor. Belirtileri değil; çocuğun o belirtilerle nasıl bir hayat kuracağını.

Kanıt neyi destekliyor

NICE kılavuzu (NG87), çocuklarda ilk basamak olarak davranışsal ebeveyn eğitimi programlarını öneriyor. Sonuga-Barke ve arkadaşlarının (2013) meta analizi de bu programların ebeveyn bildirimlerinde olumlu etki gösterdiğini ortaya koyuyor; aynı çalışma, değerlendirmeyi yapan kişi hangi grupta olduğunu bilmediğinde bu etkinin görülmediğini de dürüstçe bildiriyor. Yani bu programların çekirdek belirtilere etkisi tartışmalı. Buna rağmen kılavuzlarda ilk basamakta duruyorlar, çünkü ebeveynin elindeki araçları ve evdeki gerginliği değiştiriyorlar.

Bu programların ortak mantığı basit: çocuğu değiştirmeye çalışmak yerine ortamı ve geri bildirimi değiştirmek.

Temel ilkeler

1. Geri bildirim hemen gelsin.

DEHB'de gecikmiş ödülün değeri hızla düşüyor. Sözlükte ödül gecikmesi diye geçiyor.

Pratik karşılığı şu: “Ay sonunda karneye bakarız” işe yaramıyor. “Bugün oturup ödevini yaptın, akşam beraber bir şey yapalım” yarıyor. Küçük ve hemen olan, büyük ve sonra olandan daha etkili.

Ben bunu tersinden yaşadım. Bana söylenen her ödül uzaktaydı: yaz tatili, karne, üniversite. Hiçbiri o anki ödev masasına ulaşmıyordu.

2. Kural sayısını azalt.

Beş kural, yirmi kuraldan iyi çalışıyor. Az sayıda, net ve tutarlı kural.

Kural somut olmalı. “Uslu ol” bir kural sayılmıyor; “yemekte telefon masada durmaz” bir kural.

3. Olumluyu yakala.

DEHB'li bir çocuk gün içinde çok fazla uyarı alıyor. Bu dengeyi bilerek bozmak gerekiyor: doğru yapılan şeyi fark edip söylemek.

Övgü yağdırmak gerekmiyor. Somut olması yetiyor: “Ayakkabılarını yerine koydun, fark ettim.” Bana en çok iyi gelen cümleler bu tondaydı ve sayıları azdı; bugün bile birkaçını hatırlıyorum.

4. Talimatı böl.

Tek seferde tek iş. Göz teması kurup söylemek, sonra tekrar ettirmek işe yarıyor.

Üç maddeli talimatın üçüncüsü büyük ihtimalle kaybolacak. Bu inat değil; çalışma belleğinin sınırıyla ilgili.

5. Görünür yapı kur.

Duvarda asılı bir sabah listesi, resimli bir akış, görünen bir zamanlayıcı. DEHB'de içeriden kurulamayan yapı dışarıdan kuruluyor; sözlükte dış iskele diye geçiyor.

6. Geçişleri haber ver.

“Beş dakika sonra çıkıyoruz” demek, ani geçişin yarattığı direnci belirgin biçimde azaltıyor. Bir işten kopmanın neden bu kadar zor olduğunu yetişkin haliyle hala yaşıyorum ve çocukken bende buna “inatçılık” denmişti.

Sorun, çocuğun kuralı bilmemesi olmayabilir. Kuralı bildiği halde o anda uygulayamıyor olabilir. Bu ikisine aynı tepkiyi verirsen yanlış sorunu çözmeye çalışırsın.

Ceza neden yetmiyor

Ceza kısa vadede davranışı durduruyor. Ama yerine ne konacağını öğretmiyor.

Ayrıca DEHB'li bir çocuk zaten günde çok sayıda olumsuz geri bildirim alıyor. Bu birikim uzun vadede çocuğu kendisi hakkında bir hükme götürüyor: bende bir sorun var.

En ağır yük de bu ve yıllar sonra bile yerinde duruyor. Ayrıntısını DEHB'de utanç ve öz şefkat yazısında ele aldım.

Ceza tamamen ortadan kalkmıyor; sonuçlar olmalı. Ama sonuç önceden bilinmeli, orantılı ve tutarlı olmalı. Öfke anında konan cezalar tutarsız oluyor ve bir şey öğretmiyor.

Sessiz çocuğu gözden kaçırmamak

Bu bölümü yazmamın kişisel bir sebebi var. Sınıfı dağıtan çocuk ben değildim. Notlarım düşük de değildi. Ödevlerimi son gece yapıyordum, dersi dinlerken dalıp gidiyordum ve kimse bir şey fark etmedi.

Dikkatsiz ağırlıklı tablo böyle işliyor: kimseyi rahatsız etmediği için çocuğu kimse değerlendirmeye de yönlendirmiyor. Öğretmen yorumları genelde şöyle oluyor: dalgın, hayalperest, potansiyelini kullanmıyor.

Çocuğunda hareketlilik yok ama şu tablo varsa bunu ciddiye almakta fayda var: sürekli eşya kaybetmek, ödevi yapıp okula götürmeyi unutmak, çok adımlı işlerde takılmak, okurken aynı satıra dönmek. Belirtilerin çocukluktaki halini çocuklarda DEHB belirtileri yazısında ayrıntılı yazdım.

Sık yapılan hata: iyi geçen günü ölçü almak

Bir cümle var ki bugün bile duyduğumda içim daralıyor: “Dün yapabildin ama.”

DEHB'de performans günden güne değişiyor ve iyi geçen bir gün, o işin artık her gün yapılabileceğini göstermiyor. Bu dalgalanmayı tercih diye okursan çocuk da “demek istemiyorum” sonucuna varıyor.

