DEHB'li çocuğa nasıl davranılmalı?
Ebeveynler için kanıta dayalı bir çerçeve: neyin işe yaradığı, hangi yaklaşımın geri teptiği ve öğretmenle nasıl çalışılır.
Bu yazıda 7 bölüm var
Bu yazının bir ön notu var: DEHB ebeveynlikten kaynaklanmıyor. Kalıtımı yüksek, gelişimsel bir tablo. Yıllarca ailelere yüklenen suç, yanlış bir zemine dayanıyordu.
Ama ebeveynin ne yaptığı yine de çok şeyi değiştiriyor. Belirtileri değil; çocuğun o belirtilerle nasıl bir hayat kuracağını.
Kanıt neyi destekliyor
NICE kılavuzu (NG87), çocuklarda ilk basamak olarak davranışsal ebeveyn eğitimi programlarını öneriyor. Sonuga-Barke ve arkadaşlarının (2013) meta analizi de ebeveyn eğitimi programlarının ebeveyn bildirimlerinde olumlu etki gösterdiğini ortaya koyuyor.
Bu programların ortak mantığı basit: çocuğu değiştirmeye çalışmak yerine ortamı ve geri bildirimi değiştirmek.
Temel ilkeler
1. Geri bildirim hemen gelsin.
DEHB'de gecikmiş ödülün değeri hızla düşüyor. Sözlükte ödül gecikmesi.
Pratik karşılığı: "Ay sonunda karneye bakarız" işe yaramıyor. "Bugün ödevini oturup yaptın, akşam oyunu birlikte oynayalım" yarıyor.
Küçük ve hemen, büyük ve sonra'dan daha etkili.
2. Kural sayısını azalt.
Beş kural, yirmi kuraldan iyi çalışıyor. Az sayıda, net ve tutarlı kural.
Kuralın somut olması gerekiyor: "uslu ol" bir kural değil. "Yemekte telefon masada olmaz" bir kural.
3. Olumluyu yakala.
DEHB'li bir çocuk gün içinde çok fazla uyarı alıyor. Bu dengeyi bilerek bozmak gerekiyor: doğru yapılan şeyi fark edip söylemek.
Bu, övgü yağdırmak anlamına gelmiyor. Somut olması yeterli: "Ayakkabılarını yerine koydun, fark ettim."
4. Talimatı böl.
Tek seferde tek iş. Göz teması kurup söylemek, sonra tekrar ettirmek işe yarıyor.
Üç maddeli talimatın üçüncüsü büyük ihtimalle kaybolacak. Bu inat değil, çalışma belleği.
5. Görünür yapı kur.
Duvarda asılı bir sabah listesi, resimli bir akış, görünen bir zamanlayıcı. DEHB'de içeriden kurulamayan yapı dışarıdan kuruluyor. Buna dış iskele deniyor.
6. Geçişleri haber ver.
"Beş dakika sonra çıkıyoruz" demek, ani geçişin yarattığı direnci belirgin biçimde azaltıyor.
Çocuk kuralı bilmiyor değil. Kuralı bildiği hâlde o anda uygulayamıyor. Bu ikisine aynı tepkiyi vermek, yanlış sorunu çözmeye çalışmak oluyor.
Ceza neden yetmiyor
Ceza kısa vadede davranışı durduruyor. Yapmadığı şey, yerine ne koyacağını öğretmek.
Ayrıca DEHB'li bir çocuk zaten günde çok sayıda olumsuz geri bildirim alıyor. Bu birikimin uzun vadeli sonucu, çocuğun kendisi hakkında vardığı sonuç oluyor: bende bir sorun var.
Bu, ileride en ağır taşınan yük hâline geliyor. DEHB'de utanç ve öz şefkat yazısında bunu ele aldım.
Ceza tamamen ortadan kalkmıyor; sonuçlar olmalı. Ama sonucun önceden bilinen, orantılı ve tutarlı olması gerekiyor. Öfke anında konan cezalar tutarsız oluyor ve öğretmiyor.
Okul tarafı
Öğretmenle iş birliği, evdeki her şey kadar önemli.
İşe yarayan somut talepler:
- Ön sırada oturmak
- Talimatların yazılı da verilmesi
- Uzun ödevlerin parçalara bölünmesi ve ara teslim
- Ders içinde kısa hareket molaları
- Sınavlarda ek süre ya da sessiz ortam
Bu konuyu okulda ve üniversitede DEHB yazısında ayrıntılandırdım.
Ebeveynin kendisi
Bu, en az konuşulan başlık. Johnston ve arkadaşlarının (2012) derlemesi, DEHB'li yetişkinlerin ebeveynlik deneyimini inceliyor ve tutarlılığı sürdürmenin ek bir zorluk oluşturabildiğini ortaya koyuyor.
Kalıtımın yüksek olduğunu düşünürsek, DEHB'li bir çocuğun ebeveyninde de tablo bulunma ihtimali yüksek.
Bunun anlamı şu: sistem kurmakta zorlanıyorsan bu bir ebeveynlik başarısızlığı değil olabilir. Kendi değerlendirmeni yaptırmak, çocuğuna da yarıyor.
Çocuğa nasıl anlatılır
Yaşa uygun ve suçlamayan bir dille anlatmak, çocuğun kendini "bozuk" olarak görmesini engelliyor.
İşe yarayan çerçeve: beynin bazı şeyleri farklı yapıyor; hatırlamak ve başlamak senin için zor, o yüzden sana yardımcı olacak araçlar kuruyoruz.
Bu, sorumluluğu kaldırmıyor. Yalnızca zorluğun yerini doğru gösteriyor.
Özet
En işe yarayan yaklaşım, geri bildirimi hemen vermek, kuralları azaltıp netleştirmek ve olumlu davranışı görünür kılmak.
En çok fark yaratan şey ise belirtilerin şiddeti değil, çocuğun kendisi hakkında ne düşünerek büyüdüğü.