İçeriğe geç
Yöntemler

DEHB'de diyet işe yarar mı?

Eleme diyetleri, gıda boyaları ve şeker. Hangi iddianın arkasında kanıt var, hangisinde yok ve kısıtlayıcı diyetlerin konuşulmayan riski.

5 dakika okumaOrta

Read this article in EnglishDiesen Artikel auf Deutsch lesenLire cet article en français

Bu yazıda 8 bölüm var

Tanıdan sonraki ilk aylarda en çok tavsiye aldığım konu beslenme oldu. Şunu kes, bunu ekle, şu gruba hiç dokunma.

Tavsiyelerin hepsi iyi niyetliydi ve hiçbiri bana kaynağını söylemedi. Ben de oturup baktım, çünkü işimin bir kısmı zaten iddiaların arkasına bakmak.

Çıkan tablo beklediğimden daha net ve daha sıkıcıydı. Bu alanda iddia çok, kanıt az. Ama “az” demek “hiç” demek olmuyor, o yüzden tek tek ayırmak gerekiyor.

Şeker: kanıt yok

En yaygın inanç ve en iyi çürütülmüş olanı.

Wolraich ve arkadaşlarının (1995) meta analizi 23 çift kör kontrollü çalışmayı birleştirdi ve şekerin çocukların davranışını ya da bilişsel performansını etkilemediği sonucuna vardı.

İşin ilginç tarafı şu: aynı alandaki araştırmalar, çocuğunun şeker yediğini sanan ebeveynlerin onu daha hareketli bulduğunu da göstermiş. Yani etki gözlemcide oluyor. Ayrıntısını şeker DEHB'ye neden olur mu yazısında anlattım.

Gıda boyaları: küçük ve sınırlı bir kanıt

Burada tablo daha karışık ve kimse bunu tek cümleyle söylemeyi sevmiyor.

Nigg ve arkadaşlarının (2012) meta analizi, yapay gıda boyalarının bazı çocuklarda davranış üzerinde küçük bir etkisi olabileceğini bildiriyor.

Burada üç çekinceyi akılda tutmak gerekiyor:

  • Etki küçük ve bütün çocuklarda görülmüyor.
  • Duyarlı bir alt gruptan söz ediliyor, ama bu grubun kimlerden oluştuğu net değil.
  • Bu bulgu, boyaların DEHB'ye yol açtığı anlamına gelmiyor.

Bunu yazarken kendime şunu soruyorum: bu bilgi bir aileye ne kazandırır? Bence tek bir şey. Yapay boyalı bir ürünü azaltmak ucuz ve zararsız bir denemedir. Ama bunun bir tedavi olduğunu düşünmek pahalıya patlar.

Eleme diyetleri: uygulanması zor, kanıt tartışmalı

Eleme diyeti, olası tetikleyici gıdaların çıkarılıp sonra tek tek geri eklenmesine dayanıyor.

Bazı çalışmalarda olumlu sonuçlar bildirildi. Ama Sonuga-Barke ve arkadaşlarının (2013) meta analizi önemli bir uyarıda bulunuyor: bu alandaki etkiler, değerlendirme kör yapıldığında belirgin biçimde küçülüyor.

Sebep anlaşılır. Haftalarca zahmetli bir diyet uygulayan bir aile, değişimi görme eğiliminde oluyor. Bu kötü niyet değil, insan olmanın bir parçası. Ben de kendi denemelerimde aynı şeyi yaptığımı fark ettim: bir şeye emek verdiğimde, işe yaramış olmasını istiyorum ve istediğim şeyi görüyorum.

Bir yöntemin işe yarayıp yaramadığını, onu uygulayan kişinin gözlemiyle ölçemiyoruz. Kör değerlendirmenin bu kadar önemli olması bundan.

Kısıtlayıcı diyetlerin riski

En çok atlanan taraf bu ve bence en önemlisi de bu.

Bir çocuğun beslenmesinden bütün bir gıda grubunu çıkarmak, hekim gözetimi olmadan yapıldığında:

  • Beslenme eksikliğine yol açabiliyor.
  • Büyümeyi etkileyebiliyor.
  • Yemek etrafında gerginlik ve kaygı üretebiliyor.
  • Çocuğu sosyal olarak ayrıştırabiliyor: doğum günleri, okul, misafirlik.

Bir de görünmeyen maliyet var. Aile bütün enerjisini diyete harcarken kanıtı güçlü tedaviler erteleniyor. Zaman da bir kaynak ve çocukluk geri gelmiyor.

Beslenme hiç mi önemli değil

Öyle demiyorum. Ama rolünün adını doğru koymak gerekiyor: tedavi değil, zemin.

DEHB'de beslenmeyle ilgili gerçek ve pratik meseleler bence şunlar:

Öğün atlamak. Uzun süre yememek doğrudan odaklanmayı bozuyor. Bu bende en belirgin olanı: bir işe daldığımda öğle yemeğini fark etmiyorum ve akşamüstü neden hiçbir şey düşünemediğimi merak ediyorum. Açlığın geç fark edilmesinin adı beden sinyali körlüğü.

Uyarıcı ilaç ve iştah. İştah baskılanması bilinen bir yan etki. Gün boyu yememek, akşam telafi etmeye yol açabiliyor. Bunu hekimine mutlaka söyle.

Düzensiz yeme örüntüleri. Dürtüsel yiyecek seçimi ve duygusal yeme sık bildiriliyor. Tıkınırcasına yeme ile DEHB arasındaki ilişkiyi ayrı bir yazıda ele aldım.

Demir ve B12 eksikliği. Bunlar diyet değil, tedavi meselesi. Eksiklik yorgunluğa ve dikkat sorunlarına yol açabiliyor ve kan testiyle anlaşılıyor.

Omega 3 tartışması ayrı bir başlık ve kendi kanıt tablosu var; onu omega 3 DEHB'ye iyi gelir mi yazısında ele aldım. Mutfak tarafının pratiği ise beslenme yazısında.

Bu alanda neden bu kadar çok iddia var

Bir soru aklıma takıldı: kanıt bu kadar zayıfken bu konu neden bu kadar çok konuşuluyor?

Birkaç sebep buldum. Birincisi, beslenme kontrol edilebilir bir şey. Tanı süreci uzun, bekleme listeleri var, tedavi kararı başkasının elinde. Buzdolabı ise senin elinde. Elinde olan şeye sarılmak çok insani.

İkincisi, suçluluk. Özellikle çocuğuna bir tanı konmuş aileler “ben ne yaptım da böyle oldu” sorusuyla baş başa kalıyor. Diyet, o soruya bir cevap ve bir telafi vaat ediyor. Vaat güçlü olunca kanıt arama isteği zayıflıyor.

Üçüncüsü, DEHB dalgalı bir tablo. İyi günler ve kötü günler var. Bir değişiklik yaptığın hafta iyi bir hafta denk gelirse, o değişikliği sebep saymak çok kolay. Ben bunu kendi kahve saatimle yaşadım: iki iyi gün gördüm ve bir kuralım olduğuna inandım.

Bunları anlayınca tavsiye verenlere daha az kızar oldum. Öte yandan tavsiyelerin kendisini de daha az ciddiye almaya başladım.

Bir şey denemek istiyorsan

Denemeyi bir deney gibi kurmak bende işe yarayan tek yaklaşım oldu.

  1. Önce ne değişecek diye yaz. “Daha iyi olacak” ölçülemiyor. “Öğretmen haftada kaç kez uyardı” ölçülebiliyor.
  2. Süre koy. Dört hafta gibi. Süresiz denemeler bitmiyor, sadece unutuluyor.
  3. Tek şeyi değiştir. Aynı anda üç şeyi değiştirirsen hangisinin işe yaradığını bilemezsin. Bu kuralı en çok ben çiğnedim: aynı hafta hem uyku saatimi hem kahveyi hem de kahvaltıyı değiştirip sonuca bakıyordum.
  4. Mümkünse bilmeyen birinin gözlemini al. Öğretmen ne denendiğini bilmiyorsa gözlemi daha değerli oluyor.
  5. Bırakmayı da planla. İşe yaramadıysa ne zaman duracağına baştan karar ver. Yoksa yöntem, bırakınca suçluluk duyduğun bir yüke dönüşüyor.

Bu konuda vardığım yer

Genel bir DEHB diyeti yok. Şekerde kanıt yok, gıda boyalarında küçük ve sınırlı bir kanıt var, eleme diyetlerinde etkiler kör değerlendirmeyle küçülüyor.

Beni asıl rahatlatan şey bu bilgiler oldu. Çünkü “doğru beslenseydin böyle olmazdın” cümlesinin arkasında bir kanıt olmadığını bilmek, uzun süre taşıdığım bir suçluluğu hafifletti.

Bugün beslenmeye dikkat etmemin sebebi DEHB'yi geçirmek değil. Aç kaldığımda hiçbir şey yapamadığımı bilmek. Bu kadarı bile bazı günleri değiştiriyor.

Sık sorulanlar

DEHB için özel bir diyet var mı?
Genel bir DEHB diyeti yok. Belirtileri ortadan kaldıran bir beslenme biçimi tanımlanmış değil.
Gıda boyaları belirtileri etkiliyor mu?
Yapay gıda boyalarının bazı çocuklarda küçük bir etkisi olabileceği bildiriliyor. Etki küçük ve herkeste görülmüyor.
Eleme diyeti denemeli miyim?
Bazı çalışmalarda olumlu sonuç vermiş olsa da uygulanması zor ve kör değerlendirme yapıldığında etkiler küçülüyor. Denenecekse hekim ve diyetisyen gözetiminde yapılması gerekiyor.
Kısıtlayıcı diyetin riski ne?
Büyüme çağındaki çocukta besin eksikliği ve yemekle kurulan ilişkinin bozulması. Fayda belirsizken risk somut.

Bu yazı nasıl hazırlandı

Cansu DEHB ile yaşayan bir yetişkin; hekim ya da sağlık uzmanı değil. Bu bir deneyim yazısı olmaktan çok bir derleme: bilgiler yayımlanmış çalışmalara ve resmî kaynaklara dayanıyor, kaynaklar yazının altında listeleniyor.

Yazı bir uzman tarafından gözden geçirilmedi. Tanı, ilaç ve tedavi kararları hekiminle verilecek şeyler; hak, rapor ve başvuru süreçlerinin ayrıntıları ise zamanla değişebildiği için ilgili kurumdan teyit edilmeli. Daha fazlası.

Kaynaklar3
  1. Nigg, J. T., Lewis, K., Edinger, T., & Falk, M. (2012). Meta-analysis of attention-deficit/hyperactivity disorder or attention-deficit/hyperactivity disorder symptoms, restriction diet, and synthetic food color additives. Journal of the American Academy of Child & Adolescent Psychiatry, 51(1), 86-97.↩
  2. Sonuga-Barke, E. J. S., Brandeis, D., Cortese, S. ve ark. (2013). Nonpharmacological interventions for ADHD: Systematic review and meta-analyses of randomized controlled trials of dietary and psychological treatments. American Journal of Psychiatry, 170(3), 275-289.↩
  3. Wolraich, M. L., Wilson, D. B., & White, J. W. (1995). The effect of sugar on behavior or cognition in children: A meta-analysis. JAMA, 274(20), 1617-1621.↩

Bu yazı 16 Eylül 2026 tarihinde güncellendi.

Yeni yazılardan haberdar ol

Yeni yazı yayınladığımda haber vereyim. Reklam yok, başka bir şey yok.