İyi bir günü kanıt olarak kullanmak yerine bilgi olarak kullanmak mümkün: o gün ne farklıydı? Daha iyi uyumuş muydu, ortam daha sessiz miydi, iş daha küçük parçalara mı bölünmüştü? Cevap genelde ortamda çıkıyor, ortamı da yeniden kurmak mümkün.

Evin günlük meselesi olan ödev takibini ayrı bir yazıda adım adım yazdım.

Okul tarafı

Öğretmenle iş birliği, evdeki her şey kadar belirleyici.

İşe yarayan somut talepler:

  • Ön sırada oturmak.
  • Talimatların yazılı da verilmesi.
  • Uzun ödevlerin parçalara bölünmesi ve ara teslim noktaları.
  • Ders içinde kısa hareket molaları.
  • Sınavlarda ek süre ya da sessiz ortam.

Bunları isterken “özel muamele istemiş gibi olurum” diye çekinme; bu düzenlemelerin çoğu sınıftaki diğer çocuklara da yarıyor. Konuyu okulda ve üniversitede DEHB yazısında ayrıntılandırdım.

Ebeveynin kendisi

En az konuşulan başlık bu. Johnston ve arkadaşlarının (2012) derlemesi, DEHB'li yetişkinlerin ebeveynlik deneyimini inceliyor ve tutarlı kalmanın bu ebeveynler için ek bir zorluk olabildiğini gösteriyor.

Kalıtımın yüksek olduğunu düşünürsek, DEHB'li bir çocuğun ebeveyninde de tablonun bulunma ihtimali yüksek. Yani sistem kurmakta zorlanıyorsan bu bir ebeveynlik başarısızlığı olmayabilir. Kendi değerlendirmeni yaptırmak, çocuğuna da yarıyor. Bu tarafı DEHB'li ebeveyn olmak yazısında ele aldım.

Çocuğa nasıl anlatılır

Yaşa uygun ve suçlamayan bir dille anlatmak, çocuğun kendini “bozuk” olarak görmesini engelliyor.

İşe yarayan çerçeve şu: beynin bazı şeyleri farklı yapıyor; hatırlamak ve başlamak senin için zor, o yüzden sana yardımcı olacak araçlar kuruyoruz.

Bu, sorumluluğu ortadan kaldırmıyor. Yalnızca zorluğun yerini doğru gösteriyor. Şunu da ekleyeyim: tanı ve ilaç kararları hekimin işi; bu yazı bir tedavi planı yerine geçmiyor.

Yıllar sonra kalan şey

Kendi çocukluğuma dönüp baktığımda hatırladığım şey aldığım uyarılar değil. Uyarıların bende bıraktığı sonuç.

Bir çocuk “bugün dağınıktın” cümlesiyle “sen dağınık birisin” cümlesi arasındaki farkı yıllarca taşıyor. Birincisi bir günü tarif ediyor, ikincisi bir kimlik kuruyor.

Yapılabilecek en değerli şey, sanırım, o ikinci cümleyi hiç kurmamak.

Sık sorulanlar

DEHB'li çocukta kanıtı en güçlü yaklaşım nedir?
Davranışsal ebeveyn eğitimi: kuralları azaltıp netleştirmek, geri bildirimi hemen vermek ve olumlu davranışı görünür kılmak.
Ödül ne zaman verilmeli?
Aynı gün. DEHB'de gecikmiş ödül zayıf çalıştığı için haftaya verilecek bir söz işe yaramıyor, küçük ve hemen gelen bir karşılık yarıyor.
Ceza işe yarar mı?
Kısa vadede davranışı durdurabiliyor ama yeni davranış öğretmiyor. Tek başına kullanıldığında ilişkiye de zarar veriyor.
Sessiz çocuk gözden kaçar mı?
Kaçıyor. Şikayet üretmeyen, dikkatsiz ağırlıklı tablo değerlendirmeye yönlendirilmiyor ve tanı geç kalıyor.

Bu yöntem sende ne yaptı?

İşaretin bu tarayıcıda saklanıyor. Sunucuya yalnızca sayı gidiyor, kim işaretledi tutulmuyor.

Yazar hakkında

Cansu, DEHB ile yaşayan bir yetişkin. Uzmanlığı yok; elindeki tek şey kendi denediği yöntemler ve kendi gündelik deneyimi. Bir yöntem onda tuttu diye sende tutar mı, bilinmez. Ondan gitmeyen bir şey senin işine yarayabilir.

Buradaki hiçbir şey tıbbi tavsiye, tanı ya da tedavi yerine geçmez. İlaç, doz ve tedavi kararları hekiminle konuşulacak şeyler. Daha fazlası.

Kaynaklar3
  1. Sonuga-Barke, E. J. S., Brandeis, D., Cortese, S. ve ark. (2013). Nonpharmacological interventions for ADHD: Systematic review and meta-analyses of randomized controlled trials of dietary and psychological treatments. American Journal of Psychiatry, 170(3), 275-289.↩
  2. National Institute for Health and Care Excellence (2018, güncelleme 2019). Attention deficit hyperactivity disorder: diagnosis and management. NICE guideline NG87.↩
  3. Johnston, C., Mash, E. J., Miller, N., & Ninowski, J. E. (2012). Parenting in adults with attention-deficit/hyperactivity disorder. Clinical Psychology Review, 32(4), 215-228.↩

Bu yazı 16 Eylül 2026 tarihinde güncellendi.

Yeni yazılardan haberdar ol

Yeni yazı yayınladığımda haber vereyim. Reklam yok, başka bir şey yok